Makaleler
hayir-diyebilmek-neden-onemli.jpg

Hayır Diyebilmek Neden Önemli?

PSİKOLOG ÖZGE GÜLER / NEVŞEHİR YEDAM

HAYIR DEMEK KENDİNİ KORUMA BECERİSİDİR

Çocuk; akran baskısı, kabul görme, onaylanma ve sosyalleşebilme gibi isteklerle kendisine kaygı veren bir duruma fark etmeden evet diyor olabilir. Bu yüzden hayır demek sadece bir sınır koyma meselesi değil, aynı zamanda çocuğun sınırlarını ve tercihlerini tanıyarak ortaya koyduğu kendini koruma becerisidir. Bu koruma becerisi, yani hayır diyebilmek, çocuğun kendini dışarıdan gelen risklere karşı korumasına yardımcı olur. Aynı zamanda hayır demek çocuğun öz güven ve öz değer geliştirmesine destek olarak kendi yaşam çizgisini kurmasına olanak sağlar.

HAYIR DEMENİN ÖZ GÜVEN VE ÖZ DEĞER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Öz değer kişinin kendisini değerli ve kabul edilebilir hissetmesi anlamına gelirken, öz güven ise kişinin kendi tercih ve sınırlarına dair güvenini içerir. Öz değeri gelişen çocuk kendini değerli ve kabul edilebilir olarak gördüğü için kabul görmek ve onaylanmak amacı ile istemediği durumlara evet demek zorunda kalmaz. Onay görmek için bir gruba ya da bir davranışa dair beklentisi olmayacağından kendi sınırları ile var olmayı daha kolay başarabilir ve kendisine uygun olmayan durumlara karşı hayır diyebilme becerisini daha rahat geliştirebilir. Aynı şekilde kendi öz değeriyle var olmayı başarabilen çocuklar kendi sınırlarına ve tercihlerine karşı bağlılık geliştireceğinden başkalarının ısrarlarına karşı kendi fikrini savunabilir.

HAYIR DEMEK NASIL ÖĞRETİLİR?

Peki, aileler çocuklara hayır demeyi nasıl öğretebilir? Çocukluk çağlarında birçok davranış rol model alma ile başlar. Çevreye karşı kendi sınırlarını koruyabilen anne baba ile büyüyen çocuklar ilerleyen yaşlarda bunu daha rahat başarabilir. Bu sebeple ebeveynlerin rol model olması çok önemlidir. Çocukların en hızlı öğrendikleri davranışlar, gördükleri davranışlardır. Anne babalar fikir olarak katılmadığı ve yapmak istemediği durumlara sınır koyabildiğinde çocuk da bunu fark eder ve kendi istemediği durumlarda da aynı davranışı uygulamaya başlar.

Bir diğer nokta ise, özellikle aile içinde alınan kararlarda, çocuğun yaşına uygun olarak fikrini söylemesine fırsat vermektir. Çocuğun kendi düşünce ve beklentilerini ortaya koymasına yardımcı olmak çocuğun neyi isteyip istemediği noktasında fikir sahibi olmasına olanak sağlar.

Çevreden gelen iyi niyetli ısrarlar olsa dahi ilk önce çocuğa, “Bu konuda sen ne istersin, sence bu uygun mu?” şeklinde sorular yönelterek alan tanımak gereklidir. Çocuğun bir şeye hayır demesi saygısızlık anlamına gelmez, aksine hem kendisine hem de karşısındakine karşı saygı geliştirmesine yardımcı olur, empati yeteneğini artırır.

Ebeveynler çocuklarının hayır demekte zorlandığını fark ettiklerinde evde küçük hayır deme oyunları oynayabilirler. Rol yapma oyunu ile çocuğun dışarıda hayır demekte zorlandığı olayları evde canlandırabilirler. Çocuğun güvenli bir ortamda bunu deneyimlemesi gerçek olayla karşı karşıya kaldığında karşısındakine hayır demesini kolaylaştıracaktır.

Bir diğer husus da çocuğun fikirlerine ve davranışlarına saygı duymaktan geçiyor. Sürekli eleştiriye maruz kalan çocuklar bir süre sonra fikirlerini söylemez ya da kendine uygun olmayan ancak çevresindekilerle uyumlu olan davranışlar geliştirmeye başlar. Bu da çocuğun riskli ortamlara girdiğinde dahi uyumlu olma tutumunu pekiştirir ve çocuk istemediği durumlarla karşı karşıya kaldığında hayır diyemez. Bu yüzden ev içerisinde çocuğun her şeye koşulsuz kabul veriyor olması, aileler açısından kimi zaman pozitif bir etki olarak görülse de dışarıdaki risklerle baş etme noktasında negatif bir etkidir. Bu yüzden anne babalar çocuğunu gerçek anlamda dinlemeli, eleştirmeden ve yargılamadan önce mutlaka çocuğunun düşüncesini anlamaya çalışmalıdır. Kendi kararlarını verebileceği alanlar açarak çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vermek iyi olabilir. Aldığı sorumluluklar sonucunda çocuğun çabasını takdir etmek ve başarılarını desteklemek gerekir. Sürekli eleştirilen çocuk kendi düşüncelerini ortaya koyamadığı için zamanla gerçekten ne istediğini unutur ve çevresindekileri memnun etme odaklı davranmaya başlar.

Çocuk birçok farklı sebepten dolayı hayır demekte zorlanıyor olabilir. Arkadaş ortamında kabul görmek, bir gruba dâhil olmak bu sebepler arasında sayılabilir. Bu yüzden çocuklar ilk önce aile içinde dinlendiğini ve fark edildiğini hissetmeli, düşüncelerinin bir karşılığı olduğunu görmelidir. Aile içerisinde duygu paylaşımı ne kadar iyi yapılırsa duyguları tanıma konusunda da o kadar iyi beceri geliştirilmiş olur. Çocuk yaşı gereği hissettiği bazı duyguları tanımlayamayabilir. O yüzden hissedilen ve aktarılan duyguların ebeveynler tarafından doğru kelime ile yansıtılması duyguları tanımaya yardımcı olur. Örneğin öfke ile tepki veren çocuk sakinleşince onunla konuşulmalı ve o an neden böyle bir tepki verdiği sorulmalıdır. Çocuk olayı kendi penceresinden aktardığında “Bu konu seni öfkelendirmiş” ya da “Bu konu seni üzmüş” şeklinde yansıtmalar ile duygu tekrardan çocuğa yansıtılmalıdır. Böylelikle çocuk onu neyin kaygılandırdığını, neyin üzdüğü ve neyin mutlu ettiğini fark edecek, seçimlerini yaparken bunu göz önünde bulunduracaktır.

GÜVENLİ SINIRLAR VE HAYIR DEMEK

Bir çocuğun hayır diyebilmesi kendi değerini fark ettiğinin en iyi göstergesidir. Sağlıklı ilişkiler kurmanın yolu sağlıklı sınırlardan geçer. İnsan sosyal bir varlıktır ki bu sebeple bağ kurma ihtiyacını her zaman hisseder. Ancak insani bir ihtiyacın karşılanabilmesi için insanın kendi değerinden vazgeçmek zorunda kalmadığı bir düzende sağlıklı bağlar kurulabilir.

Anne babaların çocuklarını çevredeki risklerden korumasının en güzel yolu çocuğa doğru yerde hayır diyebilmeyi öğretmektir. Ebeveynler her an ve her durumda çocuğunun yanında olup onu risklerden koruyamayabilir; ama çocuğa kendisini nasıl koruyabileceğini, hangi tercihin kendisine ait olup olmadığını öğretebilir.

Bir çocuğun güvenle söyleyebildiği ‘’hayır’’ çevreye karşı çizebildiği en güçlü sınırdır. Bu sınırı koyabilen çocuğun etrafında gerçek ve güvenli bağlar oluşmaya başlar. Hayır diyemediği için kabul gördüğü ilişkiler değil; gerçekten değerinin bilindiği, sevildiği, anlaşıldığı ve seçim yapabildiği ilişkiler kurmaya başlar. İnsan onaylandığı yerde var olabilir. Tam da bu noktada şunu sormalıyız: Gerçekten seviliyor ve kabul ediliyor muyuz yoksa yalnızca çevremizdekilere uyum mu sağlıyoruz?