Makaleler
dso-davranissal-bagimliliklari-yakindan-izliyor.jpg

Dr. Tasnim Atatrah: “DSÖ Davranışsal Bağımlılıkları Yakından İzliyor”

Halk sağlığı uzmanı ve tıp doktoru olarak uzun yıllardır Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bünyesinde görev yapan Dr. Tasnim Atatrah, Doğu Akdeniz ve Avrupa ülkelerinde sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi, insani müdahaleler ve sağlık politikaları alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen bir isim. Dr. Tasnim Atatrah, DSÖ’nün davranışsal bağımlılıklar alanındaki temel politikalarını, ön görülen riskleri ve alınan önlemleri konuştuk.

DSÖ’nün davranışsal bağımlılıklara bakışını nasıl tanımlarsınız? Dijital oyun, kumar ve kompulsif alışveriş gibi davranışsal bağımlılıkların küresel ölçekte giderek artan etkisi göz önüne alındığında, DSÖ’nün bu alandaki temel politika çerçevesi nedir?

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, Dünya Sağlık Örgütü davranışsal bağımlılıkları resmî olarak tanımış durumda. Özellikle Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’nda (ICD) bir hastalık olarak yer alması ve bu sınıflandırmanın 2019 yılından itibaren tüm ülkeler tarafından kabul edilmesi, bu alandaki kararlılığı ve ciddiyeti açıkça ortaya koyuyor.

Davranışsal bağımlılıkların hastalık olarak tanınması, yalnızca tanı ve tedavi için değil, aynı zamanda önleme alanında da kanıta dayalı araçların geliştirilmesi açısından son derece önemli. DSÖ bu süreçte, dünyanın dört bir yanındaki ülkelere teknik uzmanlık ve rehberlik sağlıyor.

Bugün İstanbul’da bulunmamız da bu güçlü iş birliğinin bir sonucu. Dünya Sağlık Örgütü ile Yeşilay arasındaki ortak çalışmalar 2017 yılında, tanı süreçlerini farklı boyutlarıyla ele alan bir değerlendirme aracının geliştirilmesiyle başladı. Bugün ise yine Yeşilay’la yakın iş birliği içinde davranışsal bağımlılıklar alanındaki çalışmaları desteklemek üzere İstanbul’dayız.

DSÖ’nün bu alandaki temel rolü, teknik liderliği üstlenmenin yanı sıra, uzmanları bir araya getiren bir buluşturucu platform olmaktır. Bugünkü toplantı, farklı ülkelerden uzmanları bir araya getirmesi açısından son derece kıymetli. Çünkü artık davranışsal bağımlılıklar tek bir ülkenin sorunu değil; küresel ölçekte bir halk sağlığı riski ve eğilimi olarak karşımızda duruyor.

Bu sorun yalnızca bireylerin sağlığını değil; aynı zamanda toplumsal yapıyı, sosyal ilişkileri ve ekonomiyi de ciddi biçimde etkiliyor. Bu nedenle çok sektörlü iş birliği hayati önem taşıyor. Tanı araçlarını tartışırken aynı zamanda sektörler arası koordinasyonun gerekliliğini de vurgulamak zorundayız. Bu noktada Yeşilay’ın farklı aktörleri bir araya getiren yaklaşımı ve Türkiye’nin bu halk sağlığı riskini ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde ele alma konusundaki liderliği son derece değerli.

“DAVRANIŞSAL BAĞIMLILIKLAR DSÖ BÜNYESİNDE DE AKTİF BİÇİMDE TARTIŞILIYOR”

Teknoloji, sosyal medya, dijital ekonomi ve oyunlaştırma pratikleriyle hızla şekillenen bir dünyada, Dünya Sağlık Örgütü gelecekte bağımlılık olarak sınıflandırılma riski taşıyan hangi davranış örüntülerini yakından izliyor?

Bugün dijital araçlara yönelik bağımlılıklar ve kumar gibi davranışlar DSÖ bünyesinde aktif biçimde tartışılıyor. Artık bağımlılığı yalnızca madde kullanımıyla sınırlı bir alan olarak görmüyoruz. Sigara ya da madde bağımlılığı gibi klasik örneklerin ötesinde, kontrol edilemeyen ve bireyin sağlığını, ekonomik durumunu ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyen her türlü davranış bağımlılık kapsamında ele alınıyor.

Bu nedenle DSÖ, kumar bağımlılığı başta olmak üzere dijital araçlara yönelik bağımlılık davranışlarını da bağımlılık başlığı altında sınıflandırıyor ve yakından izliyor.

ÜLKELERİN YOL HARİTASI NASIL OLMALI?

Davranışsal bağımlılıkların artan etkisi karşısında, politika yapıcılar, hükûmetler ve ilgili kurumlar; mevzuat, önleyici politikalar, dijital düzenlemeler ve toplum temelli müdahaleler açısından hangi temel sorumlulukları üstlenmeli? Ülkeler nasıl bir yol haritası izlemeli?

Her şeyden önce şunu kabul etmeliyiz: Bu alanda tek tip, herkese uyan bir çözüm mümkün değil. Her ülkenin kendi bağlamı, kapasitesi ve ihtiyaçları var. Bu nedenle ülkelerin kendi koşullarına uygun politikalar geliştirmesi gerekiyor.

Politika yapıcıların en önemli sorumluluklarından biri, yalnızca politika üretmekle yetinmeyip, bu politikaların hayata geçirilebilmesi için gerekli mekanizmaları da kurmaktır. Uygulama ve denetim bu noktada kritik öneme sahip.

Bir politikanın etkili olabilmesi için insan kaynağı, teknik kapasite, altyapı ve araçlar gibi unsurların da mutlaka güçlendirilmesi gerekir. Ayrıca katılımcı bir yaklaşım benimsenmeli; hizmet sunucularının, toplumun ve farklı paydaşların görüşleri sürece dâhil edilmelidir.

Davranışsal bağımlılıklar çok sektörlü bir mesele olduğu için, geliştirilen politikaların da çok sektörlü bir bakış açısıyla hazırlanması ve somut eyleme dönüşmesi büyük önem taşıyor.

“YEŞİLAY ÖNEMLİ VE ÖNCÜ BİR ROL ÜSTLENİYOR”

Son olarak, Yeşilay’ın davranışsal bağımlılıklar alanındaki küresel rolünü sormak istiyorum.

Yeşilay, dünya genelinde pek çok ülkedeki varlığıyla bu alanda son derece önemli ve öncü bir rol üstleniyor. Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Ofisi ile Yeşilay arasındaki iş birliği, bir mutabakat zaptı çerçevesinde yürütülüyor ve bu iş birliğinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Yeşilay’ın özellikle gençlere ulaşma konusundaki liderliği ve sahadaki gücü çok kıymetli. Davranışsal bağımlılıklar giderek büyüyen bir sorun ve bununla etkili biçimde mücadele edebilmek için tüm aktörlerin bir araya gelmesi gerekiyor. Bu noktada Yeşilay’ın liderliğine ve desteğine içtenlikle teşekkür ediyoruz.