- Pornografinin Gerçek Olmadığı Bilinmeli
- Pornografi, Bireyin ve Toplumun Dengesini Bozuyor
- Erken Yaşta Pornografi Maruziyeti Cinsel Suça Kadar Uzanan Sonuçlara Yol Açabilir
- Pornografi, Bireylerin ‘Normal’ Beden Algısını Bozabiliyor
- Pornografi Kullanımı Cinsel Yaşama Zarar Veriyor
- En Büyük Endişem, Pornografinin Cinsel Normları ve Senaryoları Değiştirmesi
- Ergenlerle İlgili Çalışmalar Gelecekte En Önemli Araştırma Alanları Olacak
- Oyun ve Pornografi: Dijital Dünyada Bağımlılığın Kesişen Yolları
- Pornografi Bağımlılığı, Tanıdık Özellikler Taşıyan Yeni Bir Bağımlılık Türü
- Sağlıklı Toplumun Temeli Halk Sağlığından Geçiyor
- Prof. Dr. Mustafa Taşdemir: “Bağımlılık, Sosyal Bulaşma Yoluyla Yayılıyor”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Dumansız Hava Sahası Bir Halk Sağlığı Politikasıdır”
- Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin: “Sağlık Okuryazarlığı Bağımlılıklara Karşı En Güçlü Koruyucu Zırhtır”
- YEDAM Sosyal Hizmet Uzmanı Alptekin Tekedereli: “Sosyal Hizmet Uzmanları Bağımlılıkla Mücadelede Kritik Bir Rol Üstleniyor”
- Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber: “Çocukların Güçlenmesi İçin Zorlanmalarına Müsaade Etmeliyiz”
- Bağımlılıkların Türkiye Ekonomisine Yıllık Yükü: 78 Milyar Dolar
- Bağımlılıklarla Mücadele Hekimlerin Desteğiyle Daha da Güçlü
- Hukukun Gücüyle Bağımlılıklara Karşı: Yeşilay Hukukçuları
- Gıda Güvenliği ve Bağımlılık Riski Taşıyan Gıdalar
- Dijitalle Başa Çıkın!
- Dijital Medya ve Oyun Bağımlılığına Karşı Küresel Mücadele
- Dr. Daniel Spritzer: “Oyun Tasarımcısının Amacı Eğlence Olmalı, Bağımlılık Değil”
- Klinik Psikolog Süreyya Kitapçıoğlu: “Oyun Bağımlılığıyla Mücadelede Kültürel Duyarlılık Hayati Önemde”
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Yeşilay’ın ‘Denge’ İlkesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı İçin Çok Kıymetli”
- Prof. Dr. Yavuz Samur: “Doğru Tasarlanmış Oyun Çocuğa Pek Çok Beceri Kazandırır”
- YEDAM’dan Oyun Bağımlılığına Bütüncül Yaklaşım
- Dijital Oyun Araştırmaları ve Bir Çözüm Arayışı “Çocuk Dostu” Bir Oyun Derecelendirme Sistemini Geliştirmek
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Alkolsüz bir toplum, nesillerin ve kültürün korunması için atılacak en büyük adımdır”
- Prof. Dr. Perihan Torun: “Alkol tüketimini düşürmek için etkin politikalar uygulanmalı”
- Doç. Dr. Umut Kırlı: “Kadınlarda alkol bağımlılığı erkeklere oranla daha hızlı gelişiyor”
- Alkol Bağımlılığında YEDAM Desteği
- Bağımlılık Danışmanı Simge Kırcan Erdoğan: “Tedavide geçirilen süre uzadıkça başarı oranı artıyor”
- Tatilde Alkol Kullanımı ile Birlikte Sorunlar da Artıyor
- “Uyuşturucu Tedarikçileri Akla Gelmedik Yöntemler Kullanıyor”
- “Madde Bağımlılığı Belirtileri Ergenliğin Doğal İniş Çıkışlarıyla Karıştırılabilir”
- “YEDAM’lar Madde Bağımlılığı Konusunda Ciddi Bir Boşluğu Dolduruyor”
- “Uyuşturucu Endüstrisi Kendisini Sürekli Güncelliyor”
- “Ek Tanı, Bütüncül ve Eş Zamanlı Tedavi Gerektirir”
- Dünyanın En Tehlikeli Uyuşturucusu Metamfetamin
- YEDAM’dan Madde Bağımlılığına Psikososyal Destek
- Uyuşturucuya Karşı Küresel Direniş
- Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Ailenin Tedaviye Katılımı İyileşmede Etkilidir”
- Psikiyatri Uzmanı Dr. Hakan Tokur: “Bağımlılık Tedavisi ‘Yaşamla Yeniden Bağ Kurma’ Sürecidir”
- Uzman Psikolog Kinyas Tekin: “İhmalkârlık Kadar Otoriterlik De Sakıncalı”
- YEDAM’dan Nüks Riskine Karşı Kalıcı Çözümler
- Bağımlılığa Ek Bir Yük: Stigma
- İyileşme Sürecinde Sosyal Hizmetlerin Rolü
- YEDAM Uzman Yardımcısı Niyazi Aydemir: “İyilik koçu tavsiye vermez, rehberlik eder”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Dijital Dünya ve Çocuk İlişkisi Çok Dikkatle Ele Alınması Gereken Bir Konu”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Teknolojiye Hâkim Olan Aileler Çocuklarını Dijital Bağımlılıklardan Korur”
- “Çocuklar İçin Güvenli Bir Dijital Ekosistem Oluşturmalıyız”
- Dijital Çağda Ebeveyn Olmayı Kolaylaştıran Rehber: Dijital Ebeveynlik
- Ekrana Alternatif 10 Bahar Aktivitesi
- Dijital Dünyada Nasıl Bir E-Beveyn Olmalı?
- Geçmişten Geleceğe Yeşilay
- Bir Asrı Aşan Mücadelede Yeşilay’a Gönül Verenler Anlatıyor
- Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Milat: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay’dan Türkiye’ye Özgü, Dünyada Öncü Modeller
- Yeşilay Gönüllülerle, Gönüllüler Yeşilay’la Büyüyor
- Sağlıklı Nesiller İçin Sınırları Aşan Mücadele
- Arif Çifci: “Yeşilay, Osmanlıdan Cumhuriyete Türkiye’nin tarihidir”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Tütün Kontrolü Nikotin Salgınına Karşı En Büyük Koz”
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Tütün Reklamları Yapay Zekâyla Takip Edilebilir”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Ergenin Hayatını Şekillendiren En Önemli Yapı Ailedir”
- Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği
- YEDAM’la Nefes Alanlar
- Bağımlılıklarla Mücadelede Esas Cephe Tütün Endüstrisinin Sinsi Taktikleri
- Dr. Hüseyin Küçükali ile Yapay Zekâ Desteğiyle Dumansız Bir Sosyal Medya Hakkında Konuştuk
- Tütün Endüstrisinin Çabaları DSÖ’nün de Merceğinde
- Asırlık Tecrübeden Topyekûn Mücadeleye: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç: “Bağımsızlık Seferberliği İle Amacımız Bağımlılıklara Karşı Toplumsal Bir Uyanış ve Dayanışma Hareketi Oluşturmak”
- Daha Güçlü ve Daha Sağlıklı Bir Toplum İçin: “Bağımsızlık Seferberliği”
- Bağımsızlık Seferberliği’nin Olmazsa Olmazı: YEDAM
- Bağımlılık İle Mücadelenin Temeli: Bilinçlendirme Ve Farkındalık Çalışmaları
- Topluma ve Bireye Katkı Sağlayan Güç: Gönüllülük
- Danışanlıktan Koçluğa Bir Başarı Hikâyesi
- Spor Salonlarındaki Tehlike: Anabolik Steroidler
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Steroid Kullanan Her Dört Erkekten Birinde Steroid Bağımlılığı Var”
- Prof. Dr. Rüştü Güner: “Anabolik Steroidler, Tüm Organ Sistemlerine Zarar Verir”
- Kusursuz Beden Algısı Steroid Kullanımını Tetikliyor
- Serkan Yimsel: “Anabolik Steroidleri Teşvik Ve Tedarik Edenler Cezalandırılmalı”
- Av. Mehmet Yoğurtcuoğlu "Steroidler Sporun İtibarını Korumuyor, Aksine Tehdit Ediyor"
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Sanal Kumar Bağımlılığı Kendini Gizleyebilen Bir Hastalıktır”
- Gittikçe Artan Endişe: Ergenlikte Sanal Kumar
- YEDAM’dan Kumar Bağımlılığı Tedavisine Güncel Yaklaşımlar
- Dünya Sağlık Örgütü’nün Sanal Kumar Bağımlılığına Yaklaşımı
- Sanal Kumarda “Oyun” Ve “Eğlence” Tuzağı
- Zamansız Ve Mekânsız Bir Bağımlılık: Sanal Kumar
- Olimpiyat Özel Dosyası
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Egzersiz, beynin ödül sistemini değiştirir”
- Günlük Hayatta Nasıl Aktif Olabiliriz?
- Klinik Psikolog Melisa Varol: “Spor, bedensel ve psikolojik iyilik halimizi güçlendiren etkili bir araç”
- Çocuklar Hareket Ediyor!
- Düzenli Sporun Faydaları Nelerdir?
- Bağımlılıklarla Mücadeleye Spor Desteği: Yeşilay Spor Kulübü
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: “Çocuklar gereksiz teknolojiye maruz bırakılmamalı”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Aile ilişkileri kuşak farkı bilinciyle kurulmalı”
- Okullarda İlk Ders Zili Çalıyor
- Yaşam Becerileri Bağımlılıklardan Koruyor
- Değerlendir, Sürdür, Yaşat, İlham Ol…
- Yeşilay Kolu’ndan Benim Kulübüm Yeşilay Projesi’ne…
- Geleceğin Bireyleri Yeşilay’ın Çocuk Dergileri ve Oyunlarıyla Büyüyor
- Daha Doğal Bi̇r Yaşam İçi̇n 9 Öneri
- Doğallığın Işıltısı
- Gezegene İyi Gelen, Bize De İyi Geliyor
- Doğal Yaşama Dönüş Hareketleri
- Sakin Şehirlerde Kendi Ritminde Hayatı Yaşa
- Daha İyi Hissetmek İçin Haydi Doğaya
- Sadeleşmek Elimizde
- Geçmişi Anlamlandırmak Kişiyi Rahatlatır
- Bedensel Hafifleme İçin Bütüncül Bir Yaklaşım Gerekir
- Beynimiz Neden Yorulur?
- Yaşam Alanlarında Sadeliğin Zarafeti!
- Zihinsel Hafiflik ve Ruhsal Arınma İçin: Dijital Detoks Zamanı!
- Sosyal Medyayı Doğru Kullanmanın 9 Yolu
- Sosyal Medya Bağımlılığı Tedavisinde İzlenen Yollar
- “Sosyal Medya Platformları Dengeli ve Sorumlu Bir Şekilde Kullanılmalı”
- "Çocuğun Dijital Ayak İzi, Geleceğini Etkileyebilir"
- “Gerçek Sosyal Hayat; Yüz Yüze, Derin ve Anlamlı İlişkiler Üzerine Kuruludur”
- Sosyal Medyanın Kontrolüne Girdik
- Yemiyor İçmiyor Çevrim İçi Oluyoruz
- Obezite Küresel Bir Pandemiye Dönüştü
- Uz. Dr. Ayça Kaya: “Buzdolabı ile Aranıza Mesafe Koyun”
- Diyetisyen Kübra Çıtlak: “Son 30 Yılda Çocuk ve Ergenlerde Obezite, Dünya Genelinde Arttı”
- Hormonlar Kilomuzu Nasıl Etkiliyor?
- Çocuk Beslenmesindeki Tehlike: Abur Cubur
- Psikolojik Nedenleri ve Sonuçlarıyla Obezite
- Obezitenin Yol Açtığı 10 Sağlık Sorunu
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Öfkenin olduğu yerde olumlu duygular barınamaz”
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Kronik yorgunluk sendromu, yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir durumdur”
- Klinik Psikolog Gökhan Ergür: “Metropol yaşamı ve sosyal medya kaygı düzeyini artırıyor”
- İnsanın Dijital Çağ ile İmtihanı
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a 104 yıllık mücadele
- Yeşilay’ın ilk gençlik teşkilatının kuruluşu "Türkiye İçki Aleyhtarı Gençler Cemiyeti"
- Yeşilay gençliği seviyor, gençlik Yeşilay’ın varlığını hissediyor
- Yeşilay ülküsünün yılmaz neferleri: Yeşilay kadınları
- Ulusaldan evrensele Yeşilay mücadelesi
- Yeşilay’ın dünyada örnek alınan öncü modeli: YEDAM
- Elektronik Sigara Gerçeği! Çocuklar ve Gençler Yalanlarla Kandırılıyor
- “Çocukların ve Gençlerin Elektronik Sigaraya Erişimleri Hızlı Bir Şekilde Engellenmeli”
- “Elektronik Sigara, Dünyanın Baş Belasına Dönüşmüş Durumda”
- “Çok Uluslu Tütün Şirketleri, Nikotin Bağımlısı Bir Nesil Oluşturmak İstiyor”
- “Elektronik Sigaralar Mutlak Zararlı ve Bağımlılık Yapıcıdır”
- “Elektronik Sigaraya Erişim Bu Kadar Kolay Olmamalı”
- Alkol Bağımlılığı Bireyi ve Toplumu Tehdit Ediyor
- Alkolün Güvenli İçilebilecek Bir Miktarı Yoktur
- Sosyal Hizmet, Tedavinin En Önemli Yapı Taşlarından Bir Tanesi
- Kadınlar Bağımlılık Sürecinde Yalnız Kalıyor
- Alkolle Mücadelenin Yolu; Vergilendirme, Erişim Kısıtlamaları ve Pazarlama Yasaklarıdır
- Alkol Bağımlılığına Uluslararası Yaklaşımlar
- Savaş, Halk Sağlığını Onarılamaz Biçimde Etkiliyor
- “Medyada Yaratılan Algı; Haklıyı Haksız, Doğruyu Yanlış, Güzeli Çirkin Olarak Konumlandırabiliyor”
- “Savaşlar, Savaşanları Olduğu Gibi Savaşmayanları Da Olumsuz Etkiler”
- “Artık Savaşlar Sadece Sahada Değil, Dijital Dünyada Da Gerçekleşiyor”
- “Çocuklardaki ‘Güvenli Dünya’ Algısı Zarar Gördü”
- Toplumsal Kaygı Bozuklukları Bağımlılıklara Neden Olabilir Mi?
- Bağımlılık Herkesi Etkileyen Genel Bir Sorundur
- Kadınlar Bağımlılıkta Da Ayrımcılıkla Karşı Karşıya Kalıyor
- Bağımlılığın Ve Şiddetin Doğasında Ortak Ve İç İçe Faktörler Vardır
- “Anne Veya Eşin Bağımlılık Sorunu Olan Bireye Yönelik Tutum Ve Davranışları Tedavinin Seyrini Etkiliyor”
- Kadına Yönelik Şiddete Karşı: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
- Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Gebelik
- Yeşilay Kadınları Güçlenerek Büyüyor
- Dijital Çağda En Kırılgan Grup Çocuklar Ve Gençler
- “Dijital Bağımsızlık En Önemli Gündemimiz Olmalı”
- “Sağlıklı Teknoloji Kullanımında Teknoloji Amaç Değil, Araçtır”
- Çocuklarda Ekran Bağımlılığı
- Dijital Bağımlılıktan Uzak, Hayata Yakın Olun!
- “Notların Telafisi Vardır, Ancak Zedelenen Öz Güvenin Telafisi Meşakkatlidir”
- “Başarının Sırrı Çocuğu Tanımaktan Geçiyor”
- Ziller Minikler İçin Çalıyor… Okula Uyum Süreci İçin Öneriler
- Çocuğun Okul Başarısını Artırmanın 15 Etkili Yolu
- Çocuğunuza Zaman Yönetimini Nasıl Öğretebilirsiniz?
- “Günümüzde Ruh Sağlığını Korumak Daha Zor Ve Daha Önemli Hale Geldi”
- Bağımlılık Ve Ruh Sağlığı İlişkisi Karşılıklıdır
- “Çocuk Olumsuz Duyguları Makul Düzeyde Deneyimlemeli”
- Bağımlı Bireylere Doğru Yaklaşım Nasıl Olmalı?
- Koruyucu Ruh Sağlığıyla Tanışın
- “Tütün Kontrolü Toplumsal Gündemin Ana Konusu Yapılmalı”
- “Asıl Mücadele Tütün Endüstrisi İle Mücadeledir”
- “Zararsız Tütün Olması Mümkün Değildir”
- “Elektronik Sigaraların Ülkeler Tarafından Teşvik Edilmesi Sorumsuzluk Örneğidir”
- “Tütün Şirketleri, İnsanların Sigara İçmek İstemeyecekleri Bir Günün Geleceğini Biliyor”
- “Sağlıklı Etkileşim Ancak Empati İle Olur”
- “Empati Gelişimi Bebeklikte Başlar”
- “Empati Bir Duygudaşlık Göstergesidir”
- Toplumsal Duyarlılığın Vücut Bulmuş Hâli: Gönüllülük
- Yeşilay, TİSK Ve TÜMOSAN Depremzede Çocuklar İçin Güçlerini Birleştirdi
- Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var
- “İyi İletişim Ve Doğru Bilgi Kaygıyı Azaltır”
- Afetlere Dirençli Şehirler Nasıl İnşa Edilmeli?
- Sıfır Maliyetle Kentsel Dönüşüm Mümkün
- “Bugünün Gençleri Üst Kuşaklardan Çok Daha İyiliksever Ve Dayanışmacı”
- Millî Birlik Ve Beraberlik Kodlarımızda Var: Millî Mücadele’den Kahramanmaraş Depremine Toplumsal Kenetlenme
- “Bir An Önce Normalleşmeliyiz”
- Dijital Medya Çocuğu Sosyal Hayattan Koparıyor
- “Hey Çocuk! Bırak Tabletini Sakince Kitabın Kapağını Aç! Kalbini Aç…”
- Mutlu Bir Çocukluk İçin Projeden Çok Daha Fazlası Gerekiyor
- Çocuk Gülerse Dünya Güler
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a
- Sivil Toplum Kuruluşları Ve Gönüllülüğün Gücü
- STK’lar Tek Yürek Oldu: Yüzyılın Felaketi Sonrası Gönüllü Dayanışması
- Bağımlılıklarla Karşı Gönüllü Mücadele
- Çocuklar İçin Gönüllülük Neden Gerekli?
- “Tedavi Edilmeyen Kaygı Bozuklukları Kronikleşme Eğilimindedir”
- İklim Değişikliğinin Ortaya Çıkardığı Kaygı Hâli: Eko-Anksiyete
- Yeni Krizlerin Getirdiği Belirsizlikler Küresel Kaygıyı Körüklüyor
- “Kaygılar Bağımlılığı Tetikleyebildiği Gibi Bağımlılıklar Da Kaygıyı Besleyebilir”
- “Çocukları Kaygıları Nedeniyle Utandırmayalım, Usandırmayalım, Cezalandırmayalım”
- Sosyal Medya Kullanımı Kaygıları Tetikliyor
- Sigara İle Mücadelede En İyi Politika, Çocuk Ve Gençleri Tütünsüz Ortamda Büyütmektir
- YEDAM’ın Kişiye Özel Programlarıyla Sigaraya “Dur” Deyin
- Örnek Vakalarla Tütün Bağımlılığı Tedavisi
- Tütün Bağımlılığı Vücudumuza Neler Yapıyor?
- Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Neler Oluyor?
- Dünyada Alkol Kullanımı Ve Önleyici Politikalar
- Alkol Bağımlılığını Önlemeye Dair Yasal Düzenlemeler
- Alkolün Bir Diğer Karanlık Yüzü: Şiddet Ve Alkol İlişkisi
- Ebeveynler Alkol Kullanan Gence Nasıl Yaklaşmalı?
- Sevdiklerimizi Alkol Bağımlılığından Nasıl Koruruz?
- Alkolsüz Hayat Neler Kazandırıyor
- Alkol Vücuda Neler Yapıyor?
- “İletişim Yoluyla Kendimizi Var Ediyoruz”
- “Bireyi Bağımlılığa Götüren Duygusal Yalnızlıktır”
- Güvene Dayalı İletişim Bağımlılıklardan Koruyor
- Sanal İletişim Gerçek İletişimin Yerini Tutar Mı?
- “Dijital Oyun Bağımlılığı Ciddi Bir Sorun”
- “Teknolojiyi Doğru Kullanmayı Öğrenmeliyiz”
- Dijital Dünyada Eğitim Şart
- Dijital Dünyada Bizi Neler Bekliyor?
- Sanal Ortam Güvenliğinin Teminatı: Siberay
- Rakamlarla Dijital Dünya
- TÜİK Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye Dijitalleşiyor
- “Proje Çocuklar Kuklaya Dönüşüyor”
- “Mutlu Bir Aile İçin Her Şey Mükemmel Olmak Zorunda Değil”
- Değerler Eğitimi Bu Dünyanın Bir İhtiyacı
- TBM İle Her Yıl Milyonlarca Kişiye Ulaşıyoruz
- Okul Heyecanı Başlıyor
- “Tüketerek Mutlu Olma Çabası Büyük Bir Yanılgı”
- “İnsanın Manevi Alanı Boşluk Kabul Etmez”
- Mutluluk Beyinde Başlar
- Toplumsal Mutluluğun Şifreleri
- Sağlıklı Tabaklar, Mutlu Yüzler
- Mutluluğa Götüren 7 Adım
- Az Çoktur!
- “Sadeleştikçe Zihin Sağlığımızı Korumamız Da Kolaylaşır”
- Atıksız Bir Mutfak Mümkün
- Biraz Yavaşlamaya Ne Dersiniz?
- Sade Ve Özgür Bir Yaşamın Yolu: “Küçük Ev” Akımı
- Daha Huzurlu Bir Hayat İçin Sadeleş!
- Atık Kağıtları Sanat Eserine Dönüştürüyor
- Pedallar Sağlıklı Yaşam İçin Çevrildi
- Yeşilay’dan “Bağımsız Gençlik” Manifestosu
- YEDAM Sempozyumu'ndan Bağımlılıklara Bilimsel Bakış
- Sağlıksız Aile Tutumları Bağımlılık İçin Risk Faktörü
- Bağımlı Profilleri Nasıl Şekilleniyor?
- Bağımlı Ebeveyn Çocuğun Tüm Yaşamını Etkiliyor
- “Hayır” Diyebilen Bir Çocuk Yetiştirmek
- Ailenin Dijitalleşme ile İmtihanı
- Bağımlılık Aileden Etkilenen ve Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır
- Elektronik sigara nikotin pandemisini gelecek nesillere taşıyor
- Tütünle Mücadelenin Bir Ayağı da E-Sigara ile Mücadele Olmalı
- Dünya Elektronik Sigara ile Nasıl Mücadele Ediyor?
- Elektronik Sigara En Az Sigara Kadar Zararlı
- “Dünya Şiddetli Bir Merhametsizlik Hastalığına Tutulmuş Vaziyette”
- Tarih Boyunca Vardı Ve Hep Var Olacak: Sivil Toplum Kavramı Ve STK’lar
- Yeşilay’a Gönülden Bağlı Olanlar
- Merhamet Ve İyiliğin Gücü: Gönüllülük
- Gönüllülük Çalışmaları Dersiyle Teori Ve Pratik Bir Arada
- Vazgeçilen her sigara sağlıklı bir hayatın kapısını aralar”
- Çocuklarımızı sigaradan nasıl koruruz?
- Sigara stresi azaltmaz, sigarasızlık stres oluşturur
- Şimdi tam zamanı!
- “Bırakabilirsin” mobil uygulamasıyla sigaradan kurtulun!
- Fizikselden Sanala Yeni Bir Şiddet Türü: Siber Zorbalık
- Ergenler Sosyal Medya Bağımlılığında Risk Grubunda
- Geleneksel Değerler Çocukları Koruyor
- Sosyal Medyada Dayatılan Güzellik Büyük Bir Yanılgı
- Çocuklarınız İçin Ulaşılabilir Ebeveynler Olun
- Pandemi Sonrasında Toplumları Bekleyen Tehlike: Çevrim İçi Kumar Bağımlılığı
- Aileler Tedavi Sürecine Aktif Olarak Dahil Olmalı
- Alkol Kontrol Politikaları Toplumları Koruyor
- “Alkol Bağımlısı Kişilerin Çocuklarının Ruh Sağlığını Yakından Takip Edilmeli”
- Alkol Aile İçi Şiddette Risk Faktörü
- Alkol Bağımlılığını Anlamaya Yönelik Faaliyetler
- Alkol Bağırsak Sağlığını Bozuyor
- Alkol Bağımlılığıyla Asırlık Mücadele: YEŞİLAY
- “Gençliğin En Büyük Sorunu Büyüyememek”
- İyi Arkadaş Çevresi Bağımlılıklardan Uzak Tutar
- Davranışsal Bağımlılıklar En Çok Genç ve Ergenleri Etkiliyor
- Çocuğum Madde Kullanıyor mu?
- Gençlerin Gözünden Bağımlılıklar
- Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması, Edebiyat ve Sanatla Farkındalık Oluşturuyor
- Antikten Moderne 28 Asırlık Yolculuk
- Türkiye’nin En Başarılı Olimpiyat Tecrübesi TOKYO 2020’nin Ardından
- Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur
- Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü
- Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur
- “Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”
- Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?
- “Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”
- YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler
- Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu
- “Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”
- Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil
- “Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”
- Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!
- Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor
- Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde
- Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi
- Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur
- Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı
- “Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”
- “Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”
- Evde Hareketsiz Kalmayın!
- Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?
- Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz
- “Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”
- “Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”
- Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor
- “Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”
- "Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"
- Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?
- Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!
- Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor
- “Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”
- Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur
- “Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”
- Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı
- Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor
- Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular
- Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar
- Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele
- Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur
- “Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”
- “Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”
- “Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”
- “Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”
- "Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"
- “Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”
- “Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”
- Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü
- "Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"
- Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor
- "Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"
- “Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”
- Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı
- Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda
- "Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"
- “Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”
- Doğru Rol Model Olmak Önemli
- “Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”
- Mutluluk Ailede Başlar
- “Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”
- Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor
- “Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”
- Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nervoza
- Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği
- “Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”
- Ekolojik Yaşam Arayışları
- “Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”
- Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?
- Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor
- "Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"
- "Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"
- Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü
- Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği
- Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım
- "Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"
- “Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”
- Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?
- Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!
- Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı
- Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor
- Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor
- Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik
- Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?
- Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!
- Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi
- Alkol Vücuda Neler Yapar?
- “İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”
- Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu
- Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük
- "İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay
- Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay
- Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…
- Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir
- Vakıf ve Gönüllülük Üzerine
- "Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"
- Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?
- Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi
- "Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"
- 10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem
- "Şişenini Dibi"nden Görünenler
- İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!
- Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"
- Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"
- "Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor
- Hayat da Eğitim de Eve Sığar
- Korona Günlerinde Ev Hayatı
- Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”
- Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş
- El Hijyeni Virüsten Korur
- Evde Düzen İçin İpuçları
- Bahane Yok! Oyun Vakti
- Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?
- "Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"
- Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin
- Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli
- Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor
- Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey
- Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"
- DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var
- E-Spor Obeziteye Neden Oluyor
- Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?
- Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak
- Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var
- Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak
- Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele
- Elektronik Sigara Can Almaya Devam Ediyor
- Elektronik Sigara da Sigara Kadar Zararlı
- Doç. Dr. Toker Ergüder: Elektronik Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor
- İlaç, Şifa Mı Bağımlılık Mı?
- İlaç Bağımlılığı Tedavisi Kişiye Özeldir
- Reçetesiz ve Kontrolsüz Steroid Kullanımı Sağlığı Doğrudan Tehdit Ediyor
- İlaç Suiistimali Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu
- Opioid Grubu İlaçların Kötüye Kullanımında Artış Var
- İlaçların Kötüye Kullanımı Toplumsal Refahı Tehdit Ediyor
- Bağımlılıkların Bıraktığı Tahribatı Doğru Beslenme Onarabilir
- Aç Olmadığımız Hâlde Neden Yemek Yiyoruz?
- Düzenli Aile Sofraları Bağımlılık Riskini Azaltır
- Yeşilay, Yeme Bozukluklarını Bir Halk Sağlığı Meselesi Olarak Ele Alıyor
- Egzersiz Bağımlılığı Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor
- Yeme Bağımlılığı ile Problemli İnternet Kullanımı Arasında Çok Yakın Bir İlişki Tespit Ettik
- Gıda Bağımlılığı’ Terimi Metaforik Bir İfade Değil, Nörobiyolojik Bir Gerçekliktir
- Beyin Ödül Sistemini Hedef Alan Gıdalar
- Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadelede YEDAM Desteği
- Sessiz Bir Salgın: Türkiye’de Sanal Kumarın Yayılma Dinamikleri
- Çocukları Sosyal Medyanın Karanlık Yüzünden Nasıl Koruyabiliriz?
- Dünyaca Ünlü Uzmanlar Yeşilay Öncülüğünde Bir Araya Geldi
- Prof. Dr. Heather Wardle: “Bugün Kumar, Tarihin Hiçbir Döneminde Olmadığı Kadar Erişilebilir”
- Davranışsal Bağımlılıklara Karşı Yeşilay Ve Savunuculuk
- Dr. Tasnim Atatrah: “DSÖ Davranışsal Bağımlılıkları Yakından İzliyor”
- Prof. Dr. Marc Potenza: “Davranışsal Bağımlılıklar Da En Az Kimyasal Bağımlılıklar Kadar Ciddiye Alınmalı”
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Davranışsal Bağımlılıklar Önemli Bir Halk Sağlığı Problemi Hâline Gelmiş Durumda”
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: "İnsanın Sahip Olduğu En Önemli Teknoloji Beyni ve Bedenidir"
- Kış Depresyonunun Bağımlılıklara Etkisi
- Bağımlılıkta Mücadelede Psikososyal Destek Kavramı Ve YEDAM Modeli
- Bağımlılık Tedavisinin Önündeki Görünmez Duvar: Stigma
- Kişilik Bozuklukları ve Bağımlılık İlişkisi
- YEDAM’dan Bütüncül ve Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı
- Bağımlılıkta Kırılgan Zemin: Psikolojik Sorunlar Neden Mi, Sonuç Mu?
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Ergenlik, Bağımlılık Açısından Kritik Bir Dönemdir”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Bağımlılık Kişiyi Bedensel ve Varoluşsal Bir Esarete Sürükler”
- Hilal-İ Ahdar'ın Nuru: Yeşil Gözlü Yâre Bir Hatıra
- Yeşilay Olmasaydı Ne Olurdu?
- Geleceği Tasarlamak Bağımsızlık Yolculuğunun Mimarlığı
- Bağımlılıklarla Mücadelede Stratejik Bir Gereklilik: Yeşilay Şubeleri ve Yerel Yönetimler İş Birliği
- Türkiye Yeşilay Cemiyetinin Dünyadaki Öncü Rolü
- Dünden Bugüne Kumarla Mücadelede Yeşilay Dijital Kumar Çağında Küresel Stratejiler
- Dünden Bugüne Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay Madde Bağımlılığında da Önleyici ve Öncü Mücadele
- Dünden Bugüne Tütün Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay 106 Yılın Emeği ve Kararlılığı
- Dünden Bugüne Alkolle Mücadelede Yeşilay Takvim Değişti, Mücadele Aynı
- Kuruluşundan Günümüze Kadar Yeşilay Cemiyetinin Çıkardığı Dergiler Yeşilay Tarihinin Eşlikçileri: Yeşilay Dergileri
- Yeşilay’ın Kurucularından Belgeler
- Yeşilay’ın Hafızası
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Toplumun Bütün Bireylerinin Bu Mücadelede Sorumluluk Alması Gerekiyor”
- Sağlıklı Nesiller Ailede Başlar, Gönüllülükle Güçlenir
- Kendini Gerçekleştirme Yolculuğunda Rehberlik
- Sağlıklı Nesiller İçin Bağımlılığı Önleme Çalışmaları
- Tedavi Ve Rehabilitasyon Süreci: İlmek İlmek Hayata Yeniden Bağlanmak
- Çocuk, Bağımlılık ve Damgalama
- Bağımlı Çocuğu Olan Aileler İçin Yol Haritası
- Hayır Diyebilmek Neden Önemli?
- Dijital Mahremiyet ve “Sharenting” Kavramı
- Doç. Dr. Ömer Kardaş: “Çocukluk çağı travmaları ve bağımlı ebeveyn, bağımlılık riskini artırıyor”
- Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Çocuklarda ruh sağlığı geleceğe yapılan en değerli yatırımdır”
- Ergenlik mi, Bağımlılık mı?
- Medyada Bağımlılığın Sessiz Yükselişi: Gençler İçin Normalleşen Riskler
- Bağımsız Gençlik ve Önleme Faaliyetleri
- Gençliğin Kırılgan Eşiği: Bağımlılıklar Ve Koruyucu Stratejiler
- Dünden Bugüne İnternet Bağımlılığı ile Mücadelede Yeşilay
- Tüm Boyutlarıyla Ergenlerde Bağımlılık
- Bağımsız Gençlik Kültürü Nasıl İnşa Edilir?
- Yeşilay Spor Kulübü Başkanı Hasan Siret Albayrak: “Spor, Gençlere Bağımsız Bir Kimlik Kazandırır”
- Samet Koca: “Yeşilay Gençleri Sadece Korumuyor, Güçlendiriyor”
- Madde Bağımlılığı Tedavisinde Bütüncül Bir Yaklaşım: Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleri
- Ailede Madde Bağımlılığıyla Mücadele: Doğru Yaklaşım ve YEDAM Rehberliği
- Madde Bağımlılığında Sosyal Dışlanmadan Sosyal İçermeye: Sosyal Politikalar ve YEDAM Modeline Bakış
- Madde Kullanımını Bıraktıktan Sonra Neler Oluyor?
- Küreselde ve Yerelde Madde Kullanımı
- Madde Bağımlılığı İle Mücadelede Koruyucu ve Önleyici Yaklaşımlar
- Madde Bağımlılığına Giden Yol: Riskler ve Erken Belirtiler
- Görünmez Tehlike: Sentetik Maddeler ve Dijital Çağda Bağımlılığın Dönüşümü
- Doç. Dr. Ebru Aldemir: “Yardım İstemek İçin ‘Dibe Vurmayı’ Beklemek Gerekmez”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Asıl Hedefimiz, Gençlerin Bu Döngüye Hiç Girmemesi”
- Alkol Kullanımının Toplumsal Haritası
- Eğlenirken Tüketilmek: Sosyal Kabul Baskısı ve Popüler Kültür Tuzakları
- Gençlerde Alkol Yönelimini Fark Etmek ve Doğru İletişim Kurmak
- Belleğin Sessizce Durduğu An: Alkol Kullanımı ve Blackout
- Çifte Tehdit: Kumar ve Dijital Bağımlılıkların Alkolle Tehlikeli Dansı
- “Ben Sadece Sosyal İçiciyim”: İnkâr Mekanizması ve Alkol Kullanım Bozukluğunun Erken İşaretleri
- Bir Aile Hastalığı Olarak Alkol Bağımlılığı ve Kodependans (Eş Bağımlılık)
- Alkol Yoksunluğunun En Tehlikeli İki Yüzü: Deliryum Tremens ve Korsakoff Sendromu
- İlk Kadehten Bağımlılığa… Beyinde ve Bedende Neler Oluyor?
- Pazarlamanın Gizli Yüzü: Dijital Çağda Örtülü Alkol Propagandası
- Klinik Psikolog Mehmet Büyükçorak: “Gerçek Entelektüel Derinlik Zihnin Uyuşmasında Değil, Zihinsel Berraklıktadır”
- Serinleten İllüzyon: Alkol Endüstrisinin “Yaz ve Eğlence” Kıskacı
- YEDAM Müdür Yardımcısı Mert Şerbetçi: “Bağımlılık Bir İrade Sorunu Değil, Beyin Hastalığıdır”
- Dumansız İllüzyon: Yeni Nesil Tütün Gerçekten Zararsız Mı?
- Kampüslerden Başlayan Dumansız Gelecek
- Yasal Sınırlamalar ve YEDAM’ın Ücretsiz Psikososyal Destek Hizmetleri
- Ceza mı, Denetim mi, Toplumsal Destek mi? 19 Temmuz 2009 Sigara Yasaklarının Başarı Faktörleri
- Sigara Sadece Cebimizi Yakmıyor
- Yeşilay’ın 2025 Türkiye Tütün Raporu Bize Ne Söylüyor?
- Duman Altından Dumansız Hava Sahasına: Türkiye’nin Tütünle Mücadelesi
- “Sigarayı Bırakmak Bir Karar Değil, Bir Süreçtir”
- “En İsabetli Tütün Kontrol Politikası, Çocukları Sigaradan Uzak Tutmaktır”
- “Yeşilay Olmadan Böyle Bir Mücadelenin Düşünülmesi Mümkün Değil”
- Okullarda En Sık Karşılaşılan Bağımlılık Türleri ve Mücadele Yolları
- Yeterli Olmanın Yükü: Baskıdan Kaçışa, Kaçıştan Bağımlılığa
- Okulda Bağımlılık: Öğrenciyi Etiketiyle Değil, İhtiyacıyla Görmek
- Bağımlılık Yaşayan Öğrencilerin Tedavi, Rehabilitasyon ve Okula Uyum Süreçleri
- Bağımlılıkla Mücadelenin Temeli: Okullarda Yeşilay Önleme Çalışmaları
- Okullarda Bağımlılıklarla Mücadele
- Doç. Dr. Mustafa Otrar: “Bağımlılıkla Mücadeleyi Eğitim Sürecinin Bir Parçası Olarak Ele Alıyoruz”
“İnsan İnsana Şifadır, Umuttur, Yoldur”
Dünyanın narsistik bir kırılma yaşadığını söyleyen Klinik Psikolog Gökhan Ergür ile doğru iletişimle mutluluk arasındaki bağı, kesişim kümelerini konuştuk… Ortaya, uzun yıllar saklanacak, iletişim ve mutluluk kavramlarına dair merak edilen her sorunun en derinine inen bir söyleşi çıktı…
Öncelikle şunu sormak isterim. Psikoloji iletişim becerisi kavramını nasıl açıklıyor?
İletişim becerisi oldukça geniş ve farklı tanımlara sahip bir kavram aslında. Neredeyse her düşünür, kendince bir anlam yükleyerek iletişim becerisini açıklamaya çalışmıştır. Temelde iletişim becerisi, iki birim arasındaki mesaj alışverişini başlatmak ya da sürdürmektir. Bu mesaj alışverişi sürecinde; bilgilerin, düşüncelerin ve duyguların sözlü ve sözsüz olarak bireyden bireye veya gruptan gruba aktarılabilmesi ve anlaşılabilmesi esastır. İletişim becerilerinde sıklıkla atlanan şey mesajın anlaşılabilirliğidir. Karşı tarafa yani alıcıya ilettiğimiz mesaj onun anlayabileceği düzeyde değilse, mesajımız karmaşıksa burada tam anlamıyla bir iletişim gerçekleştirmiş olmuyoruz. Güçlü bir iletişim becerisi geliştirmek istiyorsak eğer, her zaman alıcıyı da hesaba katmamız gerekiyor. Bir topluluğa hitap ederken, yazı yazarken, sohbet ederken cümlelerimiz mutlaka karşı tarafın anlayabileceği seviyede olmalıdır.
İletişimdeki bilgi akışının iki yönlü olması gerektiğini de unutmamak gerekir. Bir bilgi kaynağından tek yönlü bilgi aktarımına enformasyon, karşılıklı bilgi alışverişine de iletişim denir. Buna bağlı olarak da emreden, sunum yapan, nasihat veren insanlar iletişim kurmaz sadece enformasyon yapar; yani tek yönlü bilgi aktarımı sağlarlar. Enformasyonun iletişime dönüşmesi için, dinleyen kişi veya kişilerin geri bildirimde bulunması gerekir. Bu da her zaman gerçekleşemeyen bir durumdur. Etkili bir iletişim için; kişinin kendini tanıması, karşısındakini etkin ve ilgili dinlemesi, empati kurabilmesi, hoşgörülü ve ön yargısız olması, eleştirilere karşı açık olması, beden dili, göz kontağı, hitap, ses düzeyi gibi becerileri etkili bir biçimde kullanması gerekmektedir.
İletişim becerisi çocukluktan itibaren nasıl gelişiyor? Neler etkili oluyor bu süreçte?
Çocuklar, doğumdan itibaren bazen ağlayarak, bazen kollarını uzatarak, bazen yüz ifadelerini değiştirerek, daha sonra sözcükler aracılığı ile ve bunların dışında daha birçok yolu kullanarak iletişim kurmaya çalışırlar. İletişim, kazanılmış bir davranış ve becerinin ürünüdür. Bu becerinin temeli, diğer gelişim alanlarında olduğu gibi okul öncesi yıllarda atıldığında gelişimin çok daha hızlı olacağı bilinmektedir. 0-6 yaş arası çocuk gelişiminin hızla yönlendiği kritik yıllardır. Bu erken gelişim yıllarında temeli atılan beden gelişimi, psiko-sosyal gelişim ve kişilik yapısının, ileri yaşlarda yön değiştirmekten çok aynı yönde gelişme şansı daha yüksektir. Çocuklar doğumdan itibaren çevrelerinde oluşan sesleri algılamaya ve içinde yaşadıkları toplumda konuşulan dilin temel yapısını kazanmaya başlamaktadırlar. Daha ileriki yaşlarda ise dili kendilerine özgü bir biçimde kullanarak çevrelerindeki bireylerle iletişim kurmaya yönelmektedirler. Kurulacak bu iletişimin sağlıklı ve olumlu bir temele dayanması ise okul öncesi dönemde geçirilecek deneyimlere bağlıdır.
Bu konuda ne tür araştırmalar var?
İletişim becerileri gelişmiş çocukların, yaşıtları tarafından daha kolay kabul edildiği, sosyal mesafeyi daha kolay ayarlayabildikleri tespit edilmiştir. Yine araştırma sonuçlarına göre bazı çocuklar arkadaşlarının niyetlerini yanlış anlayabildiği için saldırgan bir tutum sergileyebilmektedirler. Yapılan araştırmalara göre duyguları sözle ifade edebilme, çocukların duygularını başarılı ve uygun bir şekilde düzenlemelerinin bir yolu olarak kabul edilmektedir. Çünkü daha fazla saldırganlık gösteren çocukların duygularını düzenlemede daha fazla güçlük yaşadıklarını biliyoruz. Ayrıca, araştırmalar saldırgan çocukların olmayanlara göre kızgınlık duygusunu sözel olarak daha az ifade ettiklerini, belirli bir duygunun nedenlerini tanımlamada daha az duyarlı olduklarını ve deneyimlerden daha az yararlandıklarını söylemektedir. Ebeveynlerin özellikle 0-6 yaş aralığında çocuklarıyla sürekli olarak irtibat halinde kalmaları, duygularını ve düşüncelerini anlamaya, dinlemeye yönelik düzenli bir iletişim kurmaları, çocuğun kendisini bir birey olarak hissetmesi için çaba harcamaları gerekmektedir.
İletişim ve mutluluk arasında nasıl bir bağ var sizce?
Kişinin kendini tatmin edememesi onun mutsuz olmasına neden olur. Mutsuz olma halinden kurtulup mutluluğa ulaşabilmek için karşılaşılan sorunlardan kaçmak yerine bunları çözüme kavuşturmaya çalışmak, insanlarla iletişimi kuvvetlendirmek ve bilhassa elde olanlarla yetinmek gerekir. İletişim, karşılıklı duyguların aktarıldığı, karşılıklı anlayışın oluştuğu, hüzün, sevinç gibi his ve anların paylaşıldığı bir süreçtir. İnsanlar başka bireylerle iletişime geçip duygularını, endişe ve korkularını, olumlu-olumsuz tecrübelerini, başarılarını kısacası hayatlarını paylaştıklarında kendilerini daha tatmin olmuş ve huzurlu hissederler. Bu da onları mutluluğa götüren bir adımdır. Mutluluk hem çevre koşullarına hem de bireyin kendisine bağlıdır. Birey, dış etkenlerin olumsuz ve ters olmadığı koşullarda alakasını ve hevesini dış dünyaya yönlendirerek, dış dünyaya açılarak mutlu olabilir. Mutluluk hissi davranışları değiştirebildiğinden iletişim sürecine de doğrudan etki etmektedir. Mutlu olan bir insanın tutumları, davranışları etrafındaki ve çevresindekilerle kurmuş olduğu diyalog, iletişim sürecinde önemli ölçüde değişiklik göstermektedir.
Doğru iletişim mutluluk faktörünü, mutluluk doğru iletişimi nasıl etkiliyor?
İnsanların içinde bulundukları toplumsal çevreleri kişiyi mutlu veya mutsuz olma açısından etkilemektedir. Gerek iş çevresi gerekse diğer sosyal çevresindeki kişilerle kurmuş olduğu iletişim boyutu, mutlu olma düzeyine etki etmektedir. Sosyal yönden aktif olan ve arkadaş çevresi geniş olan bireyler günlerini daha etkin ve eğlenceli geçirebildikleri ve farklı faaliyetlerle kendilerini motive edebildikleri için asosyal kişilere göre daha mutludurlar.
Hele ki insanlarla iletişimi iyi olan bireyler aynı zamanda da aşırı öz güvene sahip olduklarından kendilerini daha az mutsuz hissederler. Pasif kişiler ise daha monoton bir yaşam sürdürdükleri için sürekli aynı kişilerle sıradan ve tekdüze bir ilişki kurarlar ve bu nedenle yeterli düzeyde mutlu olamazlar.
Genel bir bakışla, toplum iletişimine nasıl yansıyor bu süreç?
Genel olarak değerlendirildiğinde toplumsal iletişim ve ilişkisi güçlü olan bireyler mutluluğa ulaşma noktasında daha başarılıdırlar. Sosyal yaşamda yakın ilişkileri olmayan insanların çok çeşitli sorunlar yaşadıklarını biliyoruz. Zira diğer insanlarla iletişim kuramayan birey, kendini yalnız hissedeceği için psikolojik travmalar yaşayabilir. Böyle bir durumda da bireyin mutlu olması söz konusu olamaz. Mutlak olarak iletişim ve mutluluk arasında bir ilişkinin olduğu görülebilmektedir. Çevredeki kişilerle doğru zamanda ve doğru yerde iletişim kurulmadığında birey, kendi içinde ve çevresindekilerle çatışır. Yapılan akademik çalışmalar ışığında, iletişim ve mutluluğun kendi aralarında ilişkili olduğu mevcut olan bir bilgidir.
İnsan, hayatın her alanında, farklı yaş dönemlerinde başka insanlarla iletişim halinde olmak zorunda olan sosyal bir varlık… Çocukluktan ergenliğe, yetişkinlikten yaşlılığa olan süreçte iletişim biçimlerimiz nasıl değişiyor?
Bebeklik ve çocukluk dönemimiz daha çok izleme, anlama ve taklit etmekle geçer. Yabancısı olduğumuz bir dünyaya uyum sağlamak için çabalarız ve bu uyum sağlama çabasında insan muhtaçtır, bir bakım verene en uzun süre ihtiyaç duyan canlı türü insandır. Dolayısıyla bebeklik ve çocukluk dönemimizde ebeveynlerimizi rol model almakla beraber onlarla uyum içerisinde kalmaya da büyük bir çaba harcarız. Çünkü hem onların ilgisine ve sevgisine hem de fiziksel ihtiyaçlarımızın karşılanmasına ihtiyaç duyarız. Uslu, uyumlu ve söz dinleyen bir çocuk olursak bunları elde edeceğimizi düşünürüz. Bu noktada anne ve babanın tavrı oldukça mühimdir çünkü çocuk sadece uyum gösterdikçe ve boyun eğdikçe kendisine ilgi gösterileceğini düşünürse bu tutumunu ilerleyen yıllarda da sürdürür ve kabul görmek, sevilmek için sürekli olarak aşırı bir fedakârlığa koyulur. Oysa sevilmek ve kabul görmek için insanın bu tarz fedakârlıklara ihtiyacı yoktur.
Tam da bu noktada bireyselleşme ihtiyacı başlıyor, değil mi?
Ergenlik dönemi ise tabiri caizse yeni bir doğumdur. Çocuğun kişiliği, eylemleri, söylemleri ve duyguları hızlı bir değişim sürecine girer ve bu değişimi aynı çatı altındaki aile üyeleri büyük bir şaşkınlıkla karşılar. Ergenlik döneminde kişi aile üyeleri ile iletişimini azaltmaya, onlarla büyük anlaşmazlıklar yaşamaya başlar. Ergen artık özgürleşmek ve birey olmak istediğini söyleyerek kendisiyle sağlıklı bir iletişim kurmak isteyen ebeveynlerini yok sayabilir, onlarla tartışabilir. Bu geçici bir durumdur, ebeveynler lütfen üzülmesinler. Aile ile zayıflayan bağlar arkadaşlar ile telafi edilir. Ergen artık ailesiyle değil arkadaşlarıyla olmak, onlarla vakit geçirmek ister. Bu durum da ergenin bireyselleşme, özgürleşme arayışının bir sonucudur. Zaman geçtikçe aile ve arkadaşlar arasındaki dengeyi sağlayacak yetkinliğe ulaşırlar. Bu dönemde haz arayışı yüksek olduğu için ilişkiler bazen kolay vazgeçilebilir ve anlamdan uzak olabilir.
Yetişkinlik ve yaşlılık dönemi kişinin olgunlaştığı ve anlam üzerine yoğunlaştığı bir dönemdir. Kalabalık arkadaş grupları yerini daha az sayıdaki arkadaşlara bırakmıştır. Dünyayı keşif ve haz duyguları yerine kişi, hayatın anlamının peşine düşer ve ilişkilerini de bu yolculuk üzerine şekillendirir. Aile üyeleri ile kurulan bağlar, sıkı dostların varlığı bu dönemde de son derece önemli ve kıymetlidir. İnsan hayatının her döneminde bir ötekine ihtiyaç duyar ve bu sebepten dolayı biliriz ki insan insana şifadır, umuttur, yoldur.
Her dönemin çocukları, ergenleri kendi döneminin kodlarını taşıyor. Bugünün çocuklarıyla doğru iletişim kurabilmenin formülü nedir? Hangi detaylara bakmamız gerekir?
Her yeni neslin gelişiyle birlikte ebeveynlik yaklaşımları da güncelleniyor. Ancak Z kuşağının oldukça başına buyruk, kendi tercihlerini yapmaya odaklı ve bağımsız olması; bu neslin ebeveynlerini de şaşırtabiliyor ya da zorlayabiliyor. İnternette sürekli değişen gündem, trend ve akımlar, dijital çocukların hobilerini ve iletişim biçimlerini de etkiliyor. Girişimci ve yenilikçi bir ruha sahip olan Z kuşağı bireyleri ile iletişim kurabilmenin yolu, öncelikle onların ilgisini çekmekten geçiyor.
Güncel ve farklı bilgiler üzerinden kurulan bir iletişim, dijital çocukların büyük çoğunluğunun ilgisini cezbediyor. Çünkü onların dünyasında her bilgi çok çabuk değişiyor ve gelişiyor. Ciddiye alınmayı, önemsenmeyi ve görünür olmayı değerli bulan bu kuşağı mutlaka dikkatle dinlemek ve iletişimde şeffaf olmak gerekiyor. Eleştirilerin doğru bir dil ve üslup kullanılarak yöneltilmesi, bazı durumlarda onlardan da benzer eleştiriler gelebileceğinin farkında olunması büyük önem taşıyor.
Hayat tarzları, sosyo-ekonomik farklılıklar bu durumu nasıl etkiliyor?
Elbette her ebeveynin yaşam koşulları, hayat tarzı ve çocuk yetiştirme dinamikleri birbirinden farklı; ancak Z kuşağı çocukları ile ebeveynler arasında ortaya çıkan iletişimsizliğin ortak nedenlerini gözlemlemek mümkün. Dijital çocukları bekleyen kariyer planı, geleneksel iş yeri kültürü ve dinamiklerinden oldukça farklı olduğu için, ebeveynlerin çocuklardan gelecek yeni fikirlere ve girişimlere açık olması önem taşıyor. Yapılan araştırmalar sonucunda Z kuşağının büyük çoğunluğunun bağımsız yaşamaya ve çalışmaya daha yatkın, değişime hazır ve açık olduğu görülüyor. Bu nedenle ebeveynlerin belirli çerçeveler dahilinde Z kuşağına özgür olabileceği alanlar yaratması gerekiyor. Bu çocukların ve gençlerin daha çok hayata karışması ve sorumluluk alması gerekiyor. Mümkün mertebe dışarıda vakit geçirebilecekleri etkinlikler ve faaliyetler son derece önemli. Yardım kuruluşlarında, sosyal sorumluluk projelerinde yer almalarını sağlamak onların iletişimlerini güçlendirecektir.
Çocukla kurulan doğru iletişim hem onları hem de aileleri nasıl etkiler?
Çocukla kurulan iletişim ne kadar sağlıklı ise çocuğun ruh sağlığı da o kadar iyidir. Günümüzde anne-babalar çocuklarına ne kadar çok oyuncak alırsa, ne kadar çok onun isteklerini yerine getirirse o kadar iyi iletişim kurduklarını düşünmektedirler. İletişim, çocuğunuzun her türlü sorununu dinlemektir. Ama gerçekten çok iyi dinlemek, dinliyormuş gibi yapmak değil... Anne- babalar, televizyon karşısında ya da bir işle meşgul olduğu zaman çocuk kendisine seslendiğinde duymazlar. Çocuk bir kez daha “Anne, baba” diye seslenir, bu kez sesini biraz daha yükseltir. Çocuğun yüksek sesi onları rahatsız eder ve “Ne sabırsız çocuksun, meşgulüm, görmüyor musun?” der. Burada iyi bir iletişimden söz edilemez. Bazen de çocuk herhangi bir gereksiniminden dolayı yine annesinin yanına gelir ve annesiyle konuşmak ister. Çocuk uzun uzun anlatır. Anne, çocuğuna bakar ama onu dinlemez. Çocuk konuşması bitince annesinden bir onay, bir dinleme belirtisi ister fakat annesi dinlemediği için boş gözlerle ona bakar ve çocuğun iletişim kurma girişimi başarısızlıkla sonuçlanır.
Ailenin yaklaşımı bu noktada nasıl bir önem arz ediyor?
Çocuğun yaşı kaç olursa olsun, onu, gerçekten, can kulağıyla çok iyi dinlemek ve bunu ona hissettirmek gerekir. Çocuğunuzu dinlerken çocuğun sözünü kesmeyin ve anlatacaklarını bitirene kadar sabırla dinleyin. İsteği ya da söylediği şey size çok mantıksız gelse de olumsuz tepki göstermeyin. Onun duygularını paylaştığınızı ona dokunarak, sarılarak ifade edin. Çocuğun söylediklerini dinlediğinizi mimiklerinizle, baş hareketleri ile onaylayın. Söylenenleri duyduğunuzu belirten bir tekrar, özümleme yapın, duygularını isimlendirin. Sadece onu dinlemek bile çocuğunuzu rahatlatır, ona güven verir ve dünyada kendisini daha güçlü hisseder, bu sayede de aile içi iletişim güçlenir.
İletişimsizlik kavramını psikoloji nasıl açıklar ve hayata olan yansımaları nelerdir?
İletişimsizliğe genel olarak insanların duygu, düşünce ve bilgilerini diğer insanlarla paylaşmalarında kendilerinden, karşıdaki kişilerden ya da çevresel koşullardan kaynaklı olumsuzluklar sonucunda iletişimin kurulamaması durumu diyebiliriz. Terapi odasında iletişimsizlikle ilgili gördüğüm iki önemli noktadan ilki kişilerin karşı tarafı dinlememesi, söylediklerini umursamaması ya da böyle görünmesi. İnsanın dünyadaki temel amacı anlaşılmaktır ve anlaşılmadığımızı hissettiğimiz zaman büyük bir öfkeye ve hüsrana kapılırız. Karşımızdaki kişi eğer bizi dinlemeyi becerirse ve anlaşıldığımızı hissedersek iletişim noktasında önemli bir eşiği aşmış oluruz. Karşımızdakine sadece “Seni anlıyorum.” demek bile o insanla büyük ölçüde sağlıklı ilişki kurmamızı sağlar. Karşımızdakinin sözünü kesmeden, onun gözlerinin içine bakarak, ona doğru eğilerek, jest ve mimikler kullanarak iletişimsizliğin önüne geçmiş oluruz.
“İletişime açıklık” dediğimiz kavram üzerine neler söylersiniz?
İletişimsizlikteki ikinci önemli nokta ise insanların kendi fikirlerini ve sözlerini fazlasıyla önemsemesi. Dünya narsistik bir kırılma yaşıyor, insanlar sahip oldukları şeylerin kimsede olmadığını ve neredeyse seçilmiş insanlar olduklarını düşünüyorlar. Bunda eğitim sistemindeki hataların, ebeveyn tutumlarının ve sosyal medyanın büyük bir payı mevcut. Herkes çok çok özel ve çok çok değerli. İnanırız ki insan yaratılmış canlıların arasında en yücesidir fakat tevazunun olmadığı yerde yüceliğin bir ehemmiyeti yoktur. Herkesin kendisini yüksek gördüğü yerde sağlıklı bir iletişim kurulmaz; birbirine tepeden bakan, önce “ben” diyen, karşısındakini küçümseyen kişilerin iletişim halinde kalması mümkün değildir.
İletişim beceresi hayatın her döneminde, farklı yaşlarda gelişime açık mıdır?
Ben insanın her yaşta değişeceğine ve gelişeceğine inanan taraftayım. Bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde gelişim ve değişim daha kolay ve çabuk olabilir; yaş ile beraber kişilik gelişir ve bir kimlik kazanırız. Sahip olduğumuz kimlikteki değişimler için öncelikli olarak farkındalık gereklidir. Kendimizin farkında olmak yani güçlü ve zayıf yönlerimizi görebilmek insan psikolojisindeki en önemli noktadır. Farkındalıktan sonra değişim ve iyileşme başlar. Ama fark etmek, benliği tanımak da çaba ve gayret isteyen bir süreçtir.
İnsanın kendisiyle olan iletişiminden de bahsedebilir miyiz? Bu nedir ve nasıl sağlanır?
Fazlasıyla iç içeyiz. Kendimizi sürekli olarak birileriyle buluşmak, bir yerlere gitmek, mesajlaşmak, irtibat halinde kalmak konusunda tetikliyoruz. Hafta sonu dışarı çıkıp bir şeyler yapmazsak kendimizi bir kusur işlemişiz gibi hissediyoruz. Evet insan sosyal bir varlıktır ama bu kadar da değilmiş gibi geliyor bana. Yalnız kalamıyoruz çünkü biliyoruz ki yalnız kalırsak kendimizle yüzleşeceğiz ve insanın en büyük korkularından birisi de bu yüzleşmedir. Ünlü psikanalist Winnicott yalnız kalabilme kapasitesinden bahseder. Çocuk yanında annesi olmadan güvenli ve sakin bir biçimde vakit geçirebiliyorsa ve kendisine sağlıklı bir geçiş nesnesi edinebilmişse ilerleyen yıllarda da kendi başına vakit geçirmekten, kendi hobileriyle uğraşmaktan büyük bir keyif alabiliyor. Bence hepimiz içimize dönüp ne kadar yalnız kalabildiğimizi sorgulamalıyız.
Kendimizle iletişim kurabilmek için önce kendimizi dinleyebilmemiz, bunun için de yalnız kalmayı becerebilmemiz gerekiyor fakat yalnız kalabilmek şu an dünyanın en zahmetli işlerinden bir tanesi. Düşünün ki bir akşam iş çıkışı arkadaşlara takılmadan doğrudan eve gideyim de yalnız kalayım dediniz. Eve gidip odanıza kendinizi kapattınız. Odanızdaki televizyon, bilgisayar, cep telefonu, akıllı saatiniz, oyun konsolunuz ısrarlı bir biçimde sizi çağırır, zihniniz bir şekilde bu uyaranlara takılır ve yalnız kalmanızı, içinize dönmenizi zorlaştırır. Diyelim ki bunu fark edip yalnız kalmak için dışarı çıktınız, reklam panoları, mağaza vitrinleri, sokak müzisyenleri, dönerciler, lokumcular, o bitmeyen kalabalık zihninizi bir şekilde meşgul edecek ve sizi kendinizden uzaklaştıracaktır. Fakat bu yalnız kalma denemelerini yapmak gerekiyor, kendimize buna uygun ortamlar bulmak, ormanlık alanlarda, sakin kıyılarda, teknolojinin girmediği odalarda kendi başımıza kalmak, kendi dertlerimize eğilmek, kendimizle hasbihâl etmemiz gerekiyor. Aksi halde bu gürültünün içerisinde nereden gelip nereye gittiğimizi unutacağız.
Bugünün insanları huzuru, mutluluğu doğru adreslerde, doğru yaşayışlarda mı arıyorlar sizce? Huzur, mutluluk ve iletişim kavramları zaman içinde değişti mi, gelecekte değişir mi?
Modern insan mutluluğu yanlış yerde arıyor ve her mutluluk arayışı denemesinde daha da mutsuz biri olarak evine, kalbine dönüyor. Sizler de şahitsiniz ki savruluyoruz. Kendimize ve dünyaya dair tutunacak bir şeyler ararken, varmak istediğimiz noktanın uzağına savruluyoruz. Cebimizdeki adresler, yüksek tanıdıklar, bol limitli kredi kartları bile önüne geçemiyor bu savruluşun. Bizi koruyacak, iyi gelecek, stresimizi azaltıp ruhumuza cennet ferahlığı üfleyecek bir liman arıyoruz. Moda devlerinin ya da teknoloji patronlarının bu arayışa kendilerince esaslı yanıtlar verdiğine şahit oluyoruz. Önerdikleri kış kombinleriyle bambaşka biri olacağımızı, son çıkan dört kameralı cep telefonuyla dünyamızın değişeceğini inatla ve ısrarla dinliyoruz, inanıyoruz ve söylediklerini uyguluyoruz. Ama yine de işler beklediğimiz gibi gitmiyor, ruhumuz bir türlü rahat bir nefes alamıyor ve içimizdeki boşluk hissi büyük bir anlamsızlıkla beraber günden güne derinleşiyor. Modern insanın en büyük yanılgısı bu sanırım; satın alarak, biriktirerek, fırsatları değerlendirerek iyi olacağını, hayatına anlam katacağını düşünmek. İnsan satın aldıkça, biriktirdikçe, hakikatle arasına maddeyi yığdıkça, hakiki olanı görme şansını yitiriyor ve bir zaman sonra dünyayı sadece atomlardan ibaret zannediyor. Oysa dünya atomlardan değil koca bir hakikatten oluşur ve mutluluğu bulabileceğimiz tek yer o hakikat sokağıdır. İnsana ve anlama dair ne varsa değişiyor, değişecektir de... Çünkü insanın ve dünyanın bir sonu vardır ve bu son yaklaşırken de bizi bekleyen şey daha fazla karmaşa olacaktır. İnsana düşen vazife bu karmaşa içerisinde dik durabilmek, doğru olanı yapabilmek ve hakikati baş üstünde gezdirmektir.
KLİNİK PSİKOLOG GÖKHAN ERGÜR KİMDİR?
Klinik Psikolog Gökhan Ergür İstanbul Bilim Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Arel Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansını ‘’Şiddet İçerikli Bilgisayar Oyunu Oynayan İkinci Kademe Öğrencilerinin Saldırganlık Eğilimlerinin ve Benlik Saygı Düzeylerinin İncelenmesi” başlıklı teziyle tamamlamıştır. Ergür, doktora çalışmalarına halen devam etmektedir. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nde psikoterapist olarak görev yapan Ergür aynı zamanda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde yüksek lisans dersi vermektedir. Çeşitli kitapların editörlüğünü yapan Ergür’ün “Üzüntüden”, “İnsaniyet Namına”, “İncelikli Haytalar Albümü” ve “Ruhu İyileştirme Yolları” isimli dört kitabı vardır.