Makaleler
ceza-mi-denetim-mi.jpg

Ceza mı, Denetim mi, Toplumsal Destek mi? 19 Temmuz 2009 Sigara Yasaklarının Başarı Faktörleri

Ülkemizde tütün ürünlerinin hem kullananlar hem de pasif maruziyete uğrayanlar üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla 19 Temmuz 2009 tarihinde kapsamlı bir kanun düzenlemesi yapıldı. Bu kanunun temel odak noktası, toplumun tüm kesimlerinin sağlığını korumak ve vatandaşların temiz hava soluma hakkını güvence altına almaktı.

Tütün ürünlerinin kişisel ve toplumsal boyutta yarattığı yıkıcı halk sağlığı sorunları, bugün küresel ölçekte en acil çözüm bekleyen meselelerin başında geliyor. Genellikle çocukluk döneminde merak, özenti ve ebeveynlerin rol model alınmasıyla filizlenen bu alışkanlık; bireyin biyolojik, psikolojik ve sosyal iyi oluşunu hiçe sayan ağır bir bağımlılık tablosuna dönüşüyor. Tam da bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütünün kapalı alan yasaklarından vergilendirmeye, reklam engellerinden bırakma desteklerine kadar uzanan somut önerileri, yüzü aşkın ülke tarafından yasa düzeyinde hayata geçirilerek uluslararası bir kararlılık olarak karşımıza çıkıyor.

Bireysel ve toplumsal etkileriyle tüm dünyayı kuşatan bu salgınla mücadele süreci, doğrudan devletin kararlılığına ve toplumun bu hamleyi ne derece sahiplendiğine dayanıyor. Ülkemizde tütün ürünlerinin hem kullananlar hem de pasif maruziyete uğrayanlar üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla 19 Temmuz 2009 tarihinde kapsamlı bir kanun düzenlemesi yapıldı. Temel odak noktası, toplumun tüm kesimlerinin sağlığını korumak ve vatandaşların temiz hava soluma hakkını güvence altına almaktı. Yapılan bu düzenlemeyle, 18 yaş altına tütün satışı yasaklandı.

Eğitim ve sağlık kurumlarında kısıtlamalara gidildi. Özellikle çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin bulunduğu alanlar, toplu taşıma araçları ile sosyal ve sportif mekanlar tütünden arındırıldı. Kanun, belirlenen kuralların sahada uygulanabilmesi için gerekli idari yaptırımları da net bir şekilde ortaya koydu. Sağlıklı nesiller yetiştirmek ve toplum sağlığını korumak tek bir adımla nihayete ermeyen yaşayan bir süreç olduğundan yasanın yürürlüğe girdiği günden bu yana dumansız hava sahaları oluşturmak adına hem devlet hem de toplum olarak büyük emekler verdik. Azımsanmayacak yollar kat ettik. Peki, yakaladığımız bu olumlu havayı tam olarak neye borçluyuz? Yasaların getirdiği caydırıcı cezalara mı, sahadaki sıkı denetimlere mi, yoksa toplumun bu değişimi gönülden sahiplenip arkasında durmasına mı? Bir yasanın gerçekten işe yaraması, toplumun gerçekleriyle örtüşmesine, kuralların insanlar tarafından benimsenmesine ve sahadaki sıkı denetimlere bağlı. Dolayısıyla bu üç unsuru birbirinden ayrı düşünmek imkânsız.

DENETİMDE TOPLUMUN GÜCÜ ÖNEM TAŞIYOR

Bir insanın yasağa uyma isteğini, ceza korkusu gibi dış etkenler kadar empati, sorumluluk bilinci ve toplumsal düzenin bir parçası olma arzusu gibi iç duygular da belirler. Kuralların herkes için net olması, yaptırımların baştan bilinmesi ve denetimlerin aksamadan sürmesi bu düzeni korur. Düzenli ve göz önünde yapılan denetimler, kuralın ne kadar ciddiye alındığını da net bir şekilde gösterir. Kurallara uymanın çevresine zarar vermediğini ve toplum sağlığına katkı sağladığını gören kişi, bu süreci daha güçlü biçimde sahiplenir. Bu nedenle tütün kontrolünde halkın denetim sürecine katılması büyük önem taşır. Yeşilay tarafından hayata geçirilen Yeşil Dedektör uygulaması da işte bu anlayışla geliştirildi.

Kapalı alanlarda tütün kullanımına ilişkin bir ihlalle karşılaşan kişiler, kimlik bilgileri gizli tutularak bulundukları konumu yetkililere iletebiliyor. Yapılan bildirimler doğrultusunda gerçekleştirilen denetimler ve uygulanan cezai işlemler, tütün dumanından korunma hakkının güvence altına alınmasına katkı sağlıyor. Böylece toplum, kurallara uyan edilgen bir taraf olmaktan çıkarak sağlıklı yaşam alanlarının korunmasında sorumluluk üstlenen etkin bir paydaşa dönüşüyor. Vatandaşlar ile yetkililer arasında kurulan bu iş birliği, dumansız hava sahası bilincinin daha sağlam temeller üzerinde gelişmesini destekliyor. Sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşları ve medya aracılığıyla yürütülen bilgilendirme çalışmaları da tütünsüz yaşam anlayışının kalıcı bir toplumsal kültüre dönüşmesinde önemli rol oynayan etkenler arasında yer alıyor.

BIRAKMA SÜRECİNDE YEŞİLAY’DAN BİLİMSEL TEMELLİ DESTEK
Tütün kullanımının kişisel bir tercih olarak değerlendirilemeyeceği, çevredeki kişilerin de tütün dumanına maruz kaldığı gerçeğiyle zaman içinde daha açık biçimde anlaşıldı. Bu farkındalık sayesinde yasal düzenlemeler, cezalandırmayı amaçlayan metinler olarak değil, toplumun ortak sağlığını koruyan önleyici uygulamalar olarak kabul görmeye başlandı. Tütün kontrolünün önemli unsurlarından birini de bırakma sürecine yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen politikalar da kişilerin tütün kullanımını bırakmalarını kolaylaştıracak danışmanlık ve tedavi hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını öngörüyor. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından hizmete sunulan ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı bu alandaki destek araçlarından bir tanesi. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde de tütün bağımlılığı yaşayan kişilere bilimsel temelli ve yapılandırılmış danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak sunuluyor.

YEDAM’da yürütülen danışmanlık süreci, kişilerin sigarayı bırakmalarına destek olmanın yanında bırakma motivasyonlarını korumalarını ve yeniden kullanma riskiyle başa çıkmalarını da amaçlıyor. Bu yönüyle danışmanlık hizmetleri, tütün bağımlılığıyla mücadelenin devamlılığını sağlayan önemli bir destek alanı oluşturuyor. 2009 yılında yürürlüğe giren düzenlemeler, tütün kontrolündeki başarının tek bir uygulamaya bağlı olmadığını ortaya koydu. Bilimsel temellere dayanan yasal düzenlemeler, kararlı denetimler, toplumsal katılım ve tütün bırakma sürecini destekleyen danışmanlık hizmetleri ile birlikte yürütüldüğünde kalıcı bir davranış değişikliği oluşturmak mümkün hâle geliyor. Dumansız hava sahası, bir yasaklar bütünü olmanın ötesinde toplumun temiz hava hakkını koruyan ortak bir yaşam kültürünü ifade ediyor. Bu kültürün güçlenmesi ise kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların aynı sorumluluk etrafında buluşmasıyla mümkün olacaktır.