Makaleler
Bir-Aile-Hastalığı-Olarak-Alkol-Bağımlılığı.jpg

Bir Aile Hastalığı Olarak Alkol Bağımlılığı ve Kodependans (Eş Bağımlılık)

UZMAN PSİKOLOG ÖZGEN KAPLAN / İZMİR BORNOVA YEDAM

Alkol bağımlılığı çoğu zaman sadece alkol kullanan kişinin yaşadığı bir sorun olarak değerlendirilir. Oysa bağımlılık, kişinin kendisi kadar ailesini, ilişkilerini ve sosyal çevresini de etkileyen bir beyin hastalığıdır. Aynı evde yaşayan kişiler, bağımlılığın yarattığı sorunlarla baş etmeye çalışırken farkında olmadan bu sürecin bir parçası hâline gelirler. Bu nedenle alkol bağımlılığı, yalnızca bireysel bir sorun değil aynı zamanda bir aile hastalığı olarak değerlendirilir. Bağımlılığın etkileri zamanla evdeki ortama, aile içi iletişime ve kişilerin üstlendikleri rollere kadar uzanır.

Ara sıra yaşanan sorunlar zamanla daha sık görülmeye başlanır. Verilen sözlerin tutulmaması, iş veya okul sorumluluklarının aksaması, ekonomik güçlükler, aile içi tartışmalar ve güven kaybı gibi durumlar aile üyelerinin yaşamını olumsuz etkiler. Bir süre sonra aile bireyleri kendilerini alkol kullanımının yarattığı sonuçlarla baş etmeye çalışırken bulurlar. Klinik görüşmelerde aile üyelerinin sıklıkla benzer ifadeler kullandıkları görülür: "Onun için elimden gelen her şeyi yapıyorum ama anlamıyor", "Sorun çıkmasın diye uğraşıyorum ama olmuyor", “O kadar konuşuyorum, anlatıyorum ama değişmiyor.” Bunlar, bağımlılığın yalnızca alkol kullanan kişiyi değil onunla birlikte yaşayan aile bireylerini de nasıl etkilediğini gösteren ifadelerdir. Bağımlılığın gelişmesiyle birlikte, aile üyelerinin rolleri de değişir. Ebeveynlerden biri artan sorumlulukları tek başına taşımaya, evdeki tartışmaları engellemeye çalışmaya başlayabilir. Çocuklar yaşlarına uygun olmayan görevler üstlenebilir veya evdeki gerginliği artırmamak için kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilir. Bazı ailelerde bağımlılık uzun süre konuşulmayan bir konu hâline gelirken, bazı ailelerde ise günlük yaşamın neredeyse merkezine yerleşebilir. Her aile farklı olsa da bağımlılığın ilişki dinamiklerini etkilediği birçok ortak örüntü vardır.

EŞ BAĞIMLILIK (KODEPENDANS) NEDİR?

Bu noktada karşımıza “eş bağımlılık” ya da diğer adıyla “kodependans” kavramı çıkar. Eş bağımlılık, bir kişinin yaşamının merkezine bağımlı bireyi yerleştirmesi ve zamanla kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını geri plana atması olarak tanımlanabilir. Kişi, bağımlı bireyi korumaya, kurtarmaya veya kontrol etmeye çalışırken kendi yaşamını ikinci plana atabilir. Bu durum yalnızca eşlerde değil; anne, baba, kardeş veya çocuklarda da görülebilir. Eş bağımlı olan kişiler çoğu zaman bu durumun farkında değildir. Amaçları yardım etmek, korumak ve ailesini ayakta tutmaktır. Ancak iyi niyetle yapılan bazı davranışlar, farkında olmadan bağımlılık döngüsünün sürmesine katkıda bulunabilir.

Eş bağımlılık çoğu zaman iyi niyetli bir çabanın sonucudur. Eş bağımlılık gösteren kişiler genellikle bağımlı kişiye karşı kendilerini suçlu ve sorumlu hissederler. Bağımlı kişinin yaşadığı sorunları çözmeye, aile içerisindeki çatışmaları bastırmaya çalışırlar. İşe gitmediğinde mazeret üretmek, maddi kayıplarını telafi etmek, çevresinden gelen tepkileri azaltmaya çalışmak veya alkol kullanımının sonuçlarını gizlemek bu davranışlara örnek olarak gösterilebilir. İlk bakışta yardım gibi görünen bu girişimler, uzun vadede bağımlılığın sürmesine katkıda bulunabilir. Bazen kişi, bağımlı bireyin ne kadar içtiğini sürekli takip eder, onun yerine sorumluluklarını üstlenir ya da yaşanan sorunların tekrar etmemesi için tüm enerjisini kontrol etmeye harcar. Zamanla kendi yaşamı, bağımlı kişinin davranışlarını yönetme çabasının gölgesinde kalır.

EŞ BAĞIMLILIK, SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ ERTELİYOR

Eş bağımlılık bir karakter zayıflığı ya da bilinçli bir tercih değildir. Çoğu zaman sevgi, endişe, sorumluluk duygusu ve aileyi koruma isteğiyle ortaya çıkar. Ancak bu süreç uzun süre devam ettiğinde hem bağımlı bireyin hem de aile üyelerinin ruhsal iyilik hâli olumsuz etkilenir.  Çünkü aile üyeleri giderek kendi yaşamlarından uzaklaşır ve bağımlı birey de davranışlarının sonuçlarıyla yeterince yüzleşemez. Bağımlılığın sürmesinde yalnızca alkol kullanan kişinin davranışları değil, ailenin davranışları da rol oynar. Aile üyeleri sorunları çözmeye çalıştıkça, bağımlılığın yol açtığı sonuçlar bağımlı birey tarafından görünmez hâle gelir. Böyle durumlarda bağımlı bireyin değişim ihtiyacını fark etmesi zorlaşır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede yalnızca bireyin değil, ailenin de destek alması önemlidir.

Peki, eş bağımlılık döngüsü nasıl kırılabilir? İlk adım, yaşanan sorunun fark edilmesi ve bağımlılığın aile üzerindeki etkilerinin kabul edilmesidir. Aile üyelerinin her şeyi kontrol etmek ya da tüm sorunları tek başına çözmek zorunda olmadıklarını fark etmeleri önemlidir. Bunun yerine kendi sınırlarını korumayı öğrenmeleri, sorumlulukları sağlıklı biçimde paylaşmaları ve kendi ihtiyaçlarına da alan açmaları gerekir.

SAĞLIKLI SINIRLAR AİLE İLİŞKİLERİNİ DENGELER

Sağlıklı sınır koyabilmek bu süreçte önemli bir beceridir. Sınır koymak, sevilen kişiden vazgeçmek ya da onu cezalandırmak anlamına gelmez; aksine hem kişinin kendisini korumasını hem de bağımlı bireyin davranışlarının sonuçlarıyla karşılaşmasını sağlar. Aile üyeleri kendi sorumlulukları ile bağımlı bireyin sorumluluklarını ayırt etmeyi öğrendiklerinde daha dengeli ilişkiler kurabilirler. Sağlıklı sınırlar, aile ilişkilerinin yeniden dengelenmesine katkıda bulunur. Bunun yanında aile içinde sağlıklı iletişim becerilerinin geliştirilmesi de iyileşme sürecine katkı sağlar. Duyguların suçlayıcı veya yargılayıcı bir dil yerine açık ve saygılı biçimde ifade edilmesi, iletişimde ben dili kullanılması, sorunların görmezden gelinmek yerine konuşulabilmesi ve çatışmaların yapıcı yollarla ele alınabilmesi aile içindeki ilişkileri güçlendirir. Bağımlılığın yarattığı gerginlik ortamında iletişim çoğu zaman eleştiri, savunma, öfke, göz yaşı ya da sessizlik ile kurulur. Ancak etkin dinleme, empati kurma, ortak çözümler geliştirme ve gerektiğinde profesyonel destek alma gibi beceriler aile üyelerinin birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

Bağımlılık tedavisinin yanında aile üyelerine yönelik psikolojik destek ve danışmanlık hizmetleri, yaşanan sorunların daha sağlıklı şekilde ele alınmasına katkı sağlar. Bağımlılıktan etkilenen yalnızca alkol kullanan kişi değildir. Ailenin de yaşadığı duygusal yükün anlaşılması ve ele alınması iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde bağımlı danışanlara ücretsiz olarak verilen psikolojik ve sosyal desteğin yanı sıra aile üyeleriyle de aile görüşmeleri ve eş bağımlılık görüşmeleri yapılıyor. Değişim, yalnızca alkol kullanımının sonlanmasıyla değil; aile üyelerinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve ilişkilerini yeniden düzenleyebilmeleriyle mümkün olur. Farkındalık, destek ve doğru müdahalelerle hem birey hem de aile için daha sağlıklı bir yaşamın kapıları aralanabilir.