Makaleler
Ben-Sadece-Sosyal-İçiciyim.jpg

“Ben Sadece Sosyal İçiciyim”: İnkâr Mekanizması ve Alkol Kullanım Bozukluğunun Erken İşaretleri

BÖLGE KOORDİNATÖRÜ VE PSİKOLOG KÜBRA ARASAN / IĞDIR YEDAM

“Benim alkolle ilgili bir problemim yok. Sadece sosyal ortamlarda içiyorum.” Bu, alkol kullanımıyla ilgili sorun yaşayan birçok kişiden duyduğumuz cümlelerden bir tanesi. Çünkü alkol bağımlılığı denildiğinde birçoğumuzun zihninde ailesiyle ilişkileri bozulmuş, işini kaybetmiş, zamanının neredeyse tümünü alkol alarak geçiren bir kişi belirir. Bu nedenle çoğu kişi kendi kullanımını değerlendirirken şu düşünceye kapılır: “Ben o kadar da kötü durumda değilim.” Oysa bağımlılık her zaman hayatın tamamen kontrolden çıkmasıyla başlamaz. Bazen sorumlulukları yerine getirmek ve sosyal hayatı sürdürebilmek, düzenli bir işe sahip olmak, kişinin alkolle ilgili yaşadığı sorunları fark etmesini güçleştirebilir. Sorun iyice görünür hâle gelene kadar uzun süre gizli kalabilir.

Son yıllarda giderek daha sık konuşulan fonksiyonel alkolizm kavramı, tam da bu durumu açıklıyor. Fonksiyonel alkolizmde kişi, dışarıdan bakıldığında hayatını sorunsuz sürdürüyor gibi görünür oysa alkol kullanımı yaşamında giderek daha baskın bir yer edinmiştir. Sabah işine gider, toplantılarına katılır, faturalarını öder, çocuklarıyla vakit geçirir ve sosyal ilişkilerini sürdürür. Çevresi tarafından başarılı ve sorumluluk sahibi bir birey olarak da görülebilir. Bu nedenle hem kendisi hem de çevresindekiler alkolle ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını düşünebilir. Ancak bir kişinin işe gidiyor olması, faturalarını ödemesi ya da sosyal ilişkilerini sürdürüyor olması alkol kullanımının sorunlu olmadığı anlamına gelmez.

Bağımlılığı değerlendirirken yalnızca tüketilen miktara odaklanmak yeterli değildir. Daha önemli olan, alkolün kişinin yaşamında nasıl bir yer tuttuğu ve hangi ihtiyaçları karşılamak için kullanıldığıdır. Örneğin kişinin gün sonunda rahatlayabilmek için sürekli alkole ihtiyaç duyması, sosyal ortamlarda kendini ancak alkol aldığında rahat hissedebilmesi ya da olumsuz duygu ve düşünceleriyle başa çıkabilmek için düzenli olarak alkole yönelmesi önemli sinyaller arasındadır.

BİR SAVUNMA MEKANİZMASI OLARAK İNKÂR

İşte tam da bu noktada inkâr mekanizması devreye girer. İnkâr, kişinin kabul etmekte zorlandığı gerçeklerle karşılaştığında devreye giren psikolojik savunma mekanizmalarından biridir. Kişi, yaşadığı durumun yarattığı kaygı, üzüntü veya rahatsızlıkla yüzleşmemek için sorunu görmezden gelebilir ya da olduğundan daha önemsiz olarak değerlendirebilir. Bu durum alkol kullanımında da oldukça sık görülür. Ancak inkâr her zaman “Ben içmiyorum” demek değildir. Bazen kişi alkol kullandığını kabul eder, ancak kullanımının yol açtığı sorunları, riskleri ve bağımlılık olasılığını reddeder. Böylece alkolle kurduğu ilişkinin değiştiğini fark etmekte zorlanabilir. Alkol kullanımını daha ağır örneklerle kıyaslayarak değerlendirmeye başlar. “Her gün sarhoş olmuyorum”, “Sabahları içmiyorum”, “Ailem dağılmadı”, “İşimden olmadım”, “İstersem bırakırım”, “Kontrol bende” gibi ifadeleri sıkça kullanır. Bu düşünceler geçici bir rahatlama sağlasa da alkol kullanımı sonucunda yaşanan sorunların objektif bir şekilde değerlendirilmesini zorlaştırır. Aslında burada dikkat çekici olan nokta kişinin kendisini sağlıklı bireylerle değil, bağımlılığın çok ileri evrelerindeki kişilerle karşılaştırmasıdır. Böylelikle alkol kullanımının yol açtığı riskler ve sorunlar görünmez hâle gelir. Bu sorunlar büyümeye devam ederken kişi hâlâ kontrolün tamamen kendisinde olduğuna inanabilir.

BAĞIMLILIĞIN ERKEN DÖNEM SİNYALLERİ NELERDİR?

Bağımlılık bir anda gelişen bir durum değildir; zaman içinde yavaş ve sinsi bir şekilde ilerleyebilir. İlk belirtiler gözden kaçabilecek kadar küçük değişiklikler şeklinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken dönem işaretlerini tanımak ve ciddiye almak kritik bir adımdır.

İlk dikkat çeken belirtilerden biri kullanım sıklığının artmasıdır. Başlangıçta yalnızca özel günlerde ya da arkadaş ortamlarında alkol tüketen bir kişi, zamanla hafta sonlarını, ardından hafta içi akşamlarını da alkolle geçirmeye başlayabilir. Bu değişim çoğu zaman yavaş ilerlediği için fark edilmeyebilir.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli belirti ise tolerans gelişimidir. Daha önce bir veya iki kadehle hissedilen etkinin zamanla aynı düzeyde hissedilebilmesi için daha fazla alkol tüketilmesi gerekebilir. Kişi bunu çoğu zaman “Alkole alıştım” şeklinde yorumlasa da bu durum bağımlılık sürecinin önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilir.

Alkolün stres yönetiminde temel araç hâline gelmesi de bir diğer önemli uyarı işaretidir. Kişinin zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaştığında rahatlamak, kaygısını azaltmak ya da olumsuz duygulardan uzaklaşmak için düzenli olarak alkole yönelmesi, psikolojik olarak alkole bağımlı hâle gelmeye başladığını gösterebilir.

Bununla birlikte bazı kişiler ise alkol kullanımını açıklama ve savunma ihtiyacı hissedebilir. “Benimki alışkanlık değil”, “İstersem bırakırım”, “Herkes içiyor” gibi ifadeler, kişinin alkol kullanımını nesnel bir biçimde değerlendirmekte zorlandığını ve sorunu göz ardı etmeye çalıştığını düşündürür.

Erken dönemde görülebilen belirtilerden biri de alkolle ilgili zihinsel meşguliyetin artmasıdır. Kişinin alkol kullanımına ilişkin düşüncelerinin sıklaşması ve bu kapsamda gün içinde ne zaman ve ne kadar içeceğini planlaması, sosyal etkinlikleri alkol bulunan ortamlara göre düzenlemesi veya alkolsüz ortamlara yönelik ilgisinin azalması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Son olarak, alkol tüketilemediği durumlarda ortaya çıkan huzursuzluk, gerginlik veya keyifsizlik gibi duygular da dikkate alınmalıdır. Bu durum her zaman fiziksel bağımlılık anlamına gelmese de kişinin alkolle kurduğu ilişkinin giderek sağlıksız bir yöne ilerlediğini gösterir.

Toplumda “alkoliklik” kavramı çoğu zaman alkol bağımlılığının en ağır ve görünür örnekleriyle ilişkilendirilir. Buna karşın bağımlılık, bir anda ortaya çıkan bir durum değil; zaman içerisinde gelişen bir süreçtir. Bu nedenle kişinin kendisini yalnızca en ağır örneklerle karşılaştırması yanıltıcı olabilir.

Belki de bağımlılıkla ilgili en büyük yanılgı, yardım aramak için hayatın tamamen kontrolden çıkmasını beklemektir. Oysa en etkili müdahale, sorun henüz büyümeden önce farkındalık geliştirebilmektir. Bu nedenle sorulması gereken asıl soru “Alkol hayatımda ne kadar yer kaplıyor?” sorusudur.