Makaleler
tutun-raporu.jpg

Yeşilay’ın 2025 Türkiye Tütün Raporu Bize Ne Söylüyor?

Yeşilay tarafından 2025 yılında kamuoyuyla paylaşılan Türkiye Tütün Raporu, tütün kullanımına dair önemli veriler sunarken, mücadelenin sona ermediğini aksine daha karmaşık ve çok yönlü bir aşamaya geçmesi gerektiğini gösteriyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yıllar içinde önemli adımlar atan Türkiye, tütün kontrolü politikaları bakımından örnek gösterilen ülkeler arasında yer alıyor. “Dumansız Hava Sahası” uygulaması halk sağlığı politikaları arasında hızlı ve somut sonuçlar ortaya koyan önemli bir başarı olarak tarihteki yerini almış durumda. Yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden bu yana ülke genelinde binlerce denetim ekibi görev yaptı. Bu kararlılık, Dumansız Hava Sahası uygulamasının kâğıt üzerinde kalmadığını, güçlü bir uygulama iradesiyle desteklendiğini ortaya koyuyor.

Peki, aradan geçen yılların ardından karşılaştığımız tablo bize ne söylüyor? Yeşilay tarafından 2025 yılında kamuoyuyla paylaşılan Türkiye Tütün Raporu, bu sorunun yanıtını veriler üzerinden arıyor.

TÜTÜN KULLANIMINDA YENİDEN YÜKSELİŞ
Raporda yer verilen güncel araştırmalara göre 15 yaş ve üzerindeki kişiler arasında her gün sigara kullananların oranı, birkaç yıl önce yaklaşık %28 düzeyindeyken %30’un üzerine çıkmış durumda. Erkeklerde bu oran %43’e yaklaşırken kadınlarda %17,5 seviyesinde bulunuyor.

Türkiye, sigara kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor. Kapalı mekânlarda tütün dumanına maruz kalma büyük ölçüde azaltılmış olsa da sigaraya başlayan ve kullanmayı sürdüren kişi sayısında beklenen düşüş sağlanamazken; aksine veriler, yeniden bir artış eğilimine işaret ediyor.

Bu durum, Dumansız Hava Sahası uygulamasının tek başına yeterli olmadığını, tütünle mücadelenin önleme, denetim, tedavi ve destek hizmetlerini kapsayan daha geniş bir politika alanında sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor.

TÜTÜN BAĞIMLILIĞINA KARŞI DUYARSIZLAŞMA TEHLİKESİ
Rapor, tütün bağımlılığının çoğu zaman yeterince ciddi bir bağımlılık olarak değerlendirilmediğine ve toplumda bu konuda bir duyarsızlaşma geliştiğine dikkat çekiyor. Sigara kullanan kişilerin önemli bir bölümü bırakmak istemesine rağmen bu isteği eyleme dönüştürecek desteğe her zaman kolaylıkla ulaşamıyor. Tütün kullanımını bırakmak, kişinin alışkanlıklarını ve günlük yaşam düzenini yeniden yapılandırmasını gerektiren kapsamlı bir süreci içeriyor. Bilimsel çalışmalar, ilaç tedavisi ile psikososyal desteğin birlikte yürütülmesinin sigarayı bırakma başarısını önemli ölçüde artırdığını ortaya koyuyor. Bu doğrultuda ücretsiz ve uzman kadrosuyla hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, kolay ulaşılabilir yapısı ve düzenli takip sistemi sayesinde bağımlılıktan kurtulma sürecinde önemli bir rol üstleniyor.

YEDAM VERİLERİ NE GÖSTERİYOR?
Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine başvuran kişilerin verileri, sigarayla tanışma yaşının ne kadar erken olduğunu gösteriyor. Başvuranların ortalama sigaraya başlama yaşı 16. Danışanların yaklaşık %63’ü, 18 yaşından önce sigara kullanmaya başlamış. Erkeklerde bu oran yaklaşık %69’a yükseliyor. Kadınlarda ise sigaraya başlama yaşının bir miktar daha yüksek olduğu görülüyor.

Başvuran kişilerin ortalama sigara kullanım süresi yaklaşık 23 yıl, günlük sigara tüketimi ise 22 adet düzeyinde. Bu rakamlar, tütün bağımlılığının çocukluk ve ergenlik döneminde başlayarak yetişkinlik boyunca devam eden uzun süreli bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü gösteriyor. Danışanların yaklaşık %77’si daha önce sigarayı bırakmayı denemiş ancak sigarasız kaldıkları dönemlerin büyük bölümü bir yıldan kısa sürmüş. Yüksek bağımlılık düzeyi, uzun kullanım süresi ve günlük tüketim miktarı, bırakma sürecini güçleştiren başlıca etkenler arasında yer alıyor.

Buna karşılık profesyonel destek alan kişilerde daha olumlu sonuçlar görülüyor. YEDAM’a başvuran danışanlar arasında ilk takipte tütün kullanmadığını bildirenlerin oranı yaklaşık %65. 12. ay izlemi devam eden danışanlarda bu oran %85’e yaklaşıyor. Bu veriler, bağımlılığın bir irade meselesi olmadığını; düzenli, yapılandırılmış ve uzmanlar tarafından sunulan psikososyal desteğin bırakma sürecinde belirleyici bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.

MÜCADELE ALANININ GENİŞLETİLMESİ GEREKİYOR
Tütün kullanımının Türkiye’ye yıllık ekonomik yükü; hane halkı harcamaları, sağlık giderleri ve yangın kaynaklı hasarlar birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık 24 milyar dolara ulaşıyor. Üstelik bu hesaba erken ölümler ve iş gücü kaybı gibi dolaylı maliyetler dâhil değil. Buna karşılık sigara fiyatlarının caydırıcılığı sınırlı kalıyor. Bu tablo karşısında Yeşilay, politika yapıcılara yönelik somut öneriler sunuyor.

Okul, dershane ve yurt çevresinde tütün ürünü satışına ilişkin yasak mesafesinin en az 100 metreye çıkarılması, tütün ürünlerinin market ve büfelerde teşhirinin tamamen yasaklanması ve Dumansız Hava Sahası uygulamasının kapsamının genişletilmesi bu öneriler arasında yer alıyor. Dijital platformlardaki tütün ürünü tanıtımlarının ve özendirici içeriklerin daha sıkı denetlenmesi ile elektronik sigara satış yasağının kararlılıkla sürdürülmesi de mücadelenin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

GEÇMİŞİN BAŞARISINDAN GELECEĞİN MÜCADELESİNE
2009 yılında atılan önemli adım, kapalı mekânların tütün dumanından büyük ölçüde arındırılmasını sağladı. Ancak güncel veriler, mücadelenin sona ermediğini; daha karmaşık ve çok yönlü bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Dumansız Hava Sahası, tütünle mücadelenin en önemli dönüm noktalarından bir tanesi. Bugün ise; mücadele alanını aynı kararlılıkla genişletmeye, gençlerin tütün ürünleriyle erken yaşta tanışmasını önlemeye ve bırakmak isteyen kişilere erişilebilir, bilimsel temelli destek sunmaya ihtiyaç var.

Yeşilay’ın 2025 Türkiye Tütün Raporu, bu yönüyle geçmişte elde edilen kazanımları hatırlatan ve gelecek dönemin önceliklerine dikkat çeken önemli bir belge niteliği taşıyor.