- Pornografinin Gerçek Olmadığı Bilinmeli
- Pornografi, Bireyin ve Toplumun Dengesini Bozuyor
- Erken Yaşta Pornografi Maruziyeti Cinsel Suça Kadar Uzanan Sonuçlara Yol Açabilir
- Pornografi, Bireylerin ‘Normal’ Beden Algısını Bozabiliyor
- Pornografi Kullanımı Cinsel Yaşama Zarar Veriyor
- En Büyük Endişem, Pornografinin Cinsel Normları ve Senaryoları Değiştirmesi
- Ergenlerle İlgili Çalışmalar Gelecekte En Önemli Araştırma Alanları Olacak
- Oyun ve Pornografi: Dijital Dünyada Bağımlılığın Kesişen Yolları
- Pornografi Bağımlılığı, Tanıdık Özellikler Taşıyan Yeni Bir Bağımlılık Türü
- Sağlıklı Toplumun Temeli Halk Sağlığından Geçiyor
- Prof. Dr. Mustafa Taşdemir: “Bağımlılık, Sosyal Bulaşma Yoluyla Yayılıyor”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Dumansız Hava Sahası Bir Halk Sağlığı Politikasıdır”
- Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin: “Sağlık Okuryazarlığı Bağımlılıklara Karşı En Güçlü Koruyucu Zırhtır”
- YEDAM Sosyal Hizmet Uzmanı Alptekin Tekedereli: “Sosyal Hizmet Uzmanları Bağımlılıkla Mücadelede Kritik Bir Rol Üstleniyor”
- Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber: “Çocukların Güçlenmesi İçin Zorlanmalarına Müsaade Etmeliyiz”
- Bağımlılıkların Türkiye Ekonomisine Yıllık Yükü: 78 Milyar Dolar
- Bağımlılıklarla Mücadele Hekimlerin Desteğiyle Daha da Güçlü
- Hukukun Gücüyle Bağımlılıklara Karşı: Yeşilay Hukukçuları
- Gıda Güvenliği ve Bağımlılık Riski Taşıyan Gıdalar
- Dijitalle Başa Çıkın!
- Dijital Medya ve Oyun Bağımlılığına Karşı Küresel Mücadele
- Dr. Daniel Spritzer: “Oyun Tasarımcısının Amacı Eğlence Olmalı, Bağımlılık Değil”
- Klinik Psikolog Süreyya Kitapçıoğlu: “Oyun Bağımlılığıyla Mücadelede Kültürel Duyarlılık Hayati Önemde”
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Yeşilay’ın ‘Denge’ İlkesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı İçin Çok Kıymetli”
- Prof. Dr. Yavuz Samur: “Doğru Tasarlanmış Oyun Çocuğa Pek Çok Beceri Kazandırır”
- YEDAM’dan Oyun Bağımlılığına Bütüncül Yaklaşım
- Dijital Oyun Araştırmaları ve Bir Çözüm Arayışı “Çocuk Dostu” Bir Oyun Derecelendirme Sistemini Geliştirmek
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Alkolsüz bir toplum, nesillerin ve kültürün korunması için atılacak en büyük adımdır”
- Prof. Dr. Perihan Torun: “Alkol tüketimini düşürmek için etkin politikalar uygulanmalı”
- Doç. Dr. Umut Kırlı: “Kadınlarda alkol bağımlılığı erkeklere oranla daha hızlı gelişiyor”
- Alkol Bağımlılığında YEDAM Desteği
- Bağımlılık Danışmanı Simge Kırcan Erdoğan: “Tedavide geçirilen süre uzadıkça başarı oranı artıyor”
- Tatilde Alkol Kullanımı ile Birlikte Sorunlar da Artıyor
- “Uyuşturucu Tedarikçileri Akla Gelmedik Yöntemler Kullanıyor”
- “Madde Bağımlılığı Belirtileri Ergenliğin Doğal İniş Çıkışlarıyla Karıştırılabilir”
- “YEDAM’lar Madde Bağımlılığı Konusunda Ciddi Bir Boşluğu Dolduruyor”
- “Uyuşturucu Endüstrisi Kendisini Sürekli Güncelliyor”
- “Ek Tanı, Bütüncül ve Eş Zamanlı Tedavi Gerektirir”
- Dünyanın En Tehlikeli Uyuşturucusu Metamfetamin
- YEDAM’dan Madde Bağımlılığına Psikososyal Destek
- Uyuşturucuya Karşı Küresel Direniş
- Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Ailenin Tedaviye Katılımı İyileşmede Etkilidir”
- Psikiyatri Uzmanı Dr. Hakan Tokur: “Bağımlılık Tedavisi ‘Yaşamla Yeniden Bağ Kurma’ Sürecidir”
- Uzman Psikolog Kinyas Tekin: “İhmalkârlık Kadar Otoriterlik De Sakıncalı”
- YEDAM’dan Nüks Riskine Karşı Kalıcı Çözümler
- Bağımlılığa Ek Bir Yük: Stigma
- İyileşme Sürecinde Sosyal Hizmetlerin Rolü
- YEDAM Uzman Yardımcısı Niyazi Aydemir: “İyilik koçu tavsiye vermez, rehberlik eder”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Dijital Dünya ve Çocuk İlişkisi Çok Dikkatle Ele Alınması Gereken Bir Konu”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Teknolojiye Hâkim Olan Aileler Çocuklarını Dijital Bağımlılıklardan Korur”
- “Çocuklar İçin Güvenli Bir Dijital Ekosistem Oluşturmalıyız”
- Dijital Çağda Ebeveyn Olmayı Kolaylaştıran Rehber: Dijital Ebeveynlik
- Ekrana Alternatif 10 Bahar Aktivitesi
- Dijital Dünyada Nasıl Bir E-Beveyn Olmalı?
- Geçmişten Geleceğe Yeşilay
- Bir Asrı Aşan Mücadelede Yeşilay’a Gönül Verenler Anlatıyor
- Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Milat: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay’dan Türkiye’ye Özgü, Dünyada Öncü Modeller
- Yeşilay Gönüllülerle, Gönüllüler Yeşilay’la Büyüyor
- Sağlıklı Nesiller İçin Sınırları Aşan Mücadele
- Arif Çifci: “Yeşilay, Osmanlıdan Cumhuriyete Türkiye’nin tarihidir”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Tütün Kontrolü Nikotin Salgınına Karşı En Büyük Koz”
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Tütün Reklamları Yapay Zekâyla Takip Edilebilir”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Ergenin Hayatını Şekillendiren En Önemli Yapı Ailedir”
- Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği
- YEDAM’la Nefes Alanlar
- Bağımlılıklarla Mücadelede Esas Cephe Tütün Endüstrisinin Sinsi Taktikleri
- Dr. Hüseyin Küçükali ile Yapay Zekâ Desteğiyle Dumansız Bir Sosyal Medya Hakkında Konuştuk
- Tütün Endüstrisinin Çabaları DSÖ’nün de Merceğinde
- Asırlık Tecrübeden Topyekûn Mücadeleye: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç: “Bağımsızlık Seferberliği İle Amacımız Bağımlılıklara Karşı Toplumsal Bir Uyanış ve Dayanışma Hareketi Oluşturmak”
- Daha Güçlü ve Daha Sağlıklı Bir Toplum İçin: “Bağımsızlık Seferberliği”
- Bağımsızlık Seferberliği’nin Olmazsa Olmazı: YEDAM
- Bağımlılık İle Mücadelenin Temeli: Bilinçlendirme Ve Farkındalık Çalışmaları
- Topluma ve Bireye Katkı Sağlayan Güç: Gönüllülük
- Danışanlıktan Koçluğa Bir Başarı Hikâyesi
- Spor Salonlarındaki Tehlike: Anabolik Steroidler
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Steroid Kullanan Her Dört Erkekten Birinde Steroid Bağımlılığı Var”
- Prof. Dr. Rüştü Güner: “Anabolik Steroidler, Tüm Organ Sistemlerine Zarar Verir”
- Kusursuz Beden Algısı Steroid Kullanımını Tetikliyor
- Serkan Yimsel: “Anabolik Steroidleri Teşvik Ve Tedarik Edenler Cezalandırılmalı”
- Av. Mehmet Yoğurtcuoğlu "Steroidler Sporun İtibarını Korumuyor, Aksine Tehdit Ediyor"
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Sanal Kumar Bağımlılığı Kendini Gizleyebilen Bir Hastalıktır”
- Gittikçe Artan Endişe: Ergenlikte Sanal Kumar
- YEDAM’dan Kumar Bağımlılığı Tedavisine Güncel Yaklaşımlar
- Dünya Sağlık Örgütü’nün Sanal Kumar Bağımlılığına Yaklaşımı
- Sanal Kumarda “Oyun” Ve “Eğlence” Tuzağı
- Zamansız Ve Mekânsız Bir Bağımlılık: Sanal Kumar
- Olimpiyat Özel Dosyası
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Egzersiz, beynin ödül sistemini değiştirir”
- Günlük Hayatta Nasıl Aktif Olabiliriz?
- Klinik Psikolog Melisa Varol: “Spor, bedensel ve psikolojik iyilik halimizi güçlendiren etkili bir araç”
- Çocuklar Hareket Ediyor!
- Düzenli Sporun Faydaları Nelerdir?
- Bağımlılıklarla Mücadeleye Spor Desteği: Yeşilay Spor Kulübü
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: “Çocuklar gereksiz teknolojiye maruz bırakılmamalı”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Aile ilişkileri kuşak farkı bilinciyle kurulmalı”
- Okullarda İlk Ders Zili Çalıyor
- Yaşam Becerileri Bağımlılıklardan Koruyor
- Değerlendir, Sürdür, Yaşat, İlham Ol…
- Yeşilay Kolu’ndan Benim Kulübüm Yeşilay Projesi’ne…
- Geleceğin Bireyleri Yeşilay’ın Çocuk Dergileri ve Oyunlarıyla Büyüyor
- Daha Doğal Bi̇r Yaşam İçi̇n 9 Öneri
- Doğallığın Işıltısı
- Gezegene İyi Gelen, Bize De İyi Geliyor
- Doğal Yaşama Dönüş Hareketleri
- Sakin Şehirlerde Kendi Ritminde Hayatı Yaşa
- Daha İyi Hissetmek İçin Haydi Doğaya
- Sadeleşmek Elimizde
- Geçmişi Anlamlandırmak Kişiyi Rahatlatır
- Bedensel Hafifleme İçin Bütüncül Bir Yaklaşım Gerekir
- Beynimiz Neden Yorulur?
- Yaşam Alanlarında Sadeliğin Zarafeti!
- Zihinsel Hafiflik ve Ruhsal Arınma İçin: Dijital Detoks Zamanı!
- Sosyal Medyayı Doğru Kullanmanın 9 Yolu
- Sosyal Medya Bağımlılığı Tedavisinde İzlenen Yollar
- “Sosyal Medya Platformları Dengeli ve Sorumlu Bir Şekilde Kullanılmalı”
- "Çocuğun Dijital Ayak İzi, Geleceğini Etkileyebilir"
- “Gerçek Sosyal Hayat; Yüz Yüze, Derin ve Anlamlı İlişkiler Üzerine Kuruludur”
- Sosyal Medyanın Kontrolüne Girdik
- Yemiyor İçmiyor Çevrim İçi Oluyoruz
- Obezite Küresel Bir Pandemiye Dönüştü
- Uz. Dr. Ayça Kaya: “Buzdolabı ile Aranıza Mesafe Koyun”
- Diyetisyen Kübra Çıtlak: “Son 30 Yılda Çocuk ve Ergenlerde Obezite, Dünya Genelinde Arttı”
- Hormonlar Kilomuzu Nasıl Etkiliyor?
- Çocuk Beslenmesindeki Tehlike: Abur Cubur
- Psikolojik Nedenleri ve Sonuçlarıyla Obezite
- Obezitenin Yol Açtığı 10 Sağlık Sorunu
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Öfkenin olduğu yerde olumlu duygular barınamaz”
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Kronik yorgunluk sendromu, yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir durumdur”
- Klinik Psikolog Gökhan Ergür: “Metropol yaşamı ve sosyal medya kaygı düzeyini artırıyor”
- İnsanın Dijital Çağ ile İmtihanı
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a 104 yıllık mücadele
- Yeşilay’ın ilk gençlik teşkilatının kuruluşu "Türkiye İçki Aleyhtarı Gençler Cemiyeti"
- Yeşilay gençliği seviyor, gençlik Yeşilay’ın varlığını hissediyor
- Yeşilay ülküsünün yılmaz neferleri: Yeşilay kadınları
- Ulusaldan evrensele Yeşilay mücadelesi
- Yeşilay’ın dünyada örnek alınan öncü modeli: YEDAM
- Elektronik Sigara Gerçeği! Çocuklar ve Gençler Yalanlarla Kandırılıyor
- “Çocukların ve Gençlerin Elektronik Sigaraya Erişimleri Hızlı Bir Şekilde Engellenmeli”
- “Elektronik Sigara, Dünyanın Baş Belasına Dönüşmüş Durumda”
- “Çok Uluslu Tütün Şirketleri, Nikotin Bağımlısı Bir Nesil Oluşturmak İstiyor”
- “Elektronik Sigaralar Mutlak Zararlı ve Bağımlılık Yapıcıdır”
- “Elektronik Sigaraya Erişim Bu Kadar Kolay Olmamalı”
- Alkol Bağımlılığı Bireyi ve Toplumu Tehdit Ediyor
- Alkolün Güvenli İçilebilecek Bir Miktarı Yoktur
- Sosyal Hizmet, Tedavinin En Önemli Yapı Taşlarından Bir Tanesi
- Kadınlar Bağımlılık Sürecinde Yalnız Kalıyor
- Alkolle Mücadelenin Yolu; Vergilendirme, Erişim Kısıtlamaları ve Pazarlama Yasaklarıdır
- Alkol Bağımlılığına Uluslararası Yaklaşımlar
- Savaş, Halk Sağlığını Onarılamaz Biçimde Etkiliyor
- “Medyada Yaratılan Algı; Haklıyı Haksız, Doğruyu Yanlış, Güzeli Çirkin Olarak Konumlandırabiliyor”
- “Savaşlar, Savaşanları Olduğu Gibi Savaşmayanları Da Olumsuz Etkiler”
- “Artık Savaşlar Sadece Sahada Değil, Dijital Dünyada Da Gerçekleşiyor”
- “Çocuklardaki ‘Güvenli Dünya’ Algısı Zarar Gördü”
- Toplumsal Kaygı Bozuklukları Bağımlılıklara Neden Olabilir Mi?
- Bağımlılık Herkesi Etkileyen Genel Bir Sorundur
- Kadınlar Bağımlılıkta Da Ayrımcılıkla Karşı Karşıya Kalıyor
- Bağımlılığın Ve Şiddetin Doğasında Ortak Ve İç İçe Faktörler Vardır
- “Anne Veya Eşin Bağımlılık Sorunu Olan Bireye Yönelik Tutum Ve Davranışları Tedavinin Seyrini Etkiliyor”
- Kadına Yönelik Şiddete Karşı: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
- Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Gebelik
- Yeşilay Kadınları Güçlenerek Büyüyor
- Dijital Çağda En Kırılgan Grup Çocuklar Ve Gençler
- “Dijital Bağımsızlık En Önemli Gündemimiz Olmalı”
- “Sağlıklı Teknoloji Kullanımında Teknoloji Amaç Değil, Araçtır”
- Çocuklarda Ekran Bağımlılığı
- Dijital Bağımlılıktan Uzak, Hayata Yakın Olun!
- “Notların Telafisi Vardır, Ancak Zedelenen Öz Güvenin Telafisi Meşakkatlidir”
- “Başarının Sırrı Çocuğu Tanımaktan Geçiyor”
- Ziller Minikler İçin Çalıyor… Okula Uyum Süreci İçin Öneriler
- Çocuğun Okul Başarısını Artırmanın 15 Etkili Yolu
- Çocuğunuza Zaman Yönetimini Nasıl Öğretebilirsiniz?
- “Günümüzde Ruh Sağlığını Korumak Daha Zor Ve Daha Önemli Hale Geldi”
- Bağımlılık Ve Ruh Sağlığı İlişkisi Karşılıklıdır
- “Çocuk Olumsuz Duyguları Makul Düzeyde Deneyimlemeli”
- Bağımlı Bireylere Doğru Yaklaşım Nasıl Olmalı?
- Koruyucu Ruh Sağlığıyla Tanışın
- “Tütün Kontrolü Toplumsal Gündemin Ana Konusu Yapılmalı”
- “Asıl Mücadele Tütün Endüstrisi İle Mücadeledir”
- “Zararsız Tütün Olması Mümkün Değildir”
- “Elektronik Sigaraların Ülkeler Tarafından Teşvik Edilmesi Sorumsuzluk Örneğidir”
- “Tütün Şirketleri, İnsanların Sigara İçmek İstemeyecekleri Bir Günün Geleceğini Biliyor”
- “Sağlıklı Etkileşim Ancak Empati İle Olur”
- “Empati Gelişimi Bebeklikte Başlar”
- “Empati Bir Duygudaşlık Göstergesidir”
- Toplumsal Duyarlılığın Vücut Bulmuş Hâli: Gönüllülük
- Yeşilay, TİSK Ve TÜMOSAN Depremzede Çocuklar İçin Güçlerini Birleştirdi
- Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var
- “İyi İletişim Ve Doğru Bilgi Kaygıyı Azaltır”
- Afetlere Dirençli Şehirler Nasıl İnşa Edilmeli?
- Sıfır Maliyetle Kentsel Dönüşüm Mümkün
- “Bugünün Gençleri Üst Kuşaklardan Çok Daha İyiliksever Ve Dayanışmacı”
- Millî Birlik Ve Beraberlik Kodlarımızda Var: Millî Mücadele’den Kahramanmaraş Depremine Toplumsal Kenetlenme
- “Bir An Önce Normalleşmeliyiz”
- Dijital Medya Çocuğu Sosyal Hayattan Koparıyor
- “Hey Çocuk! Bırak Tabletini Sakince Kitabın Kapağını Aç! Kalbini Aç…”
- Mutlu Bir Çocukluk İçin Projeden Çok Daha Fazlası Gerekiyor
- Çocuk Gülerse Dünya Güler
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a
- Sivil Toplum Kuruluşları Ve Gönüllülüğün Gücü
- STK’lar Tek Yürek Oldu: Yüzyılın Felaketi Sonrası Gönüllü Dayanışması
- Bağımlılıklarla Karşı Gönüllü Mücadele
- Çocuklar İçin Gönüllülük Neden Gerekli?
- “Tedavi Edilmeyen Kaygı Bozuklukları Kronikleşme Eğilimindedir”
- İklim Değişikliğinin Ortaya Çıkardığı Kaygı Hâli: Eko-Anksiyete
- Yeni Krizlerin Getirdiği Belirsizlikler Küresel Kaygıyı Körüklüyor
- “Kaygılar Bağımlılığı Tetikleyebildiği Gibi Bağımlılıklar Da Kaygıyı Besleyebilir”
- “Çocukları Kaygıları Nedeniyle Utandırmayalım, Usandırmayalım, Cezalandırmayalım”
- Sosyal Medya Kullanımı Kaygıları Tetikliyor
- Sigara İle Mücadelede En İyi Politika, Çocuk Ve Gençleri Tütünsüz Ortamda Büyütmektir
- YEDAM’ın Kişiye Özel Programlarıyla Sigaraya “Dur” Deyin
- Örnek Vakalarla Tütün Bağımlılığı Tedavisi
- Tütün Bağımlılığı Vücudumuza Neler Yapıyor?
- Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Neler Oluyor?
- Dünyada Alkol Kullanımı Ve Önleyici Politikalar
- Alkol Bağımlılığını Önlemeye Dair Yasal Düzenlemeler
- Alkolün Bir Diğer Karanlık Yüzü: Şiddet Ve Alkol İlişkisi
- Ebeveynler Alkol Kullanan Gence Nasıl Yaklaşmalı?
- Sevdiklerimizi Alkol Bağımlılığından Nasıl Koruruz?
- Alkolsüz Hayat Neler Kazandırıyor
- Alkol Vücuda Neler Yapıyor?
- “İletişim Yoluyla Kendimizi Var Ediyoruz”
- “Bireyi Bağımlılığa Götüren Duygusal Yalnızlıktır”
- “İnsan İnsana Şifadır, Umuttur, Yoldur”
- Güvene Dayalı İletişim Bağımlılıklardan Koruyor
- Sanal İletişim Gerçek İletişimin Yerini Tutar Mı?
- “Dijital Oyun Bağımlılığı Ciddi Bir Sorun”
- “Teknolojiyi Doğru Kullanmayı Öğrenmeliyiz”
- Dijital Dünyada Eğitim Şart
- Dijital Dünyada Bizi Neler Bekliyor?
- Sanal Ortam Güvenliğinin Teminatı: Siberay
- Rakamlarla Dijital Dünya
- TÜİK Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye Dijitalleşiyor
- “Proje Çocuklar Kuklaya Dönüşüyor”
- Değerler Eğitimi Bu Dünyanın Bir İhtiyacı
- TBM İle Her Yıl Milyonlarca Kişiye Ulaşıyoruz
- Okul Heyecanı Başlıyor
- “Tüketerek Mutlu Olma Çabası Büyük Bir Yanılgı”
- “İnsanın Manevi Alanı Boşluk Kabul Etmez”
- Mutluluk Beyinde Başlar
- Toplumsal Mutluluğun Şifreleri
- Sağlıklı Tabaklar, Mutlu Yüzler
- Mutluluğa Götüren 7 Adım
- Az Çoktur!
- “Sadeleştikçe Zihin Sağlığımızı Korumamız Da Kolaylaşır”
- Atıksız Bir Mutfak Mümkün
- Biraz Yavaşlamaya Ne Dersiniz?
- Sade Ve Özgür Bir Yaşamın Yolu: “Küçük Ev” Akımı
- Daha Huzurlu Bir Hayat İçin Sadeleş!
- Atık Kağıtları Sanat Eserine Dönüştürüyor
- Pedallar Sağlıklı Yaşam İçin Çevrildi
- Yeşilay’dan “Bağımsız Gençlik” Manifestosu
- YEDAM Sempozyumu'ndan Bağımlılıklara Bilimsel Bakış
- Sağlıksız Aile Tutumları Bağımlılık İçin Risk Faktörü
- Bağımlı Profilleri Nasıl Şekilleniyor?
- Bağımlı Ebeveyn Çocuğun Tüm Yaşamını Etkiliyor
- “Hayır” Diyebilen Bir Çocuk Yetiştirmek
- Ailenin Dijitalleşme ile İmtihanı
- Bağımlılık Aileden Etkilenen ve Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır
- Elektronik sigara nikotin pandemisini gelecek nesillere taşıyor
- Tütünle Mücadelenin Bir Ayağı da E-Sigara ile Mücadele Olmalı
- Dünya Elektronik Sigara ile Nasıl Mücadele Ediyor?
- Elektronik Sigara En Az Sigara Kadar Zararlı
- “Dünya Şiddetli Bir Merhametsizlik Hastalığına Tutulmuş Vaziyette”
- Tarih Boyunca Vardı Ve Hep Var Olacak: Sivil Toplum Kavramı Ve STK’lar
- Yeşilay’a Gönülden Bağlı Olanlar
- Merhamet Ve İyiliğin Gücü: Gönüllülük
- Gönüllülük Çalışmaları Dersiyle Teori Ve Pratik Bir Arada
- Vazgeçilen her sigara sağlıklı bir hayatın kapısını aralar”
- Çocuklarımızı sigaradan nasıl koruruz?
- Sigara stresi azaltmaz, sigarasızlık stres oluşturur
- Şimdi tam zamanı!
- “Bırakabilirsin” mobil uygulamasıyla sigaradan kurtulun!
- Fizikselden Sanala Yeni Bir Şiddet Türü: Siber Zorbalık
- Ergenler Sosyal Medya Bağımlılığında Risk Grubunda
- Geleneksel Değerler Çocukları Koruyor
- Sosyal Medyada Dayatılan Güzellik Büyük Bir Yanılgı
- Çocuklarınız İçin Ulaşılabilir Ebeveynler Olun
- Pandemi Sonrasında Toplumları Bekleyen Tehlike: Çevrim İçi Kumar Bağımlılığı
- Aileler Tedavi Sürecine Aktif Olarak Dahil Olmalı
- Alkol Kontrol Politikaları Toplumları Koruyor
- “Alkol Bağımlısı Kişilerin Çocuklarının Ruh Sağlığını Yakından Takip Edilmeli”
- Alkol Aile İçi Şiddette Risk Faktörü
- Alkol Bağımlılığını Anlamaya Yönelik Faaliyetler
- Alkol Bağırsak Sağlığını Bozuyor
- Alkol Bağımlılığıyla Asırlık Mücadele: YEŞİLAY
- “Gençliğin En Büyük Sorunu Büyüyememek”
- İyi Arkadaş Çevresi Bağımlılıklardan Uzak Tutar
- Davranışsal Bağımlılıklar En Çok Genç ve Ergenleri Etkiliyor
- Çocuğum Madde Kullanıyor mu?
- Gençlerin Gözünden Bağımlılıklar
- Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması, Edebiyat ve Sanatla Farkındalık Oluşturuyor
- Antikten Moderne 28 Asırlık Yolculuk
- Türkiye’nin En Başarılı Olimpiyat Tecrübesi TOKYO 2020’nin Ardından
- Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur
- Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü
- Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur
- “Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”
- Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?
- “Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”
- YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler
- Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu
- “Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”
- Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil
- “Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”
- Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!
- Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor
- Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde
- Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi
- Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur
- Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı
- “Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”
- “Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”
- Evde Hareketsiz Kalmayın!
- Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?
- Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz
- “Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”
- “Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”
- Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor
- “Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”
- "Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"
- Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?
- Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!
- Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor
- “Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”
- Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur
- “Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”
- Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı
- Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor
- Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular
- Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar
- Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele
- Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur
- “Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”
- “Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”
- “Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”
- “Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”
- "Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"
- “Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”
- “Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”
- Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü
- "Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"
- Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor
- "Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"
- “Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”
- Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı
- Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda
- "Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"
- “Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”
- Doğru Rol Model Olmak Önemli
- “Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”
- Mutluluk Ailede Başlar
- “Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”
- Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor
- “Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”
- Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nervoza
- Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği
- “Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”
- Ekolojik Yaşam Arayışları
- “Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”
- Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?
- Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor
- "Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"
- "Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"
- Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü
- Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği
- Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım
- "Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"
- “Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”
- Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?
- Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!
- Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı
- Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor
- Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor
- Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik
- Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?
- Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!
- Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi
- Alkol Vücuda Neler Yapar?
- “İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”
- Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu
- Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük
- "İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay
- Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay
- Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…
- Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir
- Vakıf ve Gönüllülük Üzerine
- "Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"
- Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?
- Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi
- "Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"
- 10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem
- "Şişenini Dibi"nden Görünenler
- İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!
- Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"
- Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"
- "Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor
- Hayat da Eğitim de Eve Sığar
- Korona Günlerinde Ev Hayatı
- Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”
- Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş
- El Hijyeni Virüsten Korur
- Evde Düzen İçin İpuçları
- Bahane Yok! Oyun Vakti
- Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?
- "Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"
- Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin
- Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli
- Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor
- Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey
- Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"
- DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var
- E-Spor Obeziteye Neden Oluyor
- Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?
- Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak
- Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var
- Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak
- Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele
- Elektronik Sigara Can Almaya Devam Ediyor Can Almaya Devam Ediyor
- Elektronik Sigara da Sigara Kadar Zararlı
- Doç. Dr. Toker Ergüder: Elektronik Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor
- İlaç, Şifa Mı Bağımlılık Mı?
- İlaç Bağımlılığı Tedavisi Kişiye Özeldir
- Reçetesiz ve Kontrolsüz Steroid Kullanımı Sağlığı Doğrudan Tehdit Ediyor
- İlaç Suiistimali Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu
- Opioid Grubu İlaçların Kötüye Kullanımında Artış Var
- İlaçların Kötüye Kullanımı Toplumsal Refahı Tehdit Ediyor
- Bağımlılıkların Bıraktığı Tahribatı Doğru Beslenme Onarabilir
- Aç Olmadığımız Hâlde Neden Yemek Yiyoruz?
- Düzenli Aile Sofraları Bağımlılık Riskini Azaltır
- Yeşilay, Yeme Bozukluklarını Bir Halk Sağlığı Meselesi Olarak Ele Alıyor
- Egzersiz Bağımlılığı Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor
- Yeme Bağımlılığı ile Problemli İnternet Kullanımı Arasında Çok Yakın Bir İlişki Tespit Ettik
- Gıda Bağımlılığı’ Terimi Metaforik Bir İfade Değil, Nörobiyolojik Bir Gerçekliktir
- Beyin Ödül Sistemini Hedef Alan Gıdalar
- Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadelede YEDAM Desteği
- Sessiz Bir Salgın: Türkiye’de Sanal Kumarın Yayılma Dinamikleri
- Çocukları Sosyal Medyanın Karanlık Yüzünden Nasıl Koruyabiliriz?
- Dünyaca Ünlü Uzmanlar Yeşilay Öncülüğünde Bir Araya Geldi
- Prof. Dr. Heather Wardle: “Bugün Kumar, Tarihin Hiçbir Döneminde Olmadığı Kadar Erişilebilir”
- Davranışsal Bağımlılıklara Karşı Yeşilay Ve Savunuculuk
- Dr. Tasnim Atatrah: “DSÖ Davranışsal Bağımlılıkları Yakından İzliyor”
- Prof. Dr. Marc Potenza: “Davranışsal Bağımlılıklar Da En Az Kimyasal Bağımlılıklar Kadar Ciddiye Alınmalı”
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Davranışsal Bağımlılıklar Önemli Bir Halk Sağlığı Problemi Hâline Gelmiş Durumda”
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: "İnsanın Sahip Olduğu En Önemli Teknoloji Beyni ve Bedenidir"
- Kış Depresyonunun Bağımlılıklara Etkisi
- Bağımlılıkta Mücadelede Psikososyal Destek Kavramı Ve YEDAM Modeli
- Bağımlılık Tedavisinin Önündeki Görünmez Duvar: Stigma
- Kişilik Bozuklukları ve Bağımlılık İlişkisi
- YEDAM’dan Bütüncül ve Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı
- Bağımlılıkta Kırılgan Zemin: Psikolojik Sorunlar Neden Mi, Sonuç Mu?
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Ergenlik, Bağımlılık Açısından Kritik Bir Dönemdir”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Bağımlılık Kişiyi Bedensel ve Varoluşsal Bir Esarete Sürükler”
- Hilal-İ Ahdar'ın Nuru: Yeşil Gözlü Yâre Bir Hatıra
- Yeşilay Olmasaydı Ne Olurdu?
- Geleceği Tasarlamak Bağımsızlık Yolculuğunun Mimarlığı
- Bağımlılıklarla Mücadelede Stratejik Bir Gereklilik: Yeşilay Şubeleri ve Yerel Yönetimler İş Birliği
- Türkiye Yeşilay Cemiyetinin Dünyadaki Öncü Rolü
- Dünden Bugüne Kumarla Mücadelede Yeşilay Dijital Kumar Çağında Küresel Stratejiler
- Dünden Bugüne Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay Madde Bağımlılığında da Önleyici ve Öncü Mücadele
- Dünden Bugüne Tütün Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay 106 Yılın Emeği ve Kararlılığı
- Dünden Bugüne Alkolle Mücadelede Yeşilay Takvim Değişti, Mücadele Aynı
- Kuruluşundan Günümüze Kadar Yeşilay Cemiyetinin Çıkardığı Dergiler Yeşilay Tarihinin Eşlikçileri: Yeşilay Dergileri
- Yeşilay’ın Kurucularından Belgeler
- Yeşilay’ın Hafızası
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Toplumun Bütün Bireylerinin Bu Mücadelede Sorumluluk Alması Gerekiyor”
- Sağlıklı Nesiller Ailede Başlar, Gönüllülükle Güçlenir
- Kendini Gerçekleştirme Yolculuğunda Rehberlik
- Sağlıklı Nesiller İçin Bağımlılığı Önleme Çalışmaları
- Tedavi Ve Rehabilitasyon Süreci: İlmek İlmek Hayata Yeniden Bağlanmak
- Çocuk, Bağımlılık ve Damgalama
- Bağımlı Çocuğu Olan Aileler İçin Yol Haritası
- Hayır Diyebilmek Neden Önemli?
- Dijital Mahremiyet ve “Sharenting” Kavramı
- Doç. Dr. Ömer Kardaş: “Çocukluk çağı travmaları ve bağımlı ebeveyn, bağımlılık riskini artırıyor”
- Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Çocuklarda ruh sağlığı geleceğe yapılan en değerli yatırımdır”
- Ergenlik mi, Bağımlılık mı?
- Medyada Bağımlılığın Sessiz Yükselişi: Gençler İçin Normalleşen Riskler
- Bağımsız Gençlik ve Önleme Faaliyetleri
- Gençliğin Kırılgan Eşiği: Bağımlılıklar Ve Koruyucu Stratejiler
- Dünden Bugüne İnternet Bağımlılığı ile Mücadelede Yeşilay
- Tüm Boyutlarıyla Ergenlerde Bağımlılık
- Bağımsız Gençlik Kültürü Nasıl İnşa Edilir?
- Yeşilay Spor Kulübü Başkanı Hasan Siret Albayrak: “Spor, Gençlere Bağımsız Bir Kimlik Kazandırır”
- Samet Koca: “Yeşilay Gençleri Sadece Korumuyor, Güçlendiriyor”
- Madde Bağımlılığı Tedavisinde Bütüncül Bir Yaklaşım: Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleri
- Ailede Madde Bağımlılığıyla Mücadele: Doğru Yaklaşım ve YEDAM Rehberliği
- Madde Bağımlılığında Sosyal Dışlanmadan Sosyal İçermeye: Sosyal Politikalar ve YEDAM Modeline Bakış
- Madde Kullanımını Bıraktıktan Sonra Neler Oluyor?
- Küreselde ve Yerelde Madde Kullanımı
- Madde Bağımlılığı İle Mücadelede Koruyucu ve Önleyici Yaklaşımlar
- Madde Bağımlılığına Giden Yol: Riskler ve Erken Belirtiler
- Görünmez Tehlike: Sentetik Maddeler ve Dijital Çağda Bağımlılığın Dönüşümü
- Doç. Dr. Ebru Aldemir: “Yardım İstemek İçin ‘Dibe Vurmayı’ Beklemek Gerekmez”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Asıl Hedefimiz, Gençlerin Bu Döngüye Hiç Girmemesi”
“Mutlu Bir Aile İçin Her Şey Mükemmel Olmak Zorunda Değil”
Yeşilay Eğitim Psikoloğu Merve Fidan, mutlu aile denildiğinde pek çok kişinin aklına gelenin herkesin, her şeyin mükemmel olduğu bir resim olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Aslında mutlu aile, mutlak bir mutluluk yerine, birlikte zorlukları aşmaya, bağları güçlendirmeye çalışan ve her daim birbirine koşulsuz sevgi ve saygı gösteren bir ailedir.” Yeşilay Eğitim Psikoloğu Merve Fidan ile mutlu aile, mutlu çocuk ilişkisini konuştuk.
Mutlu aileyi nasıl tanımlarsınız? Mutlu bir ailenin sahip olduğu özellikler nelerdir? Bize mutlu ve sağlıklı bir aile resmini anlatabilir misiniz?
Mutlu bir aile dendiğinde kimilerinin aklında, herkesin ve her şeyin mükemmel olduğu bir resim canlanabilir. Bu resimde muhtemelen çocuklar çok uyumlu olur; ebeveynler her zaman doğru olanı yapar; ailede hiç çatışma, sorun olmaz ve kimse hata yapmaz. Ancak benim çizeceğim mutlu aile resmi biraz farklı olacak. Benim mutlu aile resmimde; çocuklar hızlı bir büyüme sürecindeler; kendilerini ve dünyayı anlamaya çalışıyorlar. Büyüme yolculuğunda bazen her şeye kolay adapte oluyor bazen ise zorluklar yaşayıp çevrelerine de zorluk yaşatabiliyorlar. Ebeveynler ise inişli çıkışlı bir yoldalar. Bu yolda çocuklarını güvende hissettirmeye, ihtiyaçlarını karşılamaya, koşulsuz sevgi vermeye, gerektiğinde tolerans göstermeye çalışıyorlar. Çoğu zaman hatalar yapıyorlar ama yeri geldiğinde özür dileyerek, bir şekilde telafi de ediyorlar. En önemlisi ise, aile üyeleri birbiriyle iletişim kurarak, her türlü zorluğa karşı güçlü bir bağ oluşturuyorlar. Özetle ben mutlu aileyi; mutlak bir mutluluk yerine, birlikte zorlukları aşmaya, bağları güçlendirmeye çalışan ve her daim birbirine koşulsuz sevgi ve saygı gösteren bir aile olarak tanımlıyorum.
“HER ÇOCUK FARKLIDIR”
Size göre ebeveynlerin kişisel mutluluğu ve psikolojik durumu aileyi nasıl etkiliyor? Çocukları sağlıklı bir aile ortamında yetiştirmek için ebeveynler nereden başlamalılar ve onlara düşen sorumluluklar neler?
Bir çocuğun sağlıklı gelişimi için temelde ailede ihtiyaç duyduğu şey sevgi, güven ve ihtiyaçlarının karşılanması. Çocukların sağlıklı gelişebilmesi için ebeveynlerin ilk olarak ihtiyacı olan şey ise kendilerinin iyi olması. Ebeveynlerin iyi oluş hali, çocuklarına karşı daha duyarlı olabilmelerini ve sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi yürütebilmelerini sağlar. Ebeveynin, birey olarak hayatından doyum alamaması, sosyal olarak iletişim kurmakta zorlanması, zorlayıcı duyguları yönetememesi ve çevresinden destek alamaması iyi oluş halinin düştüğünü gösterir. Ebeveynin iyi oluş hali düştüğünde ise, aile içi iletişim zayıflar; huzursuzluklar artar ve bu durumdan en çok da çocuklar etkilenir. Çünkü ebeveynin iyi oluş halinin düşmesi, ebeveynlik tutumlarını da olumsuz şekilde etkileyebilir. Örneğin, anne veya baba, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyorsa, çocuklarına karşı psikolojik ve fiziksel olarak daha sert bir tutum sergileyebilir. Bu da ebeveyn ve çocuk arasında çatışmaların artmasına, güven duygusunun azalmasına ve çocuklarda kaygı, depresyon, saldırganlık gibi içsel ve dışsal davranış problemlerine neden olabilir.
Çocuğa sevgi, şefkat, güven duygusunu vermek gibi temel prensipler dışında ebeveynliğin bir kılavuzu yok maalesef. Ama olsaydı da muhtemelen işe yaramazdı. Çünkü her çocuk farklıdır. Bu nedenle ebeveynlerin “Nereden başlamaları gerekir?” sorusuna verilebilecek en iyi yanıt çocuklarını tanımaktır. Her çocuk farklı bir mizaçla doğar. Bazı çocuklar daha hareketli, bazıları içe dönük, bazıları daha duygusal olabilir. Bu mizaç özelliklerini iyi gözlemlemek ve ebeveynliği çocuğa göre şekillendirmek gerekir. Örneğin, çocuk ürkek ve çekingen bir mizaca sahipse, katı, sert bir tutum yerine daha sakin ve yumuşak bir tutum sergilemek gerekir.
Sağlıklı bir aile ortamı için en önemli unsur aile içi iletişimdir. Ebeveynlerin çocuklarına, söylediklerinin duyulduğunu ve anlaşıldığını hissettirmeleri çok önemli. Bunu yapmanın tek yolu, yargılamadan dinlemek ve herkesin kendini ifade edebileceği güvenli bir alan yaratmak. İletişim kurarken empati yapabilmek, karşıdakinin duygusunu ve ihtiyaçlarını görebilmek gerekir. Örneğin, çocuk öfkelendiyse, hemen tepki vermek yerine, öfkesinin altında yatan olay ve duyguyu anlamaya çalışmak sağlıklı bir iletişimin kilit noktasıdır. Ebeveynler çocuklarının ilk ve en büyük rol modelleridir. Ebeveynlerin tüm tutum ve davranışları, çocuklarının tutum ve davranışlarını belirler. Çocuğunuz sizin nasıl iletişim kurduğunuzu, duygularınızı nasıl yönettiğinizi izler ve modeller. Bu nedenle, çocuklardan beklenen olumlu tutum ve davranışları önce ebeveynlerin göstermesi gerekir.
Anne babanın tutum ve davranışlarının çocukların mutluluğuna etkisi nedir? Mutlu çocuklar için ideal ebeveyn ilişkisi nasıl olmalı?
Ebeveyn tutum ve davranışları çocukların mutluluğunun ve sağlıklı gelişiminin en büyük belirleyicisidir. Her ebeveynin çocuklarını yetiştirirken geliştirdiği farklı tutumları var. Bazı ebeveynler, bizim “otoriter tutum” dediğimiz katı kuralların ön planda olduğu tutuma sahip olabiliyor. Bazı ebeveynler ise, “‘izin verici” dediğimiz, sınır ve kuralların belirli olmadığı, daha serbest bir tutum sergileyebiliyorlar. “İhmalkâr” dediğimiz bazı ebeveynler ise daha pasif, ilgisiz tutum gösterebiliyorlar. “Demokratik” dediğimiz ebeveynler ise kurallara, kararlara çocukların da birey olarak dahil edildiği tutumlara sahip olabiliyorlar.
Araştırmalar bize, demokratik ebeveynlik tutumunun en etkili tutum olduğunu gösteriyor. Çocuklar aile içinde bir birey olarak fikirleri alındığında, net ve tutarlı kuralları olduğunda, ceza değil davranışlarının sonuçlarını yaşadıklarında ve her koşulda sevgi ve kabul duygusunu hissettiklerinde mutlu oluyor ve sağlıklı bir gelişim gösterebiliyorlar.
Ebeveynlik oldukça meşakkatli. Sorumluluk büyük olduğu için ebeveynlerin iyi bir takım arkadaşı olarak görev ve sorumlulukları paylaşmaları çok önemli. Genel olarak, toplumumuzda annelerin daha fazla sorumluluk aldığını, babaların ise sorumluluklar noktasında konulara daha az dahil olduğunu görebiliyoruz. Hâlbuki babaların da bakım vermede ortak olması ve aile dinamiğinde aktif olması gerekiyor. Ebeveynlerin kararları ortak alıp, çocuğa karşı aynı dili konuşmaları çok önemli. Ailelerde şunu çok görüyoruz: Anne bir kural koyuyor, baba önce o kuralı bozan olabiliyor ya da tam tersi. Sonra bu durum nerede nasıl davranacağını bilemediği için çocukta davranış problemlerine neden olabiliyor.
Ebeveynlerin çocuklara karşı tutum ve davranışları kadar birbiriyle olan ilişkileri de çocuğun mutluluğunu belirler. Evde anne baba arasındaki sürekli çatışma ve huzursuzluk hali, çocukların da bu huzursuzluğu hissetmelerine, kaygı, korku yaşayıp bazı davranış sorunları geliştirmelerine neden olabilir. Bu nedenle, ebeveynler kendi ilişkilerine şiddetli geçimsizlik yaşıyorlarsa, bu durum çocuklarının psikolojik sağlığını etkilemeden bir uzmana başvurmaları gerekir.
“HER AN MUTLU HİSSETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”
Size göre mutluluğu sürekli kılabilmek mümkün mü? Bunu sağlamanın yolları neler?
Hayattaki tek hedefimiz mutlu olmak ise bunun çok gerçekçi bir beklenti olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki bu demek değil ki mutsuzluk kaçınılmaz bir son. Hayat bir sürü güzelliklerle ve bir o kadar da zorluklarla dolu. Her an mutlu hissetmemiz mümkün değil. Tek amacımız bu olduğunda hayal kırıklığı ve mutsuzluk yaşamamız kaçınılmaz. Bence önemli olan, kişinin yaşadığı zorlu durumlar dışında kendini hayatında keyifli ve yeterli hissedebilmesi. Bunu yapabilmek için ise kişinin kişisel kaynaklarını güçlendirmesi gerekir. “Nedir bu kaynaklar?” derseniz bunlar; duyguları yönetebilme, problem çözebilme, karar verebilme, olumlu düşünebilme, kendinin farkında olma, kendine şefkat gösterebilme, sağlıklı ilişkiler yürütebilme gibi yaşam becerileridir. Bunların yanında, kişinin kendine zaman ayırması, kendine iyi gelecek aktivite ile hobiler edinmesi ve tabii hayatta belirli bir amacının olması önemli. Son olarak da, kişinin iyi hissetmediği, hayattan keyif alamadığı ve günlük rutinleri sekteye uğramaya başladığı durumlarda bir uzmandan destek alması gerekir.
Çocuklarla birlikte vakit geçirmek, oyunlarına katılmak, onlara vakit ayırmak mutlu aile ortamını ne ölçüde etkiliyor?
Çocuklarla vakit geçirmek, oyunlarına katılmak yani onlara vakit ayırmak güçlü bir bağ kurmanın tek yolu. Biliyoruz ki her ebeveyn çocuğuyla vakit geçirmek istiyor ama çoğu zaman evde yapılacaklar, çalışan ebeveynler için işin getirdiği yorgunluklar, çocuklarla geçirilen vaktin süresini ve kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Aslında çocukla vakit geçirmek dediğimizde ebeveynler bazen uzun bir süre olması gerekiyormuş gibi düşünebiliyor. Ama asıl önemli olan şey nicelik değil nitelik. Örneğin, bir ebeveyn çocuğunun yanında üç saat oturur ama tek yaptığı onu oynarken seyretmektir. Başka bir ebeveynin ise yatmadan önce çocuğuyla bir saat vakti vardır ve o bir saatte, birlikte çok sevdikleri bir kitabı okurlar. Sizce hangisi çocukla kaliteli vakit geçirmektir? Diğer bir konu ise, ebeveynlerin çocukla vakit geçirmeyi bir görev gibi, sadece çocuğu eğlendirmek olarak görmesi. Aslında olması gereken şey, ebeveynin de keyif aldığı, belki yorgunluğunu atabileceği şekilde birlikte vakit geçirmek. Bu noktada, eğlenmenin en güzel yolu olan oyun oynamaktan bahsetmek lazım. Oyun, özellikle erken çocukluk döneminde çocuğun kendini ifade ettiği, çevresiyle bağ kurduğu ve öğrendiği yer. Ebeveynler birlikte oyun oynadıklarında çocuklarının fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal gelişimlerine destek oluyorlar. Ebeveynler için küçük yaşlardaki çocuklarıyla oynamak daha kolayken, çocuklar büyüdükçe bunun zorlaştığını görüyoruz; “Artık oyun yaşını geçtin.” gibi ifadeler de duyabiliyoruz. Hâlbuki, kaç yaşında olursak olalım hepimiz hâlâ oyun çağındayız ve oyun oynayıp eğlenmeye ihtiyacımız var.
Oyun, aile içi iletişimi oldukça güçlendiren bir unsur. Oyunlar aracılığıyla, birlikte takım olma, yardımlaşma, karar verme, problem çözme, duyguları ifade etme gibi mutlu aile ortamını sağlayacak önemli aile becerileri kazanılıyor. Belki günlük akışta ebeveyn ve çocuklar çok fazla sohbet edemiyor. Hatta sohbet edecek konu da bulamayabiliyorlar. Ama bir kart oyunundaki sorularla karşılıklı diyaloglar kendiliğinden oluşuyor. Tabii oyunlar aracılığıyla eğlenceli ve keyifli anlar biriktiriliyor. Bu nedenle, ebeveynler, çocukları kaç yaşında olursa olsun, onlara oyun ortamı yaratmalı ve böylece hem kendilerine hem de çocuklarına vakit ayırmalı. Oyun dediğimiz; birlikte sessiz sinema oynamak da olabilir lego oynamak da. Ya da kutu oyunları oynamak veya müzik açıp dans etmek de olabilir. Önemli olan birlikte eğlenmek ve keyifli anlar biriktirmek.
Çocuk ve ebeveyn arasında yaşanan anlık gerginliklerin çözümü için pratik ve her zaman geçerli olacak yöntemler var mıdır?
Öncelikle ebeveynlerin, çatışma ve gerginlikleri hiç olmaması gereken, kötü bir şey olarak görmemeleri gerekiyor. Aile içindeki gerginlikler, problemler ve çatışmalar, bir öğrenme ve gelişme alanı yaratır. Bu çatışmalar sayesinde çocuklar bir sorunu nasıl çözeceklerini, bu anlarda kendilerini nasıl ifade edeceklerini ve duygularını nasıl yönetebileceklerini öğrenirler. Tabii, çatışmaların bir öğrenme alanı olabilmesi için bazı noktaların sağlanması gerekir. İlk olarak, bir gerginlik anında duygular oldukça aktifleşir. Bu, tamamen biyolojik bir olaydır. Çok öfkelendiğimizde beynimizdeki duygu alanı aktifleşir ve buranın aktifleşmesiyle aslında beynimizin düşünme eylemini gerçekleştiren bölüm arasındaki geçiş kapanır. Yani kişi o anda mantıklı düşünemez. Bu nedenle, gerginlik anlarında konuşmak neredeyse hiç işe yaramaz. Örneğin, çocuğunuz öfkeli ve bağırıyorsa, sizin o anda ona bu yaptığının ne kadar yanlış olduğunu anlatma çabanız işe yaramaz. Tam tersine öfke daha da artabilir. Peki ne yapmak gerekiyor? İlk önce bu yoğun duygu halinin sakinleşmesi, beynin düşünme alanının çalışmaya başlaması lazım. Duyguları yönetebilmek için birçok yöntem var. Örneğin, bulunan ortamdan uzaklaşmak, nefes egzersizleri yapmak, dikkati dağıtacak bir işe yönelmek olabilir. Öfke gibi yoğun zorlayıcı duygular geçtiği zaman oturup konuşmak çok önemli.
Konuşma esnasında kullanacağımız dil çok kritik. Biz her zaman konuşurken duyguları anlayıp yansıtmanın önemini vurguluyoruz. Bu da “ben dili” dediğimiz yöntemle mümkün. Örneğin, konuşurken ebeveyn çocuğuna; “Sen hep bana böyle kötü davranıyorsun.” dediğinde muhtemelen yine gerginlik başlar. Çünkü “sen” ve “hep” gibi kelimeler suçlayıcı ve genelleyici ifadeler. Bu esnada çocuk da kendini savunmaya ve o da aynı şekilde ebeveyni suçlayıcı ifadeler söylemeye başlar, döngü bu şekilde devam eder. “Ben dili” kullanıldığında nasıl oluyor bir bakalım. Örneğin, ebeveyn çocuğa “Sen bana bağırdığın zaman ben çok üzgün hissediyorum.” dediğinde çocuğun davranışını genellemeden kendi hissettiği duyguyu vurgulamış oluyor. Böylece çocuk kendi davranışının sonuçlarını anlayıp çözüm için iş birliğine açık hale geliyor.
Çatışma çözmeyi kolaylaştırabilecek bir diğer yöntem ise, olumsuz tutum ve davranışlar yerine çocuğun olumlu davranışlarını vurgulamak. Örneğin, çocuğun odasını toplaması bekleniyorsa, bu davranışı gerçekleştirdiği anlar çocuğa hatırlatılabilir. Aynı şekilde, o andaki öfkesine odaklanmak yerine aslında kendini iyi ifade edebildiği anlar vurgulanabilir. Olumsuz davranışlar daha az, olumlu davranışlar daha fazla vurgulandığında çocukların olumlu davranışları artacak ve gerginlikler azalacaktır.
Ebeveynliği çocuğa göre şekillendirmek nasıl önemliyse çatışma çözerken de çocuğunuzun neye nasıl tepki vereceğini düşünerek farklı yöntemler geliştirmek de o kadar gerekli ve önemli. Fakat genel geçer bir kural söylemek gerekirse; o da çatışmayı bir güç savaşı haline getirmemek, iş birliği içinde olmak ve probleme odaklanmak yerine çözümler üzerinde düşünmek diyebiliriz.
“AİLE KURALI OLUŞTURULMALI”
Aile içi iletişimde kopukluklara yol açan ebeveyn ve çocukların internette veya sanal ortamlarda gereğinden fazla zaman geçirmesinin önüne nasıl geçilebilir?
Teknoloji hayatımızın çok büyük bir parçası. Teknoloji sayesinde araştırıyoruz, öğreniyoruz, iletişim kuruyoruz, geziyoruz ve eğleniyoruz. Fakat ebeveynlerin bu dönemde en zorlandıkları ve çocuklarıyla aralarında kopukluk yarattığını düşündükleri şey teknoloji ve burada geçirilen uzun süreler. İnternet, sanal dünya hem yetişkinler ve daha çok da çocuklar için çok ilgi çekici. Çocuklar orada gerçek hayatta olmadığı kadar eğlenebiliyor, sosyalleşebiliyor, kazanma duygularını yaşayabiliyorlar. Bu nedenle de sanal dünyanın fazlaca sunduğu bu imkânlardan sonra çocuklar gerçek hayattaki aktivitelerden çok fazla zevk alamamaya başlıyor. Peki ebeveynler ne yapmalı? Öncelikle Yeşilay olarak teknoloji bağımlılığı içeriklerimizde de vurguladığımız üzere, teknoloji sınırlı ve doğru kullanıldığında faydalıdır. Bu nedenle, çocukları teknolojiden tamamen uzak tutmak, mahrum etmek doğru bir yol değil. Yapılması gereken şey; erken yaşlardan itibaren teknolojiyle geçirilen zamana, bir aile kuralı olarak sınır koymak. Buna “aile kuralı” diyorum çünkü şunu çok görüyoruz: Ebeveyn çocuğa “Telefona bu kadar bakma.” diyor ama kendisinin elinde hep telefon, tablet var veya sürekli televizyon karşısında. Ailece oturup teknolojik cihazların kullanımına dair kurallar belirlenebilir, gerekiyorsa bir kağıda yazılıp ailece imzalanan bir sözleşme oluşturulabilir. En önemlisi bu sözleşmede, kurallara uyulmadığında yaptırımların da birlikte belirlenerek yazılmış olması. Örneğin, oyun oynama süresi aşıldıysa, çocukların günün geri kalanını teknolojik cihazlar olmadan geçirmesi bir yaptırım olabilir. Kuralları koyarken de çocuklara neden bu kuralın konulduğunu, neden teknolojinin sınırlanması gerektiğini yaşa uygun bir şekilde anlatmak gerekir. Teknolojik cihazların, internetin yaratabileceği sorunlar çocuklara açıklanabilir. Örneğin, oyun karşısında geçirilen uzun sürenin kemik ağrılarına, göz bozulmasına neden olduğu, sorumlulukların aksadığı ve gerçek hayattaki arkadaşlık ilişkilerinin bozulabileceği söylenebilir.
Kural koyma dışında, ebeveynlerin bu konuda rol model olması gerekiyor. Diyelim ebeveyn işten eve geldi, direkt televizyon açıyor veya telefonuyla oynuyorsa, çocuk da odasından çıkmayabilir ve oyun oynayabilir. Bu noktada ebeveynlerin kendilerini de fark etmeleri ve kontrol etmeleri önemli. Bir diğer önemli nokta, ebeveynlerin çocuklarına internete karşı alternatifler yaratmaları. Yani, çocuk internette oyun oynamasın ama ne yapsın? Bunun çocuğa sunulması gerekir. Böyle denince genelde ebeveynlerden şu cevap geliyor; “E bizimle oyun oynamak istemiyor, sıkılıyor.” Bu noktada ebeveynlerin, ‘Çocuğumun yaşına uygun etkinlikler öneriyor muyum? Bu, benim ve çocuğumun eğlenebileceği bir etkinlik mi?’ diye düşünmesi lazım. Çocuklarla keyifli oyunlar oynama, spor yapma, dışarıda birlikte bir sanat atölyesine katılma, tarihi yerleri gezme, ailece sevilen bir yerde yemek yeme gibi etkinlikler planlanabilir.
Son olarak en önemli noktalardan biri, çocuğun sanal dünyasını takip etmek ve bu dünyaya dahil olmak. Örneğin, izlediği videolar hakkında çocuğunuzla konuşmak, güncel oynanan oyunları bilmek ve birlikte oynamayı önermek, sosyal medyada tanıştıkları kişileri bilmek, takip ettiği kişiler hakkında konuşmak önemli. Böylece ebeveynler şikâyet ettikleri kopukluk durumunu yaşamaz ve aynı zamanda çocuklarını internetin riskli durumlarından da korumuş olurlar.
BOŞANMALAR ÇOCUĞU NASIL ETKİLİYOR?
Anne ve babanın boşanması çocuğu nasıl etkiler? Bu süreçte anne ve babaya düşen sorumluluklar nedir?
Boşanma sürecinin çocukları nasıl etkileyeceği aslında ebeveynlerin bu süreci nasıl yönettiklerine göre değişir. Boşanma, çocuklar için her şekilde olumsuz duygular yaratacaktır ama önemli olan, bu süreci en az hasarla ilerletebilmek. Boşanma ebeveynlerden öğrenildiğinde, çocuklar ağlayabilir, öfkelenebilir, şaşırabilir, endişelenebilir, merak edebilirler veya hiç tepki vermeyebilirler. Özellikle erken çocukluk döneminde çocuklar daha benmerkezci yapıda oldukları, yani çevrelerinde olan biten her şeyin nedenini kendileri olarak gördükleri için kendilerini suçlayabilirler. Anne baba boşandığında hayatının değişeceğini hisseden veya bilen çocuklar çok kaygılanabilirler.
Çocukların bu süreçle daha rahat baş edebilmeleri için boşanma sürecinde ve sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar var. Öncelikle, boşanma kararını anlatırken, çocuğun yaşına ve gelişim özelliklerine uygun şekilde net ve kısa açıklamalar yapmak gerekir. Özellikle, bu kararın, çocuğun kendisiyle ilgili olmadığı konuşmada vurgulanmalı. Ebeveynler, çocuğa onu sevdiklerini ve her zaman anne baba olarak yanında olduklarını söylemeli ve hissettirmeliler. Belirsizlik kaygı yaratacağından, kiminle nerede kalacağından, günlük rutinlerine kadar, çocuğun hayatında neyin aynı kalıp neyin değişeceğinin önceden kararlaştırılması ve çocuğa anlatılması gerekir. Çocuklar üzülecekler, mutsuz olacaklar; çünkü boşanma da bir çeşit yastır. Bu süreçte ebeveynlerin, çocuklara bu konu yokmuş gibi davranmamaları, aksine çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine alan tanımaları gerekir. En önemli noktalardan biri de boşanma süreci ve sonrasında ebeveynlerin birbiriyle olan ilişkileridir. Anne ve babanın birbiriyle ilgili konulara çocukları dahil etmemeleri, çocuklarla ilgili sorumlulukları paylaşmaları ve mümkün olduğunca birlikte zaman geçirmeleri, yani sağlıklı iletişim kurmaları çocukların mutlu ve sağlıklı olmaları için önemli. Boşanmayı çocuğa açıklamak, ona destek olabilmek ve anne baba olarak ilişki sürdürebilmek gibi konularda zorlanan ebeveynlerin bir uzmana başvurması, bu süreci sağlıklı yürütmelerini sağlayacaktır.
MERVE FİDAN ÖZGEÇMİŞ KİMDİR?
2017 yılında Yeditepe Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminden sonra 2020 yılında Özyeğin Üniversitesi Gelişim Psikolojisi alanında yüksek lisansını tamamlayarak uzmanlığını aldı. Eğitimi süresince farklı sivil toplum kuruluşlarında çocuklarla ve ailelerle psikoeğitim programları ve atölyeler yürüttü. 2020 yılından itibaren Yeşilay Eğitim Yönetimi Müdürlüğü’nde içerik ve tasarım ekibinde Gelişim Psikoloğu olarak çalışmakta ve bağımlılıkları önleme çalışmaları kapsamında yeni içerikler geliştirmektedir.