Makaleler
dunden-bugune-internet-bagimliligi-ile-mucadele.jpg

Dünden Bugüne İnternet Bağımlılığı ile Mücadelede Yeşilay

Yeşilay’ın eğitimden danışmanlığa, araştırmadan savunuculuğa uzanan geniş bir yelpazede sürdürdüğü çabaları; internetin bir tehdit değil, sağlıklı sınırlar içinde bir araç olarak kullanıldığı bir toplum hedefine hizmet ediyor.

1980'li yılların sonunda yaşamımıza giren ve başlangıçta çok daha kısıtlı alanlarda kullanılan internet; zamanla haberleşmeden alışverişe, eğlenceden öğrenmeye hayatın neredeyse her katmanına sızdı. Böylece çok büyük bir dönüşüm gerçekleşmiş oldu.

Bugün baktığımızda bu dönüşümün yalnızca kolaylık ve imkân getirmediğini görebiliyoruz. İnternetin yaygınlaşması beraberinde yeni riskler de getirdi: dolandırıcılık, mahremiyet ihlalleri, riskli içeriklere erişim ve bağımlılık. Ekran süresinin giderek artması, sanal dünyanın gerçek yaşamın önüne geçmeye başlaması, toplumların ve kurumların bu yeni tehdidin farkına varmasını kaçınılmaz kıldı. Türkiye'de bu alandaki öncü kurumların başında Türkiye Yeşilay Cemiyeti geliyor.

ADINI KOYMAK: İNTERNET BAĞIMLILIĞI

Bilim dünyası, bağımlılığa yol açan davranışları anlamlandırmak için bugüne dek pek çok farklı disiplinden faydalandı. Psikolojik teoriler genellikle ödül-ceza dengesi, öz kontrol mekanizması ve anlık haz arayışı gibi motivasyon sistemlerine odaklanıyor. İşin biyolojik boyutunda ise sinir bilim, beynimizdeki "dopamin" dengesinin oynadığı kritik role işaret ediyor. Ancak dopaminin işleyişi oldukça karmaşık; çünkü bu sinyaller beynin her bölgesinde ve farklı sinir hücrelerinde değişik etkiler yaratıyor.

Asıl dikkat çekici nokta ise yeni teknolojilerin, tıpkı bağımlılık yapıcı maddeler gibi beynimizin ödül sistemlerini kullanıyor olması. İnternet; sunduğu yüksek etkileşim, sürükleyici eğlence ve hızlı sosyal tatmin imkânlarıyla beynimizde madde bağımlılığına benzer bir süreci tetikliyor. Bir başka deyişle dijital dünya, beynimizi en temel biyolojik noktalarından yakalayarak bireyi kendisine bağlıyor.

İnternet kullanımının bağımlılık yapıcı etkisi ilk olarak 1990’lı yılların ortasında araştırılmaya başlanmış. 1995 yılında internetin bağımlılığa neden olabilecek potansiyeli genç bir araştırmacı tarafından kaleme alınmış, 1996 yılında ise “internet bağımlılığı” kavramı literatüre hızlı şekilde giriş yapmış. 2000'li yıllardan itibaren konu, araştırmacıların sıklıkla incelediği bir alana dönüşmüş durumda. Güney Kore ve Çin gibi internet kullanımının gençler arasında yoğunlaştığı ülkelerde sorun bir halk sağlığı meselesi olarak tanımlanırken, hastanelerde bu konuya özel tedavi birimleri oluşturulmuş durumda. Bugün internet bağımlılığı tek bir davranışı değil; oyun, sosyal medya, akıllı telefon kullanımı gibi birbiriyle iç içe geçmiş pek çok örüntüyü kapsayan geniş bir kavram olarak ele alınıyor. Bu örüntülerdeki ortak nokta şu ki; kişi, bu davranışlar üzerindeki kontrolünü yitiriyor ve bu durum gündelik yaşamını olumsuz etkiliyor. Ayrıca sağlıklı internet kullanıcıları geniş bir amaç yelpazesiyle internete girerken, sorunlu kullanıcılar çok daha dar bir alanda uzun süreler takılı kalma eğilimi gösteriyor.

BİR ASIRLIK DENEYİM, YENİ BİR SAVAŞ


1920 yılında alkol ve uyuşturucu maddelerle mücadele etmek amacı ile Dr. Mazhar Osman ve arkadaşları tarafından kurulan Yeşilay, zaman içerisinde bağımlılık türleri arttıkça çalışma alanlarını genişletti. İnternet bağımlılığının gündelik yaşamda görünür hâle geldiği 2000'li yıllar, Yeşilay için yeni bir mücadele cephesinin başlangıcı oldu. Bu doğrultuda Yeşilay önlemeden müdahaleye kapsamlı bir yapı kurdu.

Önleme konusunda Türkiye’nin en kapsamlı eğitim programlarından birini geliştiren Yeşilay; 2014 yılında hayata geçirilen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) ile okullarda ve toplum merkezlerinde yürütülen eğitimlerle milyonlarca çocuğa ve yetişkine ulaşıyor. Program yalnızca madde bağımlılığını değil, internet ve teknoloji bağımlılığını da ele alarak bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Yeşilay’ın sadece önleyici çalışmalarla yetinmeyip çözüm odaklı bir yapıya bürünmesinin en somut adımı kuşkusuz Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) oldu. 2015 yılından bu yana aktif olarak hizmet veren YEDAM aracılığıyla, internet bağımlılığı dâhil olmak üzere çeşitli bağımlılık türleri nedeniyle yardım arayan bireyler ve aileleriyle yüz binlerce görüşme gerçekleştirildi.

Yeşilay, hem önleme hem de müdahale süreçlerinde aktif bir rol oynamanın yanı sıra internet bağımlılığı konusunda pek çok bilimsel etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Kurum tarafından yayın hayatına kazandırılan ve uluslararası alanda saygın bir konuma erişen Addicta: The Turkish Journal on Addictions dergisi aracılığıyla, internet ile ilişkili bağımlılıklar konusunda sayısız bilimsel araştırma okurlarla buluşuyor. Bununla birlikte internet bağımlılığı üzerine lisansüstü tez çalışmalarını yürüten onlarca öğrenciye burs desteği sağlanıyor. Yeşilay, bu akademik faaliyetleri sayesinde Türkiye’nin internet bağımlılığı ile olan mücadelesini sadece toplumsal bir hareket olarak değil, aynı zamanda güçlü bir bilimsel zeminde de destekliyor.

EKRANIN ÖTESİNDE BİR NESİL


Bağımlılık, yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmayan; beyni ve davranışları derinden etkileyen kronik bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Sorunlu internet kullanımı da kişinin sosyal ilişkilerini, iş yaşamını ve ruh sağlığını tehdit eden ciddi bir risk olarak değerlendiriliyor. Giderek daha küçük yaşlarda internetle tanışan nesiller düşünüldüğünde, bu erken temasın uzun vadeli etkileri henüz tam olarak öngörülemiyor. Bu noktada internet bağımlılığının önlenmesine yönelik çalışmaların önemi artıyor. Önleme ve müdahale programlarının sadece çocuk ve ergenleri değil; aynı zamanda ebeveynleri, öğretmenleri ve toplumun diğer katmanlarını da kapsaması gerekiyor.

Ergenler özelinde internet bağımlılığına olan yatkınlığı yalnızca bireysel özelliklerle açıklamak mümkün değil; akran baskısı, aidiyet ihtiyacı ve dışlanma korkusu bu süreci besleyen önemli etkenler arasında yer alıyor. Sosyal medyanın gençler arasındaki yaygınlığı düşünüldüğünde, çevrim içi olmak artık bir tercih değil, sosyal varlığın bir koşulu hâline gelmiş durumda. Dolayısıyla internet bağımlılığı konusunda yürütülecek herhangi bir önleme veya müdahale çalışmasında, bireyin ait olduğu bu sosyal çevrelerin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Yeşilay bu gerçeğin farkında olarak yürüttüğü TBM eğitimlerini yalnızca bağımlılık bilgisi aktarmak üzerine değil, gençlerin bu sosyal baskılarla başa çıkma becerilerini güçlendirmek üzerine de inşa ediyor. YEDAM bünyesinde ise, alanında uzman psikolog ve sosyal hizmet uzmanları ile gerçekleştirilen psikoterapi ve atölyeler ile gençlerin sosyal becerilerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Sonuç olarak, bir asır önce bağımsız nesiller için mücadele etmeye başlayan Yeşilay; bilimin rehberliğinde çalışmalarını yalnızca bugünün sorunlarına değil, geleceğin risklerine karşı da hazırlıklı olmaya yönelik şekillendiriyor. Eğitimden danışmanlığa, araştırmadan savunuculuğa uzanan geniş bir yelpazede sürdürülen bu çabalar; internetin bir tehdit değil, sağlıklı sınırlar içinde bir araç olarak kullanıldığı bir toplum hedefine hizmet ediyor.