- Pornografinin Gerçek Olmadığı Bilinmeli
- Pornografi, Bireyin ve Toplumun Dengesini Bozuyor
- Erken Yaşta Pornografi Maruziyeti Cinsel Suça Kadar Uzanan Sonuçlara Yol Açabilir
- Pornografi, Bireylerin ‘Normal’ Beden Algısını Bozabiliyor
- Pornografi Kullanımı Cinsel Yaşama Zarar Veriyor
- En Büyük Endişem, Pornografinin Cinsel Normları ve Senaryoları Değiştirmesi
- Ergenlerle İlgili Çalışmalar Gelecekte En Önemli Araştırma Alanları Olacak
- Oyun ve Pornografi: Dijital Dünyada Bağımlılığın Kesişen Yolları
- Pornografi Bağımlılığı, Tanıdık Özellikler Taşıyan Yeni Bir Bağımlılık Türü
- Sağlıklı Toplumun Temeli Halk Sağlığından Geçiyor
- Prof. Dr. Mustafa Taşdemir: “Bağımlılık, Sosyal Bulaşma Yoluyla Yayılıyor”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Dumansız Hava Sahası Bir Halk Sağlığı Politikasıdır”
- Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin: “Sağlık Okuryazarlığı Bağımlılıklara Karşı En Güçlü Koruyucu Zırhtır”
- YEDAM Sosyal Hizmet Uzmanı Alptekin Tekedereli: “Sosyal Hizmet Uzmanları Bağımlılıkla Mücadelede Kritik Bir Rol Üstleniyor”
- Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber: “Çocukların Güçlenmesi İçin Zorlanmalarına Müsaade Etmeliyiz”
- Bağımlılıkların Türkiye Ekonomisine Yıllık Yükü: 78 Milyar Dolar
- Bağımlılıklarla Mücadele Hekimlerin Desteğiyle Daha da Güçlü
- Hukukun Gücüyle Bağımlılıklara Karşı: Yeşilay Hukukçuları
- Gıda Güvenliği ve Bağımlılık Riski Taşıyan Gıdalar
- Dijitalle Başa Çıkın!
- Dijital Medya ve Oyun Bağımlılığına Karşı Küresel Mücadele
- Dr. Daniel Spritzer: “Oyun Tasarımcısının Amacı Eğlence Olmalı, Bağımlılık Değil”
- Klinik Psikolog Süreyya Kitapçıoğlu: “Oyun Bağımlılığıyla Mücadelede Kültürel Duyarlılık Hayati Önemde”
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Yeşilay’ın ‘Denge’ İlkesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı İçin Çok Kıymetli”
- Prof. Dr. Yavuz Samur: “Doğru Tasarlanmış Oyun Çocuğa Pek Çok Beceri Kazandırır”
- YEDAM’dan Oyun Bağımlılığına Bütüncül Yaklaşım
- Dijital Oyun Araştırmaları ve Bir Çözüm Arayışı “Çocuk Dostu” Bir Oyun Derecelendirme Sistemini Geliştirmek
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Alkolsüz bir toplum, nesillerin ve kültürün korunması için atılacak en büyük adımdır”
- Prof. Dr. Perihan Torun: “Alkol tüketimini düşürmek için etkin politikalar uygulanmalı”
- Doç. Dr. Umut Kırlı: “Kadınlarda alkol bağımlılığı erkeklere oranla daha hızlı gelişiyor”
- Alkol Bağımlılığında YEDAM Desteği
- Bağımlılık Danışmanı Simge Kırcan Erdoğan: “Tedavide geçirilen süre uzadıkça başarı oranı artıyor”
- Tatilde Alkol Kullanımı ile Birlikte Sorunlar da Artıyor
- “Uyuşturucu Tedarikçileri Akla Gelmedik Yöntemler Kullanıyor”
- “Madde Bağımlılığı Belirtileri Ergenliğin Doğal İniş Çıkışlarıyla Karıştırılabilir”
- “YEDAM’lar Madde Bağımlılığı Konusunda Ciddi Bir Boşluğu Dolduruyor”
- “Uyuşturucu Endüstrisi Kendisini Sürekli Güncelliyor”
- “Ek Tanı, Bütüncül ve Eş Zamanlı Tedavi Gerektirir”
- Dünyanın En Tehlikeli Uyuşturucusu Metamfetamin
- YEDAM’dan Madde Bağımlılığına Psikososyal Destek
- Uyuşturucuya Karşı Küresel Direniş
- Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Ailenin Tedaviye Katılımı İyileşmede Etkilidir”
- Psikiyatri Uzmanı Dr. Hakan Tokur: “Bağımlılık Tedavisi ‘Yaşamla Yeniden Bağ Kurma’ Sürecidir”
- Uzman Psikolog Kinyas Tekin: “İhmalkârlık Kadar Otoriterlik De Sakıncalı”
- YEDAM’dan Nüks Riskine Karşı Kalıcı Çözümler
- Bağımlılığa Ek Bir Yük: Stigma
- İyileşme Sürecinde Sosyal Hizmetlerin Rolü
- YEDAM Uzman Yardımcısı Niyazi Aydemir: “İyilik koçu tavsiye vermez, rehberlik eder”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Dijital Dünya ve Çocuk İlişkisi Çok Dikkatle Ele Alınması Gereken Bir Konu”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Teknolojiye Hâkim Olan Aileler Çocuklarını Dijital Bağımlılıklardan Korur”
- “Çocuklar İçin Güvenli Bir Dijital Ekosistem Oluşturmalıyız”
- Dijital Çağda Ebeveyn Olmayı Kolaylaştıran Rehber: Dijital Ebeveynlik
- Ekrana Alternatif 10 Bahar Aktivitesi
- Dijital Dünyada Nasıl Bir E-Beveyn Olmalı?
- Geçmişten Geleceğe Yeşilay
- Bir Asrı Aşan Mücadelede Yeşilay’a Gönül Verenler Anlatıyor
- Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Milat: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay’dan Türkiye’ye Özgü, Dünyada Öncü Modeller
- Yeşilay Gönüllülerle, Gönüllüler Yeşilay’la Büyüyor
- Sağlıklı Nesiller İçin Sınırları Aşan Mücadele
- Arif Çifci: “Yeşilay, Osmanlıdan Cumhuriyete Türkiye’nin tarihidir”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Tütün Kontrolü Nikotin Salgınına Karşı En Büyük Koz”
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Tütün Reklamları Yapay Zekâyla Takip Edilebilir”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Ergenin Hayatını Şekillendiren En Önemli Yapı Ailedir”
- Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği
- YEDAM’la Nefes Alanlar
- Bağımlılıklarla Mücadelede Esas Cephe Tütün Endüstrisinin Sinsi Taktikleri
- Dr. Hüseyin Küçükali ile Yapay Zekâ Desteğiyle Dumansız Bir Sosyal Medya Hakkında Konuştuk
- Tütün Endüstrisinin Çabaları DSÖ’nün de Merceğinde
- Asırlık Tecrübeden Topyekûn Mücadeleye: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç: “Bağımsızlık Seferberliği İle Amacımız Bağımlılıklara Karşı Toplumsal Bir Uyanış ve Dayanışma Hareketi Oluşturmak”
- Daha Güçlü ve Daha Sağlıklı Bir Toplum İçin: “Bağımsızlık Seferberliği”
- Bağımsızlık Seferberliği’nin Olmazsa Olmazı: YEDAM
- Bağımlılık İle Mücadelenin Temeli: Bilinçlendirme Ve Farkındalık Çalışmaları
- Topluma ve Bireye Katkı Sağlayan Güç: Gönüllülük
- Danışanlıktan Koçluğa Bir Başarı Hikâyesi
- Spor Salonlarındaki Tehlike: Anabolik Steroidler
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Steroid Kullanan Her Dört Erkekten Birinde Steroid Bağımlılığı Var”
- Prof. Dr. Rüştü Güner: “Anabolik Steroidler, Tüm Organ Sistemlerine Zarar Verir”
- Kusursuz Beden Algısı Steroid Kullanımını Tetikliyor
- Serkan Yimsel: “Anabolik Steroidleri Teşvik Ve Tedarik Edenler Cezalandırılmalı”
- Av. Mehmet Yoğurtcuoğlu "Steroidler Sporun İtibarını Korumuyor, Aksine Tehdit Ediyor"
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Sanal Kumar Bağımlılığı Kendini Gizleyebilen Bir Hastalıktır”
- Gittikçe Artan Endişe: Ergenlikte Sanal Kumar
- YEDAM’dan Kumar Bağımlılığı Tedavisine Güncel Yaklaşımlar
- Dünya Sağlık Örgütü’nün Sanal Kumar Bağımlılığına Yaklaşımı
- Sanal Kumarda “Oyun” Ve “Eğlence” Tuzağı
- Zamansız Ve Mekânsız Bir Bağımlılık: Sanal Kumar
- Olimpiyat Özel Dosyası
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Egzersiz, beynin ödül sistemini değiştirir”
- Günlük Hayatta Nasıl Aktif Olabiliriz?
- Klinik Psikolog Melisa Varol: “Spor, bedensel ve psikolojik iyilik halimizi güçlendiren etkili bir araç”
- Çocuklar Hareket Ediyor!
- Düzenli Sporun Faydaları Nelerdir?
- Bağımlılıklarla Mücadeleye Spor Desteği: Yeşilay Spor Kulübü
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: “Çocuklar gereksiz teknolojiye maruz bırakılmamalı”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Aile ilişkileri kuşak farkı bilinciyle kurulmalı”
- Okullarda İlk Ders Zili Çalıyor
- Yaşam Becerileri Bağımlılıklardan Koruyor
- Değerlendir, Sürdür, Yaşat, İlham Ol…
- Yeşilay Kolu’ndan Benim Kulübüm Yeşilay Projesi’ne…
- Geleceğin Bireyleri Yeşilay’ın Çocuk Dergileri ve Oyunlarıyla Büyüyor
- Daha Doğal Bi̇r Yaşam İçi̇n 9 Öneri
- Doğallığın Işıltısı
- Gezegene İyi Gelen, Bize De İyi Geliyor
- Doğal Yaşama Dönüş Hareketleri
- Sakin Şehirlerde Kendi Ritminde Hayatı Yaşa
- Daha İyi Hissetmek İçin Haydi Doğaya
- Sadeleşmek Elimizde
- Geçmişi Anlamlandırmak Kişiyi Rahatlatır
- Bedensel Hafifleme İçin Bütüncül Bir Yaklaşım Gerekir
- Beynimiz Neden Yorulur?
- Yaşam Alanlarında Sadeliğin Zarafeti!
- Zihinsel Hafiflik ve Ruhsal Arınma İçin: Dijital Detoks Zamanı!
- Sosyal Medyayı Doğru Kullanmanın 9 Yolu
- Sosyal Medya Bağımlılığı Tedavisinde İzlenen Yollar
- “Sosyal Medya Platformları Dengeli ve Sorumlu Bir Şekilde Kullanılmalı”
- "Çocuğun Dijital Ayak İzi, Geleceğini Etkileyebilir"
- “Gerçek Sosyal Hayat; Yüz Yüze, Derin ve Anlamlı İlişkiler Üzerine Kuruludur”
- Sosyal Medyanın Kontrolüne Girdik
- Yemiyor İçmiyor Çevrim İçi Oluyoruz
- Obezite Küresel Bir Pandemiye Dönüştü
- Uz. Dr. Ayça Kaya: “Buzdolabı ile Aranıza Mesafe Koyun”
- Diyetisyen Kübra Çıtlak: “Son 30 Yılda Çocuk ve Ergenlerde Obezite, Dünya Genelinde Arttı”
- Hormonlar Kilomuzu Nasıl Etkiliyor?
- Çocuk Beslenmesindeki Tehlike: Abur Cubur
- Psikolojik Nedenleri ve Sonuçlarıyla Obezite
- Obezitenin Yol Açtığı 10 Sağlık Sorunu
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Öfkenin olduğu yerde olumlu duygular barınamaz”
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Kronik yorgunluk sendromu, yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir durumdur”
- Klinik Psikolog Gökhan Ergür: “Metropol yaşamı ve sosyal medya kaygı düzeyini artırıyor”
- İnsanın Dijital Çağ ile İmtihanı
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a 104 yıllık mücadele
- Yeşilay’ın ilk gençlik teşkilatının kuruluşu "Türkiye İçki Aleyhtarı Gençler Cemiyeti"
- Yeşilay gençliği seviyor, gençlik Yeşilay’ın varlığını hissediyor
- Yeşilay ülküsünün yılmaz neferleri: Yeşilay kadınları
- Ulusaldan evrensele Yeşilay mücadelesi
- Yeşilay’ın dünyada örnek alınan öncü modeli: YEDAM
- Elektronik Sigara Gerçeği! Çocuklar ve Gençler Yalanlarla Kandırılıyor
- “Çocukların ve Gençlerin Elektronik Sigaraya Erişimleri Hızlı Bir Şekilde Engellenmeli”
- “Elektronik Sigara, Dünyanın Baş Belasına Dönüşmüş Durumda”
- “Çok Uluslu Tütün Şirketleri, Nikotin Bağımlısı Bir Nesil Oluşturmak İstiyor”
- “Elektronik Sigaralar Mutlak Zararlı ve Bağımlılık Yapıcıdır”
- “Elektronik Sigaraya Erişim Bu Kadar Kolay Olmamalı”
- Alkol Bağımlılığı Bireyi ve Toplumu Tehdit Ediyor
- Alkolün Güvenli İçilebilecek Bir Miktarı Yoktur
- Sosyal Hizmet, Tedavinin En Önemli Yapı Taşlarından Bir Tanesi
- Kadınlar Bağımlılık Sürecinde Yalnız Kalıyor
- Alkolle Mücadelenin Yolu; Vergilendirme, Erişim Kısıtlamaları ve Pazarlama Yasaklarıdır
- Alkol Bağımlılığına Uluslararası Yaklaşımlar
- Savaş, Halk Sağlığını Onarılamaz Biçimde Etkiliyor
- “Medyada Yaratılan Algı; Haklıyı Haksız, Doğruyu Yanlış, Güzeli Çirkin Olarak Konumlandırabiliyor”
- “Savaşlar, Savaşanları Olduğu Gibi Savaşmayanları Da Olumsuz Etkiler”
- “Artık Savaşlar Sadece Sahada Değil, Dijital Dünyada Da Gerçekleşiyor”
- “Çocuklardaki ‘Güvenli Dünya’ Algısı Zarar Gördü”
- Toplumsal Kaygı Bozuklukları Bağımlılıklara Neden Olabilir Mi?
- Bağımlılık Herkesi Etkileyen Genel Bir Sorundur
- Kadınlar Bağımlılıkta Da Ayrımcılıkla Karşı Karşıya Kalıyor
- Bağımlılığın Ve Şiddetin Doğasında Ortak Ve İç İçe Faktörler Vardır
- “Anne Veya Eşin Bağımlılık Sorunu Olan Bireye Yönelik Tutum Ve Davranışları Tedavinin Seyrini Etkiliyor”
- Kadına Yönelik Şiddete Karşı: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
- Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Gebelik
- Yeşilay Kadınları Güçlenerek Büyüyor
- Dijital Çağda En Kırılgan Grup Çocuklar Ve Gençler
- “Dijital Bağımsızlık En Önemli Gündemimiz Olmalı”
- “Sağlıklı Teknoloji Kullanımında Teknoloji Amaç Değil, Araçtır”
- Çocuklarda Ekran Bağımlılığı
- Dijital Bağımlılıktan Uzak, Hayata Yakın Olun!
- “Notların Telafisi Vardır, Ancak Zedelenen Öz Güvenin Telafisi Meşakkatlidir”
- “Başarının Sırrı Çocuğu Tanımaktan Geçiyor”
- Ziller Minikler İçin Çalıyor… Okula Uyum Süreci İçin Öneriler
- Çocuğun Okul Başarısını Artırmanın 15 Etkili Yolu
- Çocuğunuza Zaman Yönetimini Nasıl Öğretebilirsiniz?
- “Günümüzde Ruh Sağlığını Korumak Daha Zor Ve Daha Önemli Hale Geldi”
- Bağımlılık Ve Ruh Sağlığı İlişkisi Karşılıklıdır
- “Çocuk Olumsuz Duyguları Makul Düzeyde Deneyimlemeli”
- Bağımlı Bireylere Doğru Yaklaşım Nasıl Olmalı?
- Koruyucu Ruh Sağlığıyla Tanışın
- “Tütün Kontrolü Toplumsal Gündemin Ana Konusu Yapılmalı”
- “Asıl Mücadele Tütün Endüstrisi İle Mücadeledir”
- “Zararsız Tütün Olması Mümkün Değildir”
- “Elektronik Sigaraların Ülkeler Tarafından Teşvik Edilmesi Sorumsuzluk Örneğidir”
- “Tütün Şirketleri, İnsanların Sigara İçmek İstemeyecekleri Bir Günün Geleceğini Biliyor”
- “Sağlıklı Etkileşim Ancak Empati İle Olur”
- “Empati Gelişimi Bebeklikte Başlar”
- “Empati Bir Duygudaşlık Göstergesidir”
- Toplumsal Duyarlılığın Vücut Bulmuş Hâli: Gönüllülük
- Yeşilay, TİSK Ve TÜMOSAN Depremzede Çocuklar İçin Güçlerini Birleştirdi
- Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var
- “İyi İletişim Ve Doğru Bilgi Kaygıyı Azaltır”
- Afetlere Dirençli Şehirler Nasıl İnşa Edilmeli?
- Sıfır Maliyetle Kentsel Dönüşüm Mümkün
- “Bugünün Gençleri Üst Kuşaklardan Çok Daha İyiliksever Ve Dayanışmacı”
- Millî Birlik Ve Beraberlik Kodlarımızda Var: Millî Mücadele’den Kahramanmaraş Depremine Toplumsal Kenetlenme
- “Bir An Önce Normalleşmeliyiz”
- Dijital Medya Çocuğu Sosyal Hayattan Koparıyor
- “Hey Çocuk! Bırak Tabletini Sakince Kitabın Kapağını Aç! Kalbini Aç…”
- Mutlu Bir Çocukluk İçin Projeden Çok Daha Fazlası Gerekiyor
- Çocuk Gülerse Dünya Güler
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a
- Sivil Toplum Kuruluşları Ve Gönüllülüğün Gücü
- STK’lar Tek Yürek Oldu: Yüzyılın Felaketi Sonrası Gönüllü Dayanışması
- Bağımlılıklarla Karşı Gönüllü Mücadele
- Çocuklar İçin Gönüllülük Neden Gerekli?
- “Tedavi Edilmeyen Kaygı Bozuklukları Kronikleşme Eğilimindedir”
- İklim Değişikliğinin Ortaya Çıkardığı Kaygı Hâli: Eko-Anksiyete
- Yeni Krizlerin Getirdiği Belirsizlikler Küresel Kaygıyı Körüklüyor
- “Kaygılar Bağımlılığı Tetikleyebildiği Gibi Bağımlılıklar Da Kaygıyı Besleyebilir”
- “Çocukları Kaygıları Nedeniyle Utandırmayalım, Usandırmayalım, Cezalandırmayalım”
- Sosyal Medya Kullanımı Kaygıları Tetikliyor
- Sigara İle Mücadelede En İyi Politika, Çocuk Ve Gençleri Tütünsüz Ortamda Büyütmektir
- YEDAM’ın Kişiye Özel Programlarıyla Sigaraya “Dur” Deyin
- Örnek Vakalarla Tütün Bağımlılığı Tedavisi
- Tütün Bağımlılığı Vücudumuza Neler Yapıyor?
- Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Neler Oluyor?
- Dünyada Alkol Kullanımı Ve Önleyici Politikalar
- Alkol Bağımlılığını Önlemeye Dair Yasal Düzenlemeler
- Alkolün Bir Diğer Karanlık Yüzü: Şiddet Ve Alkol İlişkisi
- Ebeveynler Alkol Kullanan Gence Nasıl Yaklaşmalı?
- Sevdiklerimizi Alkol Bağımlılığından Nasıl Koruruz?
- Alkolsüz Hayat Neler Kazandırıyor
- Alkol Vücuda Neler Yapıyor?
- “İletişim Yoluyla Kendimizi Var Ediyoruz”
- “Bireyi Bağımlılığa Götüren Duygusal Yalnızlıktır”
- “İnsan İnsana Şifadır, Umuttur, Yoldur”
- Güvene Dayalı İletişim Bağımlılıklardan Koruyor
- Sanal İletişim Gerçek İletişimin Yerini Tutar Mı?
- “Dijital Oyun Bağımlılığı Ciddi Bir Sorun”
- “Teknolojiyi Doğru Kullanmayı Öğrenmeliyiz”
- Dijital Dünyada Eğitim Şart
- Dijital Dünyada Bizi Neler Bekliyor?
- Sanal Ortam Güvenliğinin Teminatı: Siberay
- Rakamlarla Dijital Dünya
- TÜİK Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye Dijitalleşiyor
- “Proje Çocuklar Kuklaya Dönüşüyor”
- “Mutlu Bir Aile İçin Her Şey Mükemmel Olmak Zorunda Değil”
- Değerler Eğitimi Bu Dünyanın Bir İhtiyacı
- TBM İle Her Yıl Milyonlarca Kişiye Ulaşıyoruz
- Okul Heyecanı Başlıyor
- “Tüketerek Mutlu Olma Çabası Büyük Bir Yanılgı”
- “İnsanın Manevi Alanı Boşluk Kabul Etmez”
- Mutluluk Beyinde Başlar
- Toplumsal Mutluluğun Şifreleri
- Sağlıklı Tabaklar, Mutlu Yüzler
- Mutluluğa Götüren 7 Adım
- Az Çoktur!
- “Sadeleştikçe Zihin Sağlığımızı Korumamız Da Kolaylaşır”
- Atıksız Bir Mutfak Mümkün
- Biraz Yavaşlamaya Ne Dersiniz?
- Sade Ve Özgür Bir Yaşamın Yolu: “Küçük Ev” Akımı
- Daha Huzurlu Bir Hayat İçin Sadeleş!
- Atık Kağıtları Sanat Eserine Dönüştürüyor
- Pedallar Sağlıklı Yaşam İçin Çevrildi
- Yeşilay’dan “Bağımsız Gençlik” Manifestosu
- YEDAM Sempozyumu'ndan Bağımlılıklara Bilimsel Bakış
- Sağlıksız Aile Tutumları Bağımlılık İçin Risk Faktörü
- Bağımlı Profilleri Nasıl Şekilleniyor?
- Bağımlı Ebeveyn Çocuğun Tüm Yaşamını Etkiliyor
- “Hayır” Diyebilen Bir Çocuk Yetiştirmek
- Ailenin Dijitalleşme ile İmtihanı
- Bağımlılık Aileden Etkilenen ve Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır
- Elektronik sigara nikotin pandemisini gelecek nesillere taşıyor
- Tütünle Mücadelenin Bir Ayağı da E-Sigara ile Mücadele Olmalı
- Dünya Elektronik Sigara ile Nasıl Mücadele Ediyor?
- Elektronik Sigara En Az Sigara Kadar Zararlı
- “Dünya Şiddetli Bir Merhametsizlik Hastalığına Tutulmuş Vaziyette”
- Tarih Boyunca Vardı Ve Hep Var Olacak: Sivil Toplum Kavramı Ve STK’lar
- Yeşilay’a Gönülden Bağlı Olanlar
- Merhamet Ve İyiliğin Gücü: Gönüllülük
- Gönüllülük Çalışmaları Dersiyle Teori Ve Pratik Bir Arada
- Vazgeçilen her sigara sağlıklı bir hayatın kapısını aralar”
- Çocuklarımızı sigaradan nasıl koruruz?
- Sigara stresi azaltmaz, sigarasızlık stres oluşturur
- Şimdi tam zamanı!
- “Bırakabilirsin” mobil uygulamasıyla sigaradan kurtulun!
- Fizikselden Sanala Yeni Bir Şiddet Türü: Siber Zorbalık
- Ergenler Sosyal Medya Bağımlılığında Risk Grubunda
- Geleneksel Değerler Çocukları Koruyor
- Sosyal Medyada Dayatılan Güzellik Büyük Bir Yanılgı
- Çocuklarınız İçin Ulaşılabilir Ebeveynler Olun
- Pandemi Sonrasında Toplumları Bekleyen Tehlike: Çevrim İçi Kumar Bağımlılığı
- Aileler Tedavi Sürecine Aktif Olarak Dahil Olmalı
- Alkol Kontrol Politikaları Toplumları Koruyor
- “Alkol Bağımlısı Kişilerin Çocuklarının Ruh Sağlığını Yakından Takip Edilmeli”
- Alkol Aile İçi Şiddette Risk Faktörü
- Alkol Bağımlılığını Anlamaya Yönelik Faaliyetler
- Alkol Bağırsak Sağlığını Bozuyor
- Alkol Bağımlılığıyla Asırlık Mücadele: YEŞİLAY
- “Gençliğin En Büyük Sorunu Büyüyememek”
- İyi Arkadaş Çevresi Bağımlılıklardan Uzak Tutar
- Davranışsal Bağımlılıklar En Çok Genç ve Ergenleri Etkiliyor
- Çocuğum Madde Kullanıyor mu?
- Gençlerin Gözünden Bağımlılıklar
- Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması, Edebiyat ve Sanatla Farkındalık Oluşturuyor
- Antikten Moderne 28 Asırlık Yolculuk
- Türkiye’nin En Başarılı Olimpiyat Tecrübesi TOKYO 2020’nin Ardından
- Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur
- Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü
- Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur
- “Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”
- Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?
- “Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”
- YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler
- Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu
- “Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”
- Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil
- “Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”
- Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!
- Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor
- Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde
- Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi
- Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur
- Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı
- “Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”
- “Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”
- Evde Hareketsiz Kalmayın!
- Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?
- Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz
- “Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”
- “Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”
- Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor
- “Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”
- "Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"
- Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?
- Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!
- Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor
- “Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”
- Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur
- “Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”
- Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı
- Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor
- Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular
- Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar
- Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele
- Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur
- “Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”
- “Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”
- “Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”
- “Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”
- "Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"
- “Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”
- “Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”
- Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü
- "Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"
- Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor
- "Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"
- “Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”
- Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı
- Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda
- "Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"
- “Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”
- Doğru Rol Model Olmak Önemli
- “Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”
- Mutluluk Ailede Başlar
- “Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”
- Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor
- “Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”
- Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nervoza
- Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği
- “Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”
- Ekolojik Yaşam Arayışları
- “Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”
- Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?
- Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor
- "Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"
- "Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"
- Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü
- Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği
- Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım
- "Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"
- “Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”
- Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?
- Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!
- Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı
- Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor
- Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor
- Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik
- Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?
- Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!
- Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi
- Alkol Vücuda Neler Yapar?
- “İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”
- Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu
- Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük
- "İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay
- Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay
- Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…
- Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir
- Vakıf ve Gönüllülük Üzerine
- "Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"
- Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?
- Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi
- "Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"
- 10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem
- "Şişenini Dibi"nden Görünenler
- İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!
- Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"
- Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"
- "Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor
- Hayat da Eğitim de Eve Sığar
- Korona Günlerinde Ev Hayatı
- Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”
- Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş
- El Hijyeni Virüsten Korur
- Evde Düzen İçin İpuçları
- Bahane Yok! Oyun Vakti
- Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?
- "Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"
- Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin
- Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli
- Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor
- Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey
- Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"
- DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var
- E-Spor Obeziteye Neden Oluyor
- Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?
- Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak
- Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var
- Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak
- Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele
- Elektronik Sigara Can Almaya Devam Ediyor Can Almaya Devam Ediyor
- Elektronik Sigara da Sigara Kadar Zararlı
- Doç. Dr. Toker Ergüder: Elektronik Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor
- İlaç, Şifa Mı Bağımlılık Mı?
- İlaç Bağımlılığı Tedavisi Kişiye Özeldir
- Reçetesiz ve Kontrolsüz Steroid Kullanımı Sağlığı Doğrudan Tehdit Ediyor
- İlaç Suiistimali Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu
- Opioid Grubu İlaçların Kötüye Kullanımında Artış Var
- İlaçların Kötüye Kullanımı Toplumsal Refahı Tehdit Ediyor
- Bağımlılıkların Bıraktığı Tahribatı Doğru Beslenme Onarabilir
- Düzenli Aile Sofraları Bağımlılık Riskini Azaltır
- Yeşilay, Yeme Bozukluklarını Bir Halk Sağlığı Meselesi Olarak Ele Alıyor
- Egzersiz Bağımlılığı Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor
- Yeme Bağımlılığı ile Problemli İnternet Kullanımı Arasında Çok Yakın Bir İlişki Tespit Ettik
- Gıda Bağımlılığı’ Terimi Metaforik Bir İfade Değil, Nörobiyolojik Bir Gerçekliktir
- Beyin Ödül Sistemini Hedef Alan Gıdalar
- Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadelede YEDAM Desteği
- Sessiz Bir Salgın: Türkiye’de Sanal Kumarın Yayılma Dinamikleri
- Çocukları Sosyal Medyanın Karanlık Yüzünden Nasıl Koruyabiliriz?
- Dünyaca Ünlü Uzmanlar Yeşilay Öncülüğünde Bir Araya Geldi
- Prof. Dr. Heather Wardle: “Bugün Kumar, Tarihin Hiçbir Döneminde Olmadığı Kadar Erişilebilir”
- Davranışsal Bağımlılıklara Karşı Yeşilay Ve Savunuculuk
- Dr. Tasnim Atatrah: “DSÖ Davranışsal Bağımlılıkları Yakından İzliyor”
- Prof. Dr. Marc Potenza: “Davranışsal Bağımlılıklar Da En Az Kimyasal Bağımlılıklar Kadar Ciddiye Alınmalı”
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Davranışsal Bağımlılıklar Önemli Bir Halk Sağlığı Problemi Hâline Gelmiş Durumda”
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: "İnsanın Sahip Olduğu En Önemli Teknoloji Beyni ve Bedenidir"
- Kış Depresyonunun Bağımlılıklara Etkisi
- Bağımlılıkta Mücadelede Psikososyal Destek Kavramı Ve YEDAM Modeli
- Bağımlılık Tedavisinin Önündeki Görünmez Duvar: Stigma
- Kişilik Bozuklukları ve Bağımlılık İlişkisi
- YEDAM’dan Bütüncül ve Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı
- Bağımlılıkta Kırılgan Zemin: Psikolojik Sorunlar Neden Mi, Sonuç Mu?
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Ergenlik, Bağımlılık Açısından Kritik Bir Dönemdir”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Bağımlılık Kişiyi Bedensel ve Varoluşsal Bir Esarete Sürükler”
- Hilal-İ Ahdar'ın Nuru: Yeşil Gözlü Yâre Bir Hatıra
- Yeşilay Olmasaydı Ne Olurdu?
- Geleceği Tasarlamak Bağımsızlık Yolculuğunun Mimarlığı
- Bağımlılıklarla Mücadelede Stratejik Bir Gereklilik: Yeşilay Şubeleri ve Yerel Yönetimler İş Birliği
- Türkiye Yeşilay Cemiyetinin Dünyadaki Öncü Rolü
- Dünden Bugüne Kumarla Mücadelede Yeşilay Dijital Kumar Çağında Küresel Stratejiler
- Dünden Bugüne Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay Madde Bağımlılığında da Önleyici ve Öncü Mücadele
- Dünden Bugüne Tütün Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay 106 Yılın Emeği ve Kararlılığı
- Dünden Bugüne Alkolle Mücadelede Yeşilay Takvim Değişti, Mücadele Aynı
- Kuruluşundan Günümüze Kadar Yeşilay Cemiyetinin Çıkardığı Dergiler Yeşilay Tarihinin Eşlikçileri: Yeşilay Dergileri
- Yeşilay’ın Kurucularından Belgeler
- Yeşilay’ın Hafızası
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Toplumun Bütün Bireylerinin Bu Mücadelede Sorumluluk Alması Gerekiyor”
- Sağlıklı Nesiller Ailede Başlar, Gönüllülükle Güçlenir
- Kendini Gerçekleştirme Yolculuğunda Rehberlik
- Sağlıklı Nesiller İçin Bağımlılığı Önleme Çalışmaları
- Tedavi Ve Rehabilitasyon Süreci: İlmek İlmek Hayata Yeniden Bağlanmak
- Çocuk, Bağımlılık ve Damgalama
- Bağımlı Çocuğu Olan Aileler İçin Yol Haritası
- Hayır Diyebilmek Neden Önemli?
- Dijital Mahremiyet ve “Sharenting” Kavramı
- Doç. Dr. Ömer Kardaş: “Çocukluk çağı travmaları ve bağımlı ebeveyn, bağımlılık riskini artırıyor”
- Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Çocuklarda ruh sağlığı geleceğe yapılan en değerli yatırımdır”
- Ergenlik mi, Bağımlılık mı?
- Medyada Bağımlılığın Sessiz Yükselişi: Gençler İçin Normalleşen Riskler
- Bağımsız Gençlik ve Önleme Faaliyetleri
- Gençliğin Kırılgan Eşiği: Bağımlılıklar Ve Koruyucu Stratejiler
- Dünden Bugüne İnternet Bağımlılığı ile Mücadelede Yeşilay
- Tüm Boyutlarıyla Ergenlerde Bağımlılık
- Bağımsız Gençlik Kültürü Nasıl İnşa Edilir?
- Yeşilay Spor Kulübü Başkanı Hasan Siret Albayrak: “Spor, Gençlere Bağımsız Bir Kimlik Kazandırır”
- Samet Koca: “Yeşilay Gençleri Sadece Korumuyor, Güçlendiriyor”
- Madde Bağımlılığı Tedavisinde Bütüncül Bir Yaklaşım: Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleri
- Ailede Madde Bağımlılığıyla Mücadele: Doğru Yaklaşım ve YEDAM Rehberliği
- Madde Bağımlılığında Sosyal Dışlanmadan Sosyal İçermeye: Sosyal Politikalar ve YEDAM Modeline Bakış
- Madde Kullanımını Bıraktıktan Sonra Neler Oluyor?
- Küreselde ve Yerelde Madde Kullanımı
- Madde Bağımlılığı İle Mücadelede Koruyucu ve Önleyici Yaklaşımlar
- Madde Bağımlılığına Giden Yol: Riskler ve Erken Belirtiler
- Görünmez Tehlike: Sentetik Maddeler ve Dijital Çağda Bağımlılığın Dönüşümü
- Doç. Dr. Ebru Aldemir: “Yardım İstemek İçin ‘Dibe Vurmayı’ Beklemek Gerekmez”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Asıl Hedefimiz, Gençlerin Bu Döngüye Hiç Girmemesi”
Aç Olmadığımız Hâlde Neden Yemek Yiyoruz?
Klinik Psikolog Dr. Merve Gülçin Temizyürek’le duygusal açlığın altında yatan nedenleri, daha çok kimlerde görüldüğünü, bu rahatsızlıkta nasıl bir tedavi sürecine başvurulduğunu konuştuk.
“Duygusal açlık” kavramını nasıl açıklarsınız?
Duygusal açlık aslında çoğumuzun hayatında bir şekilde deneyimlediği ama tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz bir durum. Bunu en basit hâliyle şöyle anlatabiliriz. Normalde yemek yeriz çünkü açızdır, midemiz guruldamaya başlar, enerji seviyemiz düşer. Ama duygusal açlıkta durum bambaşkadır, tok olabilirsiniz, hatta biraz önce yemek yemiş olabilirsiniz ama yine de kendinizi buzdolabının önünde bulursunuz.
Literatürdeki tanımlardan biri bu durumu şöyle açıklıyor: açlık gibi fizyolojik nedenler haricinde, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yemek yeme davranışı. Yani bedeniniz değil, ruh hâliniz sizi yemeye itiyor. Bir başka tanımda ise bu durum, duygusal çatışmalar ve psikolojik olaylar sonucu ortaya çıkan, kaygı ve endişe gibi duyguları azaltmak için yapılan yeme davranışı olarak açıklanıyor.
Günlük hayattan örnekler verecek olursak örneğin işte çok stresli bir gün geçirdiniz, eve geldiniz ve kendinizi çikolata yerken buldunuz. Ya da bir arkadaşınızla tartıştınız, çok üzgünsünüz ve kendinizi patates cipsi yerken buluyorsunuz. Hatta bazen çok mutlu olduğunuzda dahi kutlama için aşırı yemek yiyebiliyorsunuz. Bütün bunlar duygusal açlığın farklı yüzleri.
Duygusal açlığın birkaç önemli özelliği var. Birincisi, bu tamamen fizyolojik açlık sinyallerinden bağımsız çalışıyor. Yani mideniz tok olsa bile, duygusal durumunuz sizi yemeye itiyor. İkincisi, belirli duygusal tetikleyicileri var; stres, üzüntü, kaygı, yalnızlık, hatta mutluluk bile tetikleyici olabiliyor. Üçüncüsü, yemek yediğinizde geçici bir rahatlama hissediyorsunuz. O an için kendinizi iyi hissediyorsunuz ama bu çok kısa sürüyor. Dördüncüsü, sonrasında suçluluk hissi geliyor. “Yine neden yedim?”, “Kendimi kontrol edemedim” gibi düşünceler başlıyor. Ve bu suçluluk hissi sizi daha fazla duygusal yemeye itiyor. Böylece kısır bir döngü oluşuyor.
DUYGUSAL BOŞLUKLARIN TAMAMLAYICISI OLARAK AŞIRI YEMEK YEMEK
İnsan aşırı yiyerek hangi duygusal boşluklarını tamamlaya çalışıyor?
Bu soru gerçekten önemli çünkü duygusal yemenin altında yatan nedenleri anlamamız gerekiyor. İnsanlar aşırı yemek yediğinde aslında çok farklı duygusal ihtiyaçları karşılamaya çalışıyor.
Birinci boşluk, olumsuz duygularla başa çıkma ihtiyacı. Hayatta hepimiz zor anlar yaşıyoruz. Kaygı duyuyoruz, endişeleniyoruz, korku hissediyoruz, yalnız hissediyoruz, değersiz hissediyoruz. Bazen bu duygularla başa çıkmakta zorlanabiliyoruz. Psikosomatik teoriye göre, insanlar korku, kaygı, yalnızlık, değersizlik ve endişe gibi duyguları bastırmaya çalışıyor. Peki, nasıl? Yemek yiyerek. Yapılan çalışmalarda depresyon, anksiyete ve stres ile duygusal yemenin ilişkili olduğu bulunmuş. Yani ne kadar depresif, kaygılı ve stresli hissediyorsak, o kadar duygusal yemeye yöneliyoruz.
Şunu anlamanız lazım: Yemek yemek bu olumsuz duyguları geçici olarak susturuyor. O an için rahatlıyoruz, sanki bir nebze olsun o duygulardan kurtulduğumuzu hissediyoruz. Ama bu rahatlama ne kadar sürüyor? Çok kısa. Sonra ne oluyor? O duygular geri geliyor, üstüne bir de suçluluk ekleniyor.
İkinci boşluk, kendi farkındalığından kaçış ihtiyacı. Literatürde Kaçış Teorisi'nden bahsediliyor. Bu teoriye göre, insanlar kendilerine dair olumsuz düşüncelerden, yüksek hedeflerine ulaşamama korkusundan ve kendilerini eleştirmekten kaçmak için yemeye yöneliyor. Şöyle düşünün, hayatta hepimizin kendimize dair beklentileri var. “Şu yaşa kadar şunu başarmış olmalıyım”, “Daha iyi bir insan olmalıyım”, “Daha başarılı olmalıyım” gibi... Ama bu hedeflere ulaşamadığınızı düşündüğünüzde ne oluyor? Kendinizi eleştirmeye başlıyorsunuz. “Ben başarısızım”, “Ben yetersizim” gibi düşünceler baş gösteriyor. Kişi bu düşüncelerle baş edemiyor ve bunlardan kaçmak istiyor. Yemek yeme eylemi tam da bu noktada devreye giriyor. Yemek yerken, dikkatinizi tamamen yemeğe veriyorsunuz ve o an için kendini eleştiren iç sesinizden kurtulmuş oluyorsunuz. Yemek bir tür dikkat dağıtıcı gibi çalışıyor.
Üçüncü boşluk, bağlanma ve ilişkisel ihtiyaçlar. Yalnızlık, sosyal izolasyon, değersizlik hissi ve duygusal boşluk önemli tetikleyiciler olarak öne çıkıyor. İnsan sosyal bir varlık, hepimizin sevgi, ilgi, kabul görme ihtiyacı var. Ama bazen bu ihtiyaçlarımız karşılanmıyor. Arkadaşlarımızdan, ailemizden, eşimizden alamadığımız doyumu, tatmini veya sevgiyi nereden alıyoruz? Yemekten. Yemek bir tür telafi mekanizması oluyor.
Bu durum özellikle aleksitimi ile de ilişkili. Aleksitimi duyguları tanıma ve ifade etme güçlüğü demek. Yapılan çalışmalarda aleksitimik bireylerin duygusal olarak zorlandığında, duygusal bir zorlanmanın meydana geldiğini kabullenemediği ve duygularını ifade edemediği belirtiliyor. Bu yüzden bedensel bir savunma geliştiriyorlar. Yani kişi duygularını söze dökemediği için, onları yemekle bastırmaya çalışıyor.
Dördüncü boşluk, nörokimyasal eksiklikler. Beynimizde dopamin, serotonin, endorfin gibi nörotransmiterler var. Bu nörotransmiterler dengesiz olduğunda beyin bir eksiklik hissediyor ve bu eksikliği gidermek için hızlı bir çözüm arıyor. En hızlı çözüm ne? Şekerli ve yağlı yiyecekler. Yapılan araştırmalarda yüksek şekerli gıdaların beynin ödül devrelerini aktive ettiği gösterilmiş. Bu tür gıdalar dopamin ve endorfin sistemlerini harekete geçiriyor. Bu da tatmin ve haz hissi veriyor. Beyin bu davranışı tekrar etmek istiyor.
İnsan aç olmadığı hâlde neden yemek yer?
Bu soru aslında bir önceki soruyla bağlantılı ama biraz daha mekanizmaya odaklanalım. İnsan aç olmadığı hâlde nasıl oluyor da yemek yiyor? Burada beyin kimyası, psikolojik mekanizmalar ve öğrenilmiş davranışların karmaşık etkileşimi var. Bunu daha iyi anlayabilmek için beş farklı meseleden bahsedebiliriz.
Birinci mesele beynimizin ödül sistemi. Yapılan araştırmalarda şeker tüketiminin dopamin salınımını artırdığı gösterilmiş. Dopamin beynin “ödül sistemi”. Ne zaman bir şey bizi mutlu etse, ne zaman bir şeyden haz alsak, dopamin salınıyor. Bir parça çikolata yediniz. Beyninizdeki dopamin sistemi aktive oldu. Dopamin salındı. Haz hissettiniz. Beyin “Bu çok güzeldi! Bunu tekrar yapalım” diyor. Ve bu hazzı tekrar yaşamak istiyor.
Özellikle şekerli ve yağlı yiyecekler beyinde uyuşturucu maddelerle benzer etki yaratıyor. Araştırmalarda kronik yüksek şeker tüketiminin beynin ödül sistemlerini değiştirdiği, artan istek ve bağımlılığa yol açtığı bulunmuş. Hatta bu değişimin sadece geçici değil kalıcı değişikliklere yol açtığı da gösterilmiş. Mekanizma şöyle işliyor: ilk başta bir parça çikolata yeterli geliyor. Ama zamanla beyin tolerans geliştiriyor. Aynı hazzı almak için daha fazla şeker gerekiyor. Bugün bir parça yeterli olan, bir ay sonra yarım paket, üç ay sonra tüm paket hâline geliyor. Yani ne kadar çok şeker yerseniz, beyin o kadar çok şeker istiyor. Bir kısır döngü oluşuyor.
İkinci mesele duyguları fiziksel açlıktan ayırt edememe. Yapılan çalışmalarda duygusal yeme eğilimi yüksek olan kişilerde, olumsuz ruh hâli sonrasında dikkat performansında belirgin bozulma görülmüş. Ne demek bu? Kişi üzgün, stresli ya da kaygılı olduğunda, dikkat fonksiyonları bozuluyor. Ve bu durumda kişi duygularını doğru yorumlayamıyor. “Ben şu an üzgünüm” yerine “Ben şu an açım” diye yorumluyor ve yemek yiyor.
Aleksitimik bireylerde de benzer durum söz konusu. Bu kişiler “Üzgünüm”, “Kızgınım”, “Kaygılıyım” diyemiyor. Bunun yerine “Midem bulanıyor”, “İçim karıncalanıyor”, “Bir şeyler yemem lazım” gibi bedensel ifadeler kullanıyorlar. Duygusal deneyimi bedenselleştiriyorlar ve bu bedensel huzursuzluğu açlık olarak yorumluyorlar.
İçiniz sıkılıyor, huzursuz hissediyorsunuz, midenizde bir şeyler oluyor. Ama bu gerçek açlık mı yoksa duygusal bir durum mu? Çoğu insan bunu ayırt edemiyor. “Galiba açım” diyor ve yemek yiyor. Ama aslında aç değil, üzgün.
Üçüncü mesele öğrenilmiş bir başa çıkma stratejisi. Yapılan araştırmalarda bireylerin olumlu olmayan duyguları yaşadığında ve bu duygularla başa çıkamayacaklarını düşündüğünde, kaçınan davranışlar sergilediği görülmüş. Bu durumun da yeme tutumlarıyla ilişkili olduğu bulunmuş. Hayatınızda bir kez stresli bir durumda yemek yediniz ve geçici olarak rahatladınız. Beyin bunu kaydetti. “Stresli olduğumda yemek yersem rahatlıyorum” dedi. Sonra tekrar stresli bir durum oldu, yine yemek yediniz, yine rahatlama hissettiniz. Beyin bunu pekiştirdi. Zamanla bu bir alışkanlık hâline geldi. Artık stresli olduğunuzda otomatik olarak yemeğe yöneliyorsunuz. Bu öğrenilmiş bir davranış.
Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, sınav dönemlerinde öğrencilerin yeme alışkanlıklarında değişiklik yaşadığı, özellikle şekerli ve yüksek kalorili atıştırmalıklara yöneldikleri bulunmuş. Öğrenciler bu durumu, “Ders çalışırken sürekli bir şeyler atıştırıyorum, yoksa konsantre olamıyorum” diye tarif ediyorlar. Ama aslında olan şu: sınav stresi kaygıya, kaygı öğrenilmiş tepki olarak yemek yemeye, yemek yeme geçici rahatlama ve geçici rahatlama da davranışın pekişmesine yol açıyor.
Dördüncü mesele hormonal dengesizlikler. Yeme davranışımız hormonal bir sistem tarafından düzenleniyor. Ghrelin yani açlık hormonu, leptin yani tokluk hormonu, insülin, kortizol ve birçok başka hormon bu sistemde rol oynuyor. Bu hormonlardan herhangi biri dengesiz olduğunda, beyin yanlış sinyaller alabiliyor. Ghrelin mide tarafından salgılanır ve beyne “Aç” sinyali gönderir. Leptin ise yağ hücreleri tarafından salgılanır ve beyne “Tok” sinyali gönderir. Normal koşullarda bu iki hormon dengede çalışır. Ama kronik stres, uyku eksikliği, düzensiz beslenme bu dengeyi bozar. Yapılan araştırmalar uyku eksikliğinin ghrelin seviyesini artırdığı ve leptin seviyesini azalttığını gösteriyor. Yani geceleri uyanık kaldığımızda bir şeyler atıştırmak istememizin nedeni bundan kaynaklanıyor olabilir. Ya da sadece bir gece kötü uyuduğumuzda, ertesi gün beynimiz “Çok açsın!” mesajı alıyor, oysa bedenimiz gerçekten aç değil. Ve böyle durumlarda özellikle yüksek kalorili, şekerli yiyeceklere karşı istek artıyor.
Beşinci ve son olarak bilişsel kaynaklarımız, dikkat ve iradenin rolü. İrade sınırlı bir kaynaktır. Tıpkı bir kas gibi, kullandıkça yorulur. Gün boyunca sürekli kendinizi kontrol etmeye çalışıyorsanız y-emek yememeye, diyete uymaya, öfkenizi bastırmaya, sabırlı olmaya- bu bilişsel kaynaklar tükeniyor. Ve akşam eve geldiğinizde artık kontrol edecek gücünüz kalmıyor.
DUYGUSAL AÇLIĞIN TEDAVİSİ
Duygusal açlığa nasıl bir terapi süreci uygulanıyor? Bunu bir hastalık olarak kabul edersek tedavi nasıl yapılıyor?
Duygusal açlık, hastalıktan ziyade bir neden ya da sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Bazen altta yatan psikolojik sorunların (depresyon, anksiyete, travma vb.) bir belirtisi, bazen de yeme bozukluklarının tetikleyicisi veya sürdürücüsü olabiliyor. Bu nedenle, duygusal açlığı bir hastalık olarak kabul edersek, tedavisinin çok yönlü ve bütüncül olması gerekiyor.
Tedaviye başlamadan önce kapsamlı bir değerlendirme yapılması şart. Bu değerlendirme çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor ve hastanın biyolojik, psikolojik ve sosyal tüm yönlerini ele almak gerekiyor.
İlk olarak psikiyatrik değerlendirme yapılmalı. Depresyon, anksiyete, travma, obsesif kompulsif bozukluk gibi eşlik eden psikiyatrik bozuklukların taranması gerekiyor. Yapılan çalışmalarda depresyon, anksiyete, stres gibi psikolojik durumlar ile duygusal yemenin ilişkili olduğu bulunmuş. Bu nedenle öncelikle altta yatan psikolojik durumları tespit etmek, tedavi planının temelini oluşturuyor. Çünkü duygusal yeme, başka bir psikiyatrik bozukluğun belirtisi olarak ortaya çıkabiliyor.
Yeme bozukluğu değerlendirmesi de detaylı bir şekilde yapılmalı. Tıkınırcasına yeme epizodları, kusma, aşırı egzersiz, laksatif kullanımı gibi telafi davranışları, kısıtlayıcı yeme davranışları değerlendirilmeli. Bu ayrım tedavi planlamasında önemli çünkü her grubun farklı müdahale stratejilerine ihtiyacı var.
Narrative terapinin temel ilkesi “Kişi problem değildir, problem problemdir” anlayışıdır. Duygusal yeme davranışı kişinin kimliğinden ayrıştırılır. Böylece kişi “Ben duygusal yiyiciyim” yerine “Bazen duygusal yeme yaşıyorum” der. Bu ayrım önemlidir çünkü sorunla özdeşleşmeden ona farklı açıdan bakılabilir. Narrative terapi, insanların çoklu hikâyeleri olduğunu kabul eder. Duygusal yeme sorunu yaşayan biri kendini sadece bu sorun üzerinden tanımladığında, diğer yaşadıklarını ve güçlü yönlerini göz ardı eder. Kişi duygusal yeme hikâyesini ve hatalarını çok tekrar edince bu “baskın hikâye” hâline gelir. Kendini sadece bu hikâye çerçevesinde değerlendirmeye başlar ve kendini daha fazla yargılar. Terapide baskın hikâyeye alternatif olan diğer hikâyeler aranır. Kişinin fark etmediği güçlü anlar, duygularıyla başka türlü başa çıktığı zamanlar ortaya çıkarılır. Narrative terapi, insanları kendi hayatlarının uzmanı olarak görür ve problemle başa çıkacak yetenekleri, becerileri olduğunu kabul eder. Yeniden yazma sürecinde kişi hayat hikâyesini yeniden oluşturur. Eski hikâye “Ben duygularımla başa çıkamam” iken, yeni hikâye “Öğrenme sürecindeyim, zorlandığım ama güçlü olduğum anlar da var” şekline dönüşebilir. Kişinin değerleri keşfedilir ve bu değerler doğrultusunda yeni bir hikâye oluşturulur. Duygusal yemeye direniş gösterilen "eşsiz çıktılar" bulunur ve bu anlar alternatif hikâyeyi güçlendirir. Sonuç olarak narrative terapi, kişiye kendi hikâyesinin yazarı olma imkânı verir ve duygusal yeme ile olan ilişkisini dönüştürmeye yardımcı olur.
“DEPRESYON VE DUYGUSAL YEME ARASINDA İKİ YÖNLÜ BİR İLİŞKİ VAR”
Duygusal açlıktan kaynaklanan aşırı kilo alımı insanı depresyona sürükler mi?
Evet ve bu ilişki açık bir şekilde çalışmalarda ortaya konuyor. Üstelik bu iki yönlü bir ilişki, yani hem depresyon duygusal yemeye yol açıyor, hem de duygusal yemeden kaynaklanan kilo alımı depresyona yol açıyor. Yapılan çalışmalar, obez bireylerin daha yüksek seviyede depresyon yaşadığını ve beden kitle indeksi ile depresyon arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösteriyor. Kilo arttıkça depresyon riski de artıyor. Bu ilişki bir kısır döngü şeklinde işliyor; kişi duygusal sorunlarla başa çıkmak için yemek yiyor, aşırı kilo alıyor, beden imajı bozuluyor, benlik saygısı düşüyor, sosyal izolasyonu artıyor, depresyonu gelişiyor ve depresyonla başa çıkmak için tekrar yemeğe yöneliyor. Bu döngü böyle devam ediyor. Yapılan çalışmalarda elde edilen önemli bir bulgu, bireylerin olumsuz duyguları ve bu duygularla başa çıkamayacaklarını düşünmelerinin kaçınan davranışlar sergilemelerine neden olduğu ve bu durumun yeme tutumlarıyla ilişkili olduğu. Kişi duygularıyla başa çıkamayacağını düşündüğü için kaçınma davranışları sergiliyor ve bu da yeme sorunlarına yol açıyor. Fiziksel sağlık sorunları da depresyonu tetikliyor. Araştırmalar, aşırı şeker tüketiminin obezite, diyabet, kalp hastalıklarına yol açtığını gösteriyor. Bu fiziksel hastalıklar psikolojik sağlığı da olumsuz etkiliyor. Beden kitle indeksi arttıkça hem duygusal yeme hem de depresyon riski artıyor. Çalışmalarda beden kitle indeksi arttıkça yeme davranış patolojisinin de arttığı bulunmuş. Elbette sosyal boyut da önemli bir faktör.
Duygusal yeme de bir tür bağımlılık mıdır?
Duygusal yemenin bağımlılık olup olmadığı tartışmalı bir konu ve araştırmalardaki bulgular karmaşık bir tablo çiziyor. Bu konuyu değerlendirirken önemli bir ayrım yapmak gerekiyor; yemek yemek temel bir biyolojik ihtiyaçtır ve yaşamak için gereklidir, ancak şeker tüketmek temel bir ihtiyaç değildir. Bu ayrım, şeker bağımlılığı kavramını daha anlamlı hâle getiriyor çünkü şeker tüketimi yaşamsal bir gereklilik olmadığı hâlde kişi bırakamıyor ve kontrol kaybı yaşıyor. Günümüzde yeme bağımlılığı henüz DSM veya ICD gibi resmi tanı sistemlerinde ayrı bir bozukluk olarak yer almıyor, bu da konunun bilimsel tartışmalara açık olduğunu gösteriyor. Yapılan kapsamlı bir incelemede, insanlarda şeker bağımlılığını destekleyen kanıtların sınırlı olduğu belirtiliyor ve araştırmacılar önemli bir ayrım yapıyor: bağımlılık benzeri davranışlar sadece aralıklı şeker erişimi bağlamında ortaya çıkıyor ve bu davranışlar şekerin nörokimyasal etkilerinden değil, lezzetli yiyeceklere aralıklı erişimden kaynaklanıyor. Çalışmada, kanıt yetersiz olduğu için şeker bağımlılığı kavramının aceleyle bilimsel literatüre ve kamu politikalarına dahil edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Bağımlılıklar ve yeme alışkanlıkları arasında nasıl bir ilişki var? Bu noktada duygusal açlıkla bağımlılıklar arasındaki ilişkiyi de nasıl değerlendirmeliyiz? Duygusal açlık diğer bağımlılıklara ya da bağımlılıklar duygusal açlığa neden olabilir mi?
Bağımlılıklar ve yeme alışkanlıkları arasında güçlü bir ilişki var. Her iki durum da beynin ödül sisteminde merkezi rol oynuyor ve araştırmalarda yüksek şeker tüketiminin beynin ödül devrelerini aktive ettiği, dopamin ve endorfin sistemlerini harekete geçirdiği belirtiliyor. Aynı mekanizma alkol, uyuşturucu gibi madde bağımlılıklarının yanı sıra kumar, internet, alışveriş, oyun gibi davranışsal bağımlılıklarda da aktif oluyor. Mezolimbik dopamin yolu hem madde bağımlılığında hem davranışsal bağımlılıklarda hem de duygusal yemede aktive olmakta ve kronik yüksek şeker tüketimi bu sistemleri değiştirerek beynin ödül sisteminin hassasiyetini artırıyor. Yapılan çalışmalarda, şeker tüketiminin amfetaminlere karşı çapraz duyarlılaşma yarattığı ve şeker tüketen farelerin uyarıcı maddelere karşı daha hassas hâle geldiği gösteriliyor. Bağımlılık transferi kavramı önemlidir ve bariatrik cerrahi sonrası hastaların madde kullanım bozukluğu geliştirme olasılığını inceleyen çalışmalar bu kavramı destekliyor, yani kişi bir bağımlılığı engellendiğinde yerine başka bir bağımlılık geliştirebiliyor. Hem bağımlılıklar hem de duygusal yeme için ortak risk faktörleri bulunuyor ve bunlar arasında aleksitimi, travma ve stres, düşük öz kontrol, depresyon ve anksiyete, genetik yatkınlık, dikkat eksikliği gibi faktörler yer alıyor. Kaçış teorisi hem madde bağımlılığı hem davranışsal bağımlılıklar hem de duygusal yeme için geçerli ve her durumda kişi olumsuz duygulardan kaçmak için maddeyi, davranışı veya yemeyi kullanıyor. Duygusal açlık ve diğer bağımlılıklar arasındaki ilişki iki yönlü işliyor.
Özellikle ekran karşısında yemek yemek çok yaygın görülen bir durum. Bu durum duygusal açlıkla ve ekran bağımlılığıyla irtibatlandırılabilir mi?
Ekran karşısında yemek günümüzde oldukça yaygın bir alışkanlık hâline geldi ve bu durum hem duygusal açlık hem de ekran bağımlılığı ile ilişkilendirilebiliyor. Yapılan çalışmalarda ekran kullanımının yeme davranışlarını farklı şekillerde etkilediği görülüyor. Ekran karşısında yemek yediğimizde dikkatimiz bölünüyor ve bu durum farkındalıksız yemeye yol açıyor. Beyin aynı anda hem ekrandaki içeriğe hem de yemeğe tam olarak odaklanamadığı için tokluk sinyallerini geç algılıyor ve normalden daha fazla yiyebiliyoruz. Araştırmalarda televizyon izleyerek veya telefona bakarak yemek yiyen kişilerin daha fazla kalori tükettikleri ve doygunluk hissini daha geç yaşadıkları ortaya konulmuş. Ekran karşısında yemek aynı zamanda duygusal açlığı tetikleyen bir durum hâline gelebiliyor çünkü ekran başında olduğumuzda genellikle yalnızlık, can sıkıntısı, stres gibi duygularla başa çıkmaya çalışıyoruz. Ekran içerikleri ve yemek birlikte bir kaçış yolu oluşturuyor, olumsuz duygularımızdan uzaklaşmak için hem ekrana hem de yemeğe yönelebiliyoruz. Bu durum zamanla koşullanmaya dönüşüyor ve beyin ekran ile yemeyi birbirine bağlıyor, yani ekran açıldığında otomatik olarak yeme isteği ortaya çıkabiliyor. Ekran bağımlılığı ve yeme bağımlılığı benzer mekanizmaları paylaşıyor ve her ikisi de beynin ödül sistemini aktive ediyor.