Makaleler
bagimsiz-genclik-ve-onleme-faaliyetleri.jpg

Bağımsız Gençlik ve Önleme Faaliyetleri

Etkili bir önleme için gençliği doğru anlamak ve tanımak gerekiyor. Gerçek önleme, gencin bağımlılığa "evet" demesine gerek kalmayacak kadar dolu bir hayat kurmasına destek olmakla başlıyor. Yani asıl mesele, neleri engelleyeceğimizden çok neleri inşa edeceğimiz sorusu üzerinden ilerliyor.

Gençlik, çocukluktan yetişkinliğe uzanan, insanın kendini aradığı, kim olduğunu anlamaya çalıştığı bir dönemi ifade ediyor. Bu süreçte en çok öne çıkan kavramlardan biri de “bağımsızlık”. Gençler kendi kararlarını almak, kendi yollarını çizmek ve hayatlarını kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirmek istiyor. Kısacası bağımsız olmak gençlik için güçlü bir ihtiyaç. Ancak bugün bu bağımsızlık meselesine biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Çünkü gençler hiç olmadığı kadar fazla seçeneğe sahipken, aynı zamanda hiç olmadığı kadar fazla etki altında. Dijital dünya, sosyal medya, akran baskısı ve sürekli maruz kalınan içerikler… Tüm bunlar, gençlerin kararlarını ne kadar kendi başlarına aldıkları sorusunu da beraberinde getiriyor. Yani gençler bağımsız olmak istiyor; ama gerçekten ne kadar bağımsızlar?

BAĞIMSIZLIK VE BAĞIMLILIK ARASINDAKİ ÇİZGİ

Tam da bu noktada bağımsızlık ile bağımlılık arasındaki çizgi incelmeye başlıyor. Araştırmalar, gençlerin farklı bağımlılık türleriyle oldukça erken yaşlarda karşılaştığını gösteriyor. Avrupa’da 15-16 yaş grubundaki gençlerin yaklaşık %73’ü hayatında en az bir kez alkol denemiş durumda. Yıllar içinde alkol ve sigara kullanımında genel bir düşüş görülse de bu tablo bizi tamamen rahatlatmıyor, çünkü riskler biçim değiştiriyor. Örneğin e-sigara kullanımı hızla yaygınlaşıyor; aktif kullanım oranı %18’den %28’e yükselmiş durumda ve gençlerin neredeyse yarısı hayatında en az bir kez e-sigara denediğini söylüyor.

Benzer şekilde, dijitalleşmeyle birlikte davranışsal bağımlılıklar da giderek daha fazla karşımıza çıkıyor. Gençler günlerinin önemli bir bölümünü sosyal medyada geçiriyor, Türkiye’de 15-24 yaş grubunda bu süre günde dört saati aşıyor ve bu süre boyunca karşılarına çıkan içerikler çoğu zaman riskli davranışları sıradanlaştırıyor.

Yeşilay’ın Sosyal Medya Araştırması da bunu net biçimde ortaya koyuyor. Gençlerin yaklaşık üçte biri kumar ve bahis içerikleriyle sık sık karşılaşıyor, benzer şekilde tütün ve alkol içerikleri de önemli bir görünürlüğe sahip. Ancak daha çarpıcı olan, bu içeriklerin sunuluş biçimi. Gençlerin yaklaşık yarısı, “Herkes yapıyor” mesajı veren ya da eğlenceli akımlar üzerinden özendirme içeren paylaşımlarla karşılaştığını ifade ediyor. Yine önemli bir kısmı, madde kullanımı veya kumarın “iyi hissettiren” ve “eğlenceli” bir deneyim gibi sunulduğu içeriklere maruz kalıyor. Üstelik bu içerikler çoğu zaman fenomenler ve tanınmış kişiler aracılığıyla daha da cazip hâle getiriliyor. Tüm bunlar bize bağımsız bir gençlik için erken önlemenin önlemini gösteriyor. Ancak gençliği doğru anlamadan, onları bağımlılıklardan korumak mümkün olmuyor.

ETKİLİ ÖNLEME İÇİN BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM GEREKİYOR

Etkili bir önleme için gençliği doğru anlamak ve tanımak gerekiyor. Gençlik, “Kimlik mi, rol karmaşası mı?" sorusuyla yüzleşilen bir evredir. Bu dönemde genç, kim olduğunu, neye inandığını, nereye ait olduğunu bulmaya çalışıyor. Kimlik oluşumu yalnızca psikolojik bir süreç değil; değerlerin, ilişkilerin ve yaşam hedeflerinin bir araya gelerek şekillendiği bütüncül bir yapılanmayı içeriyor. Bu süreçte gençten beklenen kazanımlar da oldukça kapsamlı; duygusal açıdan bağımsızlaşmak, akranlarla anlamlı ilişkiler kurmak, bir değerler sistemi geliştirmek ve geleceğe dair gerçekçi hedefler oluşturmak bunların başında geliyor.

SAĞLIKLI BİR KİMLİK GELİŞİMİNİN ÖNEMİ

İşte tam bu noktada bağımlılık meselesi çoğu zaman bu gelişimsel süreçlerin tam ortasına düşüyor. Araştırmalar; kimlik karmaşasının, aidiyet ihtiyacının karşılanamamasının ve duygusal düzenleme güçlüklerinin bağımlılık riskini artırdığını gösteriyor. Başka bir deyişle genç, kim olduğunu bulmakta zorlandığında, bir gruba ait olmak için madde kullanan arkadaş çevresine daha kolay dâhil olabiliyor. Duyguları yönetmeyi öğrenemediğinde ise bu açığı doldurmak için ekrana, alkole ya da başka bir uyarıcıya yönelebiliyor. Üstelik gelişimsel baskıların yoğunlaştığı dönemlerde başa çıkma kapasitesi zorlandıkça riskli davranışlara eğilim de artıyor. Sağlıklı bir kimlik gelişimi, akran baskısı karşısında genci koruyan en güçlü tamponlardan biri olarak öne çıkıyor. Kimliğini netleştirmiş bir genç, riskli davranışlara yönelme baskısıyla karşılaştığında bunu reddetme kapasitesini de taşıyor.

Tüm bu tablo bize önlemenin ne anlama geldiğini yeniden düşündürüyor. Gerçek önleme, gencin bağımlılığa "evet" demesine gerek kalmayacak kadar dolu bir hayat kurmasına destek olmakla başlıyor. Yani asıl mesele, neleri engelleyeceğimizden çok neleri inşa edeceğimiz. Bu inşanın üç temel direği var: anlam, aidiyet ve yeterlilik. Gencin yaptığı şeyin bir değer taşıdığını hissetmesi, kendini güvende hissettiği ilişkiler ve topluluklar içinde yer alması, bir alanda başarı deneyimi yaşaması. Bu üç ihtiyaç karşılandığında bağımlılığın doldurmaya çalıştığı boşluk büyük ölçüde kapanıyor. Karşılanmadığında ise o boşluk her zaman kendini dolduracak bir şey buluyor.

YEŞİLAY’IN ÖNLEME PROGRAMLARI

Yeşilay bu anlayışı çalışmalarının merkezine alarak önlemeyi birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlayan programlar aracılığıyla hayata geçiriyor. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM); tütün, alkol, madde ve teknoloji, kumar bağımlılıklarına karşı farkındalık oluşturmayı hedefleyen birincil önleme programı olarak her yıl yaklaşık 10 milyon öğrenciye ulaşıyor. Yaşam Becerileri Eğitim Programı (YYBE) ise işin bir adım ötesine geçerek gençlere bilgi vermekle yetinmiyor; stresle başa çıkma, duygu yönetimi, karar verme ve akran baskısını reddetme gibi somut beceriler kazandırıyor. Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı (OBM) ise bu tabloya ikincil önleme boyutunu ekliyor. Riskli davranışlar henüz bağımlılığa dönüşmeden, rehber öğretmenler aracılığıyla erken müdahale imkânı sunuyor.

ÜNİVERSİTE DÜZEYİNDEKİ ÖNLEME FAALİYETLERİ


Üniversite yıllarına gelindiğinde tablo farklılaşıyor; genç artık çok daha fazla özerkliğe sahip ama bir o kadar da kendi başına. Genç Yeşilay Üniversite Kulüpleri tam da bu noktada devreye giriyor. Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerde faaliyet gösteren bu kulüpler, gençlere liderlik ve savunuculuk becerileri kazandırmanın yanı sıra onlara anlamlı bir aidiyet alanı sunuyor. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Akran Uygulayıcı Eğitimleri kapsamında yetişen üniversite öğrencileri ise kendi yaşıtlarına ulaşarak önleme zincirinin hem halkası hem taşıyıcısı oluyor.

Boşlukların değil, bağların ve anlamın güçlendiği bir gençlik, gerçek anlamda bağımsızdır. Duygularını tanıyabilen, zorluklarla baş edebilen ve sağlıklı seçimler yapabilecek kapasiteye sahip olan bir genç, en güçlü bağımsızlık biçimine ulaşmış demektir. Gençlerin bu yolculuğunda yalnız olmadığını hissetmesi, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun her bir üyesinin bu sürece dâhil olması; bağımsız ama güçlü bir gençliğin en önemli güvencesidir.