- Pornografinin Gerçek Olmadığı Bilinmeli
- Pornografi, Bireyin ve Toplumun Dengesini Bozuyor
- Erken Yaşta Pornografi Maruziyeti Cinsel Suça Kadar Uzanan Sonuçlara Yol Açabilir
- Pornografi, Bireylerin ‘Normal’ Beden Algısını Bozabiliyor
- Pornografi Kullanımı Cinsel Yaşama Zarar Veriyor
- En Büyük Endişem, Pornografinin Cinsel Normları ve Senaryoları Değiştirmesi
- Ergenlerle İlgili Çalışmalar Gelecekte En Önemli Araştırma Alanları Olacak
- Oyun ve Pornografi: Dijital Dünyada Bağımlılığın Kesişen Yolları
- Pornografi Bağımlılığı, Tanıdık Özellikler Taşıyan Yeni Bir Bağımlılık Türü
- Sağlıklı Toplumun Temeli Halk Sağlığından Geçiyor
- Prof. Dr. Mustafa Taşdemir: “Bağımlılık, Sosyal Bulaşma Yoluyla Yayılıyor”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Dumansız Hava Sahası Bir Halk Sağlığı Politikasıdır”
- Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin: “Sağlık Okuryazarlığı Bağımlılıklara Karşı En Güçlü Koruyucu Zırhtır”
- YEDAM Sosyal Hizmet Uzmanı Alptekin Tekedereli: “Sosyal Hizmet Uzmanları Bağımlılıkla Mücadelede Kritik Bir Rol Üstleniyor”
- Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber: “Çocukların Güçlenmesi İçin Zorlanmalarına Müsaade Etmeliyiz”
- Bağımlılıkların Türkiye Ekonomisine Yıllık Yükü: 78 Milyar Dolar
- Bağımlılıklarla Mücadele Hekimlerin Desteğiyle Daha da Güçlü
- Hukukun Gücüyle Bağımlılıklara Karşı: Yeşilay Hukukçuları
- Gıda Güvenliği ve Bağımlılık Riski Taşıyan Gıdalar
- Dijitalle Başa Çıkın!
- Dijital Medya ve Oyun Bağımlılığına Karşı Küresel Mücadele
- Dr. Daniel Spritzer: “Oyun Tasarımcısının Amacı Eğlence Olmalı, Bağımlılık Değil”
- Klinik Psikolog Süreyya Kitapçıoğlu: “Oyun Bağımlılığıyla Mücadelede Kültürel Duyarlılık Hayati Önemde”
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Yeşilay’ın ‘Denge’ İlkesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı İçin Çok Kıymetli”
- Prof. Dr. Yavuz Samur: “Doğru Tasarlanmış Oyun Çocuğa Pek Çok Beceri Kazandırır”
- YEDAM’dan Oyun Bağımlılığına Bütüncül Yaklaşım
- Dijital Oyun Araştırmaları ve Bir Çözüm Arayışı “Çocuk Dostu” Bir Oyun Derecelendirme Sistemini Geliştirmek
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Alkolsüz bir toplum, nesillerin ve kültürün korunması için atılacak en büyük adımdır”
- Prof. Dr. Perihan Torun: “Alkol tüketimini düşürmek için etkin politikalar uygulanmalı”
- Doç. Dr. Umut Kırlı: “Kadınlarda alkol bağımlılığı erkeklere oranla daha hızlı gelişiyor”
- Alkol Bağımlılığında YEDAM Desteği
- Bağımlılık Danışmanı Simge Kırcan Erdoğan: “Tedavide geçirilen süre uzadıkça başarı oranı artıyor”
- Tatilde Alkol Kullanımı ile Birlikte Sorunlar da Artıyor
- “Uyuşturucu Tedarikçileri Akla Gelmedik Yöntemler Kullanıyor”
- “Madde Bağımlılığı Belirtileri Ergenliğin Doğal İniş Çıkışlarıyla Karıştırılabilir”
- “YEDAM’lar Madde Bağımlılığı Konusunda Ciddi Bir Boşluğu Dolduruyor”
- “Uyuşturucu Endüstrisi Kendisini Sürekli Güncelliyor”
- “Ek Tanı, Bütüncül ve Eş Zamanlı Tedavi Gerektirir”
- Dünyanın En Tehlikeli Uyuşturucusu Metamfetamin
- YEDAM’dan Madde Bağımlılığına Psikososyal Destek
- Uyuşturucuya Karşı Küresel Direniş
- Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Ailenin Tedaviye Katılımı İyileşmede Etkilidir”
- Psikiyatri Uzmanı Dr. Hakan Tokur: “Bağımlılık Tedavisi ‘Yaşamla Yeniden Bağ Kurma’ Sürecidir”
- Uzman Psikolog Kinyas Tekin: “İhmalkârlık Kadar Otoriterlik De Sakıncalı”
- YEDAM’dan Nüks Riskine Karşı Kalıcı Çözümler
- Bağımlılığa Ek Bir Yük: Stigma
- İyileşme Sürecinde Sosyal Hizmetlerin Rolü
- YEDAM Uzman Yardımcısı Niyazi Aydemir: “İyilik koçu tavsiye vermez, rehberlik eder”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Dijital Dünya ve Çocuk İlişkisi Çok Dikkatle Ele Alınması Gereken Bir Konu”
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Teknolojiye Hâkim Olan Aileler Çocuklarını Dijital Bağımlılıklardan Korur”
- “Çocuklar İçin Güvenli Bir Dijital Ekosistem Oluşturmalıyız”
- Dijital Çağda Ebeveyn Olmayı Kolaylaştıran Rehber: Dijital Ebeveynlik
- Ekrana Alternatif 10 Bahar Aktivitesi
- Dijital Dünyada Nasıl Bir E-Beveyn Olmalı?
- Geçmişten Geleceğe Yeşilay
- Bir Asrı Aşan Mücadelede Yeşilay’a Gönül Verenler Anlatıyor
- Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Milat: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay’dan Türkiye’ye Özgü, Dünyada Öncü Modeller
- Yeşilay Gönüllülerle, Gönüllüler Yeşilay’la Büyüyor
- Sağlıklı Nesiller İçin Sınırları Aşan Mücadele
- Arif Çifci: “Yeşilay, Osmanlıdan Cumhuriyete Türkiye’nin tarihidir”
- Prof. Dr. Recep Erol Sezer: “Tütün Kontrolü Nikotin Salgınına Karşı En Büyük Koz”
- Prof. Dr. Toker Ergüder: “Tütün Reklamları Yapay Zekâyla Takip Edilebilir”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Ergenin Hayatını Şekillendiren En Önemli Yapı Ailedir”
- Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği
- YEDAM’la Nefes Alanlar
- Bağımlılıklarla Mücadelede Esas Cephe Tütün Endüstrisinin Sinsi Taktikleri
- Dr. Hüseyin Küçükali ile Yapay Zekâ Desteğiyle Dumansız Bir Sosyal Medya Hakkında Konuştuk
- Tütün Endüstrisinin Çabaları DSÖ’nün de Merceğinde
- Asırlık Tecrübeden Topyekûn Mücadeleye: Bağımsızlık Seferberliği
- Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç: “Bağımsızlık Seferberliği İle Amacımız Bağımlılıklara Karşı Toplumsal Bir Uyanış ve Dayanışma Hareketi Oluşturmak”
- Daha Güçlü ve Daha Sağlıklı Bir Toplum İçin: “Bağımsızlık Seferberliği”
- Bağımsızlık Seferberliği’nin Olmazsa Olmazı: YEDAM
- Bağımlılık İle Mücadelenin Temeli: Bilinçlendirme Ve Farkındalık Çalışmaları
- Topluma ve Bireye Katkı Sağlayan Güç: Gönüllülük
- Danışanlıktan Koçluğa Bir Başarı Hikâyesi
- Spor Salonlarındaki Tehlike: Anabolik Steroidler
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Steroid Kullanan Her Dört Erkekten Birinde Steroid Bağımlılığı Var”
- Prof. Dr. Rüştü Güner: “Anabolik Steroidler, Tüm Organ Sistemlerine Zarar Verir”
- Kusursuz Beden Algısı Steroid Kullanımını Tetikliyor
- Serkan Yimsel: “Anabolik Steroidleri Teşvik Ve Tedarik Edenler Cezalandırılmalı”
- Av. Mehmet Yoğurtcuoğlu "Steroidler Sporun İtibarını Korumuyor, Aksine Tehdit Ediyor"
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Sanal Kumar Bağımlılığı Kendini Gizleyebilen Bir Hastalıktır”
- Gittikçe Artan Endişe: Ergenlikte Sanal Kumar
- YEDAM’dan Kumar Bağımlılığı Tedavisine Güncel Yaklaşımlar
- Dünya Sağlık Örgütü’nün Sanal Kumar Bağımlılığına Yaklaşımı
- Sanal Kumarda “Oyun” Ve “Eğlence” Tuzağı
- Zamansız Ve Mekânsız Bir Bağımlılık: Sanal Kumar
- Olimpiyat Özel Dosyası
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Egzersiz, beynin ödül sistemini değiştirir”
- Günlük Hayatta Nasıl Aktif Olabiliriz?
- Klinik Psikolog Melisa Varol: “Spor, bedensel ve psikolojik iyilik halimizi güçlendiren etkili bir araç”
- Çocuklar Hareket Ediyor!
- Düzenli Sporun Faydaları Nelerdir?
- Bağımlılıklarla Mücadeleye Spor Desteği: Yeşilay Spor Kulübü
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: “Çocuklar gereksiz teknolojiye maruz bırakılmamalı”
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Aile ilişkileri kuşak farkı bilinciyle kurulmalı”
- Okullarda İlk Ders Zili Çalıyor
- Yaşam Becerileri Bağımlılıklardan Koruyor
- Değerlendir, Sürdür, Yaşat, İlham Ol…
- Yeşilay Kolu’ndan Benim Kulübüm Yeşilay Projesi’ne…
- Geleceğin Bireyleri Yeşilay’ın Çocuk Dergileri ve Oyunlarıyla Büyüyor
- Daha Doğal Bi̇r Yaşam İçi̇n 9 Öneri
- Doğallığın Işıltısı
- Gezegene İyi Gelen, Bize De İyi Geliyor
- Doğal Yaşama Dönüş Hareketleri
- Sakin Şehirlerde Kendi Ritminde Hayatı Yaşa
- Daha İyi Hissetmek İçin Haydi Doğaya
- Sadeleşmek Elimizde
- Geçmişi Anlamlandırmak Kişiyi Rahatlatır
- Bedensel Hafifleme İçin Bütüncül Bir Yaklaşım Gerekir
- Beynimiz Neden Yorulur?
- Yaşam Alanlarında Sadeliğin Zarafeti!
- Zihinsel Hafiflik ve Ruhsal Arınma İçin: Dijital Detoks Zamanı!
- Sosyal Medyayı Doğru Kullanmanın 9 Yolu
- Sosyal Medya Bağımlılığı Tedavisinde İzlenen Yollar
- “Sosyal Medya Platformları Dengeli ve Sorumlu Bir Şekilde Kullanılmalı”
- "Çocuğun Dijital Ayak İzi, Geleceğini Etkileyebilir"
- “Gerçek Sosyal Hayat; Yüz Yüze, Derin ve Anlamlı İlişkiler Üzerine Kuruludur”
- Sosyal Medyanın Kontrolüne Girdik
- Yemiyor İçmiyor Çevrim İçi Oluyoruz
- Obezite Küresel Bir Pandemiye Dönüştü
- Uz. Dr. Ayça Kaya: “Buzdolabı ile Aranıza Mesafe Koyun”
- Diyetisyen Kübra Çıtlak: “Son 30 Yılda Çocuk ve Ergenlerde Obezite, Dünya Genelinde Arttı”
- Hormonlar Kilomuzu Nasıl Etkiliyor?
- Çocuk Beslenmesindeki Tehlike: Abur Cubur
- Psikolojik Nedenleri ve Sonuçlarıyla Obezite
- Obezitenin Yol Açtığı 10 Sağlık Sorunu
- Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül: “Öfkenin olduğu yerde olumlu duygular barınamaz”
- Prof. Dr. Cüneyt Evren: “Kronik yorgunluk sendromu, yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir durumdur”
- Klinik Psikolog Gökhan Ergür: “Metropol yaşamı ve sosyal medya kaygı düzeyini artırıyor”
- İnsanın Dijital Çağ ile İmtihanı
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a 104 yıllık mücadele
- Yeşilay’ın ilk gençlik teşkilatının kuruluşu "Türkiye İçki Aleyhtarı Gençler Cemiyeti"
- Yeşilay gençliği seviyor, gençlik Yeşilay’ın varlığını hissediyor
- Yeşilay ülküsünün yılmaz neferleri: Yeşilay kadınları
- Ulusaldan evrensele Yeşilay mücadelesi
- Yeşilay’ın dünyada örnek alınan öncü modeli: YEDAM
- Elektronik Sigara Gerçeği! Çocuklar ve Gençler Yalanlarla Kandırılıyor
- “Çocukların ve Gençlerin Elektronik Sigaraya Erişimleri Hızlı Bir Şekilde Engellenmeli”
- “Elektronik Sigara, Dünyanın Baş Belasına Dönüşmüş Durumda”
- “Çok Uluslu Tütün Şirketleri, Nikotin Bağımlısı Bir Nesil Oluşturmak İstiyor”
- “Elektronik Sigaralar Mutlak Zararlı ve Bağımlılık Yapıcıdır”
- “Elektronik Sigaraya Erişim Bu Kadar Kolay Olmamalı”
- Alkol Bağımlılığı Bireyi ve Toplumu Tehdit Ediyor
- Alkolün Güvenli İçilebilecek Bir Miktarı Yoktur
- Sosyal Hizmet, Tedavinin En Önemli Yapı Taşlarından Bir Tanesi
- Kadınlar Bağımlılık Sürecinde Yalnız Kalıyor
- Alkolle Mücadelenin Yolu; Vergilendirme, Erişim Kısıtlamaları ve Pazarlama Yasaklarıdır
- Alkol Bağımlılığına Uluslararası Yaklaşımlar
- Savaş, Halk Sağlığını Onarılamaz Biçimde Etkiliyor
- “Medyada Yaratılan Algı; Haklıyı Haksız, Doğruyu Yanlış, Güzeli Çirkin Olarak Konumlandırabiliyor”
- “Savaşlar, Savaşanları Olduğu Gibi Savaşmayanları Da Olumsuz Etkiler”
- “Artık Savaşlar Sadece Sahada Değil, Dijital Dünyada Da Gerçekleşiyor”
- “Çocuklardaki ‘Güvenli Dünya’ Algısı Zarar Gördü”
- Toplumsal Kaygı Bozuklukları Bağımlılıklara Neden Olabilir Mi?
- Bağımlılık Herkesi Etkileyen Genel Bir Sorundur
- Kadınlar Bağımlılıkta Da Ayrımcılıkla Karşı Karşıya Kalıyor
- Bağımlılığın Ve Şiddetin Doğasında Ortak Ve İç İçe Faktörler Vardır
- “Anne Veya Eşin Bağımlılık Sorunu Olan Bireye Yönelik Tutum Ve Davranışları Tedavinin Seyrini Etkiliyor”
- Kadına Yönelik Şiddete Karşı: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
- Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Gebelik
- Yeşilay Kadınları Güçlenerek Büyüyor
- Dijital Çağda En Kırılgan Grup Çocuklar Ve Gençler
- “Dijital Bağımsızlık En Önemli Gündemimiz Olmalı”
- “Sağlıklı Teknoloji Kullanımında Teknoloji Amaç Değil, Araçtır”
- Çocuklarda Ekran Bağımlılığı
- Dijital Bağımlılıktan Uzak, Hayata Yakın Olun!
- “Notların Telafisi Vardır, Ancak Zedelenen Öz Güvenin Telafisi Meşakkatlidir”
- “Başarının Sırrı Çocuğu Tanımaktan Geçiyor”
- Ziller Minikler İçin Çalıyor… Okula Uyum Süreci İçin Öneriler
- Çocuğun Okul Başarısını Artırmanın 15 Etkili Yolu
- Çocuğunuza Zaman Yönetimini Nasıl Öğretebilirsiniz?
- “Günümüzde Ruh Sağlığını Korumak Daha Zor Ve Daha Önemli Hale Geldi”
- Bağımlılık Ve Ruh Sağlığı İlişkisi Karşılıklıdır
- “Çocuk Olumsuz Duyguları Makul Düzeyde Deneyimlemeli”
- Bağımlı Bireylere Doğru Yaklaşım Nasıl Olmalı?
- Koruyucu Ruh Sağlığıyla Tanışın
- “Tütün Kontrolü Toplumsal Gündemin Ana Konusu Yapılmalı”
- “Asıl Mücadele Tütün Endüstrisi İle Mücadeledir”
- “Zararsız Tütün Olması Mümkün Değildir”
- “Elektronik Sigaraların Ülkeler Tarafından Teşvik Edilmesi Sorumsuzluk Örneğidir”
- “Tütün Şirketleri, İnsanların Sigara İçmek İstemeyecekleri Bir Günün Geleceğini Biliyor”
- “Sağlıklı Etkileşim Ancak Empati İle Olur”
- “Empati Gelişimi Bebeklikte Başlar”
- “Empati Bir Duygudaşlık Göstergesidir”
- Toplumsal Duyarlılığın Vücut Bulmuş Hâli: Gönüllülük
- Yeşilay, TİSK Ve TÜMOSAN Depremzede Çocuklar İçin Güçlerini Birleştirdi
- Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var
- “İyi İletişim Ve Doğru Bilgi Kaygıyı Azaltır”
- Afetlere Dirençli Şehirler Nasıl İnşa Edilmeli?
- Sıfır Maliyetle Kentsel Dönüşüm Mümkün
- “Bugünün Gençleri Üst Kuşaklardan Çok Daha İyiliksever Ve Dayanışmacı”
- Millî Birlik Ve Beraberlik Kodlarımızda Var: Millî Mücadele’den Kahramanmaraş Depremine Toplumsal Kenetlenme
- “Bir An Önce Normalleşmeliyiz”
- Dijital Medya Çocuğu Sosyal Hayattan Koparıyor
- “Hey Çocuk! Bırak Tabletini Sakince Kitabın Kapağını Aç! Kalbini Aç…”
- Mutlu Bir Çocukluk İçin Projeden Çok Daha Fazlası Gerekiyor
- Çocuk Gülerse Dünya Güler
- Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a
- Sivil Toplum Kuruluşları Ve Gönüllülüğün Gücü
- STK’lar Tek Yürek Oldu: Yüzyılın Felaketi Sonrası Gönüllü Dayanışması
- Bağımlılıklarla Karşı Gönüllü Mücadele
- Çocuklar İçin Gönüllülük Neden Gerekli?
- “Tedavi Edilmeyen Kaygı Bozuklukları Kronikleşme Eğilimindedir”
- İklim Değişikliğinin Ortaya Çıkardığı Kaygı Hâli: Eko-Anksiyete
- Yeni Krizlerin Getirdiği Belirsizlikler Küresel Kaygıyı Körüklüyor
- “Kaygılar Bağımlılığı Tetikleyebildiği Gibi Bağımlılıklar Da Kaygıyı Besleyebilir”
- “Çocukları Kaygıları Nedeniyle Utandırmayalım, Usandırmayalım, Cezalandırmayalım”
- Sosyal Medya Kullanımı Kaygıları Tetikliyor
- Sigara İle Mücadelede En İyi Politika, Çocuk Ve Gençleri Tütünsüz Ortamda Büyütmektir
- YEDAM’ın Kişiye Özel Programlarıyla Sigaraya “Dur” Deyin
- Örnek Vakalarla Tütün Bağımlılığı Tedavisi
- Tütün Bağımlılığı Vücudumuza Neler Yapıyor?
- Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Neler Oluyor?
- Dünyada Alkol Kullanımı Ve Önleyici Politikalar
- Alkol Bağımlılığını Önlemeye Dair Yasal Düzenlemeler
- Alkolün Bir Diğer Karanlık Yüzü: Şiddet Ve Alkol İlişkisi
- Ebeveynler Alkol Kullanan Gence Nasıl Yaklaşmalı?
- Sevdiklerimizi Alkol Bağımlılığından Nasıl Koruruz?
- Alkolsüz Hayat Neler Kazandırıyor
- Alkol Vücuda Neler Yapıyor?
- “Bireyi Bağımlılığa Götüren Duygusal Yalnızlıktır”
- “İnsan İnsana Şifadır, Umuttur, Yoldur”
- Güvene Dayalı İletişim Bağımlılıklardan Koruyor
- Sanal İletişim Gerçek İletişimin Yerini Tutar Mı?
- “Dijital Oyun Bağımlılığı Ciddi Bir Sorun”
- “Teknolojiyi Doğru Kullanmayı Öğrenmeliyiz”
- Dijital Dünyada Eğitim Şart
- Dijital Dünyada Bizi Neler Bekliyor?
- Sanal Ortam Güvenliğinin Teminatı: Siberay
- Rakamlarla Dijital Dünya
- TÜİK Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye Dijitalleşiyor
- “Proje Çocuklar Kuklaya Dönüşüyor”
- “Mutlu Bir Aile İçin Her Şey Mükemmel Olmak Zorunda Değil”
- Değerler Eğitimi Bu Dünyanın Bir İhtiyacı
- TBM İle Her Yıl Milyonlarca Kişiye Ulaşıyoruz
- Okul Heyecanı Başlıyor
- “Tüketerek Mutlu Olma Çabası Büyük Bir Yanılgı”
- “İnsanın Manevi Alanı Boşluk Kabul Etmez”
- Mutluluk Beyinde Başlar
- Toplumsal Mutluluğun Şifreleri
- Sağlıklı Tabaklar, Mutlu Yüzler
- Mutluluğa Götüren 7 Adım
- Az Çoktur!
- “Sadeleştikçe Zihin Sağlığımızı Korumamız Da Kolaylaşır”
- Atıksız Bir Mutfak Mümkün
- Biraz Yavaşlamaya Ne Dersiniz?
- Sade Ve Özgür Bir Yaşamın Yolu: “Küçük Ev” Akımı
- Daha Huzurlu Bir Hayat İçin Sadeleş!
- Atık Kağıtları Sanat Eserine Dönüştürüyor
- Pedallar Sağlıklı Yaşam İçin Çevrildi
- Yeşilay’dan “Bağımsız Gençlik” Manifestosu
- YEDAM Sempozyumu'ndan Bağımlılıklara Bilimsel Bakış
- Sağlıksız Aile Tutumları Bağımlılık İçin Risk Faktörü
- Bağımlı Profilleri Nasıl Şekilleniyor?
- Bağımlı Ebeveyn Çocuğun Tüm Yaşamını Etkiliyor
- “Hayır” Diyebilen Bir Çocuk Yetiştirmek
- Ailenin Dijitalleşme ile İmtihanı
- Bağımlılık Aileden Etkilenen ve Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır
- Elektronik sigara nikotin pandemisini gelecek nesillere taşıyor
- Tütünle Mücadelenin Bir Ayağı da E-Sigara ile Mücadele Olmalı
- Dünya Elektronik Sigara ile Nasıl Mücadele Ediyor?
- Elektronik Sigara En Az Sigara Kadar Zararlı
- “Dünya Şiddetli Bir Merhametsizlik Hastalığına Tutulmuş Vaziyette”
- Tarih Boyunca Vardı Ve Hep Var Olacak: Sivil Toplum Kavramı Ve STK’lar
- Yeşilay’a Gönülden Bağlı Olanlar
- Merhamet Ve İyiliğin Gücü: Gönüllülük
- Gönüllülük Çalışmaları Dersiyle Teori Ve Pratik Bir Arada
- Vazgeçilen her sigara sağlıklı bir hayatın kapısını aralar”
- Çocuklarımızı sigaradan nasıl koruruz?
- Sigara stresi azaltmaz, sigarasızlık stres oluşturur
- Şimdi tam zamanı!
- “Bırakabilirsin” mobil uygulamasıyla sigaradan kurtulun!
- Fizikselden Sanala Yeni Bir Şiddet Türü: Siber Zorbalık
- Ergenler Sosyal Medya Bağımlılığında Risk Grubunda
- Geleneksel Değerler Çocukları Koruyor
- Sosyal Medyada Dayatılan Güzellik Büyük Bir Yanılgı
- Çocuklarınız İçin Ulaşılabilir Ebeveynler Olun
- Pandemi Sonrasında Toplumları Bekleyen Tehlike: Çevrim İçi Kumar Bağımlılığı
- Aileler Tedavi Sürecine Aktif Olarak Dahil Olmalı
- Alkol Kontrol Politikaları Toplumları Koruyor
- “Alkol Bağımlısı Kişilerin Çocuklarının Ruh Sağlığını Yakından Takip Edilmeli”
- Alkol Aile İçi Şiddette Risk Faktörü
- Alkol Bağımlılığını Anlamaya Yönelik Faaliyetler
- Alkol Bağırsak Sağlığını Bozuyor
- Alkol Bağımlılığıyla Asırlık Mücadele: YEŞİLAY
- “Gençliğin En Büyük Sorunu Büyüyememek”
- İyi Arkadaş Çevresi Bağımlılıklardan Uzak Tutar
- Davranışsal Bağımlılıklar En Çok Genç ve Ergenleri Etkiliyor
- Çocuğum Madde Kullanıyor mu?
- Gençlerin Gözünden Bağımlılıklar
- Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması, Edebiyat ve Sanatla Farkındalık Oluşturuyor
- Antikten Moderne 28 Asırlık Yolculuk
- Türkiye’nin En Başarılı Olimpiyat Tecrübesi TOKYO 2020’nin Ardından
- Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur
- Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü
- Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur
- “Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”
- Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?
- “Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”
- YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler
- Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu
- “Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”
- Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil
- “Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”
- Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!
- Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor
- Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde
- Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi
- Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur
- Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı
- “Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”
- “Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”
- Evde Hareketsiz Kalmayın!
- Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?
- Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz
- “Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”
- “Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”
- Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor
- “Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”
- "Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"
- Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?
- Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!
- Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor
- “Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”
- Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur
- “Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”
- Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı
- Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor
- Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular
- Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar
- Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele
- Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur
- “Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”
- “Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”
- “Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”
- “Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”
- "Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"
- “Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”
- “Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”
- Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü
- "Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"
- Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor
- "Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"
- “Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”
- Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı
- Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda
- "Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"
- “Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”
- Doğru Rol Model Olmak Önemli
- “Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”
- Mutluluk Ailede Başlar
- “Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”
- Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor
- “Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”
- Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nervoza
- Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği
- “Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”
- Ekolojik Yaşam Arayışları
- “Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”
- Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?
- Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor
- "Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"
- "Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"
- Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü
- Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği
- Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım
- "Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"
- “Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”
- Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?
- Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!
- Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı
- Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor
- Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor
- Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik
- Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?
- Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!
- Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi
- Alkol Vücuda Neler Yapar?
- “İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”
- Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu
- Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük
- "İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay
- Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay
- Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…
- Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir
- Vakıf ve Gönüllülük Üzerine
- "Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"
- Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?
- Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi
- "Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"
- 10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem
- "Şişenini Dibi"nden Görünenler
- İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!
- Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"
- Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"
- "Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor
- Hayat da Eğitim de Eve Sığar
- Korona Günlerinde Ev Hayatı
- Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”
- Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş
- El Hijyeni Virüsten Korur
- Evde Düzen İçin İpuçları
- Bahane Yok! Oyun Vakti
- Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?
- "Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"
- Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin
- Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli
- Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor
- Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey
- Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"
- DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var
- E-Spor Obeziteye Neden Oluyor
- Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?
- Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak
- Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var
- Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak
- Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele
- Elektronik Sigara Can Almaya Devam Ediyor Can Almaya Devam Ediyor
- Elektronik Sigara da Sigara Kadar Zararlı
- Doç. Dr. Toker Ergüder: Elektronik Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor
- İlaç, Şifa Mı Bağımlılık Mı?
- İlaç Bağımlılığı Tedavisi Kişiye Özeldir
- Reçetesiz ve Kontrolsüz Steroid Kullanımı Sağlığı Doğrudan Tehdit Ediyor
- İlaç Suiistimali Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu
- Opioid Grubu İlaçların Kötüye Kullanımında Artış Var
- İlaçların Kötüye Kullanımı Toplumsal Refahı Tehdit Ediyor
- Bağımlılıkların Bıraktığı Tahribatı Doğru Beslenme Onarabilir
- Aç Olmadığımız Hâlde Neden Yemek Yiyoruz?
- Düzenli Aile Sofraları Bağımlılık Riskini Azaltır
- Yeşilay, Yeme Bozukluklarını Bir Halk Sağlığı Meselesi Olarak Ele Alıyor
- Egzersiz Bağımlılığı Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor
- Yeme Bağımlılığı ile Problemli İnternet Kullanımı Arasında Çok Yakın Bir İlişki Tespit Ettik
- Gıda Bağımlılığı’ Terimi Metaforik Bir İfade Değil, Nörobiyolojik Bir Gerçekliktir
- Beyin Ödül Sistemini Hedef Alan Gıdalar
- Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadelede YEDAM Desteği
- Sessiz Bir Salgın: Türkiye’de Sanal Kumarın Yayılma Dinamikleri
- Çocukları Sosyal Medyanın Karanlık Yüzünden Nasıl Koruyabiliriz?
- Dünyaca Ünlü Uzmanlar Yeşilay Öncülüğünde Bir Araya Geldi
- Prof. Dr. Heather Wardle: “Bugün Kumar, Tarihin Hiçbir Döneminde Olmadığı Kadar Erişilebilir”
- Davranışsal Bağımlılıklara Karşı Yeşilay Ve Savunuculuk
- Dr. Tasnim Atatrah: “DSÖ Davranışsal Bağımlılıkları Yakından İzliyor”
- Prof. Dr. Marc Potenza: “Davranışsal Bağımlılıklar Da En Az Kimyasal Bağımlılıklar Kadar Ciddiye Alınmalı”
- Doç. Dr. Merih Altıntaş: “Davranışsal Bağımlılıklar Önemli Bir Halk Sağlığı Problemi Hâline Gelmiş Durumda”
- Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak: "İnsanın Sahip Olduğu En Önemli Teknoloji Beyni ve Bedenidir"
- Kış Depresyonunun Bağımlılıklara Etkisi
- Bağımlılıkta Mücadelede Psikososyal Destek Kavramı Ve YEDAM Modeli
- Bağımlılık Tedavisinin Önündeki Görünmez Duvar: Stigma
- Kişilik Bozuklukları ve Bağımlılık İlişkisi
- YEDAM’dan Bütüncül ve Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı
- Bağımlılıkta Kırılgan Zemin: Psikolojik Sorunlar Neden Mi, Sonuç Mu?
- Uz. Dr. İlyas Kaya: “Ergenlik, Bağımlılık Açısından Kritik Bir Dönemdir”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Bağımlılık Kişiyi Bedensel ve Varoluşsal Bir Esarete Sürükler”
- Hilal-İ Ahdar'ın Nuru: Yeşil Gözlü Yâre Bir Hatıra
- Yeşilay Olmasaydı Ne Olurdu?
- Geleceği Tasarlamak Bağımsızlık Yolculuğunun Mimarlığı
- Bağımlılıklarla Mücadelede Stratejik Bir Gereklilik: Yeşilay Şubeleri ve Yerel Yönetimler İş Birliği
- Türkiye Yeşilay Cemiyetinin Dünyadaki Öncü Rolü
- Dünden Bugüne Kumarla Mücadelede Yeşilay Dijital Kumar Çağında Küresel Stratejiler
- Dünden Bugüne Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay Madde Bağımlılığında da Önleyici ve Öncü Mücadele
- Dünden Bugüne Tütün Bağımlılığıyla Mücadelede Yeşilay 106 Yılın Emeği ve Kararlılığı
- Dünden Bugüne Alkolle Mücadelede Yeşilay Takvim Değişti, Mücadele Aynı
- Kuruluşundan Günümüze Kadar Yeşilay Cemiyetinin Çıkardığı Dergiler Yeşilay Tarihinin Eşlikçileri: Yeşilay Dergileri
- Yeşilay’ın Kurucularından Belgeler
- Yeşilay’ın Hafızası
- Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Ceylan: “Toplumun Bütün Bireylerinin Bu Mücadelede Sorumluluk Alması Gerekiyor”
- Sağlıklı Nesiller Ailede Başlar, Gönüllülükle Güçlenir
- Kendini Gerçekleştirme Yolculuğunda Rehberlik
- Sağlıklı Nesiller İçin Bağımlılığı Önleme Çalışmaları
- Tedavi Ve Rehabilitasyon Süreci: İlmek İlmek Hayata Yeniden Bağlanmak
- Çocuk, Bağımlılık ve Damgalama
- Bağımlı Çocuğu Olan Aileler İçin Yol Haritası
- Hayır Diyebilmek Neden Önemli?
- Dijital Mahremiyet ve “Sharenting” Kavramı
- Doç. Dr. Ömer Kardaş: “Çocukluk çağı travmaları ve bağımlı ebeveyn, bağımlılık riskini artırıyor”
- Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak: “Çocuklarda ruh sağlığı geleceğe yapılan en değerli yatırımdır”
- Ergenlik mi, Bağımlılık mı?
- Medyada Bağımlılığın Sessiz Yükselişi: Gençler İçin Normalleşen Riskler
- Bağımsız Gençlik ve Önleme Faaliyetleri
- Gençliğin Kırılgan Eşiği: Bağımlılıklar Ve Koruyucu Stratejiler
- Dünden Bugüne İnternet Bağımlılığı ile Mücadelede Yeşilay
- Tüm Boyutlarıyla Ergenlerde Bağımlılık
- Bağımsız Gençlik Kültürü Nasıl İnşa Edilir?
- Yeşilay Spor Kulübü Başkanı Hasan Siret Albayrak: “Spor, Gençlere Bağımsız Bir Kimlik Kazandırır”
- Samet Koca: “Yeşilay Gençleri Sadece Korumuyor, Güçlendiriyor”
- Madde Bağımlılığı Tedavisinde Bütüncül Bir Yaklaşım: Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleri
- Ailede Madde Bağımlılığıyla Mücadele: Doğru Yaklaşım ve YEDAM Rehberliği
- Madde Bağımlılığında Sosyal Dışlanmadan Sosyal İçermeye: Sosyal Politikalar ve YEDAM Modeline Bakış
- Madde Kullanımını Bıraktıktan Sonra Neler Oluyor?
- Küreselde ve Yerelde Madde Kullanımı
- Madde Bağımlılığı İle Mücadelede Koruyucu ve Önleyici Yaklaşımlar
- Madde Bağımlılığına Giden Yol: Riskler ve Erken Belirtiler
- Görünmez Tehlike: Sentetik Maddeler ve Dijital Çağda Bağımlılığın Dönüşümü
- Doç. Dr. Ebru Aldemir: “Yardım İstemek İçin ‘Dibe Vurmayı’ Beklemek Gerekmez”
- Prof. Dr. Hakan Coşkunol: “Asıl Hedefimiz, Gençlerin Bu Döngüye Hiç Girmemesi”
“İletişim Yoluyla Kendimizi Var Ediyoruz”
Yaşamın vazgeçilmez bir öğesi olan iletişimle bir yandan duygu ve düşüncelerimizi paylaşırken diğer yandan da bilgi sahibi oluyor ve sosyalleşiyoruz. İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İletişim Fakültesi Dekanı ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Peyami Çelikcan, doğru ve etkili bir iletişimin temelinin konuşmaktan değil dinlemekten geçtiğini belirtiyor ve ekliyor: “İletişim yoluyla kendimizi var ediyoruz. Birileri var edip birileri edemiyorsa işte o noktada çatışma için riskler yeşermeye başlıyor.”
En temel haliyle bir bilgi, duygu, düşünce veya isteğin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma süreci olarak tanımlanan iletişimi oluşturan öğeler nelerdir?
Öncelikle insanoğlu duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaşma ihtiyacı duyar. Bu insani bir durumdur. Niçin buna ihtiyaç duyarız? Çünkü aktardıkça kendimizi var ederiz. Paylaşarak çoğaltırız, sıkıntılı konuları tahammül edilebilir hale getiririz. Mutlu duygularımızı da paylaşarak çoğaltma imkânı elde edebiliriz. İletişimin gelişmeyi sağlayan bir yönü vardır. Birbirimize sadece duygu değil, düşünce ve fikir de aktarırız. Öğrenmek için, duygularımızı paylaşmak için iletişim içinde olmamız gerekir. Bütün bunlar insani birer ihtiyaçtır.
Bunun amacına uygun şekilde gerçekleşmesi için bilmemiz gereken bazı kurallar var tabii ki. Bir kere şunu unutmamak gerekiyor: İletişim tek yönlü akışı olan bir süreç değil; çift yönlü akışa sahip bir süreç. Dolayısıyla duygu ve düşüncelerimizi aktarırken, kendimizi var etmeye, göstermeye ve kanıtlamaya çalışırken karşımızdakinin de böylesi bir ihtiyaç içinde olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bizim verdiğimiz mesajlar kadar karşı tarafın da bize dönük mesajlarına açık olmamız gerekiyor.
ONAYLANINCA MUTLU OLUYORUZ
Peki düşüncelerimizi neden paylaşıyoruz?
Karşı taraftan teyit almak isteriz ve bunu alınca da mutlu oluruz. Bunun için insan paylaşmak ve karşısındaki tarafından onaylanmak ister. İletişim sadece kendi duygu ve düşüncelerimizi paylaştığımız bir süreç değildir; karşı taraftan da geri dönüşüm aldığımız bir süreçtir. Bu geri dönüşler hem iletişimi daha etkin kılar hem de ihtiyaçlarımızı karşılar. Teyit alma süreciyle düşüncelerimizi paylaşıyoruz. O zaman geri dönüş için karşı tarafa da bir fırsat sunmamız gerekiyor. Kişiler arası iletişim sürecinin kopmasının bir nedeni de bunun tek yönlü bir akışa dönmesidir. Böyle bir durumda hem mesajı gönderen hem de mesajı alan için anlamsız, etkisiz ve başarısız bir iletişim biçimi ortaya çıkıyor. Kişiler arası iletişimin etkin, başarılı ve ihtiyaçları karşılayan bir boyut kazanabilmesi için, bunun çift taraflı bir süreç olduğunu; gönderenin aynı zamanda alıcı, alıcının aynı zamanda gönderici olduğu etkileşimli bir süreç olduğunu unutmamak gerekiyor.
“İLETİŞİM OLMAZSA ÖĞRENEMEYİZ”
Yaşamın vazgeçilmez bir gereği olarak dinamik bir süreç içeren iletişime geniş bir açıdan bakacak olursak size göre iletişimin insan hayatı ve sosyal yaşam için önemi nedir?
En başta iletişim olmazsa öğrenemeyiz. Hayatı öğrenerek keşfediyoruz ve hayata öğrenerek tutunuyoruz; bunun da yolu iletişimden geçiyor. Doğduğumuz andan itibaren iletişim yoluyla hayatı öğreniyoruz; dili öğreniyoruz ve geliştiriyoruz. Bebeklikten itibaren geliştirdiğimiz bir beceriden bahsediyoruz. Bu beceri ile hayatı öğrenip hayata tutunuyoruz. Ardından kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla iletişim insan için en temel ihtiyaçlardan bir tanesi. İletişim bizim bilgi, paylaşım ve sosyalleşme kaynağımız.
İletişim sadece bilgi ve eğitim açısından değil, aynı zamanda paylaşım açısından da önemli. Bizi sosyalleştiren bir süreç. İletişim içine girmemizi zorunlu kılan nedenlerin başında, bizim insan olarak sosyalleşme ihtiyacımız belirleyici oluyor. İletişim bu bakımdan ilk olarak bilgilenme, ikinci olarak ise sosyalleşme aracıdır. Bunlar hayatımızda iletişim faaliyetlerini zorunlu kılıyor.
İletişimin toplumsal kanun ve kuralları sağlıklı bir biçimde işletebilme ve çatışmaları çözme noktasındaki rolünü ve etkisini nasıl açıklarsınız?
Bireysel ve toplumsal düzeydeki çatışmaların temelinde aslında ya iletişim kazaları ya da iletişimin yeterince etkin kullanılamaması yatıyor. Gündelik hayatımızda şunu sıkça deneyimlemişizdir. Bireyler arasında bir çatışma çıkmıştır ama aslında oturup konuşulmaması, yanlış anlaşılmaların olması, bazı konuların yeterince ifade edilmemesi gibi nedenlerle gereksiz bir çatışma içine girildiği anlaşılır ve insanlar birbirlerini anlar; uzlaşma sağlanır ve birbirlerinden özür dilerler.
Peki bunun temelinde ne yatıyor?
İnsanların birbirini yeterince iyi anlamaması ya da anlatamaması… Öyle bir iletişim içinde olabiliyoruz ki ben kendimi size ifade edemiyorum; dolayısıyla çatışma başlıyor. Örneğin aile içi iletişimde çocuk kendini ifade etmeye çalışıyor ancak ebeveyn çocuğun söylediklerini kafasındaki ön yargıya göre değerlendiriyor ve o noktada iletişim bitiyor. Çocuk kendine güvenilmesini, ciddiye alınmasını ve dinlenilmek istiyor. Buna cevap verilmeyince, söylenenler ön yargılarla yok sayılınca, çatışma kaçınılmaz oluyor. Bireyler arası ve gruplar arası iletişimde de benzer sorunlar görüyoruz. Toplumun bir kesiminin başka bir kesimine bakışının negatif olması genellikle diyaloğun kurulamamasından kaynaklanıyor. Gruplar arası iletişime bakacak olursak bir grup ne toptan iyidir ne de toptan kötüdür; içlerinde iyi de vardır kötü de…
ÇATIŞMALARIN KAYNAĞI İLETİŞİMSİZLİK
Peki çatışmada sorun nereden kaynaklanıyor?
Ön yargılı değerlendirmelerle diyaloğu kesmek, iletişime geçmemek tercihi potansiyel bir sorun kaynağı ve çatışmanın alt yapısını oluşturuyor. Diyalog içinde olursanız çatışma minimum düzeyde olur; ancak diyalog kapıları kapatılırsa her vesileyle çatışma ortamı açık hale gelir. Çünkü birbirimizi diyalog ve iletişim yoluyla anlıyoruz ve tanıyoruz. Kötü bir birey olmadığımızı gösterebiliyoruz. Hâlbuki karşımızdaki kişi bizi “kötüler kategorisi”nde listeleyebilir. Bunu değiştirmenin yolu ise iletişimden geçiyor.
Toplumsal barışın sağlanması amacıyla, etkin iletişim kanalları açmak ve farklı grupların kendini ifade edebilecekleri ortamları yaratmak için demokrasilerde çoğul ve çok sesli medya ortamı vardır. Bunun amacı toplumun her kesiminin kendisini ifade etmesi ve karşı tarafın da bunu görmesidir. Her birimiz iletişim yoluyla kendimizi var ediyoruz. Birileri var edip birileri edemiyorsa işte o noktada çatışma için riskler yeşermeye başlıyor. Bu bakımdan demokratik sistemler insanoğlunun yönetim biçimindeki en ileri düzeyi, tekamülü gösteriyor. Bu sistemde binlerce yıllık insanlık tarihi içindeki pek çok soruna çözüm üretiliyor. İşte bu çok seslilik meselesi bu anlamda önemli hale geliyor. Her ses kendini ifade ettiği sürece toplumsal çatışmalar da minimum düzeye iniyor.
İLETİŞİM BECERİLERİ GELİŞTİRİLEBİLİR
İletişim becerileri nelerdir? Etkili iletişim becerileri nasıl geliştirilir? Bunları geliştirebilmek neden önemlidir?
Bir alanda beceri geliştirirseniz o alanı daha etkili kullanırsınız. İletişimi etkili kılmak için de iletişim becerilerini geliştirmek gerekiyor. İletişim dediğimiz zaman birçok farklı iletişim formatından bahsediyoruz. Dil üzerinden sözel ya da yazılı iletişim gibi… Günümüzde bir bireyin iletişim becerilerini geliştirme zorunluluğu var. Bu, kendini, duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade edebilmek için gerekli.
Peki buna neden ihtiyaç var?
Çünkü kendimizi karşımızdakine daha iyi ifade etmek durumundayız. Bunun yolu öncelikle dili öğrenmek ve etkili kullanmaktan geçiyor. Bazı insanlar kendini çok daha iyi ifade eder ve bu sanılanın aksine doğuştan gelen değil, geliştirilen bir yetenektir. Dili kullanma becerimizi geliştirebiliriz; ancak bunun için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bunu sağlamanın en iyi yolu da okumaktan geçiyor. Dil becerisini geliştirmek demek okumak, dinlemek, dil hazinesini geliştirmek; edebiyat ve şiir okumak demektir. Bunlar ilerleyen yaşlarda dil becerisini geliştiren kaynaklardır.
Şiir okuyarak duygularınızı daha coşkulu ifade edersiniz. Örneğin ilk gençlik çağlarında insanlar aşık olup duygularını anlatma konusunda yetersiz kalınca kendilerini şiir yoluyla ifade ederler. Şiir ve şarkılardan ifadeleri ödünç alırlar; çünkü şairler kendini ifade etmenin ustalarıdır. Bu, iletişimin gücünü artıran bir yöntemdir.
Öte yandan okullarda çocukların kendilerini daha iyi ifade etmesi için de programlar uygulanıyor. Örneğin kompozisyon yazmayı ele alalım. Öğrencilere sürekli kompozisyon yazdırılıyor böylece kendilerini yazarak ifade etmeyi öğreniyorlar.
Dolayısıyla iletişim becerilerini geliştirmeyi doğuştan kazanılmış bir yetenek olarak görmeyip geliştirebileceğimiz bir beceri olarak tanımlamamız ve bununla ilgili bilinçli bir çaba sarf etmemiz gerekiyor.
“BEDEN KENDİ BAŞINA BİR İLETİŞİM ARACI”
Sağlıklı ve doğru bir iletişimi etkileyen faktörler nelerdir? Dinleme, hoşgörü, empati, ön yargı ve beden dili gibi unsurların önemi nedir?
Bir iletişim hareketine geçtiğimizde buradaki etki sadece konuşma biçimimizden, seçtiğimiz kelimelerden ve bu kelimelere yaptığımız vurgulardan kaynaklanmıyor. Aynı zamanda beden dilinden de kaynaklanıyor. Beden kendi başına bir iletişim aracı. Duruşumuz, bakışımız, jestlerimiz, mimiklerimiz, hareketlerimiz karşı tarafa bir mesaj veriyor. Bu bakımdan iletişimde konuşan ve dinleyenin beden dili çok önemli. Örneğin dinleyenin beden dili konuşan (mesaj gönderen) açısından çok önemli bir referans. Öyle bir beden dili ile karşılaşabilirsiniz ki karşı tarafın sizi hiç dikkate almadığını fark edersiniz. Söylediklerinizin teyit etmediğini karşınızdakinin bakışlarından, duruşundan, jest ve mimiklerinden anlarsınız. Bu durumda iletişim kopabilir.
Konuşan açısından beden dilinin önemi ise duyguları daha güçlü ifade etmede destekleyici olmasıdır. Bu iletişime dinamizm, aksiyon katar. Sözün gücü hareketle güçlenir.
Ayrıca empati iletişimde çok önemlidir. Kendimizi karşı tarafın yerine koyup onu da anlamamız gerekli. İletişimde karşı tarafın duygu ve düşüncesini almak, ona cevap hakkı vermek etkiyi artıran bir durum. Tek taraflı mesaj iletiminde hem iletişim kopar hem de varsa mevcut olan sorun devam eder. Bu bakımdan iletişimin temeli konuşmak değil dinlemektir; dinlediğimiz sürece etkin bir iletişim sürecini ayakta tutabiliriz.
“BAŞARILI İLETİŞİMİN ÇIKTISI MUTLULUKTUR”
Kullandığımız iletişim tarzı ilişkilerimizi de yakından etkiliyor. Bu anlamda iletişim ve mutluluk ilişkisini nasıl tanımlarsınız?
Kişiler arasındaki performansımız; bizi sevilen, sohbet etmekten keyif alınan, gerektiği zaman iletişime geçmek için heyecan duyulan bir figür haline getirebilir ya da tam tersi kaçılan bir figür de yapabilir. Dolayısıyla iletişimde olduğumuz insanlarla yaşadığımız deneyimden memnun olmak isteriz. Memnun oldukça da mutluluk düzeyimiz artar. Bu durumla ilgili hoşsohbet kişiler için örneğin “Ağzından bal damlıyor.” deyimi kullanılır. Bu kişilerle oturup sohbet etmek bize keyif ve heyecan verir. Eğer uzun süre görüşemediysek arayıp görüşmek isteriz. Ancak bazı kişilerden de tam tersi kaçmak isteriz.
Bunun sebebi nedir?
Buradaki temel sorun iletişimin çift yönlü yapısına özen göstermemekten kaynaklanıyor. “Ben konuşayım başkaları dinlesin.” Böyle bir şey yok! Sen konuşacaksın aynı zamanda da dinleyeceksin, karşı tarafa da söz hakkı vereceksin. Etkili İletişimde “ben” merkezli bir süreçten değil “biz”in olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Sizin ne kadar teyide ihtiyacınız varsa karşı tarafın da ihtiyacı var. İşte empati burada devreye giriyor.
İletişim kanalları açık olduğu, dilin güzel kullanıldığı, paylaşacağımız güçlü mesajların olduğu zamanlarda, başkalarının bilmediği konularda bir takım bilgileri paylaştığımızda dinleyenimiz, soru soranımız da çok oluyor. Yalnızca dinleyici ararsak olmaz; aynı zamanda soru soranı da aramak gerekiyor. İletişim eğer dengeli, demokratik, karşılıklı rol paylaşımına dayalı olarak empati ve hoşgörü üzerinden işlerse insanı duygusal olarak tatmin eden, mutlu eden bir sonucu ulaşabilir. Bu yalnızca duygusal bir tatmin değil, aynı zamanda iletişim bilgilendirme düzeyini de artırma çabasıdır. Bunu şöyle örnekleyebiliriz: Bazı kişiler bizi iletişim kanalları üzerinden bilgilendirir ve biz bu kişileri dinlemekten keyif alırız. Burada ikili etkileşim çok ön plana çıkmaz çünkü burada bilgi ile alakalı bir durum vardır. Bilgi seviyenizi yükseltirsiniz ve bundan mutluluk duyarsınız. Dolayısıyla, “Başarılı iletişimin çıktısı mutluluktur.” diyebiliriz.
DİJİTALLEŞME VE DEĞİŞEN MEDYA
Günümüzde kitle iletişimi ve kitle iletişim araçları ön planda. Size göre kitle iletişiminin toplumsal rolü nedir?
Kitle iletişim araçları bireyler üzerinde ve toplumsal düzeyde çok önemli bir etkiye sahip. Bu etki 21’inci yüzyıla kadar geleneksel medya olarak tanımladığımız radyo, televizyon, sinema, gazete gibi geleneksel iletişim araçları üzerinden gerçekleşiyordu. 21’inci yüzyılla birlikte yeni medya dediğimiz dijital özellikteki yeni medya formatı kitleleri etkisi altına almaya başladı. Dijital medyada kitleler belli mecralarda odaklanıyor. Örneğin önceleri televizyon üzerine bir araştırma yapmak kolay olabilirdi. Şimdi öyle bir dünyaya girdik ki çok farklı ve zengin bir medya ortamı var. Kim, nerede, ne yapıyor bunu bilebilmek mümkün değil. Herkesin takip ettiği farklı mecralar var. Yani eskisi gibi herkesin izlediği bir film olması gibi bir durum söz konusu değil. Herkesin hayran olduğu bir şarkıcı yok artık. Daha küçük gruplar nezdinde popüler olmuş şarkıcılar, diziler, oyuncular var. Ya da popüler gündem her grup için farklı şekillenebiliyor. Böyle olunca da etkiyi ölçmek giderek zorlaşıyor. Bu bakımdan günümüzdeki bu medyanın etkisi konusundaki tartışmalar daha karmaşık hale geldi.
Burada genel anlamdaki sorun şu: Kitle medyası ulusal ve uluslararası düzeyde insanları tüketim kültürünün aktif birer üyesi haline getiriyor. Daha fazla tüketerek mutlu olmak, sosyal statü değiştirmek gibi tüketim kültürünün temel dinamiklerini yansıtan, kitleleri bu yönde yönlendiren içeriklerle karşı karşıya kalıyoruz. Günümüzde medya içeriği bizi sadece eğlendiren, güldüren değil; aynı zamanda bizatihi içeriğinde çeşitli ürün ve hizmetleri tanıtan ve pazarlayan bir işlev yükleniyor. Artık bir dizi hikâyesi için izlenmiyor. O dizideki ev dekorasyonundan kişisel bakım malzemelerine, arabadan yeme-içme mekânlarına kadar her şeye dair bir izlenim ediniyoruz. Kişi kendisini böyle bir hayatın parçası haline getirme çabası içine giriyor. Bunun yansımalarını sosyal medyada da görüyoruz.
Bu konuda bizim bireylere tavsiyelerimiz şunlar: Medya kullanımına dikkat edeceğiz; bilinçli medya kullanıcısı olacağız. Medya mesajlarını eleştirel bir gözle tüketeceğiz, medya kullanımını sınırlandıracağız ve serbest zaman aktivitelerinde sadece medyaya yer vermeyeceğiz.
DİJİTAL MEDYADA TÜKETİCİ AKTİFLEŞTİ
Gelişen teknolojinin ve artan sosyal medya kullanımının sosyal iletişim becerilerine etkisinden bahsedebilir misiniz? Size göre sanal iletişimin gerçek iletişimin önüne geçmesi nasıl sonuçlar ortaya çıkarır?
Artan dijitalleşme, bireyin kendisini ifade etme imkânlarını olabildiğince genişletti. Dolayısıyla kişi, her yerde kendini var edebileceği çok güçlü bir araca sahip. İnsanlar niçin bu kadar zaman harcıyorlar? Çünkü bir yandan kendini ifade ediyor diğer yandan da kendini ifade edenleri takip ediyor. Bu sanal dünya bambaşka bir iletişim biçiminin doğmasına neden oldu. Geleneksel medya kullanımında birey pasif vaziyettedir. Dijital medya ise sadece izlediğimiz, içerik tükettiğimiz bir mecra değil; aynı zamanda içeriğe müdahale ettiğimiz, içerikle ilgili geri dönüşte bulunduğumuz, içeriği paylaştığımız, yorumları aktaranlarla tartışma gerçekleştirdiğimiz hareketli, dinamik bir ortama dönüşmüş durumda.
Yani iletişimin çift yönlü olma durumu, kişiler arası iletişim dışında kitle iletişimi düzeyinde de dijital medya bağlamında gerçekleşmeye başladı. Bu tabii ki insanları çok etkiliyor. Akıllı telefonlarda paylaşım, etkileşim bağlamında bir hareket, bir geri bildirim var. İnsanın çok ihtiyaç duyduğu teyit meselesi var. Paylaşımlardaki beğeni sayısını niye önemsiyoruz? Çünkü beğenme düzeyi ile birlikte onaylanmış oluyoruz. Kendimizi daha mutlu hissediyoruz. Beğeni düzeyi ile mutluluk arasında doğru orantılı bir ilişki var. Bu sefer insanlar “Daha fazla nasıl beğeni alabilirim?” çabasına giriyor. Bu karşılıklı etkileşim bu mecralara harcanan süreyi uzatıyor. Burada dipsiz bir kuyu ile karşı karşıyayız ve bu kuyu karanlık değil çok renkli bir kuyu. Yani hiçbir sosyal medya platformu size “Bitti.” demiyor. Böyle bir sorun yok.
Dijital medyanın etkisinden şöyle bahsedebiliriz. Bizi sosyal hayattan uzaklaştırıyor ve yerine sanal sosyal ortamları getiriyor. Dijital sosyal ortamlarda var oluyoruz ve bu varoluş biçimimiz sahte bir varoluş. İnsanlar orada gerçek hayatındaki kişiliği ile var olmuyor. Dijital ortamda hayatımızdaki olumsuzlukları, çirkinlikleri, zayıflıkları paylaşmıyoruz. Bizi ne iyi gösterecekse onu paylaşıyoruz. Bu sanal realite içinde herkes çok güzel, iyi yerlerde yiyip içip geziyor; hiç acı ve kötülük yok, sorun yok, mücadele yok. Ama hayat böyle bir şey değil ki…
Sosyal hayattan niçin kopuyoruz?
Çünkü burası çok güvenli. Burada çerçeveyi siz belirliyorsunuz. Arkada ne görünecek, siz nasıl görüneceksiniz onu da siz belirliyorsunuz. Dolayısıyla bir başka sen olabiliyorsun ama gerçek değil. Burada mutluluk inşa edilme çabası ikame olduğu için, sanal olduğu için o duygu tatmin edilemiyor. Belli bir aşamadan sonra tatminsizlik oluşuyor ve bu da depresyona neden oluyor.
Peki bu durumda ne yapmak gerekiyor?
Tabii ki kendimizi gerçek hayatta var edeceğiz. Gerçeklerle yaşamayı öğreneceğiz, zorluklarla mücadele etme gücüne sahip olacağız. Güçlü olmak zorundayız yoksa çok kolay şekilde davranışsal bir bağımlılığa sahip olabiliriz. Bu da bir başka bağımlılığın eşiğidir. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar da bunu gösteriyor.
PROF. DR. PEYAMİ ÇELİKCAN KİMDİR?
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden 1986 yılında mezun oldu. 1987 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1988 yılında YÖK Başkanlığı Yurtdışı Lisansüstü Eğitim Bursu ile Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti ve 1990 yılında İletişim Sanatları alanında University of West Florida’dan yüksek lisans derecesini aldı. 1994 yılında 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları programını tamamlayarak Sinema Televizyon alanında doktor unvanını kazandı. 1996 yılında doçentlik, 2004 yılında da profesörlük unvanlarını aldı. Değişik üniversitelerde görevler üstlenen Prof. Dr. Çelikcan, halen İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İletişim Fakültesi Dekanı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İletişim alanında lisans-yüksek lisans ve doktora düzeyinde dersler veren Çelikcan, Türk kültürünün ve tarihinin izlerini takip ederek Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar coğrafyasını içine alan belgeseller çekmiştir. Akademik çalışmalarını medya tarihi, sinema tarihi, popüler müzik ve belgesel sinema alanında sürdüren Çelikcan, bağımlılık alanında da çalışmakta ve konuyla ilgili olarak uluslararası projelerde danışman olarak görev almaktadır. Son olarak ERASMUS+ kapsamında gerçekleştirilen ve dört ülkeden bağımlılıkla mücadele eden STK’ların ortaklığında Yeşilay tarafından yürütülen "Drug Awareness on Adults (DAWAP)" projesinin danışmanlığını yürütmüştür. Yeşilay Bilim Kurulu Başkanlığı görevini de sürdüren Prof. Dr. Peyami Çelikcan, International Association for Media and Communication Research (IAMCR), European Network for Cinema and Media Studies (NECS), International Documentary Association (IDA) Üyesi’dir.