Makaleler
kis-depresyonunun-bagimliliklara-etkisi.jpg

Kış Depresyonunun Bağımlılıklara Etkisi

Kış mevsimiyle birlikte ortaya çıkan psikolojik zorlanmalar, bireylerin baş etme yollarını doğrudan etkileyebilir. Özellikle depresif belirtilerle baş etmeye çalışan kişiler, zaman zaman bu süreci kendi kendilerine yönetme eğilimi gösterebilir ve bu durum da bazı bağımlılık davranışlarının gelişmesine ya da mevcut bağımlılıkların şiddetlenmesine yol açabilir.

Halk dilinde çok sık kullanılan psikolojik bir kavram olan depresyonun genelde gerçek anlamı dışında yaygın bir kullanımı bulunuyor. Günlük kullanımda, genel bir can sıkkınlığı hâlini anlatmada ya da olumsuz duyguların yoğun olduğu zamanları ifade etmede kullanıldığını görsek de aslında depresyon ciddi sonuçları olabilecek bir duygu durum bozukluğudur.

Klinik depresyon, depresif bir ruh hâlini içerirken aynı zamanda hayattan keyif alma ve hayata karşı ilginin ve isteğin azalmasını da içeren bir rahatsızlıktır. Aynı zamanda klinik depresyon; kişinin aile ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini, okul, iş başarısı gibi süreçleri yoğun anlamda olumsuz şekilde etkileyen bir hastalıktır. Kişinin ruhsal ve duygusal anlamda hayata bakış açısını yoğun şekilde değiştirdiğinden, yaşam içerisinde işlevselliği de negatif yönde etkiler.

Depresyonun tanım dışı kullanımı ile klinik anlamdaki kullanımı iyi ayırt edilebilmelidir. Klinik depresyon günlük ya da anlık olarak üzgün veya mutsuz hissetme hâli değildir. Klinik depresyon; daha uzun süreli olarak umutsuzluk, mutsuzluk, suçluluk ve isteksizlik gibi duyguların kişide hâkim olması ile yemek yeme, uyku düzeni ve günlük görevlerde ciddi değişimler şeklinde gözlemlenir. Depresyon dünya genelinde çok sık rastlanan bir psikolojik rahatsızlıktır; genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik etkenler klinik depresyonda rol oynayabilir.

MEVSİMSEL DUYGU DURUM BOZUKLUĞU


Depresyon birçok sebepten ötürü ortaya çıkabilir. Ancak mevsimsel duygu durum bozukluğu (depresyon), kişinin belirli mevsim geçişlerinde duygu durum hâlinde belirgin ve hayatını ciddi anlamda etkileyen değişimler yaşaması şeklinde tanımlanabilir. Özellikle sonbahar veya kış başlangıcında kişinin depresyon semptomlarını içeren durumlar yaşıyor olması ve ilkbahar veya yaza geçerken bu semptomların sonlanmasıyla karakterize bir durumu kapsar. Daha ayrıntılı ele alındığında, kış mevsimine geçişle birlikte bireylerde yalnızlık, umutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık, boşluk hissi ve hayata karşı ilgi kaybı görülebilir. Buna ek olarak; yeme davranışında artış, uyku süresinin uzaması ve sosyal etkinliklerde belirgin azalma gibi davranışsal değişiklikler de eşlik edebilir. Bu belirtilerin en az iki hafta boyunca sürmesi ve kişinin günlük yaşamını belirgin ölçüde etkilemesi durumunda mevsimsel duygu durum bozukluğundan söz edilebilir.

Kış aylarında gün ışığının azalması, bireyin sirkadiyen (günlük) ritminde değişimlere yol açabilir ve bu durum depresif belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Azalan gün ışığına bağlı olarak serotonin düzeylerinde düşüş, melatonin düzeylerinde ise artış gözlenebilir; bu hormonal değişimler enerji kaybı, isteksizlik ve duygu durumunda düşüşe neden olabilir. Groningen Üniversitesinde yapılan bazı çalışmalar, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölgelerde kış depresyonunun daha yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. Özetle, kış mevsiminin beraberinde getirdiği çevresel faktörler, depresyonu tetikleyen biyolojik, fizyolojik ve psikolojik süreçleri harekete geçirerek mevsimsel bir depresyon tablosunun oluşmasına zemin hazırlayabilir.

BAĞIMLILIK VE DEPRESYON


Bağımlılık ile birlikte birçok psikolojik hastalık da gözlemlenebilir. Bunlar içinde en sık rastlananlardan biri de depresyondur. Depresyon ve bağımlılık ilişkisi iki türlü karşımıza çıkar. Öncellikle, kişi bağımlılık süreçlerinden önce depresyon geçiriyor olabilir ve bu durumla beraber alkol, madde, kumar veya teknoloji gibi bağımlılıklara eğilim gösterebilir. Gözlemlenen ikinci durum ise, mevcut bağımlılık davranışları zamanla depresif belirtilerin ortaya çıkmasına ya da şiddetlenmesine neden olabilir. Alkol, madde, kumar veya teknoloji bağımlılığı; kişinin yaşamında umutsuzluk, çaresizlik ve yalnızlık duygularını artırabilir, sosyal ilişkiler ve çevresel koşullar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu süreçte yaşanan işlev kayıpları ve duygusal zorlanmalar, klinik depresyonun gelişmesini tetikleyebilir. Böylece birey, hem bağımlılık hem de depresyonla eş zamanlı olarak mücadele etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle bağımlılık ve depresyonun birlikte ele alınması hem değerlendirme hem de müdahale süreçlerinde büyük önem taşıyor.

KIŞ DEPRESYONU VE BAĞIMLILIKLAR

Kış mevsimiyle birlikte ortaya çıkan psikolojik zorlanmalar, bireylerin baş etme yollarını doğrudan etkileyebilir. Özellikle depresif belirtilerle baş etmeye çalışan kişiler, zaman zaman bu süreci kendi kendilerine yönetme eğilimi gösterebilir ve bu durum bazı bağımlılık davranışlarının gelişmesine ya da mevcut bağımlılıkların şiddetlenmesine yol açabilir. Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (Kış Depresyonu) ile bağımlılık süreçleri arasındaki ilişki, bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturur.

Kış aylarında günlerin kısalması, sosyal etkileşimlerin azalması ve buna bağlı olarak artan yalnızlık duyguları, bağımlılık davranışları için önemli bir zemin oluşturabilir. Bu dönemde ortaya çıkan depresif semptomlarla baş etmekte zorlanan bireyler, alkol ya da madde kullanımına yönelebilirken; hâlihazırda teknoloji bağımlılığı bulunan kişilerde de ekran kullanımının belirgin biçimde artması ve bağımlılık sürecinin alevlenmesi gözlemlenen değişimler arasında yer alıyor. Bu tür baş etme girişimleri kısa vadede rahatlatıcı bir etki yaratabilse de uzun vadede hem depresif belirtilerin derinleşmesine hem de bağımlılık riskinin güçlenmesine neden olur.

Araştırmalar, kış depresyonu yaşayan bireylerin genel nüfusa kıyasla madde kullanım bozukluğu geliştirme açısından yaklaşık iki kat daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. Kış depresyonu ile bağımlılık arasındaki ilişkinin yönü kesin olarak belirlenemese de depresif belirtileri hafifletme amacıyla geliştirilen “kendini tedavi etme” davranışının bu süreçte önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Bu nedenle kış depresyonunun, yalnızca duygu durum değişiklikleriyle değil, bağımlılık davranışları üzerindeki etkileriyle de ele alınması gereken önemli bir ruh sağlığı başlığı olarak ele alınması gerekiyor.

NELER YAPABİLİRİZ?

Mevsimsel Duygu Durumu Bozukluğu ile madde kullanım bozukluğunun birlikte görüldüğü durumlarda en etkili yaklaşım, her iki sorunu aynı anda ele alan bütüncül (çift tanılı) tedavi planlarından geçiyor. Bu yaklaşım; gerekirse tıbbi detoks, bireysel ve grup terapileri, uygun farmakolojik tedaviler, psikoeğitim ve izlem süreçlerini içeriyor. Tedavi edilmediğinde kış depresyonu ve bağımlılık birbirini besleyerek depresyonun artmasına ve madde kullanımının sürmesine yol açabilir. Bu nedenle profesyonel destek almak büyük önem taşıyor.

Bu süreçte ışık terapisi, özellikle gün ışığının az olduğu kış aylarında kış depresyonu belirtilerini azaltmada, etkili bir yöntem olarak kullanılıyor. Ayrıca hem depresyon hem de bağımlılık tedavisinde yaygın olarak kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), düşünce ve davranış örüntülerinin değiştirilmesine katkı sağlıyor. Gerekli durumlarda antidepresan tedaviler de uygulanabiliyor.

Tedaviye ek olarak, bireylerin yaşam tarzlarında yapacakları düzenlemeler de iyileşme sürecini destekleyici rol oynar. Sosyal izolasyondan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak ve mümkün olduğunca doğal gün ışığından yararlanmak, kış depresyonu belirtileriyle başa çıkmada koruyucu ve destekleyici faktörler olarak öne çıkıyor.