1043
Sağlıklı Yaşam

“Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”

Göksan GÖKTAŞ

Psikiyatr Prof. Dr. Erol Göka ile ergenlik ve akabinde gelen gençlik döneminde karşılaşılan depresyon ve teşhisi epeyce zor olan maskeli depresyonu konuştuk… Bu konuda eğitimcilere, ailelere ve gençlere düşen görevleri mercek altına aldık.

Ergenlik ve uzantısı olan gençlik dediğimiz sürecin insanın hayat yolculuğundaki yeri nedir? Bu dönemlerde hayat ve kişilik nasıl şekillenir? “Gençlik çağı depresyonu” diye adlandırdığımız durum nedir?
Her zaman gençler vardı ama gençlik, insanın çocuklukla yetişkinlik arası uzun bir gelişim evresi olarak nispeten yeni bir dönem oldu. Gençlik, tarih boyunca çok kısa bir geçiş evresi, birkaç bahar süren bir delikanlılık dönemiyken, kısa bir buluğdan itibaren insanlar 15-16 yaş civarlarında yetişkin topluma kabul ediliyorlarken modernlikle birlikte, gençlik özerk bir toplumsal kategori haline geldi, on yılı aşkın bir süreyi kapsamaya başladı. Üstelik okuma ve meslek sahibi olma, ailesinden kopmanın zorlaşmasıyla birlikte bu süre daha da uzuyor. Yakın zamanlara kadar gençlik dönemini 13-23 yaşları arası olarak ele alırken bir süredir, 15-30 yaş arasındakilere “genç” diyoruz.

Sanılanın aksine gençlik, insanın en zor dönemi... Dersler, arkadaş çevresi, aile ortamı, haberler, velhasıl tüm dünya henüz bir kimliği bile olmayan, fiziki görünümü, boyu posu bile neredeyse her gün değişen genç insanın üzerine gelip duruyor. Herkes, ondan her alanda en iyi olmasını, tuttuğu her işi başarmasını istiyor. Genç insan böyle bir ortamda kimliğini şekillendirmek, nasıl bir insan olacağına karar vermek zorunda. Maalesef elinden gelen çok şey de yok. Ne doğacağı aileyi ne boyunu posunu ne yeteneklerini kendisi seçmiş ama tüm bunlardan sorumlu olmayı, onlarla iyi geçinmeyi öğrenmek, çoğu zaman çevresindeki yetişkinleri yatıştırmak zorunda…

Depresyon “ruhsal çökkünlük” ile seyreden bir ruhsal rahatsızlık. Her insan zaman zaman depresif olabilir ama depresyon hastalığından bahsedebilmemiz için uykusuzluk, iştahsızlık, keyifsizlik, mutsuzluk, kederlilik, suçlu hissetme, kolay ağlama gibi belirtilerin en az iki hafta sürmesi gerekiyor. Yoksa günlük hayatımız sırasındaki moral bozukluklarımız ya da canımızı sıkacak bir şey olduğunda ona verdiğimiz tepkiler hastalık demek değil. Gençler de depresyon hastalığına yakalanabilir. Gençlerin depresyonu genellikle çok tipik seyretmez; öfke patlamaları ve sinirlilik tabloya eşlik edebilir, depresyonu maskeleyebilir. Hastalık olarak depresyon ile genç olmak arasında hiçbir alaka yoktur ama gençlerin daha hüzünlü, sıkıntılı insanlar olmaları sanki böyle bir bağlantı varmış gibi bir görüntü ortaya çıkarır.

MASKELİ DEPRESYON

Gençlik çağı depresyonu ve yetişkinlerin yaşadıkları depresyon arasında ne gibi farklılıklar var? Çocuklarda ve ergenlerde sık görüldüğü söylenen “maskeli depresyon” dediğimiz kavramı açar mısınız? Belirtiler nasıl açığa çıkar? Ebeveynler hangi noktaları gözden kaçırmamalılar?
Gençlik depresyonu hem diğer depresyona benzer hem de ondan çok farklıdır. Kederli ve mutsuz olma, kendisine olan saygı ve güvende azalma, eskiden zevk aldığı şeylerden zevk alamama, keyifsizlik, uyku ve iştah sorunları tüm depresyonlarda ortaktır ama genç insanda bunları saptayabilmek çok zordur. Çünkü depresyonda olmasına rağmen bir maskeyle örtülü olduğundan genç insanın ruh hali gözden kaçabilir. Her şeyden önce depresyonda bile olsa genç insan yetişkinlere göre daha enerjik görülebilir, iletişim kurmakta zorluklar yaşanması nedeniyle depresif hali anlaşılmayabilir, içine kapanması kapris sanılabilir; dahası derslere, işine ve hobilere ilgisinin azalması, öfkeli ve gergin oluşu ahlaki problemmiş gibi algılanabilir. Ebeveyn ve öğretmenler, gençlerdeki keskin huy değişimlerine, arkadaş ilişkilerindeki ve derslerdeki sorunların artmasına, içe kapanmalara dikkat etmeli, öfke ve gerginlik hallerinde bunun bir depresyon maskesi olabileceğini mutlaka hesaba katmalıdırlar.

İletişim çağı olarak adlandırdığımız bu dönem her nasılsa insani ilişkilerin arasına set çekti… Hayatın dijitale kayması gençleri nasıl etkiliyor? Aileyle olan bağları ve iletişimlerine nasıl yansıyor?
Üzerine kocaman bir kitap yazılabilecek bir soru bu. “İnternet ve Psikolojimiz” kitabımın önemli bir bölümü, yaşadığımız zamanlarda gençlerin yetişkinlerden farklılıklarını anlatmaya çalışıyor. Gençler bir yanıyla bu yeni dünyanın ev sahipleri, biz yetişkinler ise konuklarıyız. Onlar içine doğdukları teknomedyatik dünyayı, sanallığı hiç garipsemeden yaşıyorlar. Biz ise hem dünyayı anlamıyoruz hem de gençlere kızmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Tamam, bunlar iyi yanlar ama gençler aynı zamanda günümüzün sorunlarını da en şiddetli biçimde yaşıyorlar. Bizden o kadar çok farklılaşıyorlar ki, uzmanlar onlara “app kuşağı”, “internet nesli” gibi adlar veriyorlar. Hayatı ellerindeki akıllı cihazlardan anlayabileceklerini sanıyorlar. Her şeyi cep telefonundaki uygulamadan bekleyen, hazır lopçu olmaya yatkınlar, sosyal medya uzun süreli ve derin düşünmelerini engelliyor. Akıllı cihazlara o kadar çok zaman ayırıyorlar ki, gerçek sosyal ilişkiyi ve iletişim kurallarını bilmiyorlar. Bu yüzden de ürkek ve çekingenler. Sanılanın aksine daha çok ailelerine yapışıyor, onlarsız bir şey yapamıyorlar. Ebeveyn de yeni dünyadan korkusu nedeniyle gençler üzerindeki denetimlerini artırmak istiyorlar, adeta helikopter gibi hep gencin etrafında dolanıyorlar. Özellikle genç erkekler okul ve hayat başarısı için uğraşmaktan, ideallerden vazgeçiyorlar. Çalışmanın lüzumunu anlamakta zorlanıyorlar. Sosyal hayatları mutluluk üretemediğinden alkole ve madde bağımlılığına daha yatkın hale geliyorlar, internet oyunlarına bağımlı oluyorlar.

Ruh sağlığı uzmanları gençlik depresyonunda ve maskeli depresyonda nasıl bir tedavi uyguluyorlar?
Gençlik depresyonlarının belirtilerindeki farklılıklar, maalesef tedavi cevabında da kendisini gösteriyor. Antidepresan ilaç tedavisiyle yetişkinlerde sağladığımız başarıyı elde edemiyoruz. Tedavide daha çok psikoterapi ağırlıklı olarak yol alıyoruz. Genç depresif kişi ile görüşerek, onu anlamaya çalışarak, depresyonuna neden olduğunu düşündüğümüz sorunları birlikte ortaya koymaya ve çözmeye gayret ederek ilerliyoruz.

“GENÇLERE KARŞI ANLAYIŞLI VE SEVGİ DOLU OLMALIYIZ”

Aile kadar eğitimcilere de gençleri anlamak adına ne gibi görevler düşüyor?
Gençliğin insanlığın karşılaştığı yepyeni bir dönem olduğunu kavrayamazsak hiçbir soruna çözüm bulamayız bu bir. Bunu kavramışsak sıra gençleri anlamaya gelir. Gençlere hem bir yetişkin gibi davranmayı, saygı göstermeyi, onlardan dinlemeyi öğrenmeliyiz; hem de onların ne de olsa acemi ve sıkıntılı kimseler olduklarını bilip alabildiğince anlayışlı olmalıyız. Biz yetişkinler gençlere iyi davranıp sağlıklı örnekler olabilirsek, zaten mesele önemli ölçüde çözüme kavuşmuş demektir.
Aileler ve eğitimciler, genç insanın çevresindeki yetişkinler, biz hepimiz onlara karşı ne kadar anlayışlı ve sevgi dolu olursak ve gelişimleri için hoşgörülü bir ortam hazırlarsak, en büyük iyiliği yapmış oluruz. Çünkü böylece gençler yüksek enerjilerini bizimle kavga için değil, bizi örnek alarak daha verimli alanlarda kullanabilmek için fırsat bulacaklardır.
Gençler, bir kimlik sahibi olmak isteyen insanlardır ve bunun için öncelikle felsefi ve ahlaki olarak yetiştikleri, yaşadıkları dünyayı eleştirecekler, var olanı beğenmeyeceklerdir. Onlar, bizi eleştirirken kendi arayışlarının gereğini yerine getiriyorlar. Bunda alınacak bir durum yok. İşin ilginç yanı, gençler bizi ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler, son tahlilde nasıl bir yolda yürüyeceklerine karar vermek için bizi örnek alacaklardır. Gençlerimizin verimli bir hayat sürmelerini sağlamak için ya onlara güzel örnekler olmalı, bunu yapamıyorsak açık yüreklilikle itiraf etmeli, örnek alabilecekleri güzel insanları göstermeliyiz.
Bu dünyada misafiriz, yetişkinler ve yaşlılar yolculuğun sonuna doğru ilerliyorlar. Elbette hepimiz ölecek yaştayız ama gençlerin önlerinde daha uzun yıllar olduğu da gerçek. Bizim bırakıp gideceğimiz hanelerin, yeryüzünün müstakbel ev sahipleri onlar... Gençler, bizim insan kardeşlerimiz, onlara diyecek hiçbir kötü sözümüz olamaz çünkü onlar, genetik, sosyal ve kültürel olarak tamamen bizim imalatımız. Onlara bakarak ne ektiğimizi görüyoruz.
Bir de hiç unutmayalım, Allah vergisi olarak, gençler daha güçlü, kuvvetli, daha zinde ve zekiler... O yüzden hepimiz genç olmak, genç kalmak için çırpınıp duruyoruz. Gençlerin tek eksiği tecrübe... Onu da deneye yanıla ve en çok da bizden öğrendiklerini tatbik ederek kazanacaklar. Çok değil kısa bir süre sonra onlar da yetişkin olacak, kendilerinden sonra gençlik dönemine girenlerden sızlanmaya başlayacaklar... Gençlerimize ne kadar güvenir, onların tecrübe kazanmaları için müsamaha gösterirsek, kendimizin ve onların enerjisini didişme yerine daha hayırlı işler için sağlamalarına yardımda bulunmuş olacağız. Gençlerimizle didiştiğimizde elimize bir şey geçmiyor üstelik onları bizden uzaklaştırmış, tecrübesizliğin, acemiliğin kollarına bırakmış oluyoruz.  

“DEPRESYON, MADDE KULLANIMI VE İNTİHAR KISIR DÖNGÜ OLUŞTURUYOR”

Araştırmalar gençler arasında madde kullanımının arttığını gösteriyor. Depresyon, madde kullanımı ve intihar arasında nasıl bir ilişki var?
Madde kullanımında bir artıştan söz edilebilir. Özellikle son yıllarda ergenler arasında yapılan araştırmalar, bu bulguları göstermekte. Örneğin 2012 yılında ülkemizde yapılan lise öğrencilerinin katıldığı bir çalışmada yaşam boyu madde kullanım oranı yüzde 10 olarak saptanmış olup yakın zamanda yurt dışında yapılan bir çalışmada gençler arasında madde kullanım sıklığının arttığı bulunmuştur. Anne babanın çocuğa yeterli özeni gösterememesi, aile içi çatışmalar, çocukların problemlerine yeterince ilgi gösterilmemesi, çocuğun anlaşılamaması gibi ailesel faktörlerle birlikte, arkadaş çevresinin etkisi, medyada madde kullanımıyla ilgili özendirici yayınların yapılması gibi çağın getirdiği bazı olumsuz şartlar, bu bağımlılığı teşvik edebilmekte. Madde kullanımına neden olan çeşitli sebepler olabilmektedir. Bu sebepler incelendiğinde kendini olumsuz olarak değerlendirme, olumsuz duygular hissetme, agresif davranışlar sergileme gibi bazı depresif belirtileri bağımlılığın nedenleri olarak görmekteyiz.
Hem depresyon hem madde kullanımı intihar için ayrı ayrı önemli risk faktörleri olmakla birlikte ikisi beraber olduğunda intihar için güçlü tetikleyicilerdir. Depresyon bireyde içe kapanma, tükenmişlik duygusu yaşatabileceği için madde kullanımına, aynı şekilde de intihara kapı açabilir. Özetle, depresyon, madde kullanımı ve intihar birbirlerinin hem sebebi hem sonucu olan bir kısır döngü olarak düşünülebilir.

“GENÇLER, VARLIĞIMIZIN MANEVİ SERMAYESİ, NESLİMİZİN MİRASIDIR”

Bir yandan da sorularımı sorarken bile ebeveyn ve eğitimcilerden bahsediyorum. Peki gençlere kendilerini depresyondan, kötü alışkanlıklardan kısaca onlara kendilerini kötü hissettirecek her tür durumdan korunmak için neler önerirsiniz?
Evet, aslında gençlerin kendisini kötü hissetmesi, olumsuz duygular, huzursuzluk gibi depresyon semptomları kişinin kendisiyle baş başa kaldığında daha yoğun olarak hissettiği durumlar olabiliyor. Sıradan olaylarla karşılaştıklarında bile bu durumları iç dünyalarında objektif değerlendiremedikleri için kolayca ümitsizliğe düşebiliyorlar.
Bu noktada gençlerin yardım arayışından kaçınmamaları gerektiğini, bazen gözlerinde büyüyen problemlerin paylaştıkça küçülüp çözümlenebilecek parçalara dönüşebileceğini bilmelerinde fayda var. Bazen de olumsuz duygular hissedecekleri durumlar karşısında; aynı durum sevdiği bir arkadaşının ya da bir yakınının başına geldiğinde ona neler önerilebileceğini düşünmeleri, kendilerine karşı öz şefkat duygularını fark etmelerinde kolaylaştırıcı bir yöntem olacaktır.
Gençlerimizin ebeveynleri tarafından anlaşılmak gibi beklentilerinin de olduğunu bilmekte fayda var. Gençlerimiz, beklentilerinin, duygularının, birey olarak kimliklerinin anlaşılmasını bekleyen hayatımızın merkezindeki insanlardır. Onlar, bizim varlığımızın manevi sermayesi, varlığımızı geleceğe taşıyacak neslimizin mirasıdır...

PROF. DR. EROL GÖKA KİMDİR?

1959 yılında Denizli’de doğdu. 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinde (Bu fakülte 1982 yılına kadar eğitimini Hacettepe Tıp Fakültesi bünyesinde sürdürmüştür) tamamladığı eğitiminin ardından, 1983’te Tıp Doktoru oldu. 1989 yılında Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, 1992 yılında Psikiyatri Doçenti olmaya hak kazandı. 1998’de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. 2010 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalına profesör olarak atandı. Prof. Dr. Erol Göka, halen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Şehir Hastanesinde Psikiyatri Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu olarak görev yapıyor. Prof. Dr. Göka, ülkemizde psikiyatrik hizmetlerin çağdaş biçimlerde örgütlenebilmesi çalışmalarına etkin olarak katılmaktadır. Psikiyatrinin birçok alanında yapılan bilimsel çalışmalarda yer almasına rağmen ilgisi, daha çok psikiyatrinin sosyal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaşmıştır. Psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yönelmiştir. 1991 yılında Uberlingen Moreno Enstitüsünün onayladığı Psikodrama Asistanı belgesini almaya hak kazanmış, Psikodrama Terapisti olmak için gerekli çalışmaları yerine getirmiştir.

Sağlıklı Yaşam

Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

“Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?

1051Ağustos2021
Yaşam

“Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”

1051Ağustos2021
Teknoloji Bağımlılığı

YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor

1050Temmuz2021
Sağlıklı Yaşam

Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Hareketsiz Kalmayın!

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?

1049Haziran2021
Yaşam

Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz

1049Haziran2021
Yaşam

“Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”

1049Haziran2021
Bağımlılık

“Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor

1048Mayıs2021
Bağımlılık

“Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

"Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor

1048Mayıs2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur

1047Nisan2021
Bağımlılık

“Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı

1047Nisan2021
Bağımlılık

Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor

1047Nisan2021
Yaşam

Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular

1047Nisan2021
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”

1046Mart2021
Yaşam

“Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”

1046Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”

1045Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği

1045Şubat2021
Madde Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

“Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"

1044Ocak2021
Sağlıklı Yaşam

“Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Doğru Rol Model Olmak Önemli

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

“Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Mutluluk Ailede Başlar

1043Mutluluk Ailede Başlar2020
Sağlıklı Yaşam

“Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nevroza

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Ekolojik Yaşam Arayışları

1042Kasım2020
Teknoloji Bağımlılığı

“Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım

1041Ekim2020
Eğitim

"Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"

1040Eylül2020
Yaşam

“Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”

1040Eylül2020
Eğitim

Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?

1040Eylül2020
Eğitim

Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!

1040Eylül2020
Eğitim

Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı

1040Eylül2020
Eğitim

Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor

1040Eylül2020
Eğitim

Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor

1040Eylül2020
Alkol Bağımlılığı

Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!

1039Ağustos2020
Bağımlılık

Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Vücuda Neler Yapıyor?

1039Ağustos2020
Yaşam

“İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”

1038Temmuz2020
Yaşam

Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu

1038Temmuz2020
Yaşam

Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük

1038Temmuz2020
Yaşam

"İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…

1038Temmuz2020
Yaşam

Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir

1038Temmuz2020
Yaşam

Vakıf ve Gönüllülük Üzerine

1038Temmuz2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi

1037Haziran2020
Yaşam

"Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"

1037Haziran2020
Yaşam

10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem

1037Haziran2020
Alkol Bağımlılığı

"Şişenini Dibi"nden Görünenler

1032Ocak2020
Alkol Bağımlılığı

İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!

1032Ocak2020
Tütün Bağımlılığı

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

"Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor

1036Mayıs2020
Eğitim

Hayat da Eğitim de Eve Sığar

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Korona Günlerinde Ev Hayatı

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

El Hijyeni Virüsten Korur

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Evde Düzen İçin İpuçları

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Bahane Yok! Oyun Vakti

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

"Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey

1035Nisan2020
Teknoloji Bağımlılığı

Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

E-Spor Obeziteye Neden Oluyor

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var

1031Aralık2019
Tütün Bağımlılığı

Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

E-Sigara Can Almaya Devam Ediyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

E-Sigara da Sigara Kadar Zararlı

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Doç. Dr. Toker Ergüder: E-Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele

1030Kasım2019