Makaleler
davranissal-bagimliliklara-karsi-yesilay-ve-savunuculuk.jpg

Davranışsal Bağımlılıklara Karşı Yeşilay Ve Savunuculuk

Yeşilay’ın hikâyesi bir bağımlılıkla mücadele hikâyesinden önce bir savunuculuk hikâyesi olarak başlamıştır. Kurulduğu yıllarda Yeşilay toplumun karşı karşıya olduğu zararı görünür kılmak, kamuoyunu harekete geçirmek ve karar vericileri daha güçlü tedbirler almaya yönlendirmek için ortaya çıkmıştır. Yani Yeşilay en başından beri yalnızca anlatan olmayı değil, korumayı, hatırlatmayı ve yön vermeyi kendisine şiar edinen bir çizgide yürüdü. Günümüze geldiğimizde bağımlılık alanında kullandığımız pek çok kavram değişti, riskler çeşitlendi ama Yeşilay’ın temel refleksi aynı kaldı: Toplumun sağlığını ilgilendiren meselelerde sessiz kalmamak.

Bu ayın dosya konusu olan davranışsal bağımlılıklar da tam bu duruma karşılık geliyor. Çünkü burada bağımlılık bir maddeyle sınırlı değil, kimi zaman bir ekran, kimi zaman bir oyun, kimi zaman bir bahis sitesi, kimi zaman “son bir kez daha” dedirten bir döngü. Başlangıcı sıradan görünebilen bu davranışlar doğru sınırlar kurulmadığında gündelik hayatı yavaş yavaş ele geçirebiliyor. Uyku, ders, iş, ilişki, aile düzeni derken insanın kendisiyle kurduğu bağ bile zayıflayabiliyor. Davranışsal bağımlılıkların en zor yanı tam olarak bu. Görünürde bir zarar yokmuş izlenimi hâkim, oysa içeride zaman, dikkat ve irade aşınıyor.

Üstelik davranışsal bağımlılıklar çoğu zaman hayatın doğal akışı gibi görünen alışkanlıkların içine gizleniyor. Evde herkesin elinde bir ekran varken, çevrim içi platformlardan alışveriş yaparken, ders çalışırken bile bildirimler yağarken, oyun oynamak neredeyse ödül gibi sunulurken riskler kolayca normalleşebiliyor. Bu normalleşme sorunu geç fark etmeye ve sınırların daha da gevşemesine yol açabiliyor. Oysa sınır koymak sağlıklı yaşamı mümkün kılan bir koruma refleksi olarak görülmeli. Bu yüzden davranışsal bağımlılıklar söz konusu olduğunda mesele yalnız bireyin çabasıyla çözülemiyor, daha geniş bir toplumsal hatırlatmaya ve ortak sorumluluğa ihtiyaç duyuluyor.

Savunuculuk bu nedenle hayati bir alan. Çünkü günümüzde davranışsal bağımlılıklar da diğer bağımlılık türlerinde gördüğümüz gibi sadece bireysel tercihlerle açıklanamayacak kadar “tasarlanmış” bir ortamda büyüyor. Algoritmaların, pazarlamanın, ödül mekanizmalarının ve sürekli erişimin olduğu bir dünyada koruyucu önlemler ihtiyaç olarak görülmektedir. Çocukları ve gençleri korumak yasak kelimesinden ibaret değildir. Savunuculuk çocuğun üstün yararını, gencin iyi olma hâlini, ailenin dayanıklılığını merkeze almak, riskleri erken tanımlamak, doğru dili kurmak ve çözüm yollarını birlikte inşa etmek demektir.

Yeşilay, ortak aklı güçlendirmek ve farklı uzmanlık alanlarını bir araya getirmek amacıyla yürüttüğü toplantı ve çalışmalarla yeni riskleri görünür kılmaya çalışıyor. İstanbul’da düzenlenen 6. Küresel Davranışsal Bağımlılıklar Kongresi, Davranışsal Bağımlılıklar Sempozyumu: Yapay Zekâ ve Sonrası ile Çocukluk ve “Çocuk Dostu” Dijital Oyunlar Çalıştayı bu alanda yürütülen yoğun çalışmaların yalnızca birkaçını oluşturuyor.

Eğitim tarafında ise Yeşilay sahaya dokunan araçlarla aileyi ve genci güçlendirmeye devam etmektedir. TBM Eğitimleri ile önleyici yaklaşımı yaygınlaştıran Yeşilay, OBM uygulamaları ile davranışsal bağımlılıklara dair farkındalık ve dayanıklılığı desteklemektedir. Ayrıca hazırlanan yayınlarla, düzenlenen webinarlarla, ilgili birçok programla toplumsal farkındalığı sürekli diri tutmaktadır. 

Yeşilay’ın savunuculuğu bir hatıra olarak değil ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Davranışsal bağımlılıklar çağında ise Yeşilay’ın söylemi yine değişmiyor: Yeşilay varsa hayat var!