Makaleler
bugun-kumar-tarihin-hicbir-doneminde-olmadigi-kadar-erisilebilir.jpg

Prof. Dr. Heather Wardle: “Bugün Kumar, Tarihin Hiçbir Döneminde Olmadığı Kadar Erişilebilir”

Kumar bağımlılığı alanında yürüttüğü çalışmalarıyla dünyada öne çıkan sosyal bilimcilerden biri olan Prof. Dr. Heather Wardle’ın oyun ve kumar arasındaki ilişkinin nasıl iç içe geçtiğini inceleyen araştırmaları bu alandaki riskleri anlamak açısından temel bir başvuru niteliği taşıyor. Prof. Dr. Wardle’ın çalışmaları yalnızca sorunu tanımlamakla kalmıyor, kumarın yol açtığı zararları azaltmaya yönelik küresel ölçekte çözüm önerileri de sunuyor.

Profesör, İstanbul’a ve Yeşilay Genel Merkezi’ne hoş geldiniz. Dijital teknolojilerin ve çevrim içi platformların hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemdeyiz. Bu dönüşüm, kumar davranışlarını nasıl etkiledi? Bugün kumarı geçmişten ayıran temel farklar neler?

Bugün kumar, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar erişilebilir. Coğrafi sınırlar büyük ölçüde anlamını yitirmiş durumda. Yasal olarak kumara izin verilmeyen ülkelerde bile, online platformlar üzerinden uzaktan erişim mümkün. Bu da kumarı gündelik hayatın görünmez ama sürekli bir parçası hâline getiriyor.
Ancak asıl köklü değişim, kumar şirketlerinin çalışma biçimlerinde yaşanıyor. Artık bu şirketler “dijital öncelikli” yapılar olarak faaliyet gösteriyor. Yapay zekâ destekli sistemlerle kullanıcı davranışlarını anlık olarak izliyor, analiz ediyor ve kişiye özel stratejilerle daha fazla harcamaya yönlendiriyorlar. Bu, tesadüfi bir yönelim değil; sektörün bilinçli ve sistematik bir iş modeli.
Bir diğer önemli kırılma noktası ise kumar pratiklerinin oyun dünyasının içine sızması. Oyun ve kumar arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Bugün erişilebilirlik, algoritmik yönlendirme ve oyunlaştırılmış kumar mekanikleri bir araya gelerek çok daha karmaşık ve riskli bir tablo ortaya çıkarıyor.

“HERKES KUMAR BAĞIMLISI OLABİLİR”

Çevrim içi kumar ve oyun temelli uygulamalar özellikle gençler ve kırılgan gruplar için ciddi riskler barındırıyor. Bu riskleri nasıl okumak gerekir?

Öncelikle şunu net biçimde söylemek gerekir: Herkes kumar bağımlısı olabilir yani bu tüm insanları, insanlığı tehdit eden bir mesele. Ancak bazı gruplar bu riskle çok daha erken ve yoğun biçimde karşı karşıya kalabiliyor. Gençler bu grupların başında geliyor. Gelişim süreçleri devam ederken, deneme ve keşfe açık olmaları onları özellikle savunmasız kılıyor.
Dahası, gençler sektör tarafından açıkça “geleceğin müşterileri” olarak görülüyor. Mesele oyun sektörü üzerinden düşünebiliriz. Bizzat katıldığım bazı sektör toplantılarında, e-spor izleyicilerinin nasıl stratejik bir hedef kitle olarak ele alındığını gördüm. Çünkü e-spor kitlesi genç, dinamik ve büyüyen bir kitle. Bu nedenle kumar, gençler için adım adım normalleştiriliyor.
Buradaki risk yalnızca bireysel düzeyde değil; uzun vadede kumarın kültürel olarak sıradanlaşması ve zararsız bir eğlence gibi sunulmasıdır. Bu da bağımlılık riskini görünmez hâle getiriyor.

OYUN İLE KUMAR ARASINDAKİ BULANIK HAT

Çalışmalarınızda oyun ve kumar arasındaki ilişkiye özellikle dikkat çekiyorsunuz. Dijital oyunlar bu sürecin neresinde duruyor?

Burada “oyun” derken, klasik anlamda kumar oyunlarını değil, dijital video oyunlarını kastediyorum. Oyun endüstrisi uzun süredir farklı gelir modelleri üzerinde çalışıyor. Bu yeni bir olgu değil; yaklaşık on yıldır devam eden bir süreç. Ancak son dönemde bu modellerin önemli bir kısmı kumar benzeri mekaniklere dayanıyor.
Loot box’lar bu konuda en çok bilinen örneklerden biri. Loot box, oyuncunun ne çıkacağını önceden bilmeden satın aldığı; içinden rastgele ödüller, eşyalar ya da avantajlar çıkan dijital “kutu” sistemidir. Ancak mesele yalnızca bundan ibaret değil.

Oyun ortamlarında giderek yaygınlaşan bir başka pratik de “skin betting” olarak anılan bahis türü. Buradaki “skin”, oyunda kullanılan kostüm, silah kaplaması gibi dijital eşyaları ifade eder. Gençler bu dijital eşyaları oyun dışına taşıyarak, paranın yerine bir tür değer birimi gibi kullanıyor; yani para yatırmak yerine “skin”leri ortaya koyup bahis oynuyor. Böylece görünüşte oyunla sınırlı gibi duran bir davranış, aslında kazanma–kaybetme döngüsü ve risk alma yapısıyla kumara çok benzeyen bir düzene dönüşüyor.

Araştırmalar, “skin” ile bahis oynayan gençlerdeki risk düzeyinin, çevrim içi bahis sitelerinde para ile kumar oynayan bireylerle neredeyse aynı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle dijital oyunları yalnızca masum bir eğlence alanı olarak görmek yeterli değil. Oyunların içinde hangi sistemlerin işlediğini; bu sistemlerin oyuncuyu hangi duygulara ve alışkanlıklara (daha fazla deneme isteği, kaybedileni geri alma dürtüsü, sürekli ödül beklentisi gibi) yönlendirdiğini dikkatle analiz etmek gerekiyor.

Tüm bunların karşısında hükûmetler ve uluslararası kuruluşlar için öncelikler neler olmalı?

En temel öncelik, bu risklerin açık biçimde kabul edilmesi. Hükûmetlerin, bu ürünleri üreten şirketleri tarafsız aktörler olarak görmemesi gerekiyor. Çünkü burada kamu yararı ile ticari çıkarlar örtüşmüyor.
Bu nedenle “öz düzenleme” fikri gerçekçi değil. Öz düzenleme ancak çıkarlar örtüştüğünde anlamlıdır. Kumar ve oyun sektöründe ise durum tam tersidir. Etkili ve bağlayıcı yasal düzenlemelere, şeffaf denetim mekanizmalarına ve halk sağlığını merkeze alan politikalara ihtiyaç var.

“YEŞİLAY GİBİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ VARLIĞI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

Yeşilay, çevrim içi oyun ve kumarla mücadelede hem ulusal hem uluslararası düzeyde önemli bir aktör. Siz Yeşilay’ın bu alandaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeşilay gibi sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki varlığı hayati önem taşıyor. Kumar, yalnızca bireyi değil; aileleri, sosyal ilişkileri ve toplumsal yapıyı etkileyen bir halk sağlığı sorunu. Bu gerçeği hem kamuoyuna hem de karar vericilere anlatmak gerekiyor.
Biz araştırmacılar, bilimsel kanıtları üretiriz; verileri ortaya koyarız. Ancak bu bilgilerin politika reformlarına, toplumsal farkındalığa ve sahadaki çalışmalara dönüşmesi çoğu zaman sivil toplumun öncülüğünde mümkün olur.
Bu açıdan bakıldığında, Yeşilay’ın yürüttüğü farkındalık, savunuculuk ve önleme çalışmaları yalnızca tamamlayıcı değil; belirleyici bir role sahiptir. Yani Yeşilay bu alanda ve diğer tüm bağımlılıklarda dünyada kurucu bir yere sahiptir.