Makaleler
ekran-suresinin-arkasindaki-gercek.jpg

Ekran Süresinin Ardındaki Gerçek İhtiyaçlarımızı Görmek

Akıllı telefonlar iletişimden eğlenceye, sosyalleşmeden bilgi edinmeye kadar pek çok ihtiyacımızı karşılarken, zaman zaman stres, yalnızlık veya can sıkıntısından kaçış aracı hâline gelebiliyor. Bu durum, telefonu ihtiyaçlarımız için kullanmakla telefona ihtiyaç duymaya başlamak arasındaki sınırı bulanıklaştırabiliyor; bu nedenle sağlıklı kullanımın ilk adımı farkındalık geliştirmek.

Akıllı telefonlar artık yalnızca iletişim kurduğumuz cihazlar değil; bilgi edinmek, eğlenmek, sosyalleşmek ve gündemi veya trendleri kaçırmamak için kullandığımız günlük araçlar. Bazen de can sıkıntısından, stresten veya yalnızlıktan uzaklaşmak, sorunlarımızı unutmak ya da beğeni ve onay görmek için telefonu elimize alıyoruz. Ancak akıllı telefonun bu kadar çok ihtiyacımızı karşılaması, kullanımın kontrolünü kaybetme riskini de beraberinde getiriyor. Telefonu ihtiyaçlarımız için kullanmak ile telefona ihtiyaç duymaya başlamak arasındaki sınır giderek bulanıklaşabiliyor.

Problemli telefon kullanımı; kişinin planladığından daha fazla zaman geçirmesi, kullanımını kontrol etmekte zorlanması ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemesiyle kendini gösterebilir. Bu durum bedensel, psikolojik ve sosyal sorunların gelişmesine neden olabilir. Problemli telefon kullanımı; hareketsizlik, duruş bozuklukları, görme problemleri, uyku ve yeme problemleri, odaklanma güçlüğü ve vücut ağrıları gibi çeşitli fiziksel sorunlarla ilişkili olabilir. Bununla beraber, duygu düzenleme ve problem çözme gibi becerilerle ilişkili güçlükler de görülebilir. Yapılan araştırmalar, problemli akıllı telefon kullanımı ile kaygı ve depresyon belirtileri arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla kişinin hayat kalitesi, sosyal ilişkileri, akademik yaşamı veya iş hayatı olumsuz etkilenebilir. Peki, bu durumu değiştirmek için ne yapabilirsiniz?

İLK ADIM FARKINDALIK

İlk adım; fark etmek. Bir şeyleri fark ettikten sonra değişim yönünde adım atabilirsiniz. Ancak, her zaman bir şeyleri fark etmek kolay olmayabiliyor. Bu farkındalığı kazanmak için telefon kullanımı sırasında bedeninizde, duygularınızda ve düşüncelerinizde ortaya çıkan ipuçlarını takip edebilirsiniz.

O AN BEDENİNİZDE NE HİSSEDİYORSUNUZ?

Uzun zaman aynı pozisyonda kalmanın yarattığı uyuşukluğu, baş, boyun ve omuz bölgelerinde yaşanan ağrıyı ya da gözlerdeki kuruluk veya yanma hissini daha kolay fark edebilirsiniz. Bu bedensel belirtiler, düşündüğünüzden daha uzun süre telefon başında olduğunuza işaret edebilir.

O AN HANGİ DUYGUYU HİSSEDİYORSUNUZ?

Telefon kullanımı sırasında veya bıraktıktan hemen sonra ne hissettiğinizi tanımlamak önemli. Kaygı mı, üzüntü mü, can sıkıntısı mı, öfke mi, pişmanlık mı, gerginlik mi? Duygular; neyi isteyip istemediğinize ve o an neye ihtiyaç duyduğunuza dair ipuçları verebilir. Bu durumu araba park sensörüne benzetebilirsiniz. Arkadaki engele ne kadar çok yaklaşırsanız sensör o kadar yüksek ses çıkarır. Bunun amacı arabanızın çarpmasını engelleyerek korumaktır. Hâliyle çıkan ses; güzel değil, sizi uyaran ve bir an önce durmanızı sağlayan rahatsız edici bir sestir. Duygular da böyledir. Sizin için kıymetli veya öncelikli olan bir şeye yaklaştığınıza veya ondan uzaklaştığınıza dair sinyaller verebilir. Önemli olan, duygunun kendisiyle (park sensörü sesi) uğraşmak değil, duygunun işaret ettiği istek ve ihtiyacı (engele çarpmadan park etmek) anlayabilmektir.

NE OLDU DA BU DUYGULAR O AN ORTAYA ÇIKTI?

Şimdi, düşüncelerinizi gözlemleyelim. O an zihninizden hangi düşünceler geçiyor: “Tez çalışmamı yetiştirmem lazım”, “Arkadaşımla yaşadığım sorunu çözemeyeceğim” veya “Hâlâ dinlenemedim, çok yorgunum”. Duygularınıza eşlik eden bu düşünceler, o anda ne yaşadığınızı ve neye ihtiyaç duyduğunuzu anlamanız için size ipuçları verebilir. Örneğin; tez çalışmasını yetiştiremeyeceğini düşünen biri kaygılı hissediyorsa bu kişi akademik hayatında başarılı olmak için tezini vaktinde tamamlamak istiyor olabilir. Sosyal ilişkilerinde karşılaştığı sorunu düşünüp üzülen biri sorunu çözmek ve böylece ilişkisini düzeltmek istiyor olabilir. Ya da dinlenmek için oyun oynayan ama telefonu elinden bıraktığında daha yorgun hisseden kişinin gerçek anlamda dinlemeye ihtiyacı olabilir.

İSTEKLERİ VE İHTİYAÇLARI KARŞILAMAK

Peki, isteklerinize yaklaşmak ya da ihtiyacınızı karşılamak için şu an ne yapabilirsiniz? Telefonda kullandığınız uygulamalar, oynadığınız oyunlar, sosyal medyada takılmanız sizi bu isteklerinize yaklaştırıyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu? Örneğin; tez çalışmasını yetiştirme konusunda kaygılanan kişi ilk başta rahatlamak veya zihnini boşaltmak için telefonu eline almış olabilir. Ancak telefon kullanımı beklenenden uzun sürdüğünde kişinin çalışması için daha az zaman kalmış ve kaygısı azalmak yerine artmış olabilir. Yoğun kaygı ise gelecekle ilgili olumsuz senaryolar üretmesini, kişinin kendisini yetersiz görmesini, pişmanlık ve kendisine karşı öfke hissetmesini ve hem zihinsel hem fiziksel yorgunluğu beraberinde getirebilir. Bu durum, kişinin çalışmasını daha da zorlaştırabilir. Kısacası, problemli telefon kullanımı bu kişiyi isteklerine yaklaştırmamış, tam tersine uzaklaştırmış olur.

KÜÇÜK ADIMLARLA BAŞLAYIN

Bu zorluğu aşmanın yollarından biri, değişim için atacağınız adımı küçük tutmaktır. Küçük adımlar daha kolaydır ve hemen başlanabilir. Örneğin telefonu bırakmak, masaya oturmak veya yalnızca bir makalenin ilk sayfasını okumak gibi. Sizin için önemli olan alanlarda küçük de olsa bir adım atmak, kendinize olan inancınızı güçlendirebilir ve olumlu duygular hissetmenize yardımcı olarak o davranışa devam etmenizi kolaylaştırabilir.

Bir başka yol ise isteğinize yaklaşmanıza yönelik alternatif güzergâhlar bulabilmektir. İsteklerimizi ve ihtiyaçlarımızı karşılamanın birçok farklı yolu var. Örneğin, dinlenmek için telefonu elinize almak yerine kısa bir yürüyüşe çıkabilir, gözlerinizi kapatıp birkaç dakika uzanabilir veya sevdiğiniz bir müziği dinleyebilirsiniz. Ya da sosyalleşmek için sosyal medyada gezinmek yerine bir arkadaşınızı arayabilir, birlikte bir etkinliğe katılabilir veya yüz yüze görüşmek için bir plan yapabilirsiniz. Aynı ihtiyaca ulaşmanın farklı yollarını deneyerek size en iyi gelen yolu keşfedebilirsiniz.

Belki de “5 dakika daha” demeden önce durup kendinize “Şu anda ne istiyorum, neye ihtiyacım var ve beni gerçekten istediğim şeye yaklaştıracak ne yapabilirim?” diye sormak, anlık rahatlamanın ötesine geçerek uzun vadede istediğiniz hayata doğru atacağınız ilk küçük adım olabilir.