1037
Teknoloji Bağımlılığı

Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi

Yusuf DURAN

Pandemi sürecinde evlerine kapanan kişiler teknoloji, internet ve sosyal medyaya adeta bir can simidi gibi sarıldılar. Covid-19 sürecinde sosyal medyada meydana gelen değişimler, pandeminin dijital dünyaya etkileri ve kullanıcıların sosyal medya kullanırken dikkat etmesi gereken noktalar hakkında iletişim uzmanı akademisyen Dr. Turgay Yerlikaya’nın görüşlerine başvurduk.

Koronavirüsün hayatlarına girmesiyle insanlar hastalıkla ilgili meraklarını gidermek için interneti yoğun olarak kullandılar. Öte yandan koronavirüs salgını sürecinde sosyal medya kullanımında geçirilen süre katlanarak artış gösterdi. Bu artışın nedenleri hakkında neler söylersiniz?
Elbette tabii olarak bir artış söz konusu. Sadece sosyal medya yönünden bir artıştan bahsetmek mümkün değil. Hem sosyal medya hem de geleneksel medya, televizyon özellikle bu süreçte önemli bir yer elde etti. Televizyondaki canlı yayın açıklamalarına bir ilgi artışının varlığından söz edebiliriz. Covid-19’un çok ciddi biçimde yaşandığı bugünlerde insanlar karantina sürecinde daha çok evlerinde zaman geçiriyorlar. İnsanların çoğu uzaktan çalışma modeliyle işlerini sürdürüyor. Belli yaş altı ve üstünde bir grup sokağa çıkma sınırlamasına tabi. Dolayısıyla bu süreçte özellikle gençler sosyal medyada çok ciddi bir biçimde varlık gösteriyorlar. Yani sosyal medya platformlarında geçirdikleri zaman aralığı biraz daha yükseliyor. Özellikle orta yaş ve ileri yaş grubundaki insanlar da Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın canlı yayın açıklamalarını televizyon üzerinden takip ediyorlar.

Fakat dikkat çeken bir husus var; özellikler araştırmalara yansıyan ve istatistik olarak karşımıza çıkan bir husus şu ki internet tabanlı televizyonlar dediğimiz smart TV platformları çok ciddi bir izlenme oranı yakaladılar. Bu platformlar normal zamanlara göre yüzde 50 oranında bir izlenme artışı ile kendilerini gösterdiler. Özellikle izlenme içeriklerine baktığımızda geleceğe yönelik distopik yani korona, salgın vb. konuları bünyesinde barındıran içeriklerin çok daha fazla izlendiğini görüyoruz. Platform sahiplerinin bu konudaki açıklamaları da istatistikleri destekliyor.
 
MELEZ BİR MEDYA EKOSİSTEMİ ORTAYA ÇIKTI
Getirilen kısıtlamalarla insanlar evlerinde; gezi, eğlence, yeme-içme, konser vb. gibi önceden dışarıda yaptıkları aktiviteleri paylaşamıyorlar. Evde kalan insanlar kendileri içerik ürettiler, sayıları gözle görülür şekilde artan canlı yayınlar yaptılar. Bu içerikler biraz önce bahsettiğiniz dijital medyada bir dönüşüme neden olur mu?
Korona öncesinde de bu tip internet tabanlı platformlarda “gösterme” olgusu çok ön plana çıktığı için insanlar göstererek sosyal medyada var oluyor. Korona ilk ortaya çıktığı günlerde baktığımızda şöyle bir durum söz konusu oldu; insanlar ne yapacaklarını bilemediler. Dolayısıyla burada insanlar için en temel motivasyon hayatta kalma ve karşılaşabilecekleri riskleri minimalize etme olarak belirdi. İnsanlığın en temel meselesi Covid-19 oldu ve içerik üretiminde form olarak değişiklikler yapıldı. Sizin de bahsettiğiniz gibi Covid-19 öncesi; gezi, yeme-içme, daha çok dışarıdaki faaliyetleri içeren paylaşım döngüsü vardı. Korona günlerinde baktığımızda hane halkının ekmeğini, yaptığı yemeği paylaştığını gördük.
Öte yandan uzman kadrosuna baktığımızda örneğin oyuncular kendi alanlarında farklı modeller üretmeye başladılar. Evden dizi çekimleri yapılmaya başlandı. Bu bir yenilikti. Bazı televizyon kanallarında bunu görebildik. Akademisyenler, sosyal bilimciler ve gazeteciler camiasına baktığımızda artık herkes kendi kanalında bir içerik üreticisi oldu. Pandeminin tıp alanını ilgilendiren içeriğinden dolayı sosyal bilimciler ve gazeteciler ilk aşamada bir boşluğa düştülerse de sürece sonrasında çok iyi entegre oldular. İçerik üretimine ciddi anlamda katkılar sundular.

İnsanlar bu süreçte televizyonda 4-5 kişinin toplanıp kavga ettiği programlar yerine teke tek uzmanların olduğu ve konuyla ilgili insanların endişelerini, kaygılarını ve korkularını giderdiği içeriklere daha fazla itibar ettiler. Ve şunu da ifade etmek gerekiyor; internetle televizyonun iç içe geçtiği bir dünyadayız artık. Yani bir televizyon kanalı aynı anda internetten ve Youtube kanalından yayın yapabiliyor. Bu bize “melez bir medya ekosistemi”nin ortaya çıktığını gösteriyor.
 
SOSYAL MEDYA VE ADAPTASYON
Covid-19 sürecinde insanların tüm alışkanlıkları büyük bir değişim geçirdi. Salgın sonrası için yeni bir yaşam biçimi öngörülüyor. Sosyal medya bu süreçte tüm organizasyonların ihtiyaçlarına cevap verdi. Değişim sürecinde sosyal medyanın gelişmeler karşısında kendini hep adapte eden özelliği görüldü. Sosyal medya açısından bu adaptasyon hep devam edecek mi?
İnternet doğası gereği çok esnek. Teorik bir çerçeveden hareketle baktığımızda günümüz dünyasında belirli sabitelerle tahkim edilmiş, muhkem yapılar üzerinden ilerleyen bir dünya sistemi söz konusu değil. Bauman’ın ifadesiyle “akışkanlıkların hakim olduğu” bir dünyada yaşıyoruz. Her şey akıyor, bir sabiteye ihtiyaç duymadan akıyor. Bence internet platformu ve internet üzerinden teşekkül ettirilen bu yapılar bu akışkanlığı o kadar ciddi bir biçimde içselleştiriyor ki her yeni gelişmeye adapte olabiliyorlar.

Fakat gelecekte nasıl bir dünya söz konusu olacak? Bu ciddi anlamda tartışmalı bir konu. Bizler akademisyenler olarak uzaktan eğitim yapabiliyoruz, bir dergi ile uzaktan söyleşi gerçekleştirebiliyoruz. Gazeteciler herhangi bir mekana bağlı olmaksızın birbirleriyle iletişime geçip programlar yapabiliyorlar. Salgın sonrası dünyada bu konu, gündemde ne kadar yer edecek, esaslı bir tartışma. Çünkü sistemi yerinden eden bir durum ortaya çıkabilir bu anlamda. “Ağ toplumu(Network society)” kuramcısı Manuel Castells şöyle söylüyor: “İnternetle birlikte zaman-mekan sıkışması ortadan kalktı. İnternet öyle bir yapısal dönüşümü gerçekleştirdi ki, farklı mekanlardaki insanlar aynı zamanda birbirleriyle iletişime geçebiliyorlar. Bu bence çok ciddi bir yapısal dönüşüm…” Bu muhtemelen Covid-19 sonrası yeni dünya düzeni, “yeni normal” tartışmalarına da bir anlamda etki edecek diye düşünüyorum. 
 
KRİZLER YENİ FIRSATLAR DOĞURUR MU?
COVID 19’un mecburi kıldığı “zaman-mekan sıkışmasının ortadan kalkması”nı sağlayan uygulamaları insanlar benimsedi mi?
Aslında bu tartışmalı bir konu. Biz bu konunun pozitif tarafına odaklanıyoruz. Pozitif yönüne odaklandığımızda şöyle bir durum ortaya çıkıyor: İnsanların aynı zamanda mekan bağımlılığını ortadan kaldırarak bir araya gelmesi çok büyük bir başarı. Biz akademisyenler olarak canlı yayın uygulamaları ile derslerimizi yapabiliyoruz. Bu dönem bir kriz zamanı ve krizler aslında fırsatların doğduğu zamanlardır. Şöyle düşünelim, Türkiye dijital anlamda büyük bir atılım yapma ihtiyacı hissetti ve şu anda yerli yazılımlar üretiliyor. Bu kriz döneminin fırsata dönmesi demek.

Ama felsefi anlamda buraya bir itiraz gelebilir. İnsanlar etkileşim içerisinde birbirleriyle hemhal olan sosyal varlıklar olduğu için bu uzaklığa, bu mesafe kültürüne ne kadar dayanabilirler? Buna en önemli şerh Heideger’in haleflerinden olan Hubert L. Dreyfus’un “On the internet” isimli eseridir. Uzaktan eğitim meselesine bu anlamda ciddi şerhler düşer Dreyfus. Çünkü uzaktan eğitim dediğimiz şey bedenler arasılığı mümkün kılmadığı için beklenen faydayı sağlamayabilir. Şöyle düşünelim; bir sosyal bilimci uzaktan eğitimle kendisini bir yere kadar geliştirebilir. Ama bir uygulamalı eğitim yani usta-çırak ilişkisi gerektiren alanlar (özellikle tıp ve uygulamalı bilimler) bu anlamda ciddi bir sıkıntı ile karşı karşıya kalacaktır.
 
DİJİTAL BAĞIMLILIK GELECEĞİN DÜNYASINI TEHDİT EDİYOR
Korona günlerinde korona gündemini takip etmede sosyal medya platformlarında normalden daha yoğun bir kullanım artışı yaşandı. Bu ilgiyi artıran faktörler sizce nedir? Öte yandan bu durumu bağımlılık açısından konuşabilir miyiz?
Türkiye’de ilk korona vakasının görüldüğü 11 Mart tarihi itibarıyla baktığımızda yaklaşık iki aylık bir sürece tekabül ediyor. Tabii ki internette geçirdiğimiz zamanlar Covid-19 öncesine göre çok ciddi artış gösteriyor. Özellikle “dijital medya okuryazarlığı” bilgisine sahip olmayan insanlar için bu kullanım oranları bir tür bağımlılığı beraberinde getirebilmektedir. Dijital bağımlılık geleceğin dünyasında bence başlı başına hem klinik hem sosyolojik hem de politik bir problem olarak toplumsal alanda kendisini çok şiddetli biçimde gösterecek. Bu anlamda dijital bağımlılığın arttığına şahit oluyoruz. Özellikler gençler cephesinde kullanım anlamında ciddi bir artış var. İnsanların buralardan uzak olmamasını bir tür bağımlılık ilişkisiyle açıklamak mümkün.

İkinci olarak dünyada şöyle bir eğilim var: Yeni, anlık gelişmeleri geleneksel medya kanallarından takip etmek yerine internet tabanlı platformlardan izlemek çok daha mantıklı geliyor. Şöyle ki, hem anlık bilgiyi görebiliyorsunuz hem de herhangi bir filtreden bağımsız olarak bu içeriğe ulaşıyorsunuz. Bilgiye doğrudan açık bir biçimde ulaşılıyor.
Üçüncü bir unsur olarak da insanlar artık geleneksel medyaya güvenmiyor ya da azalan bir güven var. Tabii bu farklı araştırmalarda ters sonuçlar da çıkartıyor. Çünkü sosyal medya ciddi bir sahte haber(fake news) ve dezenformasyona konu olduğu ve alan açtığı için bu anlamda çatışmalı bir ilişki var. İnsanlar bir yandan sosyal medyaya ihtiyaç duyuyor diğer yandan sosyal medyadaki dezenformasyon ve sahte haberin kendisini tehdit ettiği gerekçesiyle geleneksel kanallara yöneliyor.

Şu anda bu konuyla ilgili bir rapor hazırlıyoruz. Korona döneminde özellikle dış basında Türkiye’deki koronavirüs söyleminin nasıl şekillendiğini inceliyoruz. Bu iki aylık sürede özellikle başlardaki ve günümüzdeki tutumunun birbirinden çok farklı olduğunu görüyoruz. Sağlık Bakanı bir açıklama yapıyor ama bir anda o açıklamayı tahrip eden içerikler ve karşı açıklamalar üretiliyor ve sosyal medyada dolaşıma sürülüyor. Açıkçası insanlar bir biçimde kendilerini tatmin eden ve echo chamber’larda (kapalı bir grupta görüş bildirilmesi ve bilgilerin sürekli aynı fikirlere sahip kişilerle konuşulmasından dolayı, bir yerden sonra fikirlerin aşırılaşması ve karşıt görüşlere sağırlaşılması durumu) üretilen yalanlara da inanmak istiyorlar.
 
Bu durumaHerkesin sahip olduğu bir dünya görüşü var ve kendi görüşüne sahip haber kaynaklarını takip etmek insanların hoşuna gidiyor.” diyebilir miyiz?
Kesinlikle. “Echo chamber” dediğimiz şey şu ki, yankı odalarında insanlar kendilerini rahatlatıyorlar.
 
SOSYAL MEDYA VE İNFODEMİ
Sosyal medyanın filtreleme yöntemleri uygulamadığını söylediniz. Korona günlerinde sosyal medya uygulamaları dezenformasyonu önleme amaçlı bazı filtreleme uygulamaları açıkladılar. Bunu koronadan önceki sürece göre nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sosyal medyanın bu tip filtreleme mekanizmalarını nasıl geliştirdiği ve bunu ne kadar uyguladığı önemli bir tartışma. Geliştirmek ve beyan etmek, uygulanıyor olduğu anlamına gelmiyor. Mart ayının ikinci haftasında Facebook, Linkedin, Reddit, Twitter, Youtube gibi platformlar koronavirüsle mücadele anlamında bir karar aldılar ve ortak bir deklarasyon yayınladılar. Şunu söylediler: “Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte hareket edeceğiz ve Covid-19 ile ilgili dezenformatif haberleri engellemeye yönelik bir girişimde bulunacağız.” Bu deklarasyonla literatüre yeni bir kavram kazandırdılar: infodemi.
İnfodemi’yi “Salgınla ilgili yapılan ve özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan bilgi kirliliği”ni ifade eden bir kavram olarak açıklayabiliriz. Nihai kertede baktığımızda sosyal medyanın bu denetimsiz ortamı ve her bireyin içerik üretebilmesi sosyal medya yöneticilerinin ya da üst kurulların bu içeriklerin her birini denetlemesine imkan tanımıyor. Ne kadar hassas içerik olarak kodlarsa kodlasın.
 
KAYGI VERİCİ İÇERİKLER
Sosyal medyanın yaşadığımız süreçte kaygı yaşayan birçok insanı korkutmak için yoğun bir şekilde kullanıldığına şahit olduk... Bu konuda neler söylersiniz?
Her bireyin denetimden azade bir biçimde içerik üreteceği ortam anlamına gelen yeni internet teknolojileri, başta demokrasi açısından önemli bir imkan olarak görüldü. Günümüzde baktığımızda bazı olaylarda o demokratikleşmeyi tetikleyici bir işlev görüyor dersek elbette olumlu örnekleri dile getirebiliriz. Fakat diğer taraftan bakıldığında özellikle bu sahte haber(fake news) meselesinde sosyal medyanın hem demokrasinin altını oyucu hem de geleceğe yönelik karamsar tabloların oluşmasında psikolojik anlamda bir etki yarattığını söyleyebiliriz. Nitekim korona ile ilgili gündem de bunu gösteriyor. Özellikle distopik ve risk içeren, insanlarda kaygı ve endişe uyandırıcı içeriklerin Twitter’da paylaşılma ve etkileşime girme oranının diğer haberlerden yani güven haberlerinden çok daha fazla olduğunu görüyoruz.
 
SOSYAL MEDYAYI BİLİNÇLİ KULLANMA
Sosyal medya kullanan insanlar ve kurumlar, echo chamber’lar (yankı odaları) tarafından üretilen gündeme karşı neler yapmalı? Sosyal medya okur yazarlığı bilincine nasıl ulaşılabilir?
Birey olarak şunu yapmamız gerekiyor. Birincisi; sosyal ağlarda karşılaştığımız içeriklere karşı şüpheci olmamız gerekiyor. Bu kesinlikle önemli bir madde. İkinci olarak, paylaşabileceğimiz ya da paylaşmayı düşündüğümüz içeriklerin bilgi kaynakları ve hesaplarına yönelik bir araştırmada bulunmamız gerekiyor. Yani her hesabın paylaştığı içeriği bizim de beğenmemiz ve etkileşime sokmamız bu anlamda sahte haberleri artırıcı bir etkiye neden oluyor. Yine benzer bir biçimde beğeni ya da paylaşım yapma kararı almadan önce üzerinde ciddi bir biçimde düşünülmesi gerekiyor. Dolayısıyla içeriği paylaşanın, hesabın kim olduğu, ne olduğu, içeriğin ne amaçla paylaşıldığı üzerine bir muhasebe yapmak bizi bu tip infodemik ve sahte içeriklerden korur.  

Kurumsal olarak korunmaya baktığımızda ise bahsettiğimiz sosyal medya platformlarının özellikle asılsız haber paylaşan kişilerin hesaplarını hemen askıya almaları gerekiyor. Türkiye’de koronavirüs konusunda bir bilim kurulu oluşturuldu. Bu kurul üyelerinin adına sahte hesaplar sosyal medyada dolaşımda bulunuyor. Bunu nasıl çözeceksiniz? Bu durum, önlem aldık diyen sosyal medya platformlarının bir başarısızlık örneği.

Kurumsal anlamda ikinci olarak şuna dikkat etmemiz gerekiyor: Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde “fake checking” sistemlerinin geliştirilmesi lazım. Yine sosyal medya platformlarının sahte hesaplar konusunda kamuoyunu bilgilendirmesi bu anlamda çok önemli bir mesele. Yine kurumsal anlamda önemli bir husus, devletlerin mesela Türkiye’nin sahte haberlerle mücadelede uluslararası kurumlar tarafından, sosyal medya platformları tarafından çok daha ciddiye alınması. Sadece Türkiye’nin değil, diğer devletlerin de. Bu konuda entegre bir çalışma sisteminin ortaya konulması gerekiyor.
Son olarak uluslararası hukukun gündemine girecek bir sosyal medya hukuku içeriği oluşturulmalı ve bu konuda yapılan tahribatın önüne geçmek için ciddi yaptırım kararları alınması gerekiyor. Türkiye’de şu anda sosyal medya ile ilgili bir tartışma var. Bir yasa tasarısı var. Bu da bizim hayatımızı etkileyen bir durum. Sonraki dönemlerde çok daha fazla etkileyecek. Bu çalışmaları çok daha fazla tartışacağız diye düşünüyorum.
 
BİLGİ VE TEKNOLOJİNİN EGEMENLİĞİ
Covid-19 sonrası sosyal medya alanında neler gündeme gelecek? 
Covid-19 sonrası tartışmalarda dijitalleşme konusunun çok ciddi bir ivme kazanacağı kuşkusuz. Uzaktan eğitim modelleri, evden çalışma, bilginin ve teknolojinin egemenliğinde geçecek toplumsal düzene doğru ilerliyoruz. Bu kaçınılmaz bir durum. Elbette bunun bizim açımızdan riskleri de olacaktır. Bu riskleri bertaraf etme kapasitesi ve kabiliyeti sadece bireysel değil kurumsal yönleri de olan bir etkileşimi ve iş birliğini mecburi kılıyor.

DR. TURGAY YERLİKAYA KİMDİR?
Lisans eğitimini 2012’de Kocaeli Üniversitesinde tamamlayan Turgay Yerlikaya yüksek lisansını 2014’te “Türk Medyasında Self-Oryantalizm” başlıklı tezle Marmara Üniversitesinde tamamladı. 2018 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde hazırladığı “Toplumsal Hareketler ve Sosyal Medya İlişkisi: Gezi Parkı ve Tahrir Meydanı Örnekleri” başlıklı tez çalışmasıyla doktor unvanını almaya hak kazanmıştır. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde Dr. Öğr. Üyesi olarak çalışan Yerlikaya aynı zamanda SETA Toplum ve Medya Araştırmalarında araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Yerlikaya’nın çalışma alanları arasında toplumsal hareketler, sosyal medya, oryantalizm, İslamofobi ve basın özgürlüğü konuları yer almaktadır.

Sağlıklı Yaşam

Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

“Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?

1051Ağustos2021
Yaşam

“Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”

1051Ağustos2021
Teknoloji Bağımlılığı

YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor

1050Temmuz2021
Sağlıklı Yaşam

Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Hareketsiz Kalmayın!

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?

1049Haziran2021
Yaşam

Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz

1049Haziran2021
Yaşam

“Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”

1049Haziran2021
Bağımlılık

“Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor

1048Mayıs2021
Bağımlılık

“Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

"Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor

1048Mayıs2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur

1047Nisan2021
Bağımlılık

“Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı

1047Nisan2021
Bağımlılık

Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor

1047Nisan2021
Yaşam

Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular

1047Nisan2021
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”

1046Mart2021
Yaşam

“Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”

1046Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”

1045Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği

1045Şubat2021
Madde Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

“Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"

1044Ocak2021
Sağlıklı Yaşam

“Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Doğru Rol Model Olmak Önemli

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

“Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Mutluluk Ailede Başlar

1043Mutluluk Ailede Başlar2020
Sağlıklı Yaşam

“Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nevroza

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Ekolojik Yaşam Arayışları

1042Kasım2020
Teknoloji Bağımlılığı

“Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım

1041Ekim2020
Eğitim

"Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"

1040Eylül2020
Yaşam

“Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”

1040Eylül2020
Eğitim

Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?

1040Eylül2020
Eğitim

Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!

1040Eylül2020
Eğitim

Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı

1040Eylül2020
Eğitim

Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor

1040Eylül2020
Eğitim

Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor

1040Eylül2020
Alkol Bağımlılığı

Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!

1039Ağustos2020
Bağımlılık

Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Vücuda Neler Yapıyor?

1039Ağustos2020
Yaşam

“İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”

1038Temmuz2020
Yaşam

Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu

1038Temmuz2020
Yaşam

Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük

1038Temmuz2020
Yaşam

"İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…

1038Temmuz2020
Yaşam

Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir

1038Temmuz2020
Yaşam

Vakıf ve Gönüllülük Üzerine

1038Temmuz2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi

1037Haziran2020
Yaşam

"Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"

1037Haziran2020
Yaşam

10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem

1037Haziran2020
Alkol Bağımlılığı

"Şişenini Dibi"nden Görünenler

1032Ocak2020
Alkol Bağımlılığı

İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!

1032Ocak2020
Tütün Bağımlılığı

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

"Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor

1036Mayıs2020
Eğitim

Hayat da Eğitim de Eve Sığar

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Korona Günlerinde Ev Hayatı

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

El Hijyeni Virüsten Korur

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Evde Düzen İçin İpuçları

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Bahane Yok! Oyun Vakti

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

"Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey

1035Nisan2020
Teknoloji Bağımlılığı

Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

E-Spor Obeziteye Neden Oluyor

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var

1031Aralık2019
Tütün Bağımlılığı

Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

E-Sigara Can Almaya Devam Ediyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

E-Sigara da Sigara Kadar Zararlı

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Doç. Dr. Toker Ergüder: E-Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele

1030Kasım2019