Web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanıyoruz.
Detaylı Bilgi
1072
Yaşam

Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var

Göksan GÖKTAŞ

Yaşadığımız büyük deprem felaketi Türk toplumunun farklı kesimlerini bir araya getirdi. Dayanışma, yardımlaşma ve kenetlenme bugünlerin anahtar kelimeleri. Türk tarihine baktığımızda; savaşlar, kıtlık ve doğal afetler gibi zor zamanlarda aynı “Milli Mücadele” ruhunun devreye girdiğini görüyoruz. Peki, Türk toplumunun bu “zor zaman refleksi”nin, kenetlenme duygusunun tarihi, sosyolojik ve psikolojik temelinde neler yatıyor? 'Türk halkının sosyal ve tarihsel psikolojisi' konusunda uzman bir isim olan Psikiyatr Prof. Dr. Erol Göka'yla derin bir söyleşi gerçekleştirip konunun kökenine indik...
 
“Türklerin Psikolojisi”, “Türk'ün Göçebe Ruhu”, “Yedi Düvele Karşı: Türklerde Liderlik ve Fanatizm”… Özellikle bu üç kitabınızda ‘tarihsel psikoloji’ bakışıyla, toplumumuzun davranış tutumlarına eğildiniz. Bu açıdan baktığınızda tarih boyunca Türk toplumunda bireysellik mi, grup davranışları mı daha çok öne çıkıyor? Ya da hangi kırılmalarla bu tutum nereden nereye evriliyor? Zor durumlarda kolay ayağa kalkabiliyor muyuz? Öyleyse bunu nasıl başarıyoruz?
Hepimiz kendimizi biricik, benzersiz olarak algılıyoruz. Bu kesinlikle doğru ama eksik, bir de başkalarıyla benzer olan, onlar gibi, “biz” olarak hissettiğimiz yanlarımız var. Zira hepimiz bir toplumun, bir kültürün içine doğuyoruz. Kimliğimiz orada şekilleniyor. Her toplumun tarihsel, kültürel ve toplumsal değerler sistemi tarafından kendiliğinden oluşturulmuş, kendine özgü, nesnel diyebileceğimiz bir kimlik yapılanması bulunuyor. Bireyler, kendileri dışında gelişmiş nesnel süreçlerin sonucu olan bu kimlik yapılarını, doğup büyüdükleri toplumun içinde tecrübe edinerek kazanıyor. Ev, mahalle, akraba, okul gibi ortamlar, ideolojik aygıtlar vasıtasıyla bunları içselleştiriyor, kimlik duygusuna sahip oluyoruz.
 
Sağlam bir kimlik duygusu için, kişinin kendisini yaşadığı topluma, bir kesime, bir yere ait hissetmesi, yani aidiyet hissi şart. Kimlik arayışının doruğa vardığı ergenlik döneminden itibaren, aidiyet hissi en güçlü biçimde tezahür ediyor. Birey kimliğini inşa ederken, toplum organizmasına veya toplumsal dokuya, yeni ve sağlam bir hücre olarak katılıyor; toplum da bu yeni hücreyi kültürü oluşturan değerler, idealler, semboller ve normlarla besleyerek canlı kalmasını sağlıyor. Kimlik duygusu ile birlikte, kolektif toplumsal yapı içerisinde ortaklaşa kurulan “birlik duygusu” da bireyi ortak toplumsal ideallerin bir parçası haline getiriyor. Kişi, aidiyet duygusu sayesinde kendisini belli bir topluluğun üyesi olarak tanımlıyor ve neye değer vereceğini bilememe kaygısından kurtuluyor. Kim olduğumuzu fark ettikçe, kendimize güvenimiz artıyor, daha kendini bilen, kendinden emin birisi oluyoruz. Aidiyet ve mensubiyet unsurları olmazsa, bütünleşmiş bir kimliğin ayrılmaz parçası olan tutunma çerçevesi sağlanamıyor; kimlik kırılganlaşıyor.
Kimliğimizin bireysel ve toplumsal yanlarını birbirinden ayırt etmek imkânsız, yani “ben” ile “biz” arasındaki ayrım, gerçekte sandığımızdan çok daha ince. Her şey yolunda giderken, hayat rutin seyrinde işlerken kendimizle daha çok meşgul oluyoruz, bireysel kimliğimizi ve çıkarlarımızı genişletmek için rekabet, yarışma içine girebiliyoruz. Ama toplumun dayanışma göstermesi gereken hallerde toplumsal kimliğimiz, bir başka deyişle “biz” yanımız öne çıkıyor.
Hassaten toplumuz için konuşacak olursak... Bizim kolektif değerlerimizin ve kolektif kimlik unsurlarımızın hayli güçlü olduğunu, çocuk yetiştirme pratiklerinden başlayarak akrabalık, hemşerilik, okul, askerlik ortamlarında bunun adım adım inşa edildiğini söyleyebiliriz. Bireysel ve toplumsal kimlikler arasındaki ayrım çok ince demiştim ya, işte o ayrım bizde soğan zarından da ince. Bunun birçok tarihsel nedeni var ama son yüzyıl içinde yaşadıklarımıza bakınca tarihin derinliklerine gitmeye de pek lüzum kalmıyor. Gerek millet olarak var kalma mücadelemiz gerek yaşadığımız coğrafyada tabii afetler ve savaşların çok sık ve şiddetli olması, toplum hayatımızı ve toplumsal kimliğimizi daha önemli hale getiriyor, bireysel yaşantımızı ve kimliğimizi çoğu zaman geri planda tutmak durumunda kalıyoruz. Sizin sorunuzdaki haliyle söylersem grup davranışımız çoğu zaman bireysel yaşantımızın önüne geçiyor.
 
Bizim bu kendimize özgü halimizin getirdiği menfi ve müspet yanlar var. Uzun süreli, kalıcı, sükûnet içinde geçen, kendimizi, bireyselliğimizi geliştirdiğimiz, akılcı planlamalar yaptığımız, en iyi hayat tarzının nasıl olabileceğine, yaşam çevremizi nasıl en güzel şekilde imar edeceğimize dair maalesef fazla kafa yoramıyoruz. Tam tersine hayli gürültülü ve birbirimizle çokça dalaşmalı bir görüntü arz ediyoruz. Daha ziyade başımıza gelen musibetlere birlikte, dayanışma içinde karşı koymaya yatkın bir hayatımızın olması, ona göre bir zihniyet yapısı ve baş etme tarzı inşa ediyor. Sükûnet ve huzur zamanlarını birbirimizle çekişmeyle geçiriyoruz ama toplu hareket etmemizi gerektiren bir musibet karşısında hemen birleşiveriyor, sanki dün didişen, planı programı boş veren biz değilmişiz gibi kolayca dayanışma içine giriyor, diğer zamanlarda beceremediğimiz organizasyonları yüksek bir örgütlenme yeteneğiyle kuruveriyoruz.     

“GENÇLER İYİLİKTE, MERHAMETTE, FEDAKÂRLIKTA YARIŞTILAR”
Yalnızca Türkiye’nin değil, dünya tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşadık. Ve bir baktık ki, ‘toplum narsisizme doğru gidiyor’, ‘ben çağı’ gibi popüler tespitleri boşa çıkarırcasına, müthiş bir toplumsal dayanışma ve yardımlaşma gördük. Bu kenetlenmeyi ve yardımlaşmayı, Türklerin psikolojisi açısından, tarihsel süreciyle birlikte nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Öncelikle milletimize, toplumumuza, hepimize geçmiş olsun diyor, başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Vefat edenlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, depremde yakınını kaybeden kardeşlerime sabır ve dayanma gücü diliyorum. Sizin sorunuzda belirttiğiniz hususa toplumumuzu yakından tanımayanlar çok şaşırıyor. Daha düne kadar şiddetli kutuplaşmadan bahsedilen, kimsenin birbirini dinlemediğinden, sorunların çözümü için kolayca bağırıp çağırmaya başlayabilen bir toplum yapısının ağır travma şartlarında bu özelliklerinin daha da kötüleşeceği umulur, toplumda kaos beklentisi içinde olanlar avuçlarını ovuşturmaya başlar. Modern kriz psikolojisi teorileri de böyle bir öngörüye sahiptir.
 
Kriz zamanlarında her toplumda bazı benzer tepkiler görülür. Örneğin insanlar akılcı davranmazlar, mantık devreden çıkar, bilinçsizce kaçışır ve öfkelerini kontrolde zorlanırlar. Herkes can havliyle hareket eder. Fanatikçe bağlanmalarda artış görülür ve bunun sonucunda düşman bildiklerine karşı hesapsız saldırganlıklar olur. İntiharlar artar. Kaosa doğru bir gidiş ortaya çıkar. İnsanlar olmadık şeylerden medet umar. Önüne gelene “kurtarıcı” diye sarılır. Toplumun direnci ve dayanma gücü çok azalır ve toplumsal bağlılıklar en zayıf halkalarından kopmaya başlar. Herkes kendisini haklı görür, suç, hep başkalarında, onları bu hale getirenlerde aranır; günah keçileri, cadılar yaratılır. Kaos zamanlarında toplum adeta çocuklaşır, dizginlenemeyen çocuklar gibi davranır. Biz bu manzaraya “büyük grup gerilemesi” diyoruz.
 
Gerçekten bu söylenenler, dünyadaki birçok toplumsal kriz sırasında doğrulanmış, oldukça mantıklı tespitlerdir. Lakin bizde toplumsal krizlerde böyle olmuyor.  Bakın, bu yaşıma kadar birçok toplumsal gerilime, büyük afetlere tanık oldum. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda toplumumuzda gördüğüm dayanışma manzaraları, insanımızın elinde avucunda ne varsa kışlaların önüne gelip bıraktığı ve askere yazılmak için kilometrelerce kuyruk oluşturduğu görüntüler hep gözümün önünde. Aynı şekilde 1999 depreminde Ankara Numune Hastanesi'nde depremzedelere verilen sağlık hizmetlerinin koordinasyonunda yer aldım. O zamanki ruh halini de yakından müşahede ettim. Tıpkı şimdi olduğu gibi toplum her kesimiyle, ayrıyı gayrıyı bırakıp, cansiperane bir biçimde ileri atılıyor, inanılmaz fedakârlıklarda bulunuyordu. Benim toplumumuzda gördüklerim, asla az önce bahsettiğim teorik öngörüleri doğrulamayan tam tersi manzaralardı.
Bu toplum, varlığına yönelik bir tehdit algıladığında, millet olarak var kalmasına ilişkin bir endişe belirdiğinde hemen ayağa kalkıyor ve aslan kesiliyor.  Dediğiniz gibi narsisizm teorileri, post-modern kimlik analizleri böyle zamanlarda toplumumuzun gösterdiği davranış örüntüsü karşısında çöküyor.
 
Bakın size bir şey söyleyeyim, çöken sadece onlar değil. Biliyorsunuz benim hiç katılmadığım gençleri kuşaklara ayıran ve gençlerimizi alfabenin son harfleriyle adlandırmaya kalkan teoriler de ortalıkta cirit atıyor. Genç insanlar kötüleniyor. Küresel salgın sırasında gördük ki, bizim gençlerimiz asla bu tanımlara uymuyor; beklenilenin aksine fedakâr, yardımsever, cesur davranışlar gösteriyorlar. İşte aynı gençler, şu bildiğimiz başını önündeki akıllı aygıttan ayırmıyor diye acımasızca eleştirdiğimiz gençler, yaşadığımız son felakette de yine başrolde sahne aldılar; iyilikte, merhamette, fedakârlıkta yarıştılar.  Demek ki kuşak teorileri doğru değil ama anlatmaya çalıştığım tarihsel psikolojinin nesillere aktarıldığı doğru!...

Aynı tutumu; yani bu kenetlenme ve dayanışma halini; zorluk, felaket ve muhtelif yıkıcı süreçlerde batı toplumunda görebiliyor muyuz? Ya da diğer toplumlarda? Türk toplumunun bu konudaki farkları neler?
Şimdi uzun tarihsel analizlere girişmeyelim. Kaldı ki yaşadığımız büyük deprem felaketinde tüm dünya yardımımıza gelmişken, minnet hissi yaşarken böyle noktaları özellikle vurgulamak istemem. Son pandemide ülkemizde ve batı toplumlarında yaşananları tecrübe ettikten sonra zaten fazla söze gerek kalmıyor. Kısaca söylemek gerekirse, batı toplumlarıyla aramızda büyük ihtimalle farklı tarihsel geçmişe ve toplum düzenine bağlı yaşantıların yol açtığı ciddi farklılıklar var. Bu farklılıklar büyük felaketler ve yıkıcı süreçler karşısındaki tavırlarda iyice belirgin hale geliyor.
 
"Yiğit düştüğü yerden kalkar." sözünün anlamını bir batılıya anlatmakta çok zorlanırsınız. Hele hele bu sözün doğruluğuna üstelik sadece tek tek kişiler için değil bizim toplumumuz için de geçerli olduğuna inandığınızı söylerseniz hayli müşkül yaşarsınız. Aynı zorluğu "Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez." sözümüzü açıklarken de yaşayacağınız kesindir. Aslında dikkatli bakıldığında tüm bu ve benzeri sözlerimizde anlatmaya çalışılan, dar zamanda, büyük bir musibetle karşılaştığımızda direnç ve dayanışmayla bunu aşacağımıza olan inancımızdır. Maalesef aynı direnci ve büyük zorluklar karşısında sergilediğimiz muazzam dayanışmayı, sair zamanda uzun süreli, kalıcı plan program yapmakta gösteremediğimiz de bir gerçektir. 

MEKÂNLA İLİŞKİLERİMİZDEKİ “EĞRETİLİK”
Göçebelik kültüründen geliyor olmamızın; zorluklarla mücadele, yeni durumlara kolay alışma ve bu duruma göre hızlı davranışlar geliştirme, dayanışma gibi tutumlarda mahir olmamızda etkisi var mı? Varsa artık yerleşik düzene çoktan geçmiş bir toplum olarak hâlâ nasıl bunun izleri bugüne yansıyor?
Türklerin psikolojisini anlamaya çalışırken en çok dikkat kesilmemiz gereken hususlardan birisi de mekânla ilişkilerimiz bir başka deyişle uzun bir göçebelik mirasına sahip olmamız. Öyle sanıyorum ki mekânla ilişkilerimizdeki “eğretilik” en temel özellik olarak karşımıza çıkıyor. Bu öyle basit bir olgu değil. Mekânla ilişkilerimizdeki eğretiliğin, oturmak-yerleşmek yerine konmanın, hep kalkıp gidecek gibi olmanın, toplumsal psikolojimizde önemli etkisi var. Güçlü vatan ve devlet sevgimizden, en yeniyi, en güçlüyü izleme tavrımıza, modern zamanlarda planlı şehirler kuramamamızdan damak zevklerimize kadar birçok davranışımızın kökeninde bu göçebe ruh hali bulunuyor. Göçebelik yaşantısının meydana getirdiği zihniyet, bizi daha tabiatla barışık, dayanışmacı ve toplumcu kılıyor. Evet, dediğiniz gibi zorluklarla mücadele, yeni durumlara kolay alışma ve hızlı uyum sağlama tutumlarımızda da uzun göçebe geçmişimizden getirdiğimiz mirasın etkisi, kanaatimce çok fazla...
 
Yerleşik dediğimiz toplumların binlerce yıldır aynı yerde ikamet etmeleriyle bizim birkaç yüz yıldır kısmen başardığımız olduğumuz konar-göçerlikten yerleşikliğe geçiş aynı değil. Görmüyor musunuz o mahalleden bu mahalleye, şu şehirden bu şehre taşınıp duruyoruz; yollarımızda, yerleşimlerimizde kazılar bir türlü bitmiyor. Şehirlerimiz her zaman adeta bir şantiye yeri gibi. Gecekondu sorunumuz son zamanlara kadar en büyük problemimizdi. Gecekondularımız ve oradaki kültür, hızlı şehirleşme nedeniyle dünyanın bazı büyük metropollerinde oluşan banliyölerden çok farklı bir görünüm arz ediyordu.
 
Diyeceksiniz ki, “Peki, Osmanlı’nın insanlığa sunduğu armağanlardan biri olan Türk-İslam şehri?…” Çok haklısınız, Türk-İslam şehri diye bir olgu var ama şimdi hayatta mı emin değilim. Gelin, size Türk-İslam şehriyle ilgili bir pasaj göstereyim: “Türk şehri, mahallesi ve evi Prof. Dr. Turgut Cansever’in tesbiti ile: Standartlar yanında farklılaşma, merkezin ürettiği bilgi ve katılım, abidevîlik ve küçük ölçü, mükemmellik ve üzerine ek alabilme, stoik bir yapısallık yanında tabiat ile beraberlik, kalıcı olmakla birlikte değişen şartlara uyabilirlik özellikleri ile 21. yüzyıl insanlığının sorunlarına çözüm getirebilme imkânı ve tecrübesine sahiptir. Türk-İslam şehri A. Hamdi Tanpınar’ın tavsifi ile: ‘Türk-İslam şehri her yerde kendi ritmi, kendi hususi zevki ile vardır, her adımda önümüze çıkar. Kâh bir türbe, bir cami, bir han, bir mezar taşı, burada eski bir çınar, ötede bir çeşme olur ve geçmiş zamanı hayal ettiren manzara ve isimle, üstünde sallanan ve bütün çizgilerine bir hasret sindiren geçmiş zamanlardan kalma aydınlığıyla sizi yakalar. Sohbetinize ve işinizin arasına girer, hülyalarınıza istikamet verir.’
Evet, Türk-İslam şehri gerçek ama bunun nostaljik bir ütopya olduğu, yaşadığımız dünyada Türk-İslam şehrinin yerinde yeller estiği de bir gerçek. Modern zamanlarda bu anlayışımızı sürdüremedik, yine göçebe ruh halinin etkisiyle tam ne olduğunu anlamadan batılı şehirleri kopyalamaya koyulduk ama onu da tam manasıyla beceremedik.

“YAKIN TARİHİMİZİ ÖĞRENDİKÇE ASLA ESARET ALTINA ALINAMAYACAĞIMIZA YÜREKTEN İNANDIM”
Yine “tarihsel psikoloji” nazarıyla ele aldığımızda, Türk toplumu bugüne kadar hangi tür zorluklarda büyük kenetlenme, dayanışma örnekleri gösterdi sizce? Ve bunu nasıl yaptılar? Mesela Kurtuluş Savaşı, kıtlıklar, Birinci Dünya Savaşı, 15 Temmuz darbe girişimi…
Çok yaşayın, tamamen katılıyorum. Bilhassa Millî Mücadelemiz, tam bir dayanışma, küllerinden yeniden doğma örneğidir. Ben yakın tarihimizi öğrendikçe toplumumuzun asla esaret altına alınamayacağına, ülkemizin asla işgal edilemeyeceğine zaten yürekten inanmıştım. İşgalcilerin kısa sürede ülkemizi terk etmelerinde bunu idrak etmiş olduklarının payı da olduğunu hep düşünürüm. 15 Temmuz direnişini bizzat insanımızla birlikte yaşayınca, buna iyice kani oldum. 
 
Sizi son dönem yaşadığımız felakette, en çok etkileyen dayanışma ve yardımlaşma örnekleri neler oldu?
İnsanımızın dişiyle, tırnağıyla biriktirdiklerinin neredeyse tamamını hiç düşünmeksizin depremzedelere bağışladığını hepimiz gördük. Bu gayret hâlâ her yerde devam ediyor ve birçok gıpta edilecek örneğe birlikte şahit oluyoruz. Haklı olarak adeta candan verilen bu yardımlara gidiyor dikkatimiz ama varsılımızın da infakta adeta yarıştığının, çoğunun da bunu göstermeden yaptığının birçok örneğini biliyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Ama Azerbaycanlı kardeşlerimizin yardımları, cebinde parası olmayan bir emeklinin maaşı kadar kredi çekip Türkiye’nin ihtiyacı daha acil deyip göndermesi ve hele de yokluk-yoksulluk içinde olduğu her halinden belli Server Beşirli adlı Azerbaycan Türkü’nün evinde ne varsa yüklediği ve bayrağımızı da astığı parçalanmak üzere olan otomobilinin fotoğrafı zihnime kazındı.
 
“DAYANIŞMA RUHU SİYASİ KÜLTÜRÜMÜZDEN DAHA GÜÇLÜ”
Deprem sonrası herkes kenetlendi. Farklı görüşlerden oluşumların birlikte yemek dağıttıklarını gördük. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında her durumda kimliğimizle, onu ifşa ederek yaşarız ama barış içinde kalmayı ve insanların birbirlerine, değişik kimliklere saygılı olmayı başarmış bir toplumda insanlar bireysel kimliklerini öne çıkarır, kolektif kimliğini ve siyasi görüşlerini belirtir ama bir parça geride tutar, ayrıca vurgulamaya, altını çizmeye gerek olmadan yaşanıp gidilir. Ama kriz zamanlarında, bu normal akış bozulur, kolektif kimlikler bireysel kimliklerin önüne geçer ve insanlar hangi kolektif kimlikten olduklarının sembollerini ifşa etmeye, benzerleriyle aynı safta yer almaya çalışırlar ve beklenir ki daha fazla çatışırlar... Çok şükür bu süreç, tarihsel psikolojimiz nedeniyle biz de tam olarak öyle olmuyor, yine olmadı.
“Cenaze evinde kavga ve kırgınlık olmaz.” Felaket nasıl farklılık göstermeden herkese gelmişse, felaketin üstesinden gelmek için de farklılığa bakmaksızın herkes el birliği yapmalıdır. Demek ki toplumsal psikolojimizde yer eden dayanışma ruhu ve matem kültürü, modern siyasi kültürümüzden çok daha güçlü… Bu kültüre direnip felakette ortaklaşmayıp siyaset yapmaya kalkarsanız toplum size haddinizi bildirir.
 
Kuvâ-yi Milliye ruhu Türk toplumunun her döneminde farklı şekilde mi tezahür etti sizce? Bugün içinde yaşadığımız durum da buna bir örnek teşkil eder mi? Nedir o ruh?
Tam da olan budur; ihtiyaç hasıl olmuş, ayrılık gayrılık bitmiş, kavgalar, didişmeler sonraya bırakılmış, “Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır.” denilerek bizi biz yapan kuvvet, millî güç tıpkı Millî Mücadele!de olduğu gibi yine harekete geçmiştir. 
 
Sadece kendi içimizde değil, başka toplumların yaşadığı zorluklara karşı da hoşgörü geliştirebilen, empati kurabilen bir millet olduğumuz söylenebilir mi? Bunun örneğini verebilir misiniz?
Dünyanın her yerinden ülkemize yardımlar yağdı; İsrail, Ermenistan, Yunanistan da buna dahildi. Hepsine çok teşekkür ederiz. Tamam, felaket çok büyüktü, uluslararası dayanışma diplomasisi bunu gerektiriyordu ama bu yardımlaşmada özellikle İslam ülkelerinden ve Türk dünyasından gelen yardımlarda inanılmaz bir fedakârlık ve cansiperane bir tutum vardı. Filistin dahi kurtarma ekibi ve yardım gönderdi. Yokluklar içindeki kardeşlerimiz Arakanlıları, yoksul Afgan halkının çırpınışlarını kalbimiz kaydetti. Niye böyle olduğu konusunda hiç kendinizi yormayın. Osmanlı’dan başlayarak günümüze kadar nerede dara düşmüş insanlar, felaketle karşılaşmış toplumlar, mazlumlar varsa oraya koşmaya çalışmamız ve oralardaki insanların duyduğu minnet hissinden daha açıklayıcı bir gerçek bulamazsınız. Örnek soruyorsunuz, ben de size şunu soruyorum: Dünyanın neresinde insanlar acı çekti de milletimiz onu kendisine yapılmış gibi hissetmedi ve yardıma koşmadı.
 
Toplum ve devlet olarak mültecilere, mazlumlara kol kanat germemiz, en yakın tarihle söyleyecek olursak pandemi döneminde dünyanın pek çok ülkesine yaptığımız yardımlar bugün bize dünyadan gelen yardımlar olarak da dönüyor mu? Türklerin başka milletlere olan hoşgörüsü ve bunun geri dönüşü açısından neler söylenebilir?
Söze lüzum var mı, gerçekler apaçık ortada değil mi? Merak eden açar bakar son dönemde onca eleştiriye ve fırtınaya göğüs gererek en çok göç alan ülkenin, adeta “mazlumlar için esenlikler yurdu” olan ülkenin neresi olduğuna…
 
“İSLAM SANCAĞI ALTINDA KENETLENMEMİZİN PAYI BÜYÜK”
İslam öncesi ve sonrasında Türk toplumunda yardımlaşma, kenetlenme duyguları nasıl değişti? Ya da değişti mi? İslam’ın bu duygulara olan katkısı, bir yaşam tarzı olarak dinin etkisi ne oldu, oluyor?
Bana toplumsal psikolojimizdeki en büyük sorun, hatta sorunların kaynağı ne diye sorsanız hemen “segmenter toplum yapımız” diye cevap veririm. Toplumumuz, Batı’daki gibi sınıflardan değil, birbiriyle münasebetleri hayli zayıf segmentlerden oluşuyor ve bu durumun kökenleri çok eskilere soy-boy tazı örgütlenmemize dayanıyor. Farklı toplum kesimleri, sadece kendilerine benzeyenlerle bir araya gelmeye ve kendi birliklerinin sembollerini ulvileştirmeye, diğerlerininkileri ise küçük düşürmeye çalışıyorlar. Semboller üzerinden yürüyen gerilimler, duygusal bir zeminde, kimlik ve kişilikler alanında cereyan ettiğinden, müzakere ve mutabakatla neticelenme şansı çok az oluyor. Birçok toplumsal gerilimin, kardeş kavgalarımızın kaynağında maalesef bu yapısal derdimiz bulunuyor.  Türklerin İslamiyeti kabulü, bu yapısal yaramızı iyileştirmek, ortak bir inanç alanında aynı değerlere bağlanmak anlamında büyük bir fırsat oluşturdu. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki başarılı atılımlarımızda İslam sancağı altında kenetlenmemizin payının büyük olduğunu düşünüyorum.
 
Son dönem bir psikiyatr olarak, kalbi deprem bölgesinde atan insanlara ve oradaki zor durumda olan insanlara faydalı olma çabalarına dair gözlemleriniz neler? İnsanlar nasıl bir ruh halindeler?
Doğrudur, istisnasız hepimizin kalbi deprem bölgesindeki kardeşlerimiz için atıyor. Hepimiz hayat planlarımızı, önceliklerimizi ona göre değiştirdik, depremzede kardeşlerimizle yoğun bir duygudaşlık içine girdik. Bu öylesine bir ruh hali ki, felaketin başlangıcında koşup bir an evvel oraya gitmek, acılarını yüz yüze paylaşmak, onlar için elimizden ne geliyorsa yapmak istedik. Birçoklarımız bunu gerçekleştirdi, akın akın felaketin olduğu yerlere gittik, maalesef bu nedenle trafiğin tıkandığı oldu. İlk gün benim de içim içime sığmıyordu ama hastanede işleri, gönüllü faaliyetlerini organize etmek gibi mühim vazifelerim vardı. Hemen tüm doktorlarımız bölgeye gitmek için seferber oldu. Ertesi gün vizit yaparken içim öyle sıkıldı ki, hekimlerimize “Ben de gitmek istiyorum, başka türlü huzurlu olamayacağım.” dedim. Onlarla bir durum değerlendirmesi yaptıktan, sohbet ettikten sonra biraz rahatlayabildim.

PROF. DR. EROL GÖKA KİMDİR?
1959 yılında Denizli’de doğdu. 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinde (Bu fakülte 1982 yılına kadar eğitimini Hacettepe Tıp Fakültesi bünyesinde sürdürmüştür) tamamladığı eğitiminin ardından, 1983’te Tıp Doktoru oldu. 1989 yılında Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, 1992 yılında Psikiyatri Doçenti olmaya hak kazandı. 1998’de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. 2010 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’na Profesör olarak atandı. Prof. Dr. Erol Göka, halen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Şehir Hastanesinde Psikiyatri Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu olarak görev yapıyor. Prof. Dr. Göka, ülkemizde psikiyatrik hizmetlerin çağdaş biçimlerde örgütlenebilmesi çalışmalarına etkin olarak katılmaktadır. Psikiyatrinin birçok alanında yapılan bilimsel çalışmalarda yer almasına rağmen ilgisi, daha çok psikiyatrinin sosyal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaşmıştır. Psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yönelmiştir. 1991 yılında Uberlingen Moreno Enstitüsünün onayladığı Psikodrama Asistanı belgesini almaya hak kazanmış, Psikodrama Terapisti olmak için gerekli çalışmaları yerine getirmiştir.

Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara Gerçeği! Çocuklar ve Gençler Yalanlarla Kandırılıyor

1081Şubat2024
Alkol Bağımlılığı

“Çocukların ve Gençlerin Elektronik Sigaraya Erişimleri Hızlı Bir Şekilde Engellenmeli”

1081Şubat2024
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigara, Dünyanın Baş Belasına Dönüşmüş Durumda”

1081Şubat2024
Tütün Bağımlılığı

“Çok Uluslu Tütün Şirketleri, Nikotin Bağımlısı Bir Nesil Oluşturmak İstiyor”

1081Şubat2024
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigaralar Mutlak Zararlı ve Bağımlılık Yapıcıdır”

1081Şubat2024
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigaraya Erişim Bu Kadar Kolay Olmamalı”

1081Şubat2024
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Bireyi ve Toplumu Tehdit Ediyor

1080Ocak2024
Alkol Bağımlılığı

Alkolün Güvenli İçilebilecek Bir Miktarı Yoktur

1080Ocak2024
Alkol Bağımlılığı

Sosyal Hizmet, Tedavinin En Önemli Yapı Taşlarından Bir Tanesi

1080Ocak2024
Bağımlılık

Kadınlar Bağımlılık Sürecinde Yalnız Kalıyor

1080Ocak2024
Alkol Bağımlılığı

Alkolle Mücadelenin Yolu; Vergilendirme, Erişim Kısıtlamaları ve Pazarlama Yasaklarıdır

1080Ocak2024
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığına Uluslararası Yaklaşımlar

1080Ocak2024
Yaşam

Savaş, Halk Sağlığını Onarılamaz Biçimde Etkiliyor

1079Aralık2023
Yaşam

“Medyada Yaratılan Algı; Haklıyı Haksız, Doğruyu Yanlış, Güzeli Çirkin Olarak Konumlandırabiliyor”

1079Aralık2023
Yaşam

“Savaşlar, Savaşanları Olduğu Gibi Savaşmayanları Da Olumsuz Etkiler”

1079Aralık2023
Yaşam

“Artık Savaşlar Sadece Sahada Değil, Dijital Dünyada Da Gerçekleşiyor”

1079Aralık2023
Yaşam

“Çocuklardaki ‘Güvenli Dünya’ Algısı Zarar Gördü”

1079Aralık2023
Yaşam

Toplumsal Kaygı Bozuklukları Bağımlılıklara Neden Olabilir Mi?

1079Aralık2023
Bağımlılık

Bağımlılık Herkesi Etkileyen Genel Bir Sorundur

1078Kasım2023
Bağımlılık

Kadınlar Bağımlılıkta Da Ayrımcılıkla Karşı Karşıya Kalıyor

1078Kasım2023
Bağımlılık

Bağımlılığın Ve Şiddetin Doğasında Ortak Ve İç İçe Faktörler Vardır

1078Kasım2023
Bağımlılık

“Anne Veya Eşin Bağımlılık Sorunu Olan Bireye Yönelik Tutum Ve Davranışları Tedavinin Seyrini Etkiliyor”

1078Kasım2023
Yaşam

Kadına Yönelik Şiddete Karşı: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

1078Kasım2023
Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Gebelik

1078Kasım2023
Yaşam

Yeşilay Kadınları Güçlenerek Büyüyor

1078Kasım2023
Yaşam

Dijital Çağda En Kırılgan Grup Çocuklar Ve Gençler

1077Ekim2023
Teknoloji Bağımlılığı

“Dijital Bağımsızlık En Önemli Gündemimiz Olmalı”

1077Ekim2023
Teknoloji Bağımlılığı

“Sağlıklı Teknoloji Kullanımında Teknoloji Amaç Değil, Araçtır”

1077Ekim2023
Teknoloji Bağımlılığı

Çocuklarda Ekran Bağımlılığı

1077Ekim2023
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Bağımlılıktan Uzak, Hayata Yakın Olun!

1077Ekim2023
Yaşam

“Notların Telafisi Vardır, Ancak Zedelenen Öz Güvenin Telafisi Meşakkatlidir”

1076Eylül2023
Eğitim

“Başarının Sırrı Çocuğu Tanımaktan Geçiyor”

1076Eylül2023
Eğitim

Ziller Minikler İçin Çalıyor… Okula Uyum Süreci İçin Öneriler

1076Eylül2023
Eğitim

Çocuğun Okul Başarısını Artırmanın 15 Etkili Yolu

1076Eylül2023
Eğitim

Çocuğunuza Zaman Yönetimini Nasıl Öğretebilirsiniz?

1076Eylül2023
Yaşam

“Günümüzde Ruh Sağlığını Korumak Daha Zor Ve Daha Önemli Hale Geldi”

1075Ağustos2023
Bağımlılık

Bağımlılık Ve Ruh Sağlığı İlişkisi Karşılıklıdır

1075Ağustos2023
Yaşam

“Çocuk Olumsuz Duyguları Makul Düzeyde Deneyimlemeli”

1075Ağustos2023
Bağımlılık

Bağımlı Bireylere Doğru Yaklaşım Nasıl Olmalı?

1075Ağustos2023
Yaşam

Koruyucu Ruh Sağlığıyla Tanışın

1075Ağustos2023
Tütün Bağımlılığı

“Tütün Kontrolü Toplumsal Gündemin Ana Konusu Yapılmalı”

1074Temmuz2023
Tütün Bağımlılığı

“Asıl Mücadele Tütün Endüstrisi İle Mücadeledir”

1074Temmuz2023
Tütün Bağımlılığı

“Zararsız Tütün Olması Mümkün Değildir”

1074Temmuz2023
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigaraların Ülkeler Tarafından Teşvik Edilmesi Sorumsuzluk Örneğidir”

1074Temmuz2023
Tütün Bağımlılığı

“Tütün Şirketleri, İnsanların Sigara İçmek İstemeyecekleri Bir Günün Geleceğini Biliyor”

1074Temmuz2023
Yaşam

“Sağlıklı Etkileşim Ancak Empati İle Olur”

1073Haziran2023
Yaşam

“Empati Gelişimi Bebeklikte Başlar”

1073Haziran2023
Yaşam

“Empati Bir Duygudaşlık Göstergesidir”

1073Haziran2023

Toplumsal Duyarlılığın Vücut Bulmuş Hâli: Gönüllülük

1073Haziran2023
Yaşam

Yeşilay, TİSK Ve TÜMOSAN Depremzede Çocuklar İçin Güçlerini Birleştirdi

1073Haziran2023
Yaşam

Dayanışma Ruhu Kültürel Kodlarımızda Var

1072Mayıs2023
Yaşam

“İyi İletişim Ve Doğru Bilgi Kaygıyı Azaltır”

1072Mayıs2023
Yaşam

Afetlere Dirençli Şehirler Nasıl İnşa Edilmeli?

1072Mayıs2023
Yaşam

Sıfır Maliyetle Kentsel Dönüşüm Mümkün

1072Mayıs2023
Yaşam

“Bugünün Gençleri Üst Kuşaklardan Çok Daha İyiliksever Ve Dayanışmacı”

1072Mayıs2023
Yaşam

Millî Birlik Ve Beraberlik Kodlarımızda Var: Millî Mücadele’den Kahramanmaraş Depremine Toplumsal Kenetlenme

1072Mayıs2023
Yaşam

“Bir An Önce Normalleşmeliyiz”

1071Nisan2023
Yaşam

Dijital Medya Çocuğu Sosyal Hayattan Koparıyor

1071Nisan2023
Yaşam

“Hey Çocuk! Bırak Tabletini Sakince Kitabın Kapağını Aç! Kalbini Aç…”

1071Nisan2023
Yaşam

Mutlu Bir Çocukluk İçin Projeden Çok Daha Fazlası Gerekiyor

1071Nisan2023
Yaşam

Çocuk Gülerse Dünya Güler

1071Nisan2023
Yaşam

Hilal-i Ahdar’dan Yeşilay’a

1070Mart2023
Yaşam

Sivil Toplum Kuruluşları Ve Gönüllülüğün Gücü

1070Mart2023
Yaşam

STK’lar Tek Yürek Oldu: Yüzyılın Felaketi Sonrası Gönüllü Dayanışması

1070Mart2023
Bağımlılık

Bağımlılıklarla Karşı Gönüllü Mücadele

1070Mart2023
Yaşam

Çocuklar İçin Gönüllülük Neden Gerekli?

1070Mart2023
Yaşam

“Tedavi Edilmeyen Kaygı Bozuklukları Kronikleşme Eğilimindedir”

1069Şubat2023
Yaşam

İklim Değişikliğinin Ortaya Çıkardığı Kaygı Hâli: Eko-Anksiyete

1069Şubat2023
Yaşam

Yeni Krizlerin Getirdiği Belirsizlikler Küresel Kaygıyı Körüklüyor

1069Şubat2023
Bağımlılık

“Kaygılar Bağımlılığı Tetikleyebildiği Gibi Bağımlılıklar Da Kaygıyı Besleyebilir”

1069Şubat2023
Yaşam

“Çocukları Kaygıları Nedeniyle Utandırmayalım, Usandırmayalım, Cezalandırmayalım”

1069Şubat2023
Yaşam

Sosyal Medya Kullanımı Kaygıları Tetikliyor

1069Şubat2023
Tütün Bağımlılığı

Sigara İle Mücadelede En İyi Politika, Çocuk Ve Gençleri Tütünsüz Ortamda Büyütmektir

1068Ocak2023
Tütün Bağımlılığı

YEDAM’ın Kişiye Özel Programlarıyla Sigaraya “Dur” Deyin

1068Ocak2023
Tütün Bağımlılığı

Örnek Vakalarla Tütün Bağımlılığı Tedavisi

1068Ocak2023
Tütün Bağımlılığı

Tütün Bağımlılığı Vücudumuza Neler Yapıyor?

1068Ocak2023
Tütün Bağımlılığı

Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Neler Oluyor?

1068Ocak2023
Alkol Bağımlılığı

Dünyada Alkol Kullanımı Ve Önleyici Politikalar

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığını Önlemeye Dair Yasal Düzenlemeler

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Alkolün Bir Diğer Karanlık Yüzü: Şiddet Ve Alkol İlişkisi

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Ebeveynler Alkol Kullanan Gence Nasıl Yaklaşmalı?

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Sevdiklerimizi Alkol Bağımlılığından Nasıl Koruruz?

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Alkolsüz Hayat Neler Kazandırıyor

1067Aralık2022
Alkol Bağımlılığı

Alkol Vücuda Neler Yapıyor?

1067Aralık2022
Teknoloji Bağımlılığı

“İletişim Yoluyla Kendimizi Var Ediyoruz”

1066Kasım2022
Bağımlılık

“Bireyi Bağımlılığa Götüren Duygusal Yalnızlıktır”

1066Kasım2022
Yaşam

“İnsan İnsana Şifadır, Umuttur, Yoldur”

1066Kasım2022
Bağımlılık

Güvene Dayalı İletişim Bağımlılıklardan Koruyor

1066Kasım2022
Yaşam

Sanal İletişim Gerçek İletişimin Yerini Tutar Mı?

1066Kasım2022
Teknoloji Bağımlılığı

“Dijital Oyun Bağımlılığı Ciddi Bir Sorun”

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

“Teknolojiyi Doğru Kullanmayı Öğrenmeliyiz”

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Dünyada Eğitim Şart

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Dünyada Bizi Neler Bekliyor?

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

Sanal Ortam Güvenliğinin Teminatı: Siberay

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

Rakamlarla Dijital Dünya

1065Ekim2022
Teknoloji Bağımlılığı

TÜİK Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye Dijitalleşiyor

1065Ekim2022
Yaşam

“Proje Çocuklar Kuklaya Dönüşüyor”

1064Eylül2022
Yaşam

“Mutlu Bir Aile İçin Her Şey Mükemmel Olmak Zorunda Değil”

1064Eylül2022
Yaşam

Değerler Eğitimi Bu Dünyanın Bir İhtiyacı

1064Eylül2022
Bağımlılık

TBM İle Her Yıl Milyonlarca Kişiye Ulaşıyoruz

1064Eylül2022
Bağımlılık

Yaşam Becerileri Bağımlılıklardan Koruyor

1064Eylül2022
Yaşam

Okul Heyecanı Başlıyor

1064Eylül2022
Yaşam

“Tüketerek Mutlu Olma Çabası Büyük Bir Yanılgı”

1063Ağustos2022
Yaşam

“İnsanın Manevi Alanı Boşluk Kabul Etmez”

1063Ağustos2022
Yaşam

Mutluluk Beyinde Başlar

1063Ağustos2022
Yaşam

Toplumsal Mutluluğun Şifreleri

1063Ağustos2022
Yaşam

Sağlıklı Tabaklar, Mutlu Yüzler

1063Ağustos2022
Yaşam

Mutluluğa Götüren 7 Adım

1063Ağustos2022
Yaşam

Az Çoktur!

1062Temmuz2022
Yaşam

“Sadeleştikçe Zihin Sağlığımızı Korumamız Da Kolaylaşır”

1062Temmuz2022
Yaşam

Atıksız Bir Mutfak Mümkün

1062Temmuz2022
Yaşam

Biraz Yavaşlamaya Ne Dersiniz?

1062Temmuz2022
Yaşam

Sade Ve Özgür Bir Yaşamın Yolu: “Küçük Ev” Akımı

1062Temmuz2022
Yaşam

Daha Huzurlu Bir Hayat İçin Sadeleş!

1062Temmuz2022
Yaşam

Atık Kağıtları Sanat Eserine Dönüştürüyor

1062Temmuz2022
Sağlıklı Yaşam

Pedallar Sağlıklı Yaşam İçin Çevrildi

1061Haziran2022
Bağımlılık

Yeşilay’dan “Bağımsız Gençlik” Manifestosu

1061Haziran2022
Bağımlılık

YEDAM Sempozyumu'ndan Bağımlılıklara Bilimsel Bakış

1061Haziran2022
Bağımlılık

Sağlıksız Aile Tutumları Bağımlılık İçin Risk Faktörü

1060Mayıs2022
Bağımlılık

Bağımlı Profilleri Nasıl Şekilleniyor?

1060Mayıs2022
Bağımlılık

Bağımlı Ebeveyn Çocuğun Tüm Yaşamını Etkiliyor

1060Mayıs2022
Bağımlılık

“Hayır” Diyebilen Bir Çocuk Yetiştirmek

1060Mayıs2022
Teknoloji Bağımlılığı

Ailenin Dijitalleşme ile İmtihanı

1060Mayıs2022
Bağımlılık

Bağımlılık Aileden Etkilenen ve Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır

1060Mayıs2022
Tütün Bağımlılığı

Elektronik sigara nikotin pandemisini gelecek nesillere taşıyor

1059Nisan2022
Tütün Bağımlılığı

Tütünle Mücadelenin Bir Ayağı da E-Sigara ile Mücadele Olmalı

1059Nisan2022
Tütün Bağımlılığı

Dünya Elektronik Sigara ile Nasıl Mücadele Ediyor?

1059Nisan2022
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara En Az Sigara Kadar Zararlı

1059Nisan2022
Yaşam

“Dünya Şiddetli Bir Merhametsizlik Hastalığına Tutulmuş Vaziyette”

1058Mart2022
Yaşam

Tarih Boyunca Vardı Ve Hep Var Olacak: Sivil Toplum Kavramı Ve STK’lar

1058Mart2022
Yaşam

Yeşilay’a Gönülden Bağlı Olanlar

1058Mart2022
Yaşam

Merhamet Ve İyiliğin Gücü: Gönüllülük

1058Mart2022
Yaşam

Gönüllülük Çalışmaları Dersiyle Teori Ve Pratik Bir Arada

1058Mart2022
Tütün Bağımlılığı

Vazgeçilen her sigara sağlıklı bir hayatın kapısını aralar”

1057Şubat2022
Tütün Bağımlılığı

Çocuklarımızı sigaradan nasıl koruruz?

1057Şubat2022
Tütün Bağımlılığı

Sigara stresi azaltmaz, sigarasızlık stres oluşturur

1057Şubat2022
Tütün Bağımlılığı

Şimdi tam zamanı!

1057Şubat2022
Tütün Bağımlılığı

“Bırakabilirsin” mobil uygulamasıyla sigaradan kurtulun!

1057Şubat2022
Teknoloji Bağımlılığı

Fizikselden Sanala Yeni Bir Şiddet Türü: Siber Zorbalık

1056Ocak2022
Teknoloji Bağımlılığı

Ergenler Sosyal Medya Bağımlılığında Risk Grubunda

1056Ocak2022
Teknoloji Bağımlılığı

Geleneksel Değerler Çocukları Koruyor

1056Ocak2022
Teknoloji Bağımlılığı

Sosyal Medyada Dayatılan Güzellik Büyük Bir Yanılgı

1056Ocak2022
Kumar Bağımlılığı

Çocuklarınız İçin Ulaşılabilir Ebeveynler Olun

1055Aralık2021
Kumar Bağımlılığı

Pandemi Sonrasında Toplumları Bekleyen Tehlike: Çevrim İçi Kumar Bağımlılığı

1055Aralık2021
Kumar Bağımlılığı

Aileler Tedavi Sürecine Aktif Olarak Dahil Olmalı

1055Aralık2021
Alkol Bağımlılığı

Alkol Kontrol Politikaları Toplumları Koruyor

1054Kasım2021
Alkol Bağımlılığı

“Alkol Bağımlısı Kişilerin Çocuklarının Ruh Sağlığını Yakından Takip Edilmeli”

1054Kasım2021
Alkol Bağımlılığı

Alkol Aile İçi Şiddette Risk Faktörü

1054Kasım2021
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığını Anlamaya Yönelik Faaliyetler

1054Kasım2021
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağırsak Sağlığını Bozuyor

1054Kasım2021
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığıyla Asırlık Mücadele: YEŞİLAY

1054Kasım2021
Kumar Bağımlılığı

“Gençliğin En Büyük Sorunu Büyüyememek”

1053Ekim2021
Yaşam

İyi Arkadaş Çevresi Bağımlılıklardan Uzak Tutar

1053Ekim2021
Yaşam

Davranışsal Bağımlılıklar En Çok Genç ve Ergenleri Etkiliyor

1053Ekim2021
Madde Bağımlılığı

Çocuğum Madde Kullanıyor mu?

1053Ekim2021
Yaşam

Gençlerin Gözünden Bağımlılıklar

1053Ekim2021
Yaşam

Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması, Edebiyat ve Sanatla Farkındalık Oluşturuyor

1053Ekim2021
Sağlıklı Yaşam

Antikten Moderne 28 Asırlık Yolculuk

1052Eylül2021
Sağlıklı Yaşam

Türkiye’nin En Başarılı Olimpiyat Tecrübesi TOKYO 2020’nin Ardından

1052Eylül2021
Sağlıklı Yaşam

Yaşam Becerileri Bireyi ve Toplumu Korur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Stresle Mücadelede Yaşam Becerileri Faktörü

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Aileyle Sağlıklı İletişim Sağlıklı Kararları Doğurur

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

“Hobiler Bizi Ruhsal Olarak Geliştirir”

1051Ağustos2021
Sağlıklı Yaşam

Hangi Yaşta Hangi Sporu Yapmalı?

1051Ağustos2021
Yaşam

“Sanat ve Kitap Bağımlısıyım”

1051Ağustos2021
Teknoloji Bağımlılığı

YEDAM'dan İnternet Bağımlılığına Özgün Çözümler

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Sarmalında Oyun Oynama Bozukluğu

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ebeveynler Doğru Rol Model Olmalı”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Oynama Bozukluğunun Tedavisinde Yasaklar Çözüm Değil

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Ulusal Kampanyalar Farkındalık Oluşturuyor”

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Sizi Değil, Siz Onu Kontrol Edin!

1050Temmuz2021
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Hasta Ediyor

1050Temmuz2021
Sağlıklı Yaşam

Artan Obezite, TBMM’nin de Gündeminde

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Türkiye’nin Obeziteyle Mücadelesi

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Obezite, 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Kalmak Virüsten Korudu, Obeziteyi Artırdı

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Pandemi Döneminde Yeme Bozuklukları Arttı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

“Besin Örüntüsü Dengeli Olmalı”

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Evde Hareketsiz Kalmayın!

1049Haziran2021
Sağlıklı Yaşam

Ağır Yaşamların Yükü Hafifliyor Mu?

1049Haziran2021
Yaşam

Gidene Üzülmek Yerine Var Olanı Güçlendirmeliyiz

1049Haziran2021
Yaşam

“Babalar Dua Gibidir; Artık Görünmez Olsa Da Dokunur Evladına...”

1049Haziran2021
Bağımlılık

“Sanat ve Spor, Bağımlılıkla Mücadelenin Panzehirleridir”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Gençlerde Davranışsal Bağımlılıklar Artıyor

1048Mayıs2021
Bağımlılık

“Aile Bağları Ne Kadar Sağlamsa, Bağımlılık Riski O Kadar Azalır”

1048Mayıs2021
Bağımlılık

"Özgürlük ve Sorumluluk Birbirini Tamamlar"

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Anne-Babalar Dikkat! Uzun Süreli Ekran Maruziyeti Nelere Yol Açıyor?

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Yeşilay Gençlerin, Gençler Yeşilay’ın Yanında!

1048Mayıs2021
Bağımlılık

Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları TOHM’da Yetişiyor

1048Mayıs2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlı Kişi, İnterneti Bir Kaçış Yöntemi Olarak Kullanıyor”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Anne Babaya Güvenli Bağlanma Bağımlılıktan Korur

1047Nisan2021
Bağımlılık

“Öz Saygısı Düşük Bireylerde Bağımlılık Riski Daha Fazladır”

1047Nisan2021
Bağımlılık

Pandemi Sürecinde Kaygı Bozukluğu Arttı

1047Nisan2021
Bağımlılık

Sosyal Kaygı İnternet Bağımlılığını Tetikliyor

1047Nisan2021
Yaşam

Buz Hokeyi Sayesinde “Tek Yürek” Oldular: Bağımlılıktan Kurtuldular

1047Nisan2021
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Çağın Hastalığı: Yeni Nesil Bağımlılıklar

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Yasa Dışı Kumar ve Bahisle Hukuksal Mücadele

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

Sevgi ve İlgi Bağımlılıklardan Korur

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Bağımlılık Tüm Aileyi Etkileyen Bir Hastalıktır”

1046Mart2021
Teknoloji Bağımlılığı

“Dijitalleşme Aile İçi İlişkilerin Kalitesini Düşürüyor”

1046Mart2021
Yaşam

“Pandemiden Ders Çıkararak Geleceğimizi Kurtarabiliriz”

1046Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Kampanyalar Sigara Endüstrisinin Gerçek Yüzünü Gösteriyor”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Tütün Fiyatları ve Vergiler Düşürülmemelidir"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

“Elektronik Sigara Kullanmak, Marka Değiştirerek Sigara Kullanımına Devam Etmek Gibidir”

1045Mart2021
Tütün Bağımlılığı

“Sigarayı Bırakmak Kanser Riskini Azaltır”

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Pandemide Sigara İçme Oranları Düştü

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

"Çocuğunuzun ‘Hayır’ Deme Becerisini Geliştirin"

1045Şubat2021
Tütün Bağımlılığı

Tütün Bağımlılığına Karşı YEDAM Desteği

1045Şubat2021
Madde Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı COVID-19'u Tetikliyor

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Bağımlılık Tedavisi Ertelenmemeli, Güçlendirilmeli"

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

“Madde Bağımlılığının Gerçek Tedavisi Rehabilitasyondur”

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Zehir Tacirlerinin Pandemi Fırsatçılığı

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

Her İki Madde Bağımlısından Biri Depresyonda

1044Ocak2021
Madde Bağımlılığı

"Online Terapi, Kişileri Madde Kullanımından Uzak Tuttu"

1044Ocak2021
Sağlıklı Yaşam

“Gençlik İnsan Hayatının En Zor Dönemidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Doğru Rol Model Olmak Önemli

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

“Spor ve Sanat Tedavi Edicidir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Mutluluk Ailede Başlar

1043Mutluluk Ailede Başlar2020
Sağlıklı Yaşam

“Depresyon, Gündelik Bir Keyifsizlik Hali Değildir”

1043Aralık2020
Sağlıklı Yaşam

Beslenme Anlayışı Ailede Şekilleniyor

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Organik Beslenmeye Mucizevi Bir Anlam Yüklenilmemeli”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Bir Tür Yeme Bozukluğu: Ortoreksiya Nervoza

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Tarladan Sofraya Uzanan Bir Zincir: Gıda Güvenliği

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

“Tarımsal Üretimi Tüketici Davranışları Belirleyecek”

1042Kasım2020
Sağlıklı Yaşam

Ekolojik Yaşam Arayışları

1042Kasım2020

“Çocuklarımızı Korumakla Yükümlüyüz”

Ekim
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Nelere Yol Açıyor?

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Buluyor

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Ticari Kaygılar Çocukları Korumanın Önüne Geçiyor"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Yasak Koyarak Çocuğunuzu Bağımlılıktan Koruyamazsınız"

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığının Karanlık Yüzü

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Davranışsal Bağımlılıklara YEDAM Desteği

1041Ekim2020
Teknoloji Bağımlılığı

Bütün Aile Toplanalım, Ekranları Unutalım

1041Ekim2020
Eğitim

"Eğitimin Sürekliliği Sağlanmalı"

1040Eylül2020
Yaşam

“Çocuklarınıza Onları Önemsediğinizi Hissettirin”

1040Eylül2020
Eğitim

Bu Sefer Ziller Ebeveynler İçin Mi Çalıyor?

1040Eylül2020
Eğitim

Okul Fobisi Sizi Korkutmasın!

1040Eylül2020
Eğitim

Okula Yeni Başlayanların Pandemiyle İmtihanı

1040Eylül2020
Eğitim

Okullar Sağlık Tedbirleri İle Açılıyor

1040Eylül2020
Eğitim

Yeşilay Eğitim Faaliyetleri Hız Kesmiyor

1040Eylül2020
Alkol Bağımlılığı

Gençlerde Alkol Bağımlılığında Önemli Bir Basamak: Sosyal İçicilik

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Nedir, Nasıl Başlar, Nasıl Tedavi Edilir?

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Nöroloji Alkolün Güvenli Sınırı Yok Diyor!

1039Ağustos2020
Bağımlılık

Pandemi Bağımlılıkları Tetikledi

1039Ağustos2020
Alkol Bağımlılığı

Alkol Vücuda Neler Yapar?

1039Ağustos2020
Yaşam

“İyiliğin Kanatlarına Tutunmaya Her Zamankinden Çok İhtiyacımız Var”

1038Temmuz2020
Yaşam

Pandemi Günlerinde Dayanışmanın Çarpan Etkisi: Vefa Sosyal Destek Grubu

1038Temmuz2020
Yaşam

Türkiye’de Afet Yönetimi ve Gönüllülük

1038Temmuz2020
Yaşam

"İnsan"ın En Zor Anında 152 Yıldır Hep O Var: Türk Kızılay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bağımlılığa Karşı "Gönüllü" Mücadelenin Adı; Yeşilay

1038Temmuz2020
Yaşam

Bir Ömür Boyu Yeşilaylı Olanlar…

1038Temmuz2020
Yaşam

Gönüllü Olmak Hem Sizi Hem De Dünyayı Değiştirir

1038Temmuz2020
Yaşam

Vakıf ve Gönüllülük Üzerine

1038Temmuz2020
Teknoloji Bağımlılığı

"Teknoloji Kullanımı Stresi Artırıyor"

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Pandemi Günlerinde "Teknoloji" Dost Mu, Düşman Mı?

1037Haziran2020
Teknoloji Bağımlılığı

Koronavirüs Dijital Bağımlığı Tetikledi

1037Haziran2020
Yaşam

"Evden Çalışma Modeli B Planı Olarak Elimizde"

1037Haziran2020
Yaşam

10 Soruda Koronavirüs Sonrası Küresel Sistem

1037Haziran2020
Alkol Bağımlılığı

"Şişenini Dibi"nden Görünenler

1032Ocak2020
Alkol Bağımlılığı

İpler Senin Elinde Alkole Hayır De!

1032Ocak2020
Tütün Bağımlılığı

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: "Sigarayı Bugün Bıraksanız Yarın Covid-19 Riskiniz Azalır"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Diyetisyen Derya Zünbülcan: "Esas Risk, Yanlış Beslenme"

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

"Koronafobi" Virüsten Daha Hızlı Yayılıyor

1036Mayıs2020
Eğitim

Hayat da Eğitim de Eve Sığar

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Korona Günlerinde Ev Hayatı

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam İçin Sporla “Evde Kal”

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Dezenfeksiyon Aracı: Güneş

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

El Hijyeni Virüsten Korur

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Evde Düzen İçin İpuçları

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Bahane Yok! Oyun Vakti

1036Mayıs2020
Sağlıklı Yaşam

Asıl Soru Şu; Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Koruruz?

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

"Dengeli Beslenme Sizi Mutlu Eder"

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Daha İyi Bir Yaşam İçin Sadeleşin

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Doğal Yaşamda Sürdürülebilirlik Önemli

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Aşılama Yalnızca Kişiyi Değil Toplumu da Koruyor

1035Nisan2020
Sağlıklı Yaşam

Bitkilerin İyileştirme Gücü Hakkında Her Şey

1035Nisan2020
Teknoloji Bağımlılığı

Gençlikve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu: "E-sporun en büyük riski, dijital bağımlılıktır"

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

DSÖ’nün Gündeminde E-spor ve Oyun Bağımlılığı Var

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

E-Spor Obeziteye Neden Oluyor

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Dijital Oyun Nasıl E-spor Oldu?

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Prof. Dr. Tolga Arıcak: E-Spor Bağımlılık Riskini Artıracak

1031Aralık2019
Teknoloji Bağımlılığı

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Dijital oyunların e-spor olarak anılmasına itirazımız var

1031Aralık2019
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara ile Yasal Mücadele

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara Can Almaya Devam Ediyor Can Almaya Devam Ediyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Elektronik Sigara da Sigara Kadar Zararlı

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Doç. Dr. Toker Ergüder: Elektronik Sigara, En Az Sigara Kadar Bağımlılık Yapıyor

1030Kasım2019
Tütün Bağımlılığı

Amaçları Daha Fazla İnsanı Bağımlı Yapmak

1030Kasım2019